Advertisement

Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkanı Vedat Akgiray, piyasadaki gelişmelerin, firma dışındaki olguların firmaları etkilediğini belirterek, ''Bu riski yönetemezsin. Dolayısıyla çok gözün bakıyor olması gerekiyor. Bunun tek yolu da kurumsal yönetim ve şeffaflık'' dedi.

Akgiray, Kurumsal Risk Yönetimi Derneği (KRYD) tarafından İMKB Konferans Salonu'nda düzenlenen ''Yeni Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) Kurumsal Risk Yönetimine İlişkin Düzenlemelerinin Şirketlerdeki Uygulamaları ve Ekonomik İstikrar Üzerindeki Yansımaları'' başlıklı panelde yaptığı konuşmada, yeni TTK'nın devreye girecek olmasını, ''devrimden öte'' bir gelişme olarak niteledi.

Birkaç sene öncesine kadar, kurumsal yönetim ve kurumsal risk yönetimini, emekliliğe yaklaşmış, özellikle kadın hocaların ilgilendiği ''cici konular'' olarak algıladığını belirten Akgiray, '''Risk varsa alınır, para kazanılır. Riski yöneterek niye zaman kaybediyorum' gibi daha matematiksel, daha soğuk ama daha cahilce ve ahmakça bir inanışım vardı. Tamamen yanlış olduğunu özellikle bu yeni göreve geldikten sonra çok net anladım'' diye konuştu.

Her krizde, günün sonunda işin ucunda hep insanın yattığı düşünüldüğünde, kurumsal yönetimin büyük önem kazandığına işaret eden Akgiray, uygulamada risk yönetim komitesinin denetim ve diğer komitelerden tamamen ayrı olmasını arzu ettiklerini söyledi.

Son yıllarda riskin tanımlanmasının dahi bir risk haline geldiğini belirten Akgiray, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Firmalarımızı birer birer süper yönetebiliriz. Ama ülkemizin ve dünyanın maruz kaldığı riskleri böyle yönetemeyeceğiz. Dolayısıyla resme biraz da piyasa gözüyle bakmak lazım. Biz düzenleyici otoritelerin görevi firma ve kişilerin olaya daha geniş resimden bakmasını sağlamak.

Firmalarda satışlar artıyor, kar ediliyor, itibarı yükseliyor, ne güzel diye gidiyoruz. Asıl risk burada. Bu riski iyi okumanın tek yolu da, çok farklı gözün firmayı gözlüyor olmasını sağlamak. Yönetim kurulu, bağımsız üyeler, denetim komitesi, risk yönetim komitesi... Hep farklı sorumlulukla farklı gözle bakıyorlar. 10 karışmadan 9'u saçma bile olsa, bir tanesi işe yararsa, o risk yönetilmiş olacak.''

''Her türlü bağımsızlık kriterini sağlayabilecek milyonlarca bağımlı insan var''

Yönetim kurullarında bağımsız üye sayısının artırılması gibi düzenlemelerin amacının, olaya farklı gözle bakan daha çok insanı devreye sokmak olduğunu söyleyen Akgiray, öte yandan dünyada ve Türkiye'de her türlü bağımsızlık kriterini sağlayabilecek milyonlarca bağımlı insan bulunduğunu söyledi.

Bazen birey olarak son derece akıllı ve makul kişilerin, bulundukları komitelerde irrasyonel, açıklanamaz, kendilerinin de sonradan beğenmediği kararlar aldığını söyleyen Akgiray, şöyle devam etti:

''Finans işinde insanın en mutlu olduğu anlar, para kazandığı anlardır. Kazandıkça mutlu oluyor. Bu şekilde mutlu olan insan, daha çok şeye inanmaya açık oluyor. Her fikir tatlı gelmeye başlıyor. Bu da balonu havasız bile şişirebiliyor. Para kaybetmeye başlayınca, zarardan kaçamayınca, insan kötümser oluyor ve her şeye şüpheyle bakmaya başlıyor. Bu psikolojiyi engelleyecek bir kanun, düzenleme imkanı yok.''

Piyasaların ve firma dışındaki olguların firmalara etkilerinin altını çizen Akgiray, ''Bu riski yönetemezsin. Dolayısıyla çok gözün bakıyor olması gerekiyor. Bunun tek yolu da kurumsal yönetim ve şeffaflık'' dedi.

''Kurumsallaşma isteğe bağlı değil, gerekli bir prensip oldu''

KRYD Başkanı Alper Uğural da, istikrarlı büyüme hedefleyen her şirketin risk yönetimine daha fazla önem vermesinin kaçınılmaz olduğunu kaydetti.

Uğural, kurumsallaşmanın, isteğe bağlı bir uygulamadan çıkıp hayatta kalabilmek için gerekli bir prensip haline geldiğini vurguladı.