Advertisement

(A.A) -  Erdoğan, basına kapalı gerçekleşen G-20 Liderler Zirvesi kapsamında düzenlenen, ''Küresel Ekonomik Durum–Büyüme ve İstihdam için Eylem Planı'' konulu çalışma yemeğinde, yılın ilk yarısının küresel ekonomi açısından olumlu bir atmosferde geçtiğine dikkati çekerek, şöyle devam etti:

''Ancak, yılın ikinci yarısından itibaren beklentiler kötüleşti. Küresel ekonominin geleceğine ilişkin önemli belirsizlikler ve riskler söz konusu. Bunların başında, gelişmiş ülkelerin, özellikle de Avrupa ülkelerinin, yüksek kamu borçları ve finansal sektör sorunları geliyor. Bunun yanında, 2008 yılında başlayan küresel krizin üzerinden 3 yıl geçmiş olmasına rağmen, birçok ülkede işsizlik hala yüksek seviyelerde seyrediyor. Krizin ana kaynağını oluşturan küresel dengesizlikler yeniden artma eğilimine girmiş durumda. Bu zirveyi, söz konusu riskleri bertaraf edecek politikaları ve taahhütleri güçlü bir şekilde ortaya koymak için bir fırsat olarak görüyorum. Bu kapsamda, üzerinde anlaştığımız Cannes Eylem Planı'nın iyi bir yol haritası olduğunu düşünüyorum.

Ancak, sadece bir eylem planı hazırlamak yeterli değildir. Bu plan kapsamında öngörülen politika ve taahhütlerin zamanında ve kararlılıkla uygulamaya geçirilmesi esastır. Küresel ekonomide olabilecek her türlü yeni gelişme karşısında G-20 çatısı altında tam bir işbirliği içerisinde olmalıyız. İhtiyaç duyulabilecek yeni adımları koordineli bir biçimde hep birlikte atmalıyız.''

-''İstanbul'u bir finans merkezi haline getirecek adımlar...''-

Türkiye'nin, küresel ekonomideki bu olumsuz tabloya rağmen güçlü büyüme trendini sürdürdüğünü vurgulayan Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:

''Ekonomimiz 2010 yılında yüzde 9, 2011'in ilk yarısında ise yüzde 10'un üzerinde bir büyüme performansı sergiledi. Bu başarılı performansın temelinde, uyguladığımız güven veren politikalar ve sağlam bankacılık sektörü bulunuyor. Ekonomimizdeki hızlı toparlanma ve disiplinli politika uygulamalarımız sayesinde bütçe açığı ve borç yükünün azaltılmasında da önemli iyileşmeler sağladık. 2011 yılı sonu itibarıyla bütçe açığımızın gayrisafi yurtiçi hasılaya oranının yüzde 1,7'ye, borç stokumuzun gayrisafi yurtiçi hasılaya oranının ise yüzde 40'ın altına düşmesini bekliyoruz.Uzun yıllardır uyguladığımız bu politikaları önümüzdeki dönemde de devam ettireceğiz.

Ekim ayında açıkladığımız yeni Orta Vadeli Programımızı bu anlayışla hazırladık. Programımızda temel önceliği cari işlemler açığının azaltılmasına katkı sağlayacak yapısal reformlara verdik. Bu bağlamda; yurt içi tasarrufları yükseltecek, özel sektörün rekabet gücünü geliştirecek ve enerji verimliliğini artıracak birçok yapısal reformu hayata geçireceğiz. Yatırım ortamının iyileştirilmesi ve İstanbul'u bir finans merkezi haline getirecek adımların atılması da orta vadeli programımızın öncelikleri arasındadır.''

''Bizim tecrübemiz, güvenilir orta vadeli programların krizin etkilerini en aza indirmede kilit önem taşıdığını ortaya koymuştur'' diyen Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:

''Tüm G-20 ülkelerinin güvenilir orta vadeli programları bir an önce açıklamaları ve kararlılıkla uygulamaları, küresel ekonominin güçlü ve sürdürülebilir bir büyüme patikasına oturtulması bakımından önem taşımaktadır. Ancak, güçlü ve sürdürülebilir büyümenin sağlanmasında ülkelerin kendi politikaları tek başına yetersiz kalabiliyor. Bu noktada, özellikle sistemik öneme sahip ülkelerin politikalarını, yayılma etkilerini de dikkate alarak oluşturması gerektiğinin altını çizmek istiyorum. Cannes Eylem Planı'na, üyeler arasındaki politikaların koordinasyonunun sağlanması açısından büyük önem atfediyorum.''