Advertisement

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "10,5 yıl boyunca attığımız her adımda, her reformda TOBB başta olmak üzere sivil toplum kuruluşlarımızla her zaman istişare halinde olduk" dedi.

Erdoğan, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) 69. Genel Kurulu öncesinde delegelere hitap etti.

TOBB'a, Yarın başlayacak genel kurulunda başarı dileyen Erdoğan, "69. Genel Kurul'un TOBB için, ekonomimiz için, ülkemiz için, demokrasimiz için hayırlara vesile olmasını Allah'tan temenni ediyorum. Bugüne kadar TOBB'un tüm genel kurullarına özellikle katılmaya, genel kurullar vesilesiyle sizlerle sohbet etmeye, sizlerle istişarelerde bulunmaya çok büyük özen gösterdim. Yarın Yüksek Askeri Şura toplantımızı gerçekleştireceğimiz için genel kurul açılışında bir arada bulunmayacağız" diye konuştu.

Son haftasına girilen ramazanın tüm ülke ve İslam dünyası için hayırlara vesile olmasını, barış, kardeşlik, dayanışma atmosferinin bir sonraki ramazana kadar artarak devam etmesini dileyen Erdoğan, "(Bu hafta içinde idrak edeceğimiz Kadir Gecesi ve ardından erişeceğimiz Ramazan Bayramı, sizler, bizler, ailelerimiz, tüm Türkiye, tüm insanlık için hayırlar getirsin) diye Rabbime dua ediyorum" ifadesini kullandı.

Erdoğan, TOBB genel kurullarının Türkiye ekonomisinin nabzının attığı, ülkenin gerçek gündeminin fotografının çekildiği ve manzaranın net şekilde ortaya konulduğu bir özellik ihtiva ettiğine dikkati çekerek, şöyle devam etti:

"Sizler, Türkiye'nin aslında gerçek gündemini, Türkiye'nin değişimini dönüşümünü, 81 vilayette en yakından, en sıcak şekilde izleyen ve hisseden bir kesimi teşkil ediyorsunuz. Hükümet olarak sizlerin görüş, öneri ve eleştirilerine çok büyük değer verdik. 10,5 yıl boyunca attığımız her adımda, her reformda TOBB başta olmak üzere sivil toplum kuruluşlarımızla her zaman istişare halinde olduk . Şunu açık yüreklilikle ifade etmek isterim, Türkiye'nin bugün elde ettiği başarılarda, tarihi seviyelerde, kaydettiği tüm rekorlarda sizlerin emeği var, sizlerin katkısı var, sizlerin alın teri var. Türkiye'yi büyüttüğünüz için, Türkiye'yi demokrasisiyle, ekonomisiyle bugünlere taşıdığınız için, yatırımlarınızla ihracatınızla verginizle Türkiye'yi bu seviyelere ulaştırdığınız için her birinize şahsım, ülkem, milletim adına şükranlarımı sunuyorum."

-"Bunu sizlerle yaptık"-

"10,5 yıl içinde Türkiye'deki istikrar, güven ortamının ne anlama geldiğini, ne ifade ettiğini en iyi anlayan, en iyi değerlendiren hiç kuşkusuz sizler oldunuz, iş dünyamız oldu" diyen Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:

"Türkiye ekonomisini sizlerle 230 milyar dolardan devraldık, 2012 yılı sonu itibarıyla 786 milyar dolar büyüklüğüne hamdolsun ulaştırdık. Bunu sizlerle yaptık. Kişi başına milli geliri 3 bin 500 dolardan aldık, yine sizlerin gayretleriyle 3 kat artırmak suretiyle 2012 sonunda 10 bin 500 dolara ulaştırdık. İhracatı 36 milyar dolardan aldık, 152.5 milyar doların üzerineçıkardık. Toplam yatırım tutarı 59 milyar liraydı. Toplam yatırım tutarını, ortak gayretlerimiz neticesinde bugün 288 milyar liranın üzerine ulaştırdık. Türkiye'de borçlanma faizleri, bunun acısını sizler çoz çektiniz, yüzde 63 seviyesindeydi, bu yüksek faizi yüzde 6 gibi rekor sevilere düşürdük. Merkez Bankası rezervlerine bakıyoruz, göreve geldiğimzde 27,5 milar dolardan devraldık, şu an itibarıyla bazı özel kampanyalara rağmen 121 milyar dolar seviyesine yine birlikte ulaştık."

