Advertisement

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, bugün artık Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne değil Avrupa Birliği'nin Türkiye'ye ihtiyacı olduğunu belirterek, ''Yaşanan küresel finans krizi Avrupa'nın Türkiye'ye olan ihtiyacını çok net şekilde ortaya koymuştur. Şunu da herkesin bilmesini isterim bizim hükümet olarak Avrupa Birliği hedefimizde bir sapma asla söz konusu değildir'' dedi.

Erdoğan, Çek Cumhuriyeti'ndeki temasları çerçevesinde Türk-Çek İş Konseyi Toplantısı'na katıldı.

Buradaki konuşmasında Başbakan Erdoğan, Prag'ı ziyaretlerinde savaşın tahribatını değil barışın egemenliğini gördüklerini ve bunun kendilerine farklı bir memnuniyet kazandırdığını ifade etti.

Çek Cumhuriyeti'ne bakanlar, milletvekilleri ve iş dünyasının önde gelen temsilcilerinden oluşan büyük bir heyetle geldiklerini anlatan Erdoğan, ''Açıkçası ziyaretimizin hem resmi düzeyde hem ekonomik düzeyde resmi sonuçlar doğurmasını ve olumlu sonuçlarla geri dönmeyi gönülden arzu ediyoruz'' diye konuştu.

Erdoğan, ortak bir coğrafyada yaşandığını ve ortak coğrafyanın getirdiği ortak kültür ve kaderin de paylaşıldığını vurgulayarak, zorluklara karşı dayanışma içerisinde olunmasının şart olduğunu söyledi.

Küresel finans krizinin Türkiye'yi ve Çek Cumhuriyeti'ni ciddi manada etkilemediğini bildiren Erdoğan, şöyle devam etti:

''Çevremizdeki ülkelerde yaşanan olumsuzluklar istesek de istemesek de bizim ülkelerimizi de az da olsa etkiledi ve etkiliyor. Örneğin İspanya'da, Yunanistan'da, İtalya'da diğer Avrupa ülkelerinde yaşanan olumsuzluklara kayıtsız kalmak bunların etkilerinden uzak durabilmek takdir edersiniz ki mümkün değildir. Örneğin Türkiye olarak ihracat noktasında Avrupa'da yaşanan krizin Avrupa'da yaşanan daralmanın sonuçlarına biz şahit olduk. Avrupa'ya gerçekleştirdiğimiz ihracatta belli bir miktarda düşüş oldu. Ama ülke çeşitlendirmesi yoluyla yeni pazarlar arayışı sayesinde 2012 yılında ihracatımızı bir önceki yıla göre artırdık ve tarihi bir rekoru da elde ettik. 152,5 milyar dolarlık ihracat yaptık. Yani bir önceki yılın gerisine düşmedik artmaya devam ettik. Eğer ülke çeşitlendirmesine gitmemiş yeni pazarlar keşfetmemiş olsaydık Avrupa'daki o daralmanın Türkiye'yi de etkisi altına alması kaçınılmaz olacaktı. Bunun yanında gerek orta vadeli programlarımızı erkenden açıklayıp uygulayarak, gerek mali disiplin, gerek para politikalarında kararlılıkla krizin ülkemizi teğet geçmesini sağladık.''

Çek Cumhuriyeti'nin Avrupa içerisinde sağlam ve kararlı duruşunu takdirle izlediklerini dile getiren Erdoğan, Çek Cumhuriyeti'nin ekonomi yönetimindeki başarısının etkileyici olduğunu ve bundan büyük memnuniyet duyduklarını ifade etti.

Çekoslovakya'nın 1930'larda dünyanın en büyük dokuzuncu ekonomisi olduğunu, 1993 sonrasında da Çek Cumhuriyeti'nin ekonomik gelişmelerinin dünya üzerindeki birçok ülkeye örnek gösterebilecek yapıda ilerlediğini kaydetti.



-''Enflasyondaki mücadeleyi sürdürerek Maastricht'in bu kriterini de tutturacağız''

Erdoğan, 2012 ekonomik verilerine göre, Maastricht Kriterleri'ni Avrupa'da yakalayabilen tek ülkenin Almanya olduğunu ve bu kriterlere en fazla yaklaşabilen ülkenin de Çek Cumhuriyeti olduğunu hatırlattı.

Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:''Türkiye Avrupa Birliği üyesi olmadığı halde, Maastricht Kriterleri'ni tutturma zorunluluğu olmadığı halde, bölgede tıpkı Çek Cumhuriyeti gibi Maastricht Kriterleri'ne en fazla yaklaşabilen ülke olmuştur. 27 Avrupa Birliği ülkesinin neredeyse tamamı Maastricht Kriterleri'ni yakalayamazken Türkiye enflasyon hariç Maastricht Kriterleri'ni karşılamıştır. Böyle bir durumumuz var. Enflasyonu biz 2002 yılında yüzde 30 seviyesinden almıştık. 10 yılda kararlı bir şekilde düşürdük ve şu anda yüzde 6'lara kadar çekmiş durumdayız. İnşallah enflasyondaki mücadeleyi sürdürerek Maastricht'in bu kriterini de tutturacağız.''



-''Sorunlar Türkiye'den değil Avrupa'dan, AB'den''

Türkiye'nin 1959'dan bu yana Avrupa Birliği'ne üye olma mücadelesi verdiğini hatırlatan Erdoğan, 2004 yılında müzakerelere başlama kriterlerini karşıladıklarını, 2005 yılında da Avrupa Birliği'ne tam üyelik için katılım müzakerelerine başladıklarını hatırlattı.

Bilim ve araştırma fasıllarının 2006 yılında bilim ve araştırma fasıllarının açılıp kapatıldığını anlatan Erdoğan, şöyle devam etti:

''Burası çok ilginçtir. Çünkü önümüze yeni yeni böyle bariyerler kondu. O tarihten bugüne kadar 12 fasıl daha açıldı ama kapama yok. Peki bugüne kadar hiçbir Avrupa Birliği üyesi ülkeye böyle bir yaptırım uygulandı mı, hayır. Sadece Türkiye için. Gerek açılan ve kapanmayan fasıllarda gerek geriye kalan 20 fasılda maalesef Avrupa Birliği tarafının önümüze çıkardığı engeller nedeniyle istediğimiz bir düzeyde bir ilerleme sağlanamadı. Bakın şunu çok açık şekilde ifade etmek durumundayım; Türkiye'nin Avrupa Birliği müzakerelerinde karşılaştığı sorunlar Türkiye'den değil Avrupa'dan, Avrupa Birliği'nden kaynaklanan sorunlardır. Avrupa Birliği, Türkiye'yi Avrupa'ya güç katacak hem siyasi hem ekonomik manada Avrupa'ya vizyon katacak bir ülke olarak görme konusunda maalesef son derece tereddütlü davranmıştır. Böyle davranmaya da devam ediyor.''



-''Türkiye'nin AB'ye değil, AB'nin Türkiye'ye ihtiyacı var''

Başbakan Erdoğan, Türkiye'nin son 10 yıllık ortalamasına bakıldığında yüzde 5,3 büyüme kaydeden bir ülke olduğunu ifade etti.

Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Ekonominin tüm göstergelerinde başarı kaydeden, Maastricht Kriterleri'ne zorunlu olmadığı halde Avrupa Birliği ülkelerinde en fazla yaklaşan veya en fazla yaklaşan ülkelerden biriyiz. Bunun yanında Avrupalı bir ülke olduğumuz kadar Ortadoğu ile Afrika ile Asya ile dünyanın diğer coğrafyalarıyla etkili bir iletişime sahibiz. Çünkü biz mademki bir dünya ülkesiyiz öyleyse uzanamadığımız gidemediğimiz bir yer olmamalı diye düşünüyorum. Onun için Afrika'ya da gideriz, Latin Amerika'ya da gideriz, Amerika'ya da gideriz, Asya'nın her köşesine gideriz. Gidiyoruz da gitmek durumundayız ve şu anda sağ olsun tüm girişimcilerimiz hallaç pamuğu gibi fellik fellik, bunların tercümelerini tabii iyi yapın burası önemli, buralara gidiyorlar, gitmek durumundayız. Niye, bir girişimcinin işi bu. Ne yapacak. Bir girişim Türkiye'nin bu imkanlarına bu potansiyeline bu büyümesine rağmen Avrupa Birliği tarafından çıkarılan engeller açık söylüyorum Türkiye'ye değil doğrudan doğruya Avrupa Birliği'ne zarar verir ve zarar görür. Önümüze çıkarılan engellere, önümüze konulan yeni şartlara bakın. Makul olmadığını, mantıklı olmadığını, adaletle ve vicdanla asla izah edilemeyeceğini göreceksiniz. Altını çizerek tekrar ifade ediyorum. Bugün artık Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne değil, Avrupa Birliği'nin Türkiye'ye ihtiyacı var.''



