Advertisement

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Para Politikası Kurulu (PPK) toplantı özetinde, temel enflasyon göstergelerindeki ılımlı seyre rağmen gıda ve enerji fiyatlarındaki oynaklık, baz etkileri ve döviz kurunda gözlenen hareketler nedeniyle kısa vadede enflasyonun dalgalı bir seyir izlemesinin beklendiği ve bu doğrultuda enflasyonun temmuz ayında yükseleceği, ağustos ayında ise belirgin bir düşüş kaydedeceğinin tahmin edildiği bildirildi.

Kurulun 23 Temmuz tarihli toplantısına ilişkin yayımladığı 30 Temmuz 2013 tarihli toplantı özetinde, haziran ayında tüketici fiyatlarının yüzde 0,76 oranında arttığı ve yıllık enflasyonun yüzde 8,30'a yükseldiği hatırlatılarak, bu yükselişte işlenmemiş gıda fiyatlarındaki artış ve enerji fiyatlarından kaynaklanan baz etkisinin belirleyici olduğu ifade edildi.

Toplantı özetine göre, bu dönemde gıda ve enerji grubundaki fiyat artışlarının yıllık enflasyona toplam katkısı bir önceki aya göre 1,7 puan yükselirken temel enflasyon göstergeleri ılımlı seyrini korudu.

Özete göre, gıda ve alkolsüz içecekler grubunda yıllık enflasyon 5,81 puanlık artışla yüzde 12,88'e yükseldi. İşlenmemiş gıda grubunda hem taze meyvelerdeki yüksek fiyat artışları hem de sebze fiyatlarındaki baz etkisi ile yıllık enflasyon belirgin olarak yükseldi. İşlenmiş gıdada ise yıllık enflasyon yüzde 8,11'e geriledi. Bu grupta ekmek fiyatlarındaki artış sürerken diğer ürünlerin fiyatları ılımlı seyrini korudu.

Temmuz ayına ilişkin öncü göstergelerin işlenmemiş gıda fiyatlarında beklenen düzeltmenin henüz başlamadığına işaret ettiği ifade edilen özette, "Enerji fiyatları Türk lirasındaki değer kaybına bağlı olarak yükselmiştir. Enerji fiyatlarının yıllık artış oranının son dönemdeki artışlar ve baz etkisiyle haziran ayının ardından temmuz ayında da yükselerek yıllık enflasyonda artışa neden olacağı öngörülmektedir. Öte yandan baz etkisinin, ağustos ayından itibaren enflasyondaki düşüşe oldukça önemli bir katkı sağlayacağı öngörülmektedir" denildi.

Hizmet fiyatları haziran ayında yüzde 1,19 oranında artarken grup yıllık enflasyonu yüzde 7,88 ile önceki aya göre artış kaydetti. Yıllık enflasyondaki yükselişin yaklaşık 0,5 puanı şoför kurs ücreti kaleminde kaydedilen yüksek oranlı artıştan kaynaklandı. Bir kereliğine mahsus olan bu etki dışlanarak mevsimsellikten arındırılmış verilere bakıldığında, hizmet enflasyonundaki ana eğilimin önceki aya kıyasla yatay seyrettiği görüldü.

Temel mal grubunda yıllık enflasyon giyim başta olmak üzere tüm alt gruplarda geriledi ve haziran ayında yüzde 3,28 oranında gerçekleşti. Türk lirasında gözlenen değer kaybının henüz fiyatlara belirgin olarak yansımadığı, bu çerçevede temel mal fiyatlarının mevsimsellikten arındırılmış eğiliminin haziran ayında aşağı yönlü seyrini koruduğu görüldü. Temel mal ve hizmet grubundaki bu gelişmeler doğrultusunda temel enflasyon göstergelerinin mevsimsellikten arındırılmış eğilimleri de ılımlı seyrini korudu.

Temel enflasyon göstergelerindeki ılımlı seyre rağmen gıda ve enerji fiyatlarındaki oynaklık, baz etkileri ve Döviz kurunda gözlenen hareketler nedeniyle kısa vadede enflasyonun dalgalı bir seyir izlemesi beklendiği dile getirilen özette, bu doğrultuda enflasyonun temmuz ayında yükseleceği, ağustos ayında ise belirgin bir düşüş kaydedeceğinin tahmin edildiğinin bilgisi verildi.

- Enflasyonu etkileyen unsurlar-

İkinci çeyreğe ilişkin verilerin yurt içi nihai talebin öngörülerle uyumlu olarak sağlıklı bir toparlanma sergilediğine işaret ettiği vurgulanan özette, şunlar kaydedildi:

"Sanayi üretiminin Nisan-Mayıs dönemi ortalaması ilk çeyrek ortalamasının üzerindedir. Haziran ayında da sanayi üretiminin aylık bazda artış kaydedeceği tahmin edilmektedir. Nisan ve mayıs aylarında Tüketici Güvenindeki iyileşme yurt içi talepteki artışı desteklemiştir.

