Bankacılık Karları, Faiz Lobisi ve LIBOR Skandalı
Bankacılık Karları, Faiz Lobisi ve LIBOR Skandalı
Konuya dar kapsamda sadece bankacılık açısından bakıldığında; 875 milyar TL’lik mevduat toplayan bankalarımızın topladığı “mevduat faizi” ile verdikleri “kredilerin faizi” arasındaki makas, banka karlılıklarını açıklayan en önemli unsurdur. Dolayısıyla faizlerin yüksek ya da düşük oluşu değil; kredi ve mevduat faizleri arasındaki farkın faiz seviyesine oranındaki yükseklik önem kazanır.
İşte bu manada faizlerin özellikle mevduat cephesinde daha düşük seyrederken, kredi faizlerinin o derece gerilememesi bankacılık karlılığını oldukça yüksek tutabiliyor. Ancak 2013 yılı itibariyle (son dönemlerde) özellikle TCMB’nin politikasında hızlı bir değişim ile gecelik borç verme ve alma faizlerinin ve politika faizinin hızla aşağı çekilmesi neticesinde bankacılık kesimi ciddi etkilere maruz kalmıştı.
Rekabet soruşturmasının sonuçlanmasının ve ilgili cezaların açıklanmasının ardından kredi faizleri tarafında da bankaların yüksek faiz uyguladıklarına yönelik eleştirilerin artmasıyla birlikte bankaların bir ölçüde kredi faizlerini indirme eğilimine girdikleri görülmüştür. Bu sefer de, faiz gelirlerinin azalacağını öngörmeye başlayan bankalar alternatif getiri sağlama araçlarına yani masraf ve komisyonlara yönelmeye başlamıştır. Ortada net olarak kalan bir gerçek, 2008 Krizini takiben finansal kesimin yüksek karlılığa devam diyebilirken, reel sektörün aynı performansı gösterememiş olmasıdır. Dolayısıyla istikrarlı büyüyen bir ekonomi modelinde reel ve finansla kesim karlılığında rasyonel bir denge gözetilmelidir.
Faiz Lobisi en basit ifadeyle, faiz hareketlerini araç olarak kullanarak manipülasyon yapanları ifade edecektir. Bir mali sistemde tekelci yapı ya da tekelci güçler tarafından domine edilebilen bir yapı var ise; faizlerin en ufak hareketiyle çok ciddi rant transferleri söz konusu olacaktır. En bariz örneğini daha geçen sene LIBOR skandalı (manipülasyonu) olarak İngiltere’de yaşadık (http://papers.ssrn.com/sol3/papers.cfm?abstract_id=2189860). Çok büyük bankaların kendi çıkarları için kredi faizlerini nasıl bilerek ayarladıkları delilleri ile ortaya konuldu. Görünen gerçek o ki; global dev bankaların bu oyunları aslında salkım salkım tüm alt piyasaları ve ülkeleri de etkiliyor. Bu anlamda yaşananları ibret olarak alırsak; “faiz lobisi” söylemini hiç de yabana atmadan tetikte olunması yerinde görünüyor.
Ekonomide şeffaflık en ileri düzeyde uygulanabilir olmak zorundadır, kaynaklar en kısa sürede en doğru üretim alanlarına döndürülmek durumundadır. Bütün bunlara rağmen yine de en etkin gözetim ve denetim sistemi de devrede tutulmalıdır.