Advertisement

Dünyanın en büyük tahvil fonunu yöneten Pasific Investment Management Co.'nun (Pimco) CEO'su, eş Şef Yatırım Yetkilisi ve "When Markets Collide (Piyasalar Çarpıştığında)" kitabının yazarı Muhammed El-Erian geçen hafta merkez bankalarından yapılan açıklamaları söyle değerlendirdi:

Üç merkez bankasının -İngiltere Merkez Bankası, Avrupa Merkez Bankası ve Fed- geçen haftaki toplantıları, ilave teşvik tedbirleri için çok iyi vakalar ortaya çıkardı, ancak bankalar bu tedbirlerin neler olduğunu açıklamaktan kaçındılar.

Önceki hafta merkez bankacılar ve siyasi liderlerin sözlü garantileri üzerine hızlı yükselişler gösteren hisse senetleri ve bazı tahviller güçlü satışlarla karşılaştı. Merkez bankacılarının ilave harekete ihtiyaç duyulduğunda daha fazlasını yapmaya söz vermeleri nedeniyle panik yoktu. Bu, standart anlatımdı.

Ancak bu anlatım önemli bir noktayı atlıyor ve oyunda daha fazlası var. Makus gerçek şu ki; 2008 ve 2009 finansal krizleri sırasında olduğunun tersine, merkez bankaları zor durumdan çıkmaya çalışan küresel ekonomi için kurtarıcı olamaz. Daha iyi politika araçları ile donanmış diğer hükümet oluşumlarının devreye girmesi gerekiyor.

Merkez bankaları geçen hafta neden bu denli hayalkırıklığı yarattı? Sanırım, hiçbiri gerekli aciliyeti göstermeyen diğer politika yapıcıları üzerindeki baskıyı sürdürmek istiyorlar. Bankacılar da, merkez bankalarının politika araçlarının gittikçe daha az etkili olduğunun farkına varıyor.

Avrupa Merkez Bankası Başkanı Mario Draghi'nin bir sözüne bakalım, "merkez bankaları hükümetlerin yerini alamaz". Başka birşey daha var: Merkez bankacıları, halen sahip oldukları cephaneyi kuru tutabilmek için herkesten daha dikkatli davranıyor.