Haziran ayında güven endekslerinde bir miktar bozulma gözlense de ikinci çeyrek genelinde dönemlik bazda tüketim talebinin artış göstermesi beklenmektedir. Nitekim bu dönemde otomobil satışları ve kredi büyümesi güçlü artış eğilimini korumuştur. Yatırım talebine ilişkin göstergeler ise olumlu bir görünüm çizmekle beraber tüketim talebine göre daha zayıf bir artışa işaret etmektedir."

Dış ticaret ve cari dengeye ilişkin verilerin de ikinci çeyrekte büyük ölçüde öngörüler doğrultusunda gerçekleştiği aktarılan özette, yurt içi talepteki toparlanmaya bağlı olarak ithalat talebinde canlanma gözlenirken, ihracatın ılımlı şekilde arttığı bildirildi.

Özette, kısa vadede altın ithalatındaki güçlü artış da göz önüne alındığında yıllık birikimli dış ticaret ve cari işlemler açığının yükselmeye devam etmesi beklenirken, makro finansal riskleri gözeten mevcut politika çerçevesinin cari işlemler açığındaki artışı sınırladığı ve altın ticareti hariç tutulduğunda cari işlemler açığının yatay bir seyir izlediğinin görüldüğüne yer verildi.

2013 yılı Nisan döneminde tarım dışı istihdam istikrarlı artışını sürdürdüğü kaydedilen özette şunlar aktarıldı:

"Bununla birlikte iş gücüne katılımdaki artış nedeniyle mevsimsellikten arındırılmış işsizlik oranı değişmemiştir. Son dönemde tarım dışı istihdam artışı daha çok sanayi ve inşaat sektörlerinden kaynaklanırken hizmetler istihdamı yatay seyretmiştir.

PMI verileri yılın ikinci çeyreğinde sanayi istihdamındaki artışın hız keserek süreceği sinyalini vermektedir. Küresel ekonomiye dair belirsizlikler önümüzdeki dönemde yatırım ve istihdam artışını sınırlayabilecek bir unsur olarak önemini korumaktadır."

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Para Politikası Kurulu (PPK) toplantı özetinde, "Mevcut durumda küresel iktisadi faaliyete dair açıklanan veriler istikrarlı bir görünüm çizmezken, gelişmiş ülkelerin ekonomi politikalarına ilişkin belirsizliklerin uzun süre devam etmesi halinde önümüzdeki dönemde risk iştahının dalgalı bir seyir izlemesi ve sermaye akımlarındaki zayıf seyrin sürmesi beklenebilir. Bu durum enflasyon ve finansal istikrar görünümü üzerinde risk oluşturabilecektir" dedi.

Kurulun, 23 Temmuz tarihli toplantısına ilişkin yayımladığı 30 Temmuz tarihli toplantı özetinde, mayıs ayının sonlarından itibaren küresel düzeyde para politikalarına ilişkin artan belirsizlik nedeniyle sermaye akımlarında gözlenen zayıflamanın fiyat istikrarı ve finansal istikrar üzerindeki yansımaları değerlendirildi.

Kurul sermaye akımlarındaki yavaşlamaya rağmen kredi artış oranlarının referans değerin üzerinde seyretmeye devam ettiğine dikkati çekerek, böyle bir konjonktürde para politikası duruşunun sıkılaştırılmasının finansal istikrarı destekleyeceği değerlendirmesinde bulundu.

Kurul, toplantıda ayrıca Temmuz Enflasyon Raporu'nda yer alması öngörülen orta vadeli tahminleri de değerlendirirken, enflasyonu artıran birden fazla unsurun aynı dönemde ortaya çıkmasının enflasyon beklentilerini olumsuz etkilediği ifade edildi.

İşlenmemiş gıda grubundaki fiyat artışları, petrol fiyatlarındaki yükseliş ve döviz kurunda gözlenen oynaklık kısa vadede enflasyonu olumsuz etkilemeye devam edebileceği dile getirilen özette, enflasyon tahminlerine esas oluşturan varsayımlar ve dışsal koşullar bir arada değerlendirildiğinde, temelde döviz kuru ve petrol fiyatlarındaki gelişmeler göz önüne alınarak 2013 yıl sonu enflasyon tahmininin yukarı yönlü güncellendiği aktarıldı.

