Advertisement

Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, sigortalılığın tespiti için fiili çalışmanın somut olgularla saptanması gerektiğine, hizmet akdinin bu konuda tek başına yeterli olmadığına hükmetti.

Balıkesir'de 2009 yılında bir kişi, sigortalılık başlangıç tarihinin çırak olarak işe başladığı tarih olan 06 Şubat 1979 olduğunun tespiti için mahkemeye başvurdu.

Davayı kabul eden Balıkesir 1. İş Mahkemesi, sigortalılık başlangıç tarihinin 06 Şubat 1979 olduğuna karar verdi.

Kararın, temyiz edilmesi üzerine dosyayı görüşen Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, yerel mahkemenin kararını bozdu.

Daire kararında, işe giriş bildirgesinin davalı kuruma zamanında verildiği ancak fiili çalışma olgusunun ispatı yönünden eksik inceleme yapıldığını belirtildi.

506 sayılı Sosyal Sigortalar Yasası'nın 2 ve 6. maddelerinde sigortalılığın oluşumu yönünden çalışma olgusunun varlığının zorunlu olduğuna işaret edilen kararda, ''Eylemli veya gerçek biçimde çalışmanın varlığı saptanmadıkça, hizmet akdine dayanılarak dahi sigortalılıktan söz edilemez'' denildi.

Fiili veya gerçek çalışmayı ortaya koyacak belgelerin, işe giriş bildirgesiyle birlikte, sigortalının gün sayısını, kazanç durumunu, çalışma tarihleriyle ortaya koyan aylık sigorta gün bilgileri, 4 aylık prim bordroları gibi kuruma verilmesi zorunlu belgeler olduğunun altı çizilen kararda, şunlar kaydedildi:

''Yöntemince düzenlenip süresi içerisinde kuruma verilen işe giriş bildirgesi, kişinin işe alınmış olduğunu gösterirse de fiili çalışmanın varlığının ortaya konulması açısından tek başına yeterli kabul edilemez. Aksine düşünce, özellikle yaşlılık aylığının kabulü için öngörülen sigortalılık süresi yönünden çalışanlar ile çalışmayanlar arasında adaletsiz ve haksız bir durum yaratır. Bu nedenle, işe giriş bildirgesinin verildiği ancak yasal diğer belgelerin bulunmadığı durumlarda çalışma olgusunu ortaya koyabilecek inandırıcı ve yeterli kanıtlar aranmalı, kamu düzenine dayalı bu tür davalarda hakim, görevi gereği doğrudan soruşturmayı genişleterek sigortalılık koşullarının oluşup oluşmadığını belirlemelidir.''

Kararda, işyeri çalışanlarının, çalışmanın niteliği, gerçek bir çalışma olup olmadığı, davacının çırak olup olmadığı, işyerindeki çalışmasının üretime yönelik olup olmadığı yönünde beyanlarının alınması gerektiği belirtildi.

Gerektiğinde işyerine o tarihte komşu olan diğer işyerlerinin işverenleriyle çalışanlarının, aynı konuda tanıklıklarına da başvurulabileceği anlatılan kararda, gerçek çalışma olgusu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı olarak kanıtlandıktan sonra karar verilmesi gerektiği kaydedildi.

AA

BU HABERE YORUM YAZ
 
23 Ekim 2012 Salı, 01:11 Misafir bu kararı gözönüne alarak olaya bakacak olursak. ssk(sgk) hakkında bir şikayet olmazsa işyerinde sigortalı çalıştırma durumuyla ilgili fiiliyatta bir tesbit yapmaz ve yapmamıştır bugüne kadar. bunagöre türkiyede ssk'li olarak çalişanlarin (şikayet yoluyla tesbiti yapilanlar hariç)tamami nin sigortaliliklari esbit olmadiği için iptal edilmek zorundadir.bu karara göre birisi çikip bütün sigortaliliklarin tesbitini istese ve tes biti yapilamayanlarin geriye dönük iptalini talep etse ne olur mahkemelerin hali acaba.ayri ca ssk 65 yaş kanunuçiktiktan sonra hiçbir fiilitesbit yapmadan binlerceiptal