-"IMF'ye 5 milyar dolar borç vereceğiz"-

Erdoğan, Türkiye'nin Uluslararası Para Fonu (IMF) ile de bir macerası bulunduğunu dile getirerek, şunları kaydetti:

"Göreve geldiğimizde IMF'ye 23,5 milyar dolar borcumuz vardı ve son taksidini 14 Mayıs'ta ödemek suretiyle bu borç ilişkisini uzun bir aradan sonra tarihe havale ettik. Şu anda da biz IMF'ye 5 milyar dolar borç vereceğiz. Şimdi bu noktadayız. Küresel krize rağmen, istikrarla büyüyen her yıl önemli oranlarda yüksek büyeme kaydeden, ekonominin tüm göstergelerinde büyük başarılar kaydeden bir Türkiye var. Türkiye, özellikle dünyada ekonomideki başarılarıyla hem gıpta ile izleniyor hem örnek alınıyor hem de takdir ediliyor."

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Eğer bir kez taviz vermiş olsaydık inanın bugünlere ulaşamazdık. Eğer bir kez boyun eğmiş olsaydık inanın Türkiye'yi böyle 3 kattan fazla büyütemezdik. Hukukun zorlanması karşısında, provokasyonlar karşısında, tahrikler, tuzaklar, saldırılar karşısında en küçük bir zafiyet göstermiş olsaydık inanın bugün Türkiye'yi dünyanın parlayan bir yıldızı konumuna yükseltemezdik" dedi.

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinin (TOBB) yarın yapılacak 69. Genel Kurulu öncesinde delegelere hitap eden Başbakan Erdoğan, 10,5 yıl boyunca ekonomide elde ettikleri başarıyı her zaman "güven ve istikrar" kavramlarıyla izah ettiklerini belirtti.

2002 yılı öncesi Türkiye'de yaşanan acıları TOBB üyelerinin iyi hatırladığını, o dönemde nerede, ne zaman, neler olduğunu gayet iyi bildiklerini ifade eden Başbakan Erdoğan, "TOBB'un tüm mensupları 2002 ve öncesindeki o istikrarsızlık ortamını, güvensizlik ortamını, o flu, belirsizlik ortamını yaşadılar, tecrübe ettiler. Siyasetteki istikrarsızlığın, belirsizliğin ve koalisyon dönemlerinin ağır faturasını sizler hep birlikte ödediniz, milletçe ödedik" diye konuştu.

Demokrasideki tıkanmaların, müdahalelerin, yasaklamaların, kısıtlamaların, dış politikadaki başarısızlığın, pasifiliğin, içe kapanıklığın bedelinin çok acımasız bir şekilde millete ödetildiğini anlatan Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:

"Unutmayın yüksek enflasyon, bu ülke 3 haneli yüksek enflasyon gördü. Yüksek faizler, mali disiplinsizlik, para politikalarında belirsizlik gibi olumsuzlukların ağırlığını her zaman üzerinizde hissettiniz. Hukuk sistemindeki keyfilik hep millete, sizlere fatura edildi. Bütün bunlara ek olarak belli dönemlerde ağır baskılar yaşadınız. Rekabet imkanlarınız ellerinizden alındı, takibata uğradınız, haksız rekabete maruz kaldınız. 10,5 yıl boyunca işte güven ve istikrar ortamını tesis ederek tüm bu olumsuzluklara son verdik, bunda kararlıydık ve 'mali disiplinden taviz vermeyeceğiz' dedik ve vermedik, bundan sonra da vermeyeceğiz. Sadece ekonomide değil, demokraside, dış politikada, sosyal yaşamda çok önemli, çok tarihi reformları gerçekleştirerek ülkemizin, milletimizin ufkunu açtığımız kadar sizlerin de önünü açtık, ufkunu açtık, sizlere yeni imkanlar, yeni fırsatlar, sağlam güvenilir bir zemin inşa etmenin mücadelesi içinde olduk."

