Advertisement

Bir gazetecinin, BDP'li milletvekillerinin, Şemdinli-Derecik bölgesinde silahlı teröristlerle buluşmasını nasıl değerlendirdiğini sorması üzerine Başbakan Erdoğan, şu yanıtı verdi:

''Şunu çok açık ve net söylemek zorundayım; aslında bunu yazılı ve görsel medyanın çok daha farklı bir şekilde de işlemesi lazım. O da şu; Türkiye'de oynanan senaryonun bu farklı bir versiyonu ve parlamentoda yaptığım birçok konuşmada, parlamentodaki uzantısı olan BDP'ye; batı, bölücü terör örgütünü ilan ediyor, 'bu bir terör örgütüdür' diyor. Siz niçin bunu söyleyemiyorsunuz, bunu açıklayın dediğimizde, bugüne kadar BDP bu bölücü terör örgütünü, hiçbir zaman 'bu bir terör örgütüdür' diye ilan edememiştir. Niye? Çünkü onların parlamentoya girme veya varlık sebebi bölücü terör örgütüne bağlıdır. Bölücü terör örgütünün oluşturduğu o korku toplumu içerisinden bunlar parlamentoya gelmektedirler. Eğer Güneydoğu'da benim Kürt kardeşim, bu korkunun ve tehdidin altında olmamış olsa, o zaman zaten bunlar şu anda aldıkları oyların kahir ekseriyetini alamayacaklardır. Ama işte gördüğünüz gibi milletvekilleri kardeşler olarak birbirlerine sarılabiliyorlar. Öyle diyorlar ve bütün bunların hepsi kayıtlarda var. Medya zaten bunların tespitini de yapmış vaziyette. Bize düşen nedir? 'Bu ne muhabbet' demektir. Muhabbetleri bu kadar ileri derecededir. Bundan öncede buna benzer senaryolar zaten yine oynanmıştır.''

Terör örgütü PKK mensuplarınca kaçırıldığı söylenen CHP Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün'ün de ''Teröristler kaçırdı'' diyemediğini belirten Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

''(Arkadaşlar, çocuklar...) Bu ifadeyi kullanmıştır. Bunlar tabii ortaya birşey koyuyor. Ortada nasıl bir senaryo var? Ne oynanıyor, ne yapılmak isteniyor? Bunlar üzerinde milletçe düşünmemiz lazım. Kim kime dosttur, bunu ortaya koymak lazım. Biz boşuna CHP ile BDP aynıdır demiyoruz. Bunlar aynıdır. Birisi diğerinin farklı versiyonudur. Olay bu kadar basittir.''

"Bayramlar, mutluluğun, birlikteliğinin, dayanışmanın zirvede olması gereken günler"

Vatandaşların Ramazan Bayramı'nı tebrik eden Erdoğan, bayramların mutluluğun, birlikteliğin, beraberliğin, dayanışmanın, paylaşmanın zirvede olması gereken günler olduğunu ifade etti.

Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Hele hele Ramazan Bayramı'nın bir asli adıyla Fıtır Bayramı olduğunu düşündüğümüz zaman, bütün imkanı olanların imkanı olmayanları arayıp, bulduğu bir bayram. Onun için de iftarlarımız bir başka zengin olmuştur bu bayramda. Ramazan ayı boyunca, sahurlarımız aynı şekilde ve geceleri sahur vaktine kadar şehirlerimizin birçok yerinde bu güzellikleri halkımızla birlikte paylaştık, birlikte yaşadık. Şimdi de bugün bayramın birinci gününde bunu kutluyoruz.

Bütün bunları yaşarken, ülkemizin içinde teröre ne yazık ki kurban verdiğimiz şehitlerimiz var. Tüm şehitlerimiz bu güzel ülkemizin adeta temel taşlarıdır, köşe taşlarıdır. Ailelerine başsağlığı dilerken, milletimizin başı sağolsun diyorum. Terörle ilgili bu mücadelede de mücadelemizin sonuna kadar yılmadan, usanmadan devam edeceğini de söylemek isterim.''

Sığınmacı sayısı 70 bine ulaşıyor

Türk milletinin, bu hassasiyeti tarih boyunca sadece kendi sınırları içinde değil tüm dünyada gösterdiğini bildiren Erdoğan, şunları kaydetti:

''Osmanlı tarihine baktığınız zaman da çok açık, güzel örneklerini görmemiz mümkündür. Şu anda Arakan'daki Müslümanlar adeta Türkler'in, Türkiye'nin uzanacak elini bekliyor. Aynı şekilde Suriye'de demokrasi, varlık mücadelesini bekleyen kardeşlerimiz bu desteği bekliyorlar. Nitekim son bir kaç gün içinde, gıda yardımları noktasında adımlarımızı atmış bulunuyoruz. Bunu da yine aynı şekilde sürdüreceğiz. Sığınmacı kardeşlerimizin sayısı 70 bine doğru ulaşıyor. Bu konuda kamplarımızı yaygınlaştırıyoruz, genişletiyoruz. Onlara da gerekli desteği vermekte kararlıyız.

Bazı çevreler, farklı yaklaşımlar sergilese de biz Suriye'de bu varlık mücadelesini veren, zalim bir rejime karşı bu demokrasiyi elde etme, kendi iradesini ortaya koyma mücadelesini veren halkın yanındayız. Kimse bunu sağa, sola çekme yoluna gitmesin. Biz bu mücadelede de elimizden geleni kendi ölçülerimiz içerisinde vermeye gayret edeceğiz. Temennim odur ki bu bayram, bu konularda hakların elde edilmesi noktasında bir milat olur.''

İçişleri Bakanı Şahin'e yapılan taşlı saldırı

Ramazan Bayramı'nı güvenlik güçleriyle geçirmek üzere Hakkari'de bulunan İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin'e esnaf ziyareti sırasında yapılan taşlı saldırıya ilişkin Erdoğan, olayın tam teferruatının kendisine gelmediğini belirtti.

Başbakan Erdoğan, ''Herhalde ciddi birşey olsa gelirdi. Ama dün Şırnak'ta bizim il başkan yardımcımız, aynı zamanda Şırnak milletvekilimizin kardeşi öldürülmüştür. Onun üzerinde de şu anda Valilik, emniyet bütün imkanlarıyla araştırmasını yapıyor. Nedir, ne değildir? Onu da meydana çıkarmaya çalışıyoruz'' dedi.

Kıdem tazminatı konusu

Başbakan Erdoğan, Kıdem Tazminatı Fonu ile ilgili bir soru üzerine, ''Kıdem tazminatı konusunda bizim verilmiş herhangi bir kararımız yoktur. Bunu defaatle aslında açıkladım ama buna rağmen, devamlı kaşınıyor. Ben her zaman şunu söyledim, Kıdem tazminatı konusunda işçi sendikaları ile işveren sendikaları anlaşırlarsa, o zaman biz gerekli adımı atarız. Ama onlar anlaşamadığı sürece biz bu olayın içerisinde, bu programın içerisinde yer almayız'' diye konuştu.

Ramazan Bayramı'nda ne yapacağı ve tatil planının olup olmadığı sorulan Başbakan Erdoğan, ''İstanbul'dayım işte görüyorsunuz. Şu anda burası İstanbul. Tatil planım olur, bir kaç gün de dinlenelim'' dedi.

Başbakan Erdoğan ile birlikte Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı ile AK Parti İstanbul İl Başkanı Aziz Babuşcu da bayram namazını Süleymaniye Camisi'nde kıldı.