Özette, küresel ekonominin zayıf görünümü ve iç talebin ılımlı seyri nedeniyle söz konusun gelişmelerin 2014 yıl sonu enflasyonu üzerindeki etkisinin sınırlı kalacağı tahmin edilerek, bununla birlikte Kurul'un, fiyatlama davranışları üzerindeki olumsuz etkilerini sınırlamak amacıyla ölçülü bir parasal sıkılaştırmaya gidilmesinin gerektiğini belirttiği bildirildi.

Sonuç olarak Kurul'un, fiyat istikrarını sağlamak ve finansal istikrarı desteklemek amacıyla faiz koridorunun üst sınırının yükseltilmesine karar verdiği kaydedilen özette, enflasyon görünümünün orta vadeli hedeflerle uyumlu olana kadar para politikasının temkinli duruşun korunacağı, gerektiğinde ek parasal sıkılaştırmaya gidilebileceği vurgulandı.

Mevcut durumda küresel iktisadi faaliyete dair açıklanan verilerin istikrarlı bir görünüm çizmediği, gelişmiş ülkelerin ekonomi politikalarına ilişkin belirsizliklerin uzun süre devam etmesi halinde gelecek dönemde risk iştahının dalgalı bir seyir izlemesi ve sermaye akımlarındaki zayıf seyrin sürmesi beklenebileceği aktarılan özette, şunlar ifade edildi:

"Bu durum enflasyon ve finansal istikrar görünümü üzerinde risk oluşturabilecektir. Merkez Bankası, böyle bir senaryonun gerçekleşmesi halinde döviz kurundaki aşırı oynaklığı azaltmak amacıyla faiz koridorunu ve diğer para politikası araçlarını etkin bir şekilde kullanacaktır. Öte yandan, küresel ekonomideki toparlanmanın gecikmesi ve bunun sonucunda gelişmiş ülke merkez bankalarının uzunca bir süre miktarsal genişlemeye devam etmesi de aşağı yönlü bir risk olarak önemini korumaktadır.

Böyle bir durumda gelişmekte olan ülkelere olan sermaye akımları bir süre için tekrar hızlanabilecektir. Bu senaryonun gerçekleşmesi halinde Merkez Bankası Türk lirası likiditesini bollaştırarak kısa vadeli faiz oranlarını düşük düzeylerde tutarken zorunlu karşılıklar ve rezerv opsiyonu mekanizması aracılığıyla hızlı sermaye girişlerinin finansal istikrar üzerindeki olumsuz etkilerini sınırlayacaktır."

- "Finansal sektör politikalarındaki temkinli duruşun sürdürülmesi kritik önem taşımaktadır"-

Bu değerlendirmeler sonucunda Kurul'un, küresel ekonomiye dair belirsizliklerin ve sermaye akımlarındaki oynaklığın sürmesi nedeniyle Türk lirası likidite politikasının esnekliğinin artırılmasına karar verdiği bilgisi verilen özette, bu doğrultuda, fiyat istikrarını ve finansal istikrarı etkileyen gelişmeler yakından takip edilerek Merkez Bankası tarafından sağlanan Türk lirası likiditesinin kompozisyonunda gereken ayarlamalar yapılacağı görüşlerine yer verildi.

Özette, Kurul'un, maliye politikasına ve vergi düzenlemelerine ilişkin gelişmeleri enflasyon görünümüne etkileri bakımından yakından takip ettiği belirtilirken, para politikası duruşunun oluşturulmasında maliye politikası ile ilgili olarak Orta Vadeli Program'da (OVP) belirlenen çerçevenin esas alındığı aktarıldı.

Dolayısıyla gelecek dönemde mali disiplinin korunacağı ve yönetilen/yönlendirilen fiyatlarda öngörülmeyen bir artış gerçekleşmeyeceğinin varsayıldığı özette, şu değerlendirmelerde bulunuldu:

"Maliye politikasının söz konusu çerçeveden belirgin olarak sapması ve bu durumun orta vadeli enflasyon görünümünü olumsuz etkilemesi halinde para politikası duruşunun da güncellenmesi söz konusu olabilecektir. Küresel dengesizlikler karşısında ekonomimizin dayanıklılığını koruması açısından maliye ve finansal sektör politikalarındaki temkinli duruşun sürdürülmesi kritik önem taşımaktadır.

Orta vadede ise mali disiplini kalıcı hale getirecek ve tasarruf açığını azaltacak yapısal reformların güçlendirilmesi makroekonomik istikrarı destekleyecektir. Bu yönde atılacak adımlar aynı zamanda para politikasının hareket alanını genişletecek ve uzun vadeli kamu borçlanma faizlerinin düşük düzeylerde kalıcı olmasını sağlayarak toplumsal refaha olumlu katkıda bulunacaktır. Bu çerçevede, OVP'nin gerektirdiği yapısal düzenlemelerin hayata geçirilmesi büyük önem taşımaktadır."

AA