Başbakan Erdoğan, hükümetin elde ettiği başarılarla kazançların siyasette, dış politikada, demokratikleşmede gerçekleştirilen reformların yani istikrar ve güvenin bir eseri olduğunu vurgulayarak, "Demokraside en küçük bir geriye gidişin faturasını önce sanayici öder, önce tüccar öder, yani siz ödersiniz, ardından millet öder, ardından Türkiye öder. Dış politikadaki en küçük ilkesizliğin bedelini sizler ödersiniz, bizler öderiz, milletçe hepimiz öderiz" değerlendirmesinde bulundu.

-"Eğer ekonomideki kazanımlarımızı koruyacaksak demokrasiye sahip çıkacağız"-

Hukuktan, insan hak ve özgürlüklerinden, iç barıştan, kardeşlikten, istikrar ve güven ortamından en küçük bir geriye gidişin doğrudan ekonomiyi etkilediğini, ülkeyi etkilediğini ve bugün gelinen noktaya çok zor şartlar aldıkta ulaştıklarını kaydeden Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"10,5 yıl boyunca Türkiye'yi bu seviyelere taşımak için neler çektiğimizi, ne badireler atlattığımızı, nasıl kararlı mücadele verdiğimizi sizler de çok iyi biliyorsunuz. Eğer bir kez taviz vermiş olsaydık inanın bugünlere ulaşamazdık. Eğer bir kez boyun eğmiş olsaydık inanın Türkiye'yi böyle 3 kattan fazla büyütemezdik. Hukukun zorlanması karşısında, provokasyonlar karşısında, tahrikler, tuzaklar, saldırılar karşısında en küçük bir zafiyet göstermiş olsaydık inanın bugün Türkiye'yi dünyanın parlayan bir yıldızı konumuna yükseltemezdik.

Formül çok ama çok net. Eğer ekonomideki kazanımlarımızı koruyacaksak demokrasiye sahip çıkacağız. Eğer ekonomiyi daha da büyütmek istiyorsak demokrasimizin standartlarını daha da büyüteceğiz. Ekonomi kötüye giderse demokratik kazanımlar geriye gider ama eğer demokratik kazanımlara zarar gelirse hiç ama hiç kuşkunuz olmasın ekonomi de geriye gider. Buna asla müsade etmeyeceğiz. Bugün elde ettiğimiz kazanımları korumak, bunları daha da artırmak istiyorsak demokrasinin üzerine büyük bir hassasiyetle eğilecek, demokrasiye sahip çıkacak, demokrasiyi daha ileri seviyelere ulaştırmanın gayreti içinde olacağız."

-"Biz, 76 milyonun tamamımın hükümetiyiz, seven sevmeyen fark etmez"-

TOBB'un, demokratik hassasiyet konusunda 10,5 yıl boyunca üzerine düşeni yerine getirdiğini, bundan sonraki süreçte de genel başkanından üyesine kadar tüm TOBB mensuplarının demokrasi konusunda çok duyarlı olacaklarına, kazanımlara en güçlü şekilde sahip çıkacaklarına yürekten inandığını ifade eden Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:

"Herkes bizi sevmek zorunda değil. Bunu samimi söylüyorum. Böyle bir mecburiyet yok. Herkes partimizi, politikalarımızı, icraatlarımızı, duruşumuzu, tavrımızı sevmek, beğenmek, onaylamak zorunda değil. Böyle birşey yok, olamaz. Biz, 76 milyonun tamamımın hükümetiyiz. Seven sevmeyen fark etmez. Her zaman söylüyorum: Biz, bu millete efendi olmaya değil, bu millete hizmetkar olmaya geldik. Bizler 76 milyonun tamamının memnun olacağı politikalar üretmekle kendimizi mesul görüyoruz. Ama yüzde 100 herkesi memnun etmek mümkün mü? O da mümkün değil ama biz bu niyetle adımlarımızı atacağız. Temennimiz odur ki niyet hayır olduktan sonra, akibet de hayır olur. 76 milyonun fertleri arasında hiçbir ayrım yapmak, asla. Batı ne hizmet alıyorsa doğu da o hizmeti alacak. Kuzey ne hizmet alıyorsa güney de o hizmeti alacak."

