Advertisement

Milli Savunma Bakanlığı Savunma Sanayii Müsteşarlığı Sanayileşme Daire Başkanı Bilal Aktaş, yüzde 6-10 seviyesinde olan Türk Silahlı Kuvvetleri ihtiyaçlarının, yerli sanayiiden karşılanma oranının yüzde 52'ye çıktığını, yeni teşvik paketiyle bu oranın yüzde 60-70 seviyelerine yükselmesini beklediklerini bildirdi.

Aktaş, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye'nin 2023 vizyonunda tüm belli başlı sistemlerde tasarım kabiliyetine sahip, ihracat yapabilen, özgün ürünleri olan bir savunma sanayine doğru ilerlediğini söyledi.

Türk yatırımcıların savunma sanayiine büyük ilgisi olduğunu, Tokat, Sivas, Rize ve İzmir kentlerini ziyaret ettiklerini, önümüzdeki günlerde de Konya ve Gaziantep'e gideceklerini anlatan Aktaş, savunma sanayiine yönelik çeşitli kümelenme faaliyetleri olduğunu ifade etti.

Aktaş, bazı şehirlerin savunma sanayiine yönelik sinerji oluşturmak isteğine değinerek, ''Bunlardan bir tanesi de İzmir. Ege Serbest Bölgesi ve Ege Bölgesi Sanayi Odası'nın desteklediği kümelenmeyi, birlikte bir sinerji oluşturmanın gayretleri olarak görüyoruz. Eskişehir, İstanbul ve Ankara'da kümelenme faaliyetleri var. Bu kümelenme faaliyetlerinin bizim hedeflerimize güç katacağına inanıyoruz. Destekler, bu yöndeki yatırımları hızlandıracak'' dedi.

Yeni teşvik paketinde, savunma sanayiine yönelik yatırımlara 5. Bölge desteklerinden yararlanma imkanlarının getirildiğine dikkati çeken Aktaş, teşvik paketinin hazırlanma sürecinde Savunma Sanayi Müsteşarlığı'nın Ekonomi Bakanlığı ile çok yakın koordinasyon içerisinde çalıştığını söyledi.



-''İhtiyacın yerli karşılanma oranı artıyor''-



Bilal Aktaş, savunma ürünlerinin, yurtdışına bağımlılığının yüksek sektörlerden olduğunu, anacak son zamanlarda müsteşarlığın stratejik plan çerçevesinde yerli katkıyı arttırma çalışmalarının devam ettiğini belirterek, şu bilgileri verdi:

''Türk Silahlı Kuvvetleri'nin ihtiyacının yerlileştirme oranı 2010 sonu itibarıyla yüzde 52'ye yükseldi. 2011 yılı rakamlarının mart ayı içerisindeki faaliyet raporlarının teslimiyle belli olacak. Yine beklentimiz yüzde 52 civarında çıkmasıdır. 10 yıl önce bu oran yüzde 6-10 seviyelerindeydi. Yeni teşvik paketiyle bu oranın yüzde 60-70 seviyelerine yükselmesini bekliyoruz. 2023 vizyonunda tüm belli başlı sistemlerde tasarım kabiliyetine sahip, ihracat yapabilen, özgün ürünleri olan bir savunma sanayiine doğru gidiyoruz.

Bu, aynı zamanda bize ihracat başarısı da getirmeye başladı. 2011 yılı sonu itibarıyla yaklaşık 1 milyar dolar ihracat gerçekleşti. Bu, bizim için sevindirici. Artık yerli sanayi alt yüklenicilerimiz belli olmaya başladı. Bunların altını doldurmaya çalışıyoruz. Bunların güçlü alt sistem üreticileri haline gelmesini, tepedeki ana yüklenicilerin sistem entegratörleri halinde görev yapmasını, tüm alt sistem parça üretimi, teknoloji geliştirme faaliyetlerinin tabana yayılmasını, bunun da sürdürülebilir olmasını arzu ediyoruz.''

İzmir'deki firmaların ihracatçı olmak gibi bir avantajlarının bulunduğunu vurgulayan Aktaş, ''İzmir'deki firmalar gibi altyapısı güçlü, sermayesi güçlü, zaten ihracat yapan firmaların savunma sanayiine destek olması bizim için çok önem arz ediyor. Bizim bir veri tabanımız var. İzmirli firmaları veri tabanımıza dahil ettiğimizde, birkaç yıl içerisinde İzmirli firmaların payının artacağına inanıyorum'' dedi.



-Türk savunma sanayiine yurtdışından talep-



Aktaş, Savunma Sanayii Müsteşarlığı savunma sanayiinde rekabetçi firmalar değil, lider firmalar yaratmayı ve bunların sürekliliğini sağlamaya çalıştıklarını kaydetti.

Yerli savunma sanayii ürünlerine en çok talebin Türk cumhuriyetleri ve Ortadoğu bölgelerinin geldiğini belirten Aktaş, Kuzey Afrika ülkeleriyle yakın temaslarının devam ettiğini ve yakın zamanda bu bölgeye de ihracatta başarılı olunacağına inandığını söyledi.

Aktaş, Türkiye'nin savunma sanayii ürünleri ithalatında Almanya ve ABD'nin başta geldiğini, ancak mevcut ithalatı düzeyini sektörel strateji kapsamında, üniversite-sanayi işbirliğine ve Ar-Ge faaliyetlerine önem verildiğini anlattı.

Savunma sanayiinde dışa bağımlılığın sadece dış ticaret açığı olarak ele alınamayacağına işaret eden Aktaş, ''Kıbrıs Barış Harekatı'ndaki kısıtlamalar, son zamanda İsrail ile ilişkilerdeki iniş çıkışlar, bazı kritik parçalarındaki bağımlılığımızın ne derece önemli olduğu, nerelere daha çok ağırlık vermemiz gerektiği konusunda yol gösterici oluyor'' ifadelerini kullandı.