Advertisement

Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, "Biz 2023 hedeflerine kilitlenmiş olan bir ülkeyiz. 2023'e kadar yerli otomobilimizi de yapacağız, yerli uçağımızı da yapacağız, yerli helikopterimizi de yapacağız. Türkiye, eski Türkiye değil" dedi.

Çağlayan, Bursa'da, Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi'nde bu yıl ikincisi düzenlenen "Ar-Ge Proje Pazarı ve Otomotiv Komponent Tasarım Yarışması" kapsamındaki "Ar-Ge Proje Pazarı Ödül Töreni" sonrası bir grup Polonyalı medya mensubunun da aralarında bulunduğu gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Bir gazetecinin, Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Koç'un, "Yerli marka otomobil, ticari intihardır" sözünü hatırlatması üzerine Çağlayan, geçen hafta Adapazarı'nda Koç Grubuna ait traktör fabrikasının temel atma törenine katıldığını belirtti.

Çağlayan, bu ifadenin hangi koşullarda söylendiğini bilmediğini dile getirerek, "Tabii Mustafa beyin bu ifadeyi hangi şartlarda hangi ortamda kullandığını bilmiyorum ancak bizim anladığımız anlamda söylemişse son derece yanlış bir tabir, tespit ve Koç Grubuna yakışmayan bir ifadedir. Bu şekilde söylemişse bu ifadesini kınarım" değerlendirmesinde bulundu.

Kendisinin de sanayici olduğunu vurgulayan Çağlayan, her ne kadar Koç Holding gibi büyük bir sanayici olmasa da onlar kadar sanayiciliği bildiğini anlattı.

Hem mühendis hem de Türk milletini bilen birisi olduğuna işaret eden Çağlayan, şöyle konuştu:

"Bu noktada tabii ki firmanın yurt dışı bağlantıları olabilir. Yurt dışındaki başka firmalarla göbek bağı olabilir ama biz zaten bu göbek bağını koparmak için Türkiye'de bir yerli otomobil yapılmasını her fırsatta ifade ediyoruz. Türkiye bugün bunu yapacak güce, imkana, altyapıya, öneme, insan gücüne, teknolojiye, her türlü birikime sahip bir ülkedir. Koç Grubu da bugünkü büyüme performansını Türkiye'ye borçludur. Türkiye'nin yatırım kalitesinin ve ekonomik kalitesinin her gün artmasının ortaya çıkarmış olduğu marka değerinden bütün şirketlerimiz aynı şekilde faydalanıyor. Onlar da dünyada saygın hale geliyorlar."

-"Böyle bir ifadeyi asla kabul etmem"-

Çağlayan, konuyu Mustafa Koç ile görüşeceğini tahmin ettiğini anlatarak, aslında gazetecilerin böyle bir ifadeyi ona sorması gerektiğini söyledi.

Koç Grubu'nun da Türkiye'nin yerli bir markası olduğuna dikkati çeken Çağlayan, şunları kaydetti:

"Türkiye'nin, ithal etmediği bir holdingidir ve Türkiye için önemli çalışmalar yaptığını düşünüyorum. Böyle bir laf demişse maksadını aşmıştır. Ben bu anlamda demediği kanaatimi sizlerle paylaşmak istiyorum ama demişse de tekrar söylüyorum; bunu yakıştırmam kendisine. Böyle bir ifadeyi asla kabul etmem. Türk sanayisi, bunu yapacak olan babayiğitler de bu ifadeyi dikkati almaz. Kimse kusura bakmasın. Biz 2023 hedeflerine kilitlenmiş olan bir ülkeyiz. 2023'e kadar yerli otomobilimizi de yapacağız, yerli uçağımızı da yapacağız, yerli helikopterimizi de yapacağız. Türkiye, eski Türkiye değil."

Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, "Merkez Bankası nihayet hidayete erdi. İki gün evvel yeterli olmasa bile kredi maliyetlerinin düşmesi ve iç pazarın hareketlenmesi için faizlerde bir indirim yaptı ama yetmez" dedi.

Çağlayan, CNR EXPO'da gerçekleştirilen 49. Uluslararası Ayakkabı Moda Fuarı (AYMOD) ziyaretinde yaptığı konuşmada, göreve geldiğinde tüm sektörlerin ihracat birim kilogram fiyatlarını istediğini belirterek, teknolojinin yoğun kullanılması ve yüksek katma değerin işin içine mutlaka sokulması gerektiğini kaydetti.