-Avrupa Türkiye'den istifade etmeli

Avrupa'nın güçlü bir küresel siyasi ve ekonomik aktör olmak istiyorsa Türkiye'den istifade etmesi gerektiğini vurgulayan Erdoğan, şunları ifade etti:

''Yaşanan küresel finans krizi Avrupa'nın Türkiye'ye olan ihtiyacını çok net şekilde ortaya koymuştur. Şunu da herkesin bilmesini isterim bizim hükümet olarak Avrupa Birliği hedefimizde bir sapma asla söz konusu değildir. Bu noktada bir gönülsüzlük içinde değiliz. Yeni arayışların peşinde değiliz ancak üzüntülüyüz. Ben Şanghay İşbirliği konusunu gündeme getiriyorum, bundan bazıları rahatsız oluyor. Ya niye rahatsız oluyorsun. Şanghay İşbirliği konusu Avrupa Birliği'nin alternatifi midir. O ayrı bir yapılanmadır, bu ayrı bir yapılanmadır. Niye rahatsız oluyorsun. Hiç rahatsız olmaya gerek yok. Onlarla ticari ilişkilerini Avrupa Birliği üyesi ülkeler gayet rahat bir şekilde götürebiliyor, yapıyorsunuz zaten. Niye rahatsız oluyorsunuz. Rahatsız olmayın. Ama Türkiye'de her türlü arayışın tabii ki içinde olacak. Niye, ayaklarımızın üzerinde duracağız, güçlü olmamız lazım bu adımları atmamız gerekiyor.''

Müzakerelerin ilelebet devam edemeyeceğini ve sürüncemede bırakılamayacağını dile getiren Başbakan Erdoğan, ''Nereye kadar. 54 yıl kolay değil. 54 yıl sabır çeken Avrupa Birliği üyesi ülkeler içerisinde bir başka ülke yok sadece Türkiye var. Nedir, engel ne, neden dolayı. Bunların cevabı yok. Ama bazı samimi olanlar ikili görüşmelerde bunu bize çok açık net söylüyorlar. Niye olmadığını söylüyorlar. Onun için biz bunu biliyoruz ama bunu bilmemize rağmen yinede bilmemezlikten geliyoruz, 'ha gayret' diyoruz. Sabırlıyız, ama bir yere kadar. Avrupa'da büyüyen ekonomik krizin önlenmesine Türkiye katkı sağlar, sağlayabilir. Niye 1,5 milyarlık İslam dünyası Türkiye'nin Avrupa Birliği içinde yer almasını bekliyor, istiyor ve destekliyor. Bu ciddi bir potansiyel'' dedi.

Başbakan Erdoğan, Avrupa'da tehlikeli şekilde tırmanan ırkçılığa karşı Türkiye'nin katkı sağlayabileceğine dikkati çekerek, ırkçılığın engellenmesinde Türkiye'nin çok önemli rolü olabileceğini söyledi.

Avrupa'nın başta Ortadoğu olmak üzere çok geniş bir coğrafya ile iletişimine Türkiye'nin katkı verebileceğine işaret eden Erdoğan, ''Liderlerin, Türkiye'yi geçici siyasi kaygılarla değil, bu büyük potansiyele sahip özellikle güçle değerlendirmeleri, yani vizyon sahibi olmaları Avrupa'nın yararına olacak. Aksi takdirde Avrupa'ya bu zarar verir diye düşünüyorum'' değerlendirmesinde bulundu.

AA