Advertisement

Türkiye Bankalar Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Aydın, bankaların kredi kalitesinin son derece iyi olduğunu belirterek, ''Sorunlu kredi/toplam kredi rasyomuz yüzde 2,7-2,8 civarında. KOBİ kredilerine baktığımız zaman orada da 3,2... Baktığınız zaman yönetilebilecek düzeyde'' dedi.

Aydın, İstanbul Sanayi Odası'nın (İSO) mart ayı Meclis Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, dünyadaki ekonomik durum ile krizdeki ülkelerin içinde bulunduğu sorunlara değinerek, dünyada büyümenin 2010 ve 2011'de aşağı yönlü olduğunu, 2012'de de aşağı yönlü bir beklenti bulunduğunu söyledi.

Büyüme oranlarına işaret ettiği Türkiye'de bu yıl yüzde 4 civarında büyüme öngörüldüğünü anımsatan Aydın, Türkiye'nin gelişmekte olan ülkelerden olumlu yönde ayrıştığı unsurları anlattı.

Türkiye Bankalar Birliği olarak büyümenin özel sektör eliyle olmasını istediklerini vurgulayan Aydın, ağırlıklı olarak yatırımların finansmanında özel sektör yatırımlarının ön planda geldiğini ifade etti.

Hüseyin Aydın, Türkiye'de bankacılık sektörünün ekonomik faaliyeti finanse ettiğini, risk algısının düşük düzeyde kalmasını sağladığını belirterek, günümüzde kredilerin GSYH'nın yüzde 54'üne geldiğini söyledi.

Kredilerin dağılımında kurumsal kredilerin payının yüzde 68, bireysel kredilerin payının yüzde 32 olduğunu hatırlatan Aydın, krediye erişimde hala sıkıntıları olduğunu kendilerinin de kabul ettiği KOBİ'lerin toplam kredi hacminden aldığı payın yüzde 24 civarında olduğunu, bunun da yıllar itibarıyla sürekli artan trendi bulunduğunu, kredilerin yüzde 65 lira, yüzde 35 yabancı para cinsinden olduğunu kaydetti.



-''Nakdi kredilerde İstanbul'un payı düştü''-



Kurumsal nakdi kredilerin dağılımında imalat sektörünün önde geldiğinin altını çizen Aydın, arkasından ticaret ve inşaatın geldiğini, ayrıca enerjide ciddi bir artış olduğunun da görüldüğünü belirtti.

Nakdi kredilerde İstanbul'un payının düştüğüne dikkati çeken Aydın, 2007'de yüzde 46,1 olan payın, 2011'de yüzde 40,4'e düştüğünü, Ankara ile İzmir'in hemen hemen başa baş olduğunu söyledi.

Hüseyin Aydın, konuşmasını şöyle sürdürdü:

''Kredi kalitemizin son derece iyi olduğunu söyleyebiliriz. Sorunlu kredi toplam kredi rasyomuz yüzde 2,7-2,8 civarında. KOBİ kredilerine baktığımız zaman da orada yüzde 3,2... Baktığınız zaman yönetilebilecek düzeyde. Bu sadece yüzde olarak düşme değil. Biz 'bir tarafta kredi hacmimiz arttığı için sorunlu kredi azalmış' demiyoruz. Mutlak olarak da bizim sorunlu kredilerimizde azalma var. Bunda girişimcilerimizin, işadamlarımızın ve bankalarımızın karşılıklı anlayışı ve iş tutuş biçimlerinin pozitif oluşunun bir etkisi olduğunu da ifade etmek istiyorum.''



-Ekonomi yönetiminin aldığı önlemler...-



Geçen yılın ikinci yarısında cari açıkla birlikte başlayan bir süreçte ekonomi yönetiminin kredi hacmini daraltmak için birtakım önlemler aldığını hatırlatan Aydın, bankacılık sektörünün de bu önlemlere ihtiyatlı bir yaklaşım sergilediğini, kredi hacminin biraz daha sınırlı şekilde arttığını ve maliyetlerin yükseldiğini ifade etti.