-"Yüksekova'ya da havalimanını yapacağız"-

Başbakan Erdoğan, bu ay içerisinde Bingöl, Kastamonu ve Şırnak Şerafettin Elçi havalimanlarının hizmete açıldığını, Türkiye'deki havalimanı sayısının 50'ye ulaştığını anımsatarak, "Allah aşkına, 10 yıl önce denilseydi ki Bingöl'e, Kastamonu'ya, Şırnak'a havalimanı yapılacak, samimi olarak kim inanırdı buna?" diye sordu.

Bu sözler üzerine "Hayaldi gerçek oldu" diye bağıran TOBB delegelerine Başbakan Erdoğan, "Hayal bile edilemezdi..." diyerek yanıt verdi.

Hakkari'de Yüksekova'da havalimanının da tüm engellemelere, tehditlere rağmen yapımının devam ettiğini, müteahhitin iş makinalarının yakıldığını belirten Başbakan Erdoğan, orayı da 1-2 ay içinde açmayı hedeflediklerini ancak çalışmaların devam ettiğini söyledi.

TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu'nun da Esendere Gümrük Kapısı'nın yapımında yaşanan sorunlar nedeniyle kendisine şikayette bulunduğunu ifade eden Başbakan Erdoğan, "Rifat Bey, bana şikayette bulunuyor. Haklı, iş makinaları yakılan müteahhit de onu arıyor... Tehdit de ediyorlar. Tehditte ne var? Diyor ki 'ihale bedelinin yüzde 10'unu Kandil'e göndereceksin'. Bu şartlar altında bu eserler inşa ediliyor, bunu da bilmenizi istiyorum. Öyle de olsa böyle de olsa biz bunları yapacağız. Yüksekova'ya da havalimanını yapacağız" diye konuştu.

-Seçimin olduğu ortamda diktatörlük olmaz, oradan zulüm sadır olmaz"-

Başbakan Erdoğan, kendilerini sevmeyen, onaylamayan, beğenmeyenlerin bulunabileceğini, bunun bilincinde olduklarını belirterek, "Ama şunu da biliyoruz: Demokrasilerde seçim ve sandık zaten bunun için var. Sevenler, sevmeyenler orada ortaya çıkacak. Anayasamıza göre merkezi yönetim için 4 yılda bir, yerel yöneticiler için 5 yılda bir seçim sandığı milletin önüne gelir, millet o engin ferasetiyle o engin basiretiyle iktidardaki partiye hesabını sorar. Ona ya devam der ya tamam der. Seçimin olduğu, sandığın olduğu, milletin tercihini özgürce kullandığı bir ortamda diktatörlük olmaz, oradan zulüm sadır olmaz" ifadesini kullandı.

"Sandık demokrasinin namusudur, sandık demokrasilerde hesap sorma makamıdır, sandık demokrasilerde çıkış yoludur, emniyet supabıdır, demokrasinin bizatihi teminatıdır" diyen Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:

"Ancak ben şunu da kabul ediyorum: Sandık kazananı belirlemekten çok, kimin kaybettiğini belirleyen bir demokratik araçtır. Kazanan zaten ülkenin tamamıdır, orada hiçbir şüphe olmaz. Sandıktan çıkan hükümet zaten ülkenin tamamının hükümetidir. Sandık sonucundan asıl ders çıkarması gereken kazanan değil, kaybeden olmalıdır. Kaybeden nerede hata yaptığını, nasıl hata yaptığını, milletin teveccühünü neden göremediğini enine boyuna ölçüp biçmeli, bir sonraki seçime de ona göre hazırlık yapmalıdır.

