Advertisement

Dünya sağlık örgütünün pandemi olarak ilan ettiği covid-19 salgını, en yakın zamanda kontrol altına alınsa dahi insanlık tarihine son yüz yılın en büyük sağlık krizi olarak geçecektir. Şu an için dünya da yaklaşık üç buçuk milyon insanı etkisi altına alan covid-19, ülkeleri de bu virüsle tek başına mücadele etmeye mecbur bırakmıştır. Temennimiz en kısa sürede hastalığın panzehrini yani aşısının bulunup normalleşmeye dönülmesidir.

Ülkelerin salgının büyümemesi dahilinde aldığı önlemler insanların daha ziyade evde kalmalarını öngördüğü için dünya ekonomisine de büyük bir daralma getireceği aşikardır. Ülkemizde dünyadaki bu ekonomik daralmadan mutlak payını alacaktır. Bu hastalığı bir tünele benzetirsek insanlık tünelin içine girmiş ve tünel arkadan çökmeye başlamıştır. Sağlıklı kalabilmemiz için insanlığın önünde tek yön vardır, ileri gitmek. Ülkemizde belki sağlık açısından tünelden çıkış ışığını gördük ancak ekonomik yaraları görmemiz için tünelden çıkıp tünelin dışındaki yıkıntının ne kadar büyük olduğunu görmemiz şarttır. Devletimiz tam da bu noktada Covid-19 ile mücadeleyi Sağlık Bakanlığımızın öncülüğünde oluşturulan Bilim Kurulunu bırakarak önemli bir adım atmıştır. Sağlık sistemimizin temelinin sağlam olması, bilim kurulunun aldığı kararların harfiyen uygulanması noktasında ülkemiz kendisine eş değer ülkelerin yanında çok başarılı bir sağlık politikası uygulamıştır.

Ülke olarak bilim kurulunun almış olduğu kararların uygulanması noktasında vatandaşlar olarak ne kadar uyarsak o kadar az hasarla bu salgını atlatacağımız kesindir. Bu sebepledir ki ülkemizde yaşayan bütün vatandaşlarımızın bilim kurulunun almış olduğu kararlara uymaya davet ediyorum. Salgının getirdiği ekonomik daralmanın çözümünü de üç başlıkta incelemenin doğru olduğunu düşünüyorum.

1- Salgın halinde iken alınacak önlemler

2- Normalleşmeye dönülmesi noktasında alınacak ekonomik tedbirler

3- Normalleşme süreci sonrasında alınacak ekonomik tedbirler

Hükümetimiz tabandan aldığı verilere dayanarak, açıklamış olduğu ekonomik tedbir paketleri ile salgın halinde yaşadığımız ekonomik daralmada küçük ve orta ölçekli KOBİ’lerimizin krizi en az hasarla atlatılması noktasında önemli adımlar atmıştır. Ancak bu adımlar 2021 sürecinde KOBİ’lerimizin önüne büyük yükler getirecektir. Finansa ulaşım noktasında alınan kredilerin ödenme dönemleri geldiğinde KOBİ’lerimizin daha büyük zorluklar yaşayacağı kesindir. Bu sebepledir ki ikinci aşama dediğimiz noktada alınan kredilerin ve ötelenen borçların mutlak ve mutlak en uygun şekilde yapılandırılması şarttır. Üçüncü aşamada ise Covid-19 salgını ile daralan ekonominin canlanması ve gelecek taleplerinde değişeceği öngörüsü ile bölgesel kalkınma projeleri araştırılarak KOBİ’lerimizin üretim politikasına geçirilmesi, tarım, sanayi, Ar-Ge, turizm gibi alanlara önemli hibe teşviklerin çıkarılarak teşvik edilmesi çok önemlidir. Böylece vatandaşımız hem kendisi üretip kazanacak hem de ülkemiz için önemli katma değer yaratacaktır. Boş kalan arazilerimiz değerlenecek önemli bir sanayi hamlesi yapılarak değerli katma değer yaratılacak, hayvancılık canlanacak ve cennet köşesi ülkemiz tüm dünyaya tanıtılarak önemli bir turizm girdisi sağlanacaktır.

Ben inanıyorum ki krizleri fırsata çevirmede çok önemli tecrübeleri olan ülkemiz bu krizi de fırsata çevirerek hem sağlık açısından bu dönemi en az hasarla atlatacak hem de bu cennet toprağı her metre karesinden faydalanıp bu krizi de üretmeye dayalı yeni fırsatlara çevirecektir.