Advertisement

Universite Libre de Bruxelles öğretim görevlisi Stephanie Collet’in veri setine göre, 1861 yılındaki birleşmeden önce, Piedmont ve Napoli Krallıklarına ait tahvil getirileri yükseliş trendindeydi. O zamanlarda, İtalya 7 ayrı eyaletten oluşuyordu. Her bir eyaletin ayrı tahvil kâğıdı ve ayrı döviz kuru mevcuttu. En büyük ekonomilerden Napoli eyaleti, en düşük borç oranına sahip olmasına rağmen, birleşme sonrası finansman maliyeti açısından en büyük artışı yaşadı. Araştırmacı Stephanie Collet’e göre, o dönemlerde Napoli güçlü ekonomisiyle iyi bir duruşa sahipti. Ancak yatırımcıların Napoli’yi birleşik İtalya’nın bir parçası olarak algılamaya başladığı zaman çok yüksek risk primi ödemeye başladı.

İtalya’nın birleşme hikâyesini günümüze taşıdığımızda ise Collet’e göre ortak Eurobond ihraç etmek sorunlara bir çözüm getirmiyor. Collet, gerçek bir mali birlik olmadan, bu durumdan en fazla etkilenecek olan Almanya’nın olacağını vurguladı. Şu ana kadar gelinen noktaya baktığımızda, Almanya Başbakanı Merkel, İspanya ve İtalya için borçlanma maliyetlerini düşürmek adına daha fazlasını yapması için baskı altında. Ancak Merkel, Brüksel’e daha fazla mali egemenliği teslim etmeden ortak tahvil satışına karşı duruşunu koruyor. Hatırlanacağı üzere, 2 Ağustos’ta Almanya 10 yıllık tahvil getirisi ile 10 yıllık İtalyan tahvil getirileri arasındaki makas 450 baz puana ulaşmıştı. İtalya Başbakanı Monti’nin güçlü bir şekilde ortak Eurobondu savunması bu nedenle aşikâr.

Güney İtalya ve Sicilya’dan oluşan iki Sicilya Krallığı, bir zamanlar Avrupa’nın en büyük eyaletlerinden biri olan Napoli tarafından yönetiliyordu. Sicilya bölgesi bugün İtalya’nın en fakir bölgesi ve hükümetin harcama kesintileri sonrası likidite kriziyle boğuşuyor.

Avrupa politika yapıcıları, rekor borçlanma faizlerinin nasıl geri çekileceği ve Euro Bölgesi ortak tahvil için Avrupa bütçe denetçisi kurulması konusunda henüz bir uzlaşmaya varabilmiş değiller. Eylül ayına kadar piyasaları gerçekten taşıyabilecek bir gelişmenin ajandalarda yer almadığını göz önüne alırsak, gözler 6 Eylül ECB toplantısı, 12 Eylül’de Almanya Anayasa Mahkemesi’nin  EFSF’in yerine ESM’in kalıcı kurtarma fonu olarak hayata geçmesi ile ilgili ve mali birlik konusunda onay kararına çevrilmiş durumda.


BU HABERE YORUM YAZ
 
16 Ağustos 2012 Perşembe, 14:13 Misafir gercekten cok farklı bir bakıs acısı getirilmis, yapılan benzetmeler bugun bulundugumuz durumla cok benzerlikler gosteriyor! yazanın ellerine saglık! kimim yazdıgını goremedim yalnız, kimin analizi??