Advertisement

Eski IMF ekonomisti ve Bilkent Üniversitesi Öğretim Üyesi Burcu Aydın Özüdoğru enflasyon verilerini değerlendirdi.

Bloomberg HT yayınına katılan Özüdoğru “Yüksek enflasyon dönemindeki süreçlerin bir tanesi beklentilerin ve ölçüm konusundaki farklılıkların oldukça açılmasıdır. Örneğin açıklanan rakamlar içerisinde tüketici tarafına bakacak olursak Türkiye İstatistik Kurumu’nun açıkladığı aylık enflasyon artışı yüzde 3 ile en düşük oranda olurken, İstanbul Ticaret Odası’nın açıkladığı İstanbul geçinme endeksi aylık bazda 6 ile en yüksek oranı sergilemiş oldu. Önümüzdeki sürece ilişkin olarak bizim en büyük tehlikelerimizden birisi enflasyonun çıpasının kaybolmasıdır. Yani beklentiler içerisinde bu kadar farklı bir yelpaze olması, en düşük bant ile en yüksek bant arasında yaklaşık yüzde yüzlük bir fark olması, gerek üreticilerin gerekse tüketicilerin fiyatlama konusunda farklı bir anlayışa sebep olması enflasyondaki trendin devamı anlamına gelir" şeklinde konuştu.

“Baz etkisi enflasyonda düşüş anlamına gelmiyor”

Yıllık enflasyon oranındaki artış oranının aşağı gelmesinin kesinlikle enflasyonda bir düşüş olarak nitelendirilmemesi gerektiğinin altını çizen Özüdoğru “Gerek kur, gerek enflasyon dinamikleri, gerekse beklentilerdeki gidişat bize aylık bazda enflasyon oranlarının en az yüzde 3 civarında artmaya devam edeceğini gösteriyor. Sadece yılın son ayında ve önümüzdeki senenin ilk aylarında göreceğimiz yıllık enflasyondaki düşüş sadece bir baz etkisidir. Maalesef fiyatlardaki artış, satın alma kabiliyetini aşağı çekmeye devam edecek” dedi.

“TÜFE’deki miktarsal olarak azalışı ulaştırma grubu destekledi”

Yıllık olarak ÜFE’nin yüzde 151,50 artmasına karşın TÜFE’de yaşanan yüzde 83,5’lük artışa dair yaptığı değerlendirmesinde Özüdoğru “Aradaki makas oldukça faklı bir şekilde açılmış durumda. TÜFE’de, küresel petrol fiyatlarının aşağı gelmesiyle beraber ulaştırma grubu etkili oldu. Öte yandan açıklanan istatistiklere ilişkin madde fiyatlarını göremememiz gibi konular da bu fiyatların neye nazaran, nasıl belirlendiği konusunda soru işareti yaratıyor. Üretici fiyatlarının bu kadar yüksek artıyor olması, bunun tüketici tarafına kademeli bir şekilde yansıyacağını ve tüketici fiyatlarının artmaya devam edeceğini gösteriyor. Uygulanmakta olan faiz politikası ile beraber her ne kadar kredi konusundaki kısıtlamalarla fiyat artışı kontrol edilmeye çalışılsa da işin özü itibari ile tasarruf tarafında ucu açık bir faiz uygulanması sebebi tüketimin öne çekilmesi ve varlık fiyatlarında çeşitli balonlar yaratılması gibi konularda fiyatların önümüzdeki süreçte artmaya devam edeceğinin emarelerini gösteriyor” diye konuştu.

Özüdoğru “Yüksek enflasyon tüketicilerin harcama becerilerini aşağı çeker. Piyasada belirsizlik yaratır. Bu da doğal olarak ekonomik aktivitenin de belli bir süre sonra azalmasına ve ekonomideki istihdam kayıplarının çok daha sert etkilerle hayatımıza gelmesine sebep olabilir. Finansal erişim konusunda daralma, iç talepte olumsuzluklar ve dış talepte yavaşlama sinyalleri ile birlikte ekonomide yılın son aylarında maalesef, ekonomik aktivitede sert bir şekilde daralmaya yönelik envareleri göreceğimize işaret ediyor. Seçim ekonomisine girilmesiyle birlikte, önümüzdeki aylarda fiyat baskısını artıracak, tüketici davranışlarını daha fazla bozacak adımları görme ihtimalimiz oldukça yüksek. Asgari ücretteki artışların hızlı bir şekilde enflasyon konusunda erimesi söz konusu" dedi.