Advertisement

Dünyanın ispatlanmış en büyük doğalgaz rezervlerine sahip olan, petrol üretiminde ise Suudi Arabistan'ın ardından ilk sıralarda yer alan Rusya Federasyonu bu gücünü Avrupa Birliği ve diğer ülkelere karşı dış politika aracı olarak kullanıyor. Avrupa Birliği enerji alanında dışa, özellikle de Rusya'ya olan bağımlılığını azaltmaya çalışırken, Rusya bu bağımlılığın devam etmesi için yeni politikalar uygulamaya koyuyor.

AB, doğalgaz ithalatının yüzde 40'ını Rusya'dan yapıyor. Kuzey Amerika'nın ardından dünyanın ikinci büyük bölgesel doğalgaz pazarı olan AB, mevcut gaz ihtiyacının yüzde 35-40'ını ise öz kaynaklarından karşılıyor.

Ancak azalan gaz rezervleri ve hızla yükselen ithalat bağımlılığı, AB'yi enerji alanında farklı politikalar izlemeye itiyor. Bu çerçevede ilk olarak AB'nin uygulamaya koyduğu proje, 2008 yılında "Enerji Güvenliği ve Dayanışma Eylem Planı" olarak açıklandı. Bu proje ile amaçlanan, AB'nin 2020 yılına kadar enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımını yüzde 20 oranlarında artırırken, sera gazı emisyonlarının kullanımını ise yüzde 20 oranında azaltmaktı. Fakat geçen üç yıllık sürede bu konuda belirgin ilerleme sağlanamadığı gibi, imzalanan projelerle Rusya'ya olan enerji bağımlılığı artmaya devam etti.

Bazı Avrupa'lı yetkililer bu bağımlılığı tek taraflı değil, karşılıklı bağımlılık olarak nitelendiriyor. Çünkü Avrupa için Rusya en büyük gaz tedarikçisi konumundayken, Rusya için de Avrupa en büyük pazar konumunda. Ancak bu teze karşı çıkanlar da var. Rus gazına alternatif oluşturabilecek Ortadoğu ve Afrika coğrafyasındaki siyasi durum ve Orta Asya ülkeleri üstündeki Rus nüfuzu göz önüne alındığında, Avrupa'nın doğalgazı en kolay ve güvenli yolla alabileceği ülke, Rusya. Ayrıca Rusya için Çin gibi devasa bir pazar da mevcut. Bu bakımdan, Rusya'nın doğalgazı her halükarda satacağı bir pazar bulabileceğini düşünenlerin sayısı çoğunlukta. Ancak böyle bir durumda, Rusya'nın AB üzerinde siyasi baskı unsuru olarak kullandığı enerji kozunun ortadan kalkacağını unutmamak gerekir.

Diğer bir nokta ise, Rus gazına bağımlılık konusunda tek bir AB'den söz edilemeyeceği. Bulgaristan, Polonya, Finlandiya yüzde yüz oranında Rus gazına bağımlıyken, İspanya Rusya'dan gaz ithal etmiyor. Almanya, İngiltere, Fransa gibi ülkelerin bağımlılık oranı, Doğu Avrupa ve Baltık ülkeleriyle kıyaslandığında üç de iki oranında daha az. Bu bakımdan AB, Rusya'ya karşı tek bir enerji politikası uygulayamıyor ve bu durum Rusya'nın enerji kartıyla bir bakıma AB'yi "bölmesini" sağlıyor.

AB'nin Rus gazına alternatif oluşturmak için uygulamaya çalıştığı her projeye, Rusya karşı bir hamleyle cevap veriyor. Bu durumun en son örneği Nabucco-Güney Akım rekabetinde yaşandı. Uzun süredir masa üstünde duran, Orta Asya, Hazar ve Orta Doğu gazını Türkiye üzerinden geçecek boru hattı ile Avrupa'ya taşıması planlanan Nabucco projesinde ilerleme kaydedilemiyor.

Nabucco projesinde ilerleme olmamasının iki temel nedeni var: Birincisi bu boru hattına gaz verecek olan Azerbaycan ve Türkmenistan gibi ülkelerin ihtiyacı karşılayıp karşılayamayacağının hala belirsizliğini koruması. Gazın alıcısının da tam olarak belli olmaması ise bu alandaki ikinci temel sorunu oluşturuyor.

AB ülkeleri içinde Rus gazına olan bağımlılık oranları büyük farklılıklar gösterdiği için, Almanya gibi projenin en büyük finansörü olması beklenen ülke, farklı açıklamalarda bulunuyor. Nedeni ise, Rus doğalgazını Baltık Denizi altından geçen hatla Almanya'ya taşıyan Kuzey Akım projesinin hayata geçmiş olması. Almanya dışındaki AB ülkeleri Rusya'dan alınan gazın yüzde 70'inin Ukrayna üzerinden geçen boru hattı aracılığıyla alırken, Almanya Kuzey Akım projesi ile Ukrayna-Rusya arasında yaşanacak herhangi bir sorundan dolayı gazın kesilme riskini ortadan kaldırdı. Bu gelişmelerin yanı sıra Rusya, hem Türkmen hem de Azeri gazını uzun süreli ve çok alımlı kontratlarla kendisine bağlayarak, Nabucco'ya gaz vermelerinin önünü kesmeye çalışıyor. Gelinen noktada Rusya'nın şimdilik başarılı olduğu söylenebilir.

Nabucco projesinde böyle bir süreç yaşanırken Rusya, neredeyse her yıl Ukrayna ile yaşadığı sorunlar nedeniyle Avrupa'ya sattığı gazın kesintiye uğrama riskini ortadan kaldırmaya çalışıyor. Bu konuda attığı en büyük adım ise Güney Akım Projesi oldu. Karadeniz altından geçecek boru hattı projesi ile Rus gazını Bulgaristan'a oradan da Orta Avrupa ve İtalya'ya ulaştıracak olan proje, Ukrayna'nın transit ülke olma konumunu elinden alıyor. Rusya'nın bu hamlesi, AB karşısındaki pozisyonunu kuvvetlendirirken, AB'nin Rusya'ya olan bağımlılığını da kaçınılmaz olarak artıracak.

Tüm bu gelişmeler, kısa ve orta vadede AB'nin Rus gazına olan bağımlılığını ortadan kaldıramayacağını ve Rusya'nın enerji kartını daha uzun süre elinde bulundurabileceğini gösteriyor.