Advertisement

Bugün 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü…

Birleşmiş Milletler'in 2014’ü neden 'Aile Çiftçiliği' yılı ilan ettiği ve bunun sürdürülebilir tarım politikaları açısından ne anlama geldiğini hatırlamak ve hatırlatmak açısından önemli bir gün.

BM Gıda ve Tarım Örgütü FAO verilerine göre dünyada 570 milyondan fazla tarımsal işletme var. Bunların yaklaşık 500 milyonu aile işletmesi…

Aile çiftçiliğinin küresel tarım üretimindeki payı ise yüzde 56’yı aşıyor.

Dünyadaki tarım işletmelerinin 475 milyondan fazlası yani yaklaşık yüzde 84’ü 2 hektardan az bir toprağa sahip.

Yine FAO verilerine göre çiftçi ailelerin en yoğun olduğu kıtalar Orta ve Kuzey Amerika ile Asya. Buralardaki aile işletmelerinin oranı yüzde 84 civarı. Avrupa’da ise bu oran yüzde 68, Afrika’da yüzde 62 ve Latin Amerika’da sadece yüzde 18.

Aile çiftçiliği, ulusal ve küresel gıda güvenliğinin ayrılmaz bir parçası niteliğinde..

Bugün sistematik olarak yok edilmeye çalışılan geleneksel gıda ve ürünlerini koruyabilmenin tek yolu 'Aile Çiftçiliği'nden geçiyor.

Dengeli bir küresel tarım politikasından, sürdürülebilir doğal kaynaklar ve biyoçeşitliliğin güvenliğinden bahsettiğimiz bir noktada aile çiftçiliğinin önemi daha net ortaya çıkıyor.

FAO'ya göre de aile çiftçiliği yerel ekonomilerin desteklenmesi, fırsatlar yaratılması ve gıda-emtia piyasasındaki istikrar açısından sigorta niteliğinde.

Bu bahsedilen hassas dengeler sadece az gelişmiş ya da gelişmekte olan ekonomiler için değil gelişmiş ekonomiler için de geçerli.

Aile tarım işletmelerinin ulusal düzeydeki gelişiminde bir dizi faktörler ön plana çıkıyor.

Ekolojik koşullar ve toprak özelliklerinin yanısıra tarım politikalarına yönelik uygulamalar, pazarlara erişim, arazi ve doğal kaynakların kullanımı, teknolojiye adaptasyon, finansmana erişim bu faktörlerden bir kaçı..

Aslında tüm bu yönleri ile bakıldığında aile çiftçiliğinin önemli bir sosyo-ekonomik, çevresel ve kültürel role sahip olduğu daha iyi anlaşılıyor.

Buraya kadar teoride olması gereken bir tarımsal üretim modeli ve nedenlerini kısaca dile getirdik.

İşin bir de Türkiye özelinde pratiğine bakmakta fayda var.

Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV) istihdam izleme bültenine göre, 2012 yılı sonunda 1 milyon 56 bin 852 kişi olan kayıtlı çiftçi sayısı 2013 yılında yüzde 12 azalarak 928 bin 454 kişiye geriledi.

81 ilin tamamında kayıtlı çiftçi sayısında azalma yaşandı.

Çiftçi sayısının en fazla azaldığı illerin başında Samsun, Konya, Manisa, Antalya ve Hatay geliyor.

Türkiye'de yüksek girdi maliyetleri altında ezilen, ürünü para etmeyen ve zar zor ayakta duran çiftçilerin sorunları artık kronikleşmiş durumda.

Üreticilerin bir kısmı topraklarını daha etkin ve dikkatli şekilde yöneterek, olumsuz şartlara rağmen verimliliklerini oldukça yüksek bir düzeyde sürdürme gayreti içinde.

Ama maalesef bir kısmı da zor şartlara dayanamayarak bu sektörden çıkıyor.

Gerçek şu ki çoğu çiftçi isteyerek toprağını, hayvanını ya da köyünü terk etmiyor. Olumsuzluk ekonomik koşullar altında ezilen ve çaresiz kalan köylü nüfusu buna mecbur bırakılıyor.

Türkiye’de 3 milyondan fazla tarımsal işletme var. Bu işletmelerin yaklaşık 2 milyonu yani yüzde 65’ten fazlasının sahip olduğu arazi 50 dönümden az.

Türkiye dahil dünyanın bir çok bölgesinde artık tarım şirketleri ve holdingler büyük montanlarda yatırım ile bu alana giriyor ve küçük üreticilerin, pazardaki dengesizlikler ve adil olmayan rekabet yüzünden yaşama şansı kalmıyor.

2014 BM’nin 'Aile Çiftçiliği' yılı ilan edildi ama aynı zamanda 2014 Türkiye’deki çiftçiler açısından son yıllardaki en zor dönemlerden biri maalesef.

Yaşanan tarımsal kuraklık, don, dolu, ani sağanak yağmurlar Türkiye’nin dört bir tarafındaki üreticiyi mağdur etti. Bu gelişmeler, çiftçinin kronik sorunlarının üzerine adeta tuz biber ekti.

Buğday, kayısı, fındık, elma, ceviz, kiraz gibi çok sayıda ürün hasar gördü, rekolteler düştü. Girdi maliyetleri altında ezilen üretici maalesef bu yıl da zararda...

Üretimden para kazanamayan, buna karşılık ithal ürünler ile rekabet etmeye zorlanan üreticilere karşın tüketicinin yüksek fiyattan tükettiği gıdalara yönelik tartışmalar sürerken...

Buruk da olsa Dünya Çiftçiler Günü kutlu olsun…

Bloomberg Ht Editörü
İrfan Donat
idonat@bloomberght.com

BU HABERE YORUM YAZ
 
26 Mayıs 2014 Pazartesi, 09:10 Misafir dünya pazarında talep edilen ve katma değerli ürünlerin üretimine yönelilmeli. yüksek teknoloji kullanılmalı. geleneksel ürün ve methodlar para etmiyor. köylüler tarımsal endüstriyi keşfetmeli, eğitilmeli. modern tedarik zincir yapıları kurularak köylünün malı doğrudan dünya pazarı ile buluşturulmalı.
21 Mayıs 2014 Çarşamba, 09:15 Misafir köylülerin hayvan otlatdığı yerleri ağaçtikersen ve sararsan devlet olarak köylülerin hayvanları otluyacak yer bulamaz ve hayvanları satar veya kestirir ve köyden şehire göç eder ve köyboşalır issizlik artar sende devlet olarak dışardan et veya hayvan ithal edersin bazıkişiler bundan para kazanır. benim güzel insanım fakirleşir ve iş bulamaz ve köyler boşalır, benim insanım eziyet ceker köylere ağaç dikilecekse önceköyde orman varmınekadarvar otlak nekadar var bakılır köylüye otlak yedermi onagöre incelenir köylüye tektek sorulur,geçim kaynaklarına bakılır orman varsa agaçlantirma yapılmaz.
16 Mayıs 2014 Cuma, 10:38 Misafir bunları el oğlu biliyor da bizim sorumlular ne yapıyor. bi de bunun analizini yapsanız.