Ben sandıkta kazandım her şeyi yaparım, biz buna da karşıyız. Asla buna prim vermedik, asla prim vermeyiz. Ne aldık? Yüzde 50. Acaba diğer yüzde 50'nin içinden daha ne kadar alabiliriz, biz bunun hesabını yapmaya başlarız. Çünkü sandıkta kazanan milletin tamamıdır. Biz de 76 milyonun partisiyiz, 76 milyonun hükümetiyiz. Ancak ben sandıktan çıkamadım, çıkamıyorum diyerek başka yollara tevessül etmek gayrimeşrudur, demokrasi dışıdır, milli iradeye, milletin tercihine de tamamen aykırıdır. Yani çoğunluğun azınlığa hükmetmesine hep birlikte karşı çıkacağız, karşı duracağız. Ancak Türkiye'de 10 yıllar boyunca yaşandığı gibi azınlığın çoğunluğa hükmetmesine, baskı kurmasına, dayatmalar yapmasına demokrasi adına hep birlikte karşı duracağız."

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Biz demokrasiyi koruyamazsak onu daha da yüceltemezsek bu ülke geriye gitmeye mahkumdur. Demokrasinin güç kaybettiği bir ortamda, unutmayın, seçkinler kazanır, imtiyazlılar, belli çevreler kazanır ama çoğunluk kaybeder. İşte bundan dolayı demokrasiyi, hukuku, en önemlisi de istikrar ve güven ortamını en güçlü şekilde muhafaza etmek zorundayız. Bu ülkenin her bir ferdi, özellikle sivil toplum örgütleri, TOBB gibi büyük kurumları, demokrasi konusunda hassasiyetlerini bugüne kadar korudukları gibi korumalı ve daha ileri noktalara taşımalıdır" dedi.

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinin (TOBB) yarın yapılacak 69. Genel Kurulu öncesinde delegelere hitap eden Başbakan Erdoğan, medya, üniversiteler, sivil toplum örgütleri ve meydanların demokrasinin olmazsa olmaz unsurları konumunda bulunduğunu belirtti.

Ancak tek başına medyanın ülke üzerinde tahakküm kurduğu, tek başına sermayenin ülkenin gidişatına yön verdiği bir rejime demokrasi denilemeyeceğini, sadece meydanların, sokakların ve sivil toplum kuruluşlarının seslerinin Türkiye'ye istikamet çizemeyeceğini ifade eden Erdoğan, "Sesini sadece sandık yoluyla duyuran sessiz kitleyi o zaman nereye koyacağız. Elinde medya olanın, sermaye olanın, sesi çok çıkanın ülkenin kaderini tayin ettiği bir ortamda, milletin hakkını, hukukunu nereye koyacaksınız, o zaman bu sisteme nasıl demokrasi diyeceksiniz?" diye konuştu.

Türkiye'de demokrasiye artık sadece sandıkta müdahale edilebileceğini, bunun dışındaki her müdahalenin gayrimeşru olduğunu vurgulayan Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:

"Kimin ne rahatsızlığı varsa neyi beğenmiyorsa neyi onaylamıyorsa bunu hukuk dairesinde, demokratik haklar dairesinde, en önemlisi de sandıkla dile getirmek zorunluluğu vardır. Dağda ya da şehirde, meydanları işgal ederek ya da sokakları terörize ederek demokratik hak, talep dile getirilmez. Bu demokrasiye sadece zarar verir, demokrasiye açık tehdit oluşturur. Bu milletimize de ülkemize de kaybettirir. Demokrasinin tehdit altında olduğu bir ülkede hiç kuşkunuz olmasın ekonomi de tehdit altında olur. Camı çerçevesi indirilen esnafın tüccarın günahı neydi? Bu ne biçim bir anlayıştır, nasıl bir yaklaşımdır. Bunun izahı mümkün mü? Bu tavırlar içinde olanları alkışlamak mümkün mü? Biz bu istikrar ve güven ortamını çok zor elde ettik arkadaşlar. Düşünebiliyor muzunuz, 30 milyar avro ile memleket bir imkan elde ediyor ve yılda 100 milyon kapasiteli bir havalimanının ihalesi yapılıyor, böyle bir ayın içindeyiz. Türkiye ikinci nükleer enerji paketi için bir adım atıyor, böyle bir ayın içindeyiz. Boğaza üçüncü köprünün temeli atılıyor, böyle bir ayın içindeyiz. Böyle bir ayın içinde bakıyorsunuz ki akla hayale gelmez gelişmeler..."