Türkiye'nin ihracatını 500 milyar dolara çıkarması için ihracat fiyatının 3 doların üzerine çıkartılması gerektiğini ifade eden Çağlayan, şunları söyledi:

"Türkiye'nin her sektörde üretim biçimini, pazarlamasını gözden geçirmesi gerekiyor. Ayakkabı sektörünün 2011'de ortalama ihracat birim kilogram fiyatı 9,9 dolara gelirken, Çin 10,2 dolara satmış. Fiyatımızı bırakın Almanya seviyesine getirmeyi ama hiç değilse bugünkü rakamımızı en az 2-2,5'e katlamamız gerekiyor. Almanya, İtalya ayakkabının içine altın, pırlanta taş da koymuyor. Formula yarışlarına katılan David'e aracının gücünü sordum 850 beygir, 320 kilometre yaptığını söyledi. Baktım ki Türkiye'yi tarif ediyor. Biz de 850 beygirlik ve 320 kilometre hızla gidecek güce sahip bir ülkeyiz. Zaman zaman (Türkiye'nin) önüne fren, takoz koyanlara bakmayın. Bize gaza basmak yakışır."

-"Merkez Bankası nihayet hidayete erdi"-

Bakan Çağlayan, Türkiye'nin gaza basması gereken bir dönemde olduğunu anlatarak, şunları dile getirdi:

"Merkez Bankası nihayet hidayete erdi. İki gün evvel yeterli olmasa bile ihracatçımızın, bizlerin her zaman söylemiş olduğu kredi maliyetlerinin düşmesi ve iç pazarın hareketlenmesi için faizlerde bir indirim yaptı ama yetmez.

Merkez Bankası bununla herhalde sizleri kandıracağını düşünmüyordur ya da sizler herhalde kanmıyorsunuzdur. Bu konuda taleplerinizi söylemeye devam edeceksiniz. Ben söyleyince, bazı faiz lobisinin taraflarının işine gelmiyor. Onların memnuniyet duymadığında da ben çok memnuniyet duyuyorum. Türkiye bugün yüzde 5 politika faizini bile yüksek olduğu bir ülke olmuştur."

Geçen yıl ihracatın desteği olmasa Türkiye'nin yüzde 2,2 yerine binde 3 büyüyeceğine işaret eden Çağlayan, bu yıl iç pazarı da biraz kontrollü büyüterek ihracat ve iç pazarla beraber "Türkiye'yi tutana aşkolsun" dedirteceklerini kaydetti.

Çağlayan, "Kim ne diyorsa desin, kim şirketlerinin Türkiye'nin gelişen ekonomi ve siyasi istikrarından dolayı marka değeri her gün artmasına rağmen üreticinin moralini bozacak laflar edip, bu ülkede kazandıklarını hak etmeyecek şekilde sözler söylese de Türk iş dünyası sanayicisi onlara inat, çatlasalar da patlasalar da yerli otomobili de yapacağız, helikopterimizi de yapacağız" dedi.

Geçmişte IMF'in önünde "diz çöken" Türkiye'nin IMF'in "diz çöktüğü" bir ülke haline geldiğini vurgulayan Çağlayan, bunlarla övünç duyduğunu dile getirdi.

-"Elin hamallığını yapma zamanı geçti"-

Çağlayan, bu sektörün, işletme sayısı, istihdam, ihracat ve üretimde Türkiye'nin ekonomisine büyük destek verdiğini belirterek, sektörün gelecek yıllarda 11 ülkenin değil, 111 ülkenin katıldığı uluslararası bir mahiyete dönüşmesini temenni ettiğini ve fuara seve seve destek vereceklerini söyledi.

Türkiye'nin, inovasyon, tasarım, Ar-Ge'yi olmazsa olmazı haline getirmesi gerektiğini ifade eden Bakan Çağlayan, şunları kaydetti:

"Artık elin hamallığını yapmanın zamanı geçmiştir. Türkiye yeni bir anlayış ve düşünceyle teknolojiyi yoğun kullanarak, markayı, modayı, tasarımı olmazsa olmazı yaparak yoluna devam etmek zorundadır. Türkiye'nin ihracatta geldiği noktayı önemseyen, ancak ihracat kilogram fiyatında daha gitmemiz gereken çok yol olduğunu söyleyen biri olarak, daha yememiz gereken birkaç fırın ekmek var."

Çağlayan, Türkiye'nin geçen yıl mal ve hizmet ihracatında Cumhuriyet tarihinin rekorunu kırdığını anlatarak, "10 yıl önce Türkiye'nin aldığı toplam turisti, artık tek başına Antalya alıyor. Türkiye gerek mal gerek hizmet ihracatında 197 milyar doları yakaladı. Bu 10 yıl evvel Türkiye'nin neredeyse milli geliri demekti" diye konuştu.

