Advertisement

New York Times’ın ekonomisti Paul Krugman, Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa’nın yalnızca güçlü bir resesyondan toparlanmakta olmadıklarını, aynı zamanda demokrasiyi tehdit eden bir depresyonla karşı karşıya olduklarını söyledi.

Belirli bir düşüş ve yavaşlamadan kaynaklanan resesyonları genellikle daha güçlü ve net bir sıçrama takip eder. Ancak şimdiki duruma bakıldığında, ABD ve Avrupa’da işsizlik oranları hâlâ daha çok yüksek oranlarda seyrediyor ve eğer yakın zamanda iyileşme görülmezse, Avrupa’daki otoriter hükümetlerin yükselişi de kaçınılmaz olacak gibi görünüyor.

New York Times’taki köşesinde bir makale kaleme alan Kugman, büyümeyi teşvik etmeden artan tasarruf taleplerinin çifte zarar verdiğini savunarak, işsizliğin kötüleşmesi ve güvenin azalmasıyla, ABD ve Avrupa’nın ekonomi politikalarının başarısız olduğunu yazdı.

Krugman, aynı zamanda Avrupalılar arasında adil olsun olmasın, her şeyin Almanya’nın isteği ve uygulaması olduğuna ilişkin bir algının ortaya çıktığını ve bunun da öfkeyi artırdığını belirtti.

Sağ kanattan gelme halkçıların Avusturta’dan Finlandiya’ya, Avrupa’nın birçok ülkesinde yükselişte olduğuna dikkat çeken Krugman, liderinin neo-Nazi bağlara sahip olduğu tahmin edilen Avusturya’daki sağcı Özgürlük Partisi’nin seçim anketlerinde mevcut partilerle başa baş gittiğini ve Nisan seçimlerinde varlığını hissettiren Finlandiya’daki “Gerçek Finler” partisinin de göçmenlik karşıtı olduğunu aktardı. Bunların nispeten daha zengin ve demokrasinin geliştiği düşünülen ülkeler olduğunun altını çizerek, durumun Merkez ve Doğu Avrupa’da daha da kötü olacağını savundu.

Küresel ekonominin öngörülmeyen yavaşlamalarla karşılaşacağına ilişkin korkular artıyor. Krugman gibi Citigroup ekonomisti ve eski İngiltere Merkez Bankası üyesi Willem Buiter da endişeleri ifade eden ekonomistlerden. Buiter da yakın zamanda Euro Bölgesi’ndeki olası bir dağılmanın, felaket olacağı konusunda uyardı.

Fransız AFP ajansına konuşan Buiter, kontrolsüz temerrütlerin yalnızca Avrupa’daki bankacılık sistemini değil, tüm kuzey Atlantik finansal sisteminin ve küresel bankacılık siteminin de tehdit altında olacağını belirtti. Buiter, “ bu şekilde olacak bir küresel finansal krizin, yıllarca sürecek bir küresel depresyonu tetikleyeceğini, GSYH’laların yüzde 10 düşeceğini ve Batı’daki işsizliğin yüzde 20 seviyelerinde seyredeceğini” söyledi.