Advertisement

Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, ''Hangi karşılaştırmayı yaparsanız, yapın, gerek faiz, gerek iç borç, gerek dış borç açısından, Türkiye hakikatten daha iyi konumdadır'' dedi.

Şimşek, TBMM Genel Kurulunda, milletvekillerinin 2012 yılı bütçesinin 19. maddesi üzerindeki konuşmaların ardından Hükümet adına söz alarak, milletvekillerinin eleştirilerini yanıtladı.

Borç, konusunda samimiyetle Genel Kurulu bilgilendirmek istediğini belirten Şimşek, ''Ülkelerin dış borç stoklarına bakarsanız yani özel sektör ve kamu dış borç stoklarına bakarsanız, rakamlar, ülkeden ülkeye inanılmaz farklılıklar gösteriyor'' diye konuştu.

Lüksemburg örneğini veren Şimşek, şöyle devam etti:

''Küçük bir ülke. Fakat, burada finans sektörü çok büyük. Finans sektörünün borcu çok fazla. Burada kişi başına 3,7 milyon dolarlık borç var. ABD'nin özel sektör-kamu toplam dış borcu, Haziran 2011 itibarıyla 15 trilyon 41 milyar dolar. AB'nin toplamı 13,7 trilyon dolar. İngiltere'nin yaklaşık 9 trilyon dolar borcu var. Almanya'nın 4,7 trilyon dolar borcu var. Bakın, özel ve kamunun toplam dış borcundan bahsediyorum. 'Türkiye burada nerededir?' diye sorarsanız. Türkiye'nin 309 milyar dolardır toplam, devlet ve özel sektör dış borcu. Türkiye, Brezilya'dan sonra geliyor 27. sırada. Yani Türkiye toplam dış borçları sıralamasında 27. sırada. Kişi başına borç sıralamasında da yine çok çok aşağılarda.

'Dış borç' dediğiniz zaman özel sektör, kamu ayrımı yapılıyor. Özel sektör borçları önemli değildir anlamına gelmiyor. Özel sektör borçları da son derece önemlidir. Bu borçlar makro ekonomik, makro riskler açısından son derece önemlidir. Yani şimdi, Türkiye'de özel sektör borcu artmıştır, doğrudur. 2002 yılında özel sektörün toplam dış borcu, GSYH'nın yüzde 18,7'si idi. Yaklaşık yüzde 19. Bugün ne kadardır? 2010 yılı sonu itibarıyla yüzde 25,7'dir. Yani yüzde 26. Ne kadar artmıştır? Yaklaşık 6-7 puanlık bir artış vardır. Kamu sektörünün toplam borcu ne kadardır? 2002 yılında kamu sektörünün toplam dış borcunun mili gelire oranı yüzde 28 idi. Bugün ne kadardır? Yüzde 12,1...''

Türkiye'nin dış borcunun 1980 yılında 15,7 milyar dolar olduğunu anlatan Şimşek, ''Geliyorsunuz, 1990 yılına 52,4 milyar dolara çıkmış. 10 yıl içerisinde 3,3 kat artmış. 2002'de 129,6 milyar dolar olmuş. 2,5 kat artmış. Şu anda, Haziran sonu itibarıyla 309,6 milyar dolar. 2,4 kat artmış 2002'den yana. İç borçtan bahsedelim biraz. Türkiye'nin 1980'de 720 bin lira. 1990'da 57 milyona çıkıyor. 79 kat artmış. 2002'de ise 149,9 milyara çıkmış. Yani 2629 kat artmış'' diye konuştu.

AK Parti hükümetleri döneminde ise iç borcun 352,8 milyar liraya çıktığına dikkati çeken Şimşek, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Sadece 2,4 kat artmış. Ondan önceki 12 yılda 2629 kat artmış. 2011'i de katın hadi '3 kat' diyelim. Faiz çok önemli. Borcunuz varsa faiz ödüyorsunuz. Kimse size bedava para vermez. Türkiye, 1980 yılında 20 bin lira iç borç faizi ödüyormuş. 1990'da 10 milyon liraya çıkmış. 500 kat artmış. 2002'de ise 43,5 milyara çıkmış. Kaç kat? 4350 kat artmış, Türkiye'nin iç borç faiz ödemeleri. 2010 yılı sonu itibarıyla ise ne kadar artmış? Artmamış, azalmış. Şimdi 2010 yılı sonunda bu rakam 42,1 milyar lira. 2011'de de bu rakam azalmaya devam etti.