Bakan Çağlayan, gelecek 10 yılda Türkiye ekonomisini 3 kat daha büyüteceklerini vurgulayarak, "Dünyanın hiçbir yerinde olmayan ruha sahibiz. Allah bize petrol, doğalgaz, enerji kaynakları vermedi ama öyle bir şey verdi ki dünyanın hiçbir yerinde olmayan, vatanın bölünmez bütünlüğüne bu kadar bağlı, müteşebbis ve bu ruha sahip girişimcileri verdi. Dünyanın hiçbir yerinde Türk işçisi gibi sadakatle çalışan işçi göremezsiniz" şeklinde konuştu.

Türkiye'nin 2023 ideallerini yakalamak zorunda olduğunu belirten Çağlayan, "Bunu Cumhuriyetimizi kuran Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşları için yapmak durumundayız. Onların evlatları olarak yattıkları yerde rahat ettirmek için bunları yapmak zorundayız, yoksa bu bir fantezi değil" dedi.

-"Altıncı bölgeye niye gitmiyorsunuz anlayamıyorum"-

Çağlayan, Teşvik Yasası ile sağlanan fırsatları aktararak, özellikle emekle yapılan bu sektörün altıncı bölgeye gitmeme nedenini anlayamadığını söyledi.

Çin'den dahi daha iddialı iş gücü maliyeti verdiklerini belirten Çağlayan, ayakkabı sektörünün dış ticaret açığı veren bir sektör olduğunu, yüksek katma değerin mutlaka işin içine sokulması gerektiğini kaydetti.
Konuşmaların ardından Bakan Çağlayan, fuarı gezerek, işletmecilerden bilgi aldı.

Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, çözüm süreciyle ilgili, "Türkiye bu süreci de başarılı bir şekilde halledecek ve dünyadaki birçok büyük yatırımcının gelip yerleştiği, kendine güvenli bir yer olarak gördüğü bir ülke haline gelecektir" dedi.

Çağlayan, Bursa'da, Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi'nde bu yıl ikincisi düzenlenen "Ar-Ge Proje Pazarı ve Otomotiv Komponent Tasarım Yarışması" kapsamındaki "Ar-Ge Proje Pazarı Ödül Töreni" sonrası bir grup Polonyalı medya mensubunun da aralarında bulunduğu gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Türkiye'nin büyümesinin ihracat kanalıyla gerçekleştiğini ve iç talebin, büyümeye destek vermediğini belirten Çağlayan, dış satımın, üretim kapasitesi ve rekabet gücünün göstergesi anlamında son derece önemli olduğunu bildirdi.

Çağlayan, bu yılın şubat ayı dahil 36 aydır ihracatın artış kaydettiğine dikkati çekerek, "Tarihimizin en yüksek ihracatını yapıyoruz. Geçen yıl 152,6 milyar dolar ihracat gerçekleştirdik. İthalatımızda geçen yıl düşüş yaşadık. Yüzde 1,38'lik düşüşle 236,5 milyar dolar ithalatımız söz konusu oldu. Türkiye, mal ticaretinde önemli bir oyuncu iken hizmet ihracatında dünyanın 17'inci büyük ülkesi oldu. Bu anlamda 44,2 milyar dolar hizmet ihracatı gelirimiz oldu" ifadesini kullandı.

Türkiye'nin geçen yıl 97 ülkeye ihracatla rekor kırdığını anlatan Çağlayan, 241 gümrük bölgesine 20 binden fazla ürün çeşidinin satıldığını dile getirdi.

Çağlayan, Türkiye'nin ihracat yapmadığı iki ülkenin, Asya Pasifik'te, Bursa'dan küçük yüzölçümlere sahip Mikronezya ve Nauru olduğu bilgisini vererek, bu yıl buralara da ihracat yaparak Türkiye'nin girmediği hiçbir pazar kalmamasına karar verdiklerini anlattı.

-"İşimiz sadece ekonomiyi geliştirmek değil"-

Çağlayan, 1923'ten 2002 yılı sonuna kadar Türkiye'ye gelen ve yabancı yatırım diye nitelenen toplam doğrudan uluslararası sermayenin 14,6 milyar dolar olduğuna işaret ederek, "2002'den sonra hükümetlerimizin iş başına gelmesiyle serbest piyasa kurallarına göre bir dönüşüm sağladık. Hukuk ve bankacılık sistemimizde önemli değişiklikler yaptık. 80 yılda 14,6 milyar dolar yabancı sermaye alan Türkiye, 2002'den itibaren 10 yılda ise 123,7 milyar dolar doğrudan sermaye aldı. Türkiye'ye 80 yılda gelen uluslararası doğrudan sermayenin 8,5 katı, son 10 yılda geldi" diye konuştu.

Müteahhitlik sektöründe, Türkiye'nin Çin'den sonra ikinci sırada yer aldığını vurgulayan Çağlayan, Varşova Metrosu'nu bir Türk firmasının yaptığını söyledi.

