Advertisement

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''2011 yılındaki 24 milyar dolarlık dış ticaret hacminin sadece 2,5 milyar doları, yani yüzde 10'u Türkiye'den Çin'e yapılıyor. Bu dengesizliği hep birlikte acilen kapatmamız gerekiyor. Bu konuda işadamlarına önemli rol düşüyor'' dedi.

Erdoğan, Çin'e gerçekleştirdiği resmi ziyaretin üçüncü gününde Grand Hyatt Oteli'nde düzenlenen Türkiye-Çin Ekonomik ve Ticari İşbirliği Forumu'na katıldı.

Çin'de yaptığı temasların Türkiye ile Çin arasındaki işbirliğini daha da arttıracağına inandığını belirten Erdoğan, şöyle konuştu:

''Türk ve Çin halkları, temasları yüzyıllar, hatta bin yıllar öncesine giden halklardır. Tarihin eski dönemlerinde, Türkler, Çin'e çok yakın coğrafyalarda, komşu halklar olarak varlıklarını sürdürdüler. Türklerin Batıya göç etmeleriyle, halklar arasındaki iletişim ve işbirliği kopmadı.

Çin'in Şian kentinde başlayan İpek Yolu, yüzyıllar boyunca, Orta Asya steplerini, İran çöllerini aşarak, Türkiye'ye, İstanbul'a ticari mallar taşıdı. Türkiye, bugün bile, 'Asya minör', yani 'küçük Asya' olarak isimlendirilen bir ülkedir. Türkiye'nin coğrafi konumuyla ilgili olarak, özellikle şu tanımın son derece önemli olduğuna inanıyorum; Türkiye, Asya'nın en batısı, Avrupa'nın en doğusudur. Asya'nın en doğusundaki Çin'le, Asya'nın en batısındaki Çin'in, tarihi tecrübeye de dayanarak, bugün pek çok alanda büyük bir işbirliği potansiyeline sahip oldukları açıktır.

Halkların tarihlerinin ve coğrafi konumların kesişmesi kadar, son dönemde Çin ve Türkiye ekonomisinin büyük benzerlikler taşıdığını da vurgulamak isterim. Çin ekonomisi, 2010 ve 2011 yıllarında, küresel krizin çok ağır seyrettiği bir dönemde, rekor seviyede büyüme kaydetti. Aynı şekilde, Türkiye ekonomisi de bu yıllarda rekor büyüme oranlarını yakaladı ve özellikle 2011 yılında, yüzde 8,5'lik büyüme oranıyla, dünyada Çin'den sonra ikinci sırada yer aldı.''

-Dış ticaret açığı-

Yine aynı şekilde, dünya genelinde müteahhitlik hizmetlerinde, Çin, Amerika Birleşik Devletleri ve Türkiye'nin ilk 3 sırayı paylaştığını belirten Erdoğan, son 2 yılda Türkiye'nin ABD'nin önüne geçtiğini ve bu sektörde Çin'den sonra ikinci sıraya yükseldiğini söyledi.

Benzeri bir durumun dış ticaret rakamlarında da görüldüğünü kaydeden Başbakan Erdoğan, dünyada, dış ticaret hacmi küresel krizin etkisiyle ciddi şekilde daralırken, Çin ve Türkiye'nin ihracatlarını artıran ülkeler olduklarını dile getirdi.

Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:

''Nüfus yapılarımız da aynı şekilde benzer potansiyel barındırıyor. 1,4 milyarlık nüfusuyla, genç ve dinamik iş gücüyle Çin, Asya'nın üretim merkezi olurken, Türkiye de 75 milyon genç, dinamik nüfusuyla bölgesinde üretim için cazip bir merkeze dönüşüyor.

Türkiye ile Çin arasında yaklaşık 25 milyar dolarlık bir dış ticaret hacmi bulunuyor. Fakat aramızdaki ticaret hacmi böyleyken açık çok büyük. Bire dokuz açık söz konusu... Başbakan Sayın Vın Ciabao'nun 2010 yılında ülkemizi ziyareti sırasında, aramızdaki ticaret hacmini 2015'te 50 milyar dolara; 2020;de de 100 milyar dolara çıkarmayı hedef olarak belirledik. Dün akşam da yine bunu teyit ettik. Ticaret açığını dengeleme konusunda da ilgili bakan arkadaşlarımız gerekli çalışmayı yapacaklar ve bunu çözmenin gayreti içinde olacağız. 2011 yılındaki 24 milyar dolarlık dış ticaret hacminin sadece 2,5 milyar doları, yani yüzde 10'u Türkiye'den Çin'e yapılıyor. Bu dengesizliği hep birlikte acilen kapatmamız gerekiyor. Bu konuda işadamlarına önemli rol düşüyor.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Türkiye ile Çin, Asya'nın iki ucunda, medeniyet inşa etmiş iki ülke olarak, her alanda çok daha yoğun işbirliği geliştirebilir. Ekonomide, uluslararası siyasette, sosyal, kültürel işbirliğinde, Türkiye ile Çin farklı bir sinerji oluşturabilir'' dedi.

Erdoğan, Türkiye-Çin Ekonomik ve Ticari İşbirliği Forumu'nda yaptığı konuşmada, ''Türkiye, her alanda Çinli yatırımcılar için önemli fırsatlar sunuyor'' dedi.

Türkiye'nin, Asya'nın Avrupa'ya, Avrupa'nın da Asya'ya açılan kapısı olduğunu vurgulayan Başbakan Erdoğan, İstanbul'dan yapılacak 4 saatlik bir uçuşla, 50 ülkeye ve dünya ticaretinin dörtte birine ulaşmanın mümkün olduğunu dile getirdi.