Geçen bütçe konuşmamda da söyledim. 1985'ten bu yana bütçe giderleri içerisinde faizin payı en düşük düzeyde. 1987'den bu yana mili gelire oran olarak da faiz harcamaları en düşük düzeyde. Peki, Türkiye'nin toplam dış borcu hakikatten kritik bir düzeye ulaşmış mı? Kamu ve özel, yüzde 34,4. 2002'de ne kadardı? Yüzde 56 idi. Hangi göstergeyi kullanırsanız kullanın. Hangi karşılaştırmayı yaparsanız, yapın, gerek faiz, gerek iç borç, gerek dış borç açısından Türkiye hakikatten daha iyi konumdadır.''

Özel sektörün borçlarındaki artışın ''risk'' olduğunu belirten Şimşek, ''Bunun sınırlanması gerektiğine inanıyorum. Özel sektörün varlıkları da artıyor. Özel sektörün ihracatı da artıyor. Özel sektörde bu borç artışı hakikatten ciddi oranlarda. Bunun bir miktar dizginlenmesi ülkenin menfaatinedir. Devletin dış borcunda doğru düzgün bir artış yok. Hatta Haziran sonu itibarıyla ilk defa Türkiye, dış dünya ile olan borç-alacak ilişkilerinde artışa geçmiştir. Dış dünyadan 299 milyon lira alacaklı hale gelmiştir. Devletten bahsediyorum'' şeklinde konuştu.

-Diğer konuşmalar-

CHP Antalya Milletvekili Osman Kaptan, 19. madde üzerinde söz alarak, Türkiye'de devletin de milletin de borçlu olduğunu öne sürdü. Nüfusun yarından fazlasının bankalara borçlu olduğunu ileri süren Kaptan, ''Borçla yatıyoruz, borçla kalkıyoruz, borçla yaşıyoruz. Borçla borç ödüyoruz. Bedelli askerlik sayesinde vatan borcunu bile borçla öder hale geldik. Türkiye borçla yaşıyor, AKP lale devrini yaşıyor ama sonuna geldik'' diye konuştu.

''AKP iktidarında borçlar iyi yönetilmemiştir'' ifadesini kullanan Kaptan, 2002 yılından bu yana kişi başına borçların 2 kat arttığını söyledi.

Kaptan, ''ilköğretim okullarında Arapça ders konulması talepleri'' olduğunu belirterek, ''Bir zihniyet değişimi mi yapmak istiyorsunuz? Ülkenin genetiğiyle mi oynamak istiyorsunuz'' sorularını yöneltti.

MHP Bursa Milletvekili Necati Özensoy, özel sektörün borç stokunun büyük rakamlarla arttığını ileri sürdü. Özensoy, ''Bu borçtan hiç bahsedilmiyor. Bu bizim borcumuz değil mi? Bunu da biz ödeyeceğiz'' dedi.

Ekonomiye ilişkin ifade edilen rakamların biraz daha ''gerçekçi'' ve ''anlaşılabilir'' olması gerektiğini belirten Özensoy, elektrik faturalarının sarfiyat dışındaki yüzde 70'lik bölümünün vergi olduğunu söyledi.

AK Parti Grup Başkanvekili Ahmet Aydın, BDP Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Binici'nin ardından ''sataşma'' gerekçesiyle söz alarak, ''Konuşmanın baştan sona her tarafı yanlış, doğru hiçbir şey yok. 2002'de bu halk yüzde 34 verdi mi? Verdi. Halka hizmeti yaptık. 2007'de bu oran yüzde 47'ye çıktı mı? Çıktı. Yine hizmete devam ettik'' diye konuştu.

Binici'nin konuşmasında sarf ettiği, ''tek partiyi aratıyorsunuz. Zübük gibi davranıyorsunuz'' sözlerini anımsatan Aydın, ''Gaflet, delalet... Biz özgürlükleri genişlettikçe birilerinin alanı daralıyor. Gerçekte kimin zübük, kim olduğu, o da belli. Referandum paketinde memurlarla ilgili toplu sözleşmeyi getirirken, paketi 'boykot' eden siz değil miydiniz? Niye yoktunuz? Sizin böyle muhalefetiniz olduğunu sürece halkın bu desteği de artacaktır'' açıklamasında bulundu.

BDP Muş Milletvekili Sırrı Sakık da Aydın'ın konuşmasının ardından ''sataşma'' gerekçesiyle yerinden konuştu. ''Pir Sultan Abdal'ın bir deyişiyle sözlerime başlayayım, (dostun gülü yaralar beni ah Ahmet)'' diyen Sakık, şöyle konuştu:

''Bir Kürdün sözü beni yaralar. O anayasa çalışmalarında ne yaptığımızı iyi bilirsiniz. Tek taslak hazırlayan bizdik. Bizimle işbirliği yapmadınız. 12 Eylül generallerinin getirdiği yasalardan yararlanarak iktidar olmaya çalışan sizsiniz. Lütfen bizi bunlara ortak etmeyin.''

