Advertisement

Bütün dünyayı tehdit eder hale gelen Kovid-19 salgını toplum sağlığı kadar ekonomiyi de etkilemekte, üretimi ve istihdamı ciddi boyutlarda kısıtlamaktadır.

Diyarbakır’da salgın nedeniyle sosyal ve kültürel yaşam durma noktasına gelmiş, üretim ve tüketim faaliyetlerinde çok önemli değişim ve dönüşümler yaşanmaktadır. Dolayısıyla hemen hemen bütün sektörler üretimlerini tamamen veya kısmen durdurmak zorunda kaldılar. Bu süreçte turizm ve tekstil sektörü ilk ağır darbeyi alan sektörler oldular.

Diyarbakır tarihi ve kültürel birikimi ile geçmişten beri bölgenin en önemli ticaret ve kültür merkezi olmuştur. Ancak kalkınmışlık anlamında beklenen atılımları yakalama fırsatı bulamamış, çok zorlu süreçlerden geçerek bugünlere gelebildi. Başta tekstil ve madencilik olmak üzere peş peşe faaliyete geçen sanayi tesisleri kentin ekonomisine kısmi de olsa bir canlılık sağlıyordu. Bu canlılık son yıllarda diğer sektörleri de harekete geçirmiş, gıda, kimya, inşaat ürünleri gibi yeni tesislerin de açılmasına vesile olmaktaydı. En önemlisi tarih ve kültür kenti Diyarbakır’da iç ve dış turizm de canlanmaya başlamıştı. Salgın münasebetiyle uygulanmaya başlanan tedbirlerle başta turizm olmak üzere üretim sektöründe ciddi sorunlar yaşamaya başladı. Diyarbakır OSB’deki işletmelerin %60’ından fazlası üretimlerini ya tamamen ya da kısmen durdurmak zorunda kaldılar. Ayrıca ticari yaşamın can damarı KOBİ’ler’in de %80’den fazlası iş yerlerini kapatmak zorunda kaldılar. Özellikle emek yoğunluklu sektörlerden olan tekstil sektörünün üretimi durdurması veya kısıtlaması işsizlik oranında ciddi artışa neden oldu..

Fabrikaların üretimlerini durdurması, küçük esnafın iş yerlerini kapatmaları insanların işsiz kalmaları kadar işletme sahiplerinin de ekonomik darboğaza girmelerine neden oluyor. Buna karşı uygulanmak istenen kısa çalışma ödeneği ise henüz beklenen etkiyi yaratabilmiş değil. Hazırlıksız ve yeterli finansman kaynağı temin edilmeden uygulanmaya başlanan kısa çalışma ödeneği için başvurularda yığılmalar yaşanmış, İŞKUR üzerinden yürütülen bu desteğin kısa sürede çözüm olma ihtimali şimdilik pek mümkün görünmüyor.

Virüs Pandemisi sadece iç ticaretimizi etkilemekle kalmayıp uluslararası ticareti de sekteye uğrattı. Dolayısıyla salt ülke içerisinde alınacak tedbirlerle ekonomik krizi kısa sürede atlatmak mümkün görünmüyor. Her şeyden önce ülkenin en önemli üretim, istihdam ve dış ticaret potansiyeli olan tekstil ve diğer önemli sektörleri ayakta tutabilecek politikaları geliştirmek gerekecek. Başta teşvik yasaları olmak üzere, üretim ve istihdamı arttırıcı finansman kaynaklarını devreye sokarak sanayicilerimizin nakit ihtiyaçlarını karşılamak gerekiyor.

Ekonomik yaşamı kesintisiz devam ettirebilmek amacıyla hükümetin ilk aşamada uygulamaya başladığı bir diğer destek ise kredi, SGK Primi ve diğer vergi borçlarının ötele oldu. Başta kamu bankaları olmak üzere, bankacılık sektörüne borcu olan firmaların mevcut borçlarının üç ay süreyle ertelenmesi, bu süreçte ihtiyaç duyulan ek kredi taleplerini de karşılanması yönünde hükümetin önerileri tam karşılığını bulamadı. Kamu bankaları her ne kadar bu süreçte özel sektöre yardımcı olma gayretlerinde bulunmaya çalışsa da krediye ulaşımda sorunlar yaşanmakta, işletmeler krediye erişmekte zorluk çekmektedirler.

Merkezi hükümetlerin alacağı tedbirler kadar özel sektörün de kendi iç dinamiklerini gözden geçirerek kısa ve uzun vadeli politikalarını gözden geçirmeleri gerekiyor. İç pazarımızı genişleterek yeni pazar alanlarını yaratmaya çalışırken, dış pazarlarda yeniden alan açmanın altyapılarını da hazırlamak gerekecektir.

Mehmet KAYA

DTSO YKB