Başbakan Erdoğan, şunları söyledi:

''Çin ile Türkiye arasında ulaştırma, bin yıllar boyunca nasıl kesintisiz devam ettiyse, bugün de modern anlamda yoğun şekilde devam ediyor. Halihazırda Türk Hava Yolları, Çin Halk Cumhuriyeti'ne haftada 23 doğrudan uçuş gerçekleştiriyor.

Çin ile Türkiye arasındaki bütün bu benzerliklere, coğrafi avantajlara rağmen, Türkiye'deki Çin yatırımlarının yeterli düzeyde olmadığını üzülerek müşahede ediyoruz. Çin'in, 2011 sonu itibarıyla, ülkesi dışında yaptığı 320 milyar doları aşkın doğrudan yatırımı buluyor. Buna karşılık son 10 yılda Çin'den ülkemize yapılan yatırımlar çok cüzi düzeylerde kalıyor. Çinli dostlarımızı, yatırımcıları, biz Türkiye'de çok daha fazla yatırımla görmek istiyoruz.''

-''Türkiye'de yatırım yapacak Çin'li yatırımcılara kapılar ardına kadar açık''-

Çin Devlet Başkan Yardımcısı Şi Cinping'in, Şubat ayında Türkiye'ye gerçekleştirdiği ziyaret sırasında imzalanan bir dizi anlaşmanın, ticaret ve yatırımları olumlu etkileyeceğini düşündüklerini belirten Erdoğan, Çin'e gelmeden hemen önce, çok kapsamlı bir teşvik uygulamasını kamuoyuna açıkladıklarını hatırlattı.

Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:

''Uygulamaya başlayacağımız yeni teşvik sistemi, sadece ulusal yatırımcılar için değil, uluslararası yatırımcılar yani Çin'li yatırımcılar için de önemli fırsatlar sunuyor. Stratejik Yatırım olarak adlandırdığımız teknolojik yatırımları, tekstil yatırımlarını, diğer yandan savunma, uzay, taşımacılık gibi yatırımları çok güçlü şekilde destekliyoruz. Yatırımcılar için, yer tahsisinde, sigorta primlerinde, vergilerde ve faizlerde ciddi teşvikler getiriyoruz. Çinli yatırımcıların, bu teşviklerle ilgileneceklerini umuyor, Türkiye'de yatırım yapacak dostlarımız için kapıların ardına kadar açık olacağını hatırlatmak istiyorum.

Türkiye ve Çin, dünya genelinde müteahhitlik hizmetlerinde ilk iki sırayı paylaşıyorlar. Çin, dünyanın en büyük 225 uluslararası müteahhidi listesinde 54 firmayla birinci sırada yer alırken, Türkiye de 33 firmayla 2'inci sırada yer alıyor. Birinciyle ikincinin bir araya gelmesiyle, güçlerini birleştirmesiyle dünyanın çehresini değiştirebileceklerini söylemek asla hayali bir hedef olmayacaktır.

Turizm konusunda da Çin'in Türkiye'deki potansiyeli daha fazla şekilde değerlendirmesini bekliyor ve arzuluyoruz. 2011 yılında Çin'den Türkiye'ye 100 bini aşkın turist geldi. 65 milyon Çinli turistin yanında, takdir edersiniz ki 100 bin çok cüzi, çok komik bir rakam olarak kalıyor. Onun için Çin'den Türkiye'ye çok daha fazla turist bekliyoruz. Türk halkını iyi tanısınlar, Türk halkı da Çin halkını iyi tanısın.''

-''Türkiye'nin fırsatlarından istifade edin''-

Başbakan Erdoğan, 2011 yılında 31,5 milyon turist ağırlamış ve dünyanın ilk 10 turizm ülkesi arasında yer almış Türkiye'de çok daha fazla Çinli turisti ağırlamak istediklerini ifade etti. Erdoğan, Çinli turistlerin, deniz turizminin yanı sıra, sağlık, inanç, kültür, kış sporları, mağara, avcılık, yayla ve kongre turizmi alanlarında da Türkiye güzelliklerinden keyifle istifade edeceklerine inandığını da söyledi.

Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:

''Türkiye ile Çin, Asya'nın iki ucunda, medeniyet inşa etmiş iki ülke olarak, her alanda çok daha yoğun işbirliği geliştirebilir. Ekonomide, uluslararası siyasette, sosyal, kültürel işbirliğinde, Türkiye ile Çin farklı bir sinerji oluşturabilir.

Avrupa Birliği ile katılım müzakerelerini yürüten, bölgesinde, ekonomisiyle, dış politikasıyla yükselen bir değer olan Türkiye, Çin ile işbirliğini daha da geliştirme ve artırma arzusuna sahiptir. Bunu gerçekleştirecek olan, hükümetlerden, devletlerden öte, sizlersiniz, siz değerli işadamlarısınız. Çin'in, Çinli işadamlarının, Türkiye'yi bir ticaret ve üretim üssü olarak belirleyerek Türkiye'nin fırsatlarından istifade etmelerini bekliyoruz. Türkiye bu noktada her türlü kolaylığı göstermekten kaçınmayacaktır. Çin'in, Asya'nın batısındaki yükselen Türkiye fırsatını gözden kaçırmayacağını umuyorum.''

Başbakan Erdoğan, konuşmasının son bölümünde, Çin'e gerçekleştirdiği bu resmi ziyaretin, iki ülkenin geleceği adına verimli sonuçlar doğurmasını ve İş Forumu'nun başarılı geçmesini diledi.