-''Çok önemli reformlar''-

Maliye Bakanı Şimşek, TBMM Genel Kurulunda, milletvekillerinin tasarı üzerindeki sorularını da yanıtladı.

Üst kurulların çok önemli bir fonksiyonu bulunduğunu belirten Şimşek, ''57. Hükümet döneminde Türkiye hakikatten çok önemli reformlar yapmıştır. Biz teşekkür ediyoruz. O konuda en ufak bir tereddütümüz yok ama şu bir gerçek üst kurulların AB'deki uygulamaları ülkeden ülkeye farklılık arz edebiliyor'' diye konuştu.

Kamu İhale Kurumunun bakanlığının ilgili kuruluşu olduğunu belirten Şimşek, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Eskiden Bakanlar Kurulu atıyordu şimdi de Bakanlar Kurulu atıyor. Yine idari ve mali anlamda samimi olarak söylüyorum, ben hiçbir şekilde bakan olarak bugüne kadar müdahale etmedim. Bundan sonra da etmeyeceğim. Bütün dünyada merkez bankaları en bağımsız kuruluşlardır. Başkanlarını, üyelerini hükümetler atar. Bazı ülkelerde meclisler rol oynayabiliyor. Şu bir gerçek, uygulamada ülkeden ülkeye farklılık arz edebiliyor. Burada AB müktesebatına aykırı bir şey yapılmamıştır.''

Kütahya Şeker Fabrikasının özelleştirilmesine ilişkin konunun çok sık gündeme getirildiğini belirten Şimşek, ''Bakın, bu fabrikanın özeleştirilmesine ilişkin hususu söylüyorsanız. 3 ayrı dava açılmış. Bütün mahkemeler reddetmiş. Danıştay reddetmiş. Demiş ki (bu özelleştirmeler hukuka uygun yapılmıştır)'' diye konuştu.

Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Hükümetin, Fransız mallarına boykot kararı olamayacağını ifade ederek, ''Gümrük Birliği'nin tam üyesiyiz, bu anlamda, Hükümetin bir boykota öncülük yapması söz konusu olamaz'' dedi.

2012 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı'nın, TBMM Genel Kurulundaki görüşmelerinde 3 maddesi daha kabul edildi.

Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, maddeler üzerinde milletvekillerinin sorularını yanıtladı.

Şimşek, nüfusu 2 binin altında olan belediyelerin kapatılmasında, buralara daha kaliteli hizmet gitmesi için büyük yarar olduğunu söyledi.

Mehmet Şimşek, Çek Kanunu'nda mağdurun kim olduğunu anlamanın zor, mağdurun ise çok olduğunu dile getirdi.

Bir soru üzerine Şimşek, Hükümetin, Fransız mallarına boykot kararı olamayacağını belirterek, ''Gümrük Birliği'nin tam üyesiyiz; bu anlamda, Hükümetin bir boykota öncülük yapması söz konusu olamaz'' dedi.

Şimşek, tüketiciye gelen 100 liralık elektrik faturasının; 55,2 lira enerji bedeli, 9,9 lira kayıp kaçak bedeli, 11,1 lira dağıtım bedeli, 2,4 lira iletim bedeli, 1,2 lira perakende satış hizmeti, pazarlama, fatura, 0,3 lira perakende satış sayaç okuma, 0,6 lira enerji fonu, 1,1 lira TRT payı, 2,8 lira belediye tüketim vergisi, 15,3 lira KDV'den oluştuğunu bildirdi. Şimşek, enerji fonu, TRT payı, belediye tüketim vergisinin toplamdaki payının yüzde 19,8 olduğunu belirtti.

Kayıp kaçak oranlarının, bölgeden bölgeye, yüzde 6 ile yüzde 70 arasında değiştiğini vurgulayan Şimşek, EDPK tarafından belirlenen bir kısım kayıp kaçağın maliyetinin, kademeli olarak tarifelere yansıtıldığını kaydetti. Şimşek, bu uygulamanın bugün başlamadığını dile getirdi.

AK Parti İstanbul Milletvekili İbrahim Yiğit, BDP İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel'in sözlerine sataşma olduğu gerekçesiyle yanıt verirken, bu dönemde cemevlerini yasal bir statüye kavuşturacaklarını bildirdi.

AK Parti Isparta Milletvekili Süreyya Sadi Bilgiç, AK Parti dönemindeki özelleştirmelerin yüzde 95'inin, daha önce alınan özelleştirme kararları doğrultusunda yapıldığını söyledi.

Bilgiç, Türk Telekom'un satılmadığını, yüzde 55'inin 25 yıllığına özel sektöre devredildiği, devletin de yüzde 31 paya sahip olduğunu anlattı.