Aydın, ''Biz o zaman bankacılık kesimi olarak ülkeye Döviz kazandıran, katma değer sağlayan, artısı olan, uzun vadede cari açığımızı kapatacak işlemler için bu sınırlandırmanın olmamasını arzu etmiştik. Ama ekonomi yönetimi onda ısrar etmişti. Kredilerde bunun yansımalarını görüyoruz'' dedi.

Toplam kredilerde kur artışlarından arındırılarak bakıldığında yüzde 22'lik bir artışın söz konusu olduğunu anımsatan Aydın, buna rağmen sektörün reel sektörü finanse etmeye devam ettiğini vurguladı.

Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Aydın, Türk bankacılık sektörünün bugünkü özkaynak yapısına ve sermaye yeterlilik rasyosuna bakıldığında, yaklaşık 1 trilyon lira civarında kredi oluşturma kapasitesi bulunduğunu belirtti.

Aydın, İstanbul Sanayi Odasının (İSO) Mart ayı meclis toplantısında, 2002'de kredilerin toplam aktif içindeki payının yüzde 25 civarında iken, bugün yüzde 55'leri aştığını kaydederek, ''Artık bankacılık sektörü, reel sektörü finanse ediyor, devletten ziyade'' dedi.

Toplanan mevduatın tamamına yakınının krediye dönüştürüldüğünü dile getiren Aydın, 2002 yılında 16 milyar dolar civarındaki özkaynağın, bugün 81 milyar doları aştığını, sermaye yeterlilik rasyosunun 16,9-17 civarında bulunduğunu kaydetti.

Aydın, ''Bugünkü özkaynak yapımıza ve sermaye yeterlilik rasyomuza baktığımızda, yaklaşık 1 trilyon lira civarında bir kredi oluşturma kapasitesi vardır Türk bankacılık sektörünün. Mevcut kredilerimizin yaklaşık 700 milyar lira olduğu varsayıldığında, özkaynaklar güçlü olduğunu çok rahatlıkla söyleyebiliriz'' dedi.



-''Uluslararası kredi notunu hak ettiğimizi düşünüyoruz''-



Hüseyin Aydın, İSO listesindeki en büyük bin firmanın, 2002-2010 döneminde kredi talebinin sınırlı olduğunun görüldüğünü kaydederek, ''Dünyanın gelişimini, rekabeti, ölçek ekonomisi normlarını dikkate aldığımızda, bu husus mutlaka taraflar arasında konuşularak, tartışılarak yeni yol ve yöntemin belirlenmesi lazım'' diye konuştu.

Riskler ve fırsatlara değinen Aydın, ''küresel toparlanma olmamakla birlikte olma ihtimalinin yüksekliğini'', ''enflasyonun düşürülmesi çabalarını'', ''Türkiye için yeni dış pazarları'', ''reformları'' ve ''dünya piyasalarındaki likidite bolluğunu'' fırsatlar; ''enerji fiyatlarındaki yükselişi'', ''uluslararası istikrarsızlığı'', ''hızlı olabilecek bir yavaşlamayı'' ve ''düzenleme ve denetleme otoritelerinin kısıtlayıcı düzenlemelerini'' riskler arasında saydı.

Aydın, Türkiye'nin zayıf yanlarından birinin tasarruf açığı olduğa işaret ederek, ''Bilhassa bu krizde gördük ki, ülkelerin kendi tasarruflarıyla büyümesi, çok daha verimli oluyor. Bunun artırılmasıyla ilgili çalışmalar var. Bizim de katkımız olacak, sektör olarak'' dedi.

Vade yapısını, ''Türkiye'nin uzun süredir yaşadığı bir sorun'' olarak tanımlayan Aydın, ''Uluslararası kredi notunu hak ettiğimizi düşünüyoruz. Bu kredi notunun verilmesi halinde hem bizim belli rasyolarımız, hem uluslararası piyasadaki rekabet gücümüz olumlu etkilenecek. Ama halen yok. Bu da bizim zayıf tarafımız'' diye konuştu.