Türkiye'nin, müteahhitlik sektöründe dünyanın prestijli yapılarını inşa ettiğini ve en fazla işi Rusya Federasyonu'na yaptığını bildiren Çağlayan, şöyle devam etti:

"Türkiye, bölgesinde barış ve huzurun kalıcı olarak tesis edilmesinde de önemli bir rol oynuyor. İşimiz sadece ekonomiyi geliştirmek değil, insanlarımızın demokratik hak ve özgürlüklerini de geliştiriyoruz. Önemli bir hamle başlatmış durumdayız. Türkiye'nin son 30 yılında ilerlemesine engel olan terör meselesinden kurtulma noktasında da hükümet olarak önemli bir süreci başlattık. Türkiye bu süreci de başarılı bir şekilde halledecek ve dünyadaki birçok büyük yatırımcının gelip yerleştiği, kendine güvenli bir yer olarak gördüğü bir ülke haline gelecektir."

-Türkiye-IMF ilişkileri-

Çağlayan, 12 yıl önce Türkiye'nin, IMF'den 1 milyar dolar borç alamadığı takdirde memurunun maaşını ödeyemediği bir noktada bulunduğunu hatırlattı.

Türkiye'nin, 2002'de IMF'ye 23,5 milyar dolar borcu olan bir ülke olduğunu dile getiren Çağlayan, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Şimdi Türkiye'nin, IMF'ye sadece 460 milyon dolar borcu var. Bunun da son taksitini ödeme tarihi 14 Mayıs. Türkiye artık bugünden sonra IMF ile masadaki yerini değiştirdi. Şimdi Türkiye, IMF'ye, 'Sizin için ne yapabiliriz?' diyecek konuma geldi. Türkiye, tarihinde ilk defa 66 yıldır birlikte çalıştığı IMF'ye şartlar uyarsa 5 milyar dolar kredi verecek. Böylesine önemli ve güçlü bir ekonomiye sahibiz."

-"Umuyorum ki Volkswagen, yatırımını Türkiye'ye yapacak"-

Çağlayan, Türk otomotiv sektörünün 2023 yılında, 75 milyar dolarlık ihracatın yanı sıra şimdi 1 milyon 200 bine yaklaşan üretimini 4 milyona çıkarmayı ve bunun 3 milyonunu yurt dışına göndermeyi hedeflediğini vurguladı.
İhracat konusunda hiçbir endişesi bulunmadığını anlatan Çağlayan, şunları kaydetti:

"Bu yarışta da kusura bakmasınlar ama Polonya'yı geçeceğiz. Umuyorum ki Volkswagen, yatırımını Türkiye'ye yapacak. Otomotiv sektöründe çok cüzi karlarla yatırımcı kendisine en uygun iç pazar olan ülkeyi tercih edecektir. Bugün Türkiye, doymamış bir pazar. Türkiye yatırımcılar için yatırım ortamı ve diğer pazarlara ulaşım açısından önemli bir yapıya sahip. Volkswagen'in Ortadoğu'daki pazar payı yüzde 1. Türkiye'de yatırım yapmış olsalar bu payı çok yukarı çıkarabilirlerdi. Türkiye'nin bana göre Polonya'dan farkı, birçok önemli lojistik avantaja sahip olmasıdır."

AA

BU HABERE YORUM YAZ
 
18 Nisan 2013 Perşembe, 17:57 Misafir eski merkez bankası başkanına: "adı gibi durmuş bir arkadaştı" diyerek merkez bankasına talimat verirken, "herkes kendi işine baksın" diyen; türkiye'de fikir özgürlüğü bile olmamasına rağmen, türkiyenin uçtuğunu söyleyen bakan herhalde başka bir dünyada yaşıyor. türkiyenin notunun hala yukselmemesi acaba buraya yatırım yapacakların ekonomiyi ülkedeki özgürlükler, adalet ve eğitim sistemi ile birlikte tartmasındanmıdır?
18 Nisan 2013 Perşembe, 16:10 Misafir volvu, aston matin, land rover, saab, dacia, seat trenlerini kaçırdınız son tren alfa romea. bari onu satın alın ve o marka ile otomobilcilik işi yapın. ondan sonra başka tren yok. bakın vw, önce dacia yı sonra seat ı alarak bu konuda yetkinlikleri iyi fabrikaları kendi teknolojisine bağladı ve tam bir dev oldu. şimdi bunu 50 yıl önce yapmak varken hangara kilitlemişsin, şimdi sıfırdan oto markası ile olmaz. 1.5 dizel otomatik 4.4 lt/100km ve tüm donanım ve performans dünya kalitesinde euronncup 5 yıldız olmadıkça kime satacaksın onu. kia yı alın, vs...
18 Nisan 2013 Perşembe, 16:06 Misafir dilin kemiği yok tabi destekli atta tutalım bizde. biz anca el arabasınla kağıttan origami uçaklar yapabiliriz.bizim gücümüz neyki