Özelleştirmelerin daha önceki hükümetler döneminde de yapıldığını, özellikle çimento sektörünün büyük bir bölümünün yabancılara satıldığını bildiren Bilgiç, özelleştirmelerin devam etmesi gerektiğini ifade etti.

AK Parti Diyarbakır Milletvekili Cuma İçten, 2002-21010 döneminde KİT'lerin performansında genel bir iyileşme görüldüğünü söyledi.

Avrupa ve Arap ülkelerinin ekonomik durumunun kötü olduğunu dile getiren İçten, ''Dünya coğrafyasında ülkeler bize gıptayla bakarken, Türkiye'de bazıları 80 yıldır olduğu gibi körleri ve sağırları oynuyor''dedi.

İçten, ''Kürtlerin sadece bir partinin tekelinde olmadığını'' ifade ederek, ''Kürtlerin ve Türklerin bir bütün halinde biraraya geldiği en büyük parti AK Parti'dir, ülke genelinde 5 Kürt'ten 4'ünün oyunu almış bir partidir'' diye konuştu.

Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, vatandaşlardan geliriyle orantılı vergi toplayıp, sosyal devlet olmanın bir gereği olarak, ihtiyaç sahiplerine destek verdiklerini belirterek, ''Bunu da en iyi şekilde yapıyoruz. Sosyal harcamalar çok ciddi şekilde artmış'' dedi.

CHP İzmir Milletvekili Musa Çam, 2012 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı'nın 23. maddesi üzerinde grubu adına söz alarak, ''8 milyon çalışan insan, önümüzdeki 12 gün içerisinde asgari ücret hakkında verilecek kararı bekliyor'' diye konuştu.

Her yıl Aralık ayı geldiğinde asgari ücretle çalışan insanların, geleceklerini belirleyecek komisyonun çalışmasını sonlandırmasını sabırsızlıkla beklediğini anlatan Çam, ''Asgari Ücret Tespit Komisyonunda sadece hükümet temsilcileri, Türk-İş ve işverenler sendikası bulunuyor. Böyle bir düzenlemenin olduğu yerde asgari ücretin doğru bir şekilde belirlenmesi mümkün değildir'' görüşünü dile getirdi.

MHP Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı, ''200 bin civarında sözleşmeli personel kadroya atanırken, belediyerlerde çalışan sözleşmeli personel alınmadı. Neden ayrımcılık yapıldı? Hepsi kadroya alınmadı. Madem ki sözleşmeli personel kadroya alındı, neden hala sözleşmeli personel alımı devam ediyor. Ayrımcılık yapmak, adaletsiz davranmak adeta AKP'nin ruhuna işlemiş durumda'' diye konuştu.

-Bakan Şimşek-

Tasarının 23. maddesi üzerinde milletvekillerinin sorularını yanıtlayan Şimşek, bu yıl içerisinde üniversitelere 9 bin akademik kadro verildiğini anımsattı.

Şimşek, bir başka soruyu yanıtlarken, ''Biz herkesten geliriyle orantılı olarak vergi toplayıp, sosyal devlet olmanın da bir gereği olarak, ihtiyaç sahibi vatandaşlara destek veriyoruz. Bunu da en iyi şekilde yapıyoruz. Sosyal harcamalar çok ciddi şekilde artmış'' diye konuştu.

Belediyelerde çalışan sözleşmeli personelle ilgili soruyu da yanıtlayan Şimşek, ''Sözleşmeliler, kadroya geçirilirken 657 sayılı kanun kapsamında olanlar dikkate alındı. Belediyeler niye dikkate alınmadı diye arkadaşlara sorduğum zaman, 'bazı belediyelerin bunu istemediği' şeklinde bana bilgi geldi ama sonuçta böyle bir talep var. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığımız bu talebi inceler, bakar. Şu an itibarıyla Maliye Bakanlığında bu konuda yapılan bir çalışma yok'' diye konuştu.

Konuşmaların ardından, yapılan oylamada madde kabul edildi.

Danışma Kurulu önerisinin kabul edilmesiyle Genel Kurulun çalışma saatleri değiştirildi. Buna göre, Genel Kurul yarın ve Salı günü saat 13.00'te toplanacak.

TBMM Başkanvekili Yakut, çalışmaların tamamlanması üzerine, birleşimi yarın saat 13.0'te toplanmak üzere kapattı.

BU HABERE YORUM YAZ
 
18 Aralık 2011 Pazar, 21:32 Misafir ne kadar vatan haini varsa fransada ermeni kürt meselesinin bir numaralı provakötürü siz hala fransızlara para kazandırın!