Bu noktada dayanışmanın çok açık ve net ortaya konulması zorunluluğu bulunduğunu bildiren Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Çünkü Türkiye, bu millet asla bunları hak etmiyor. Bir yerlerde ekonomik sıkıntılar var. Bakıyorsunuz IMF 200 milyar avro söz veriyor. Niçin, o bataklıktan onları kurtarmak için. Elhamdülillah biz sıfırlıyoruz. Bizim böyle bir derdimiz yok. Orada yapılana bak, burada yapılana bak. Bunlar üzerinde iyi düşünmeye mecburuz. Türkiye sınıf atlamış, çıtayı yükseltiyor yapılana bak. 10 yıl önce bu ülkede köşelerinde istedikleri gibi yazamayanlar, çizemeyenler, bir yerlerde el pençe divan duranlar, telefonlar karşısında farklı bir şekilde konuşanlar şimdi bakıyorsunuz farklı tavırlar içine giriyorlar. İşte biz demokrasiyi koruyamazsak onu daha da yüceltemezsek bu ülke geriye gitmeye mahkumdur. Demokrasinin güç kaybettiği bir ortamda, unutmayın, seçkinler kazanır, imtiyazlılar, belli çevreler kazanır ama çoğunluk kaybeder. İşte bundan dolayı demokrasiyi, hukuku, en önemlisi de istikrar ve güven ortamını en güçlü şekilde muhafaza etmek zorundayız. Bu ülkenin her bir ferdi, özellikle sivil toplum örgütleri, TOBB gibi büyük kurumları, demokrasi konusunda hassasiyetlerini bugüne kadar korudukları gibi korumalı ve daha ileri noktalara taşımalıdır.

İşte bunu, çözüm süreci içerisinde TOBB'un da katılmış olduğu akil insanlar platformunda en güzel şekilde yaşadık. Sayın Başkanım da bu çalışmalar içerisinde, başında bulunduğu bölge, bütün verdikleri raporlarla ortada. Türkiye, neyi bekliyor? Hep bu nabzı gördük."

-"Ayrımcılığa çok ağır bedeller ödendi"-

Akil İnsanlar Heyeti'nin raporlarını kendilerine sunduğunu anımsatan Erdoğan, şimdi raporlar üzerinde çalıştıklarını belirtti. "Biz, bir olmaya, beraber olmaya, hepsinden öte kardeş olmaya mecburuz" diyen Başbakan Erdoğan, TOBB'un bir aile olduğunu, Türkiye'nin her köşesinden 1 buçuk milyona yakın üyesi bulunduğunu, bu kardeşliği kimsenin bozmasına izin vermeyeceklerini ifade etti.

Yaratılanı Yaradan'dan ötürü sevdiklerini dile getiren Erdoğan, delegelere şöyle hitap etti:

"Hiçbir ayrıma tabi tutmadan birbirimizi böyle sevmeye mecburuz. Para, pul, makam, mevki... Bunlardan dolayı birbirimizi sevmek... Bunlar aldatmadır. Sadece insan olduğu için seveceğiz. İnsan olduğu için kardeş olarak bağrımıza basacağız ve asla kurumsal ölçekte, mikro ölçekte demokrasiyi en ideal şekilde işleten TOBB'un bundan sonraki süreçte yükleneceği görevin ne kadar ağır olduğunu da hatırlatma bakımından bunu söylüyorum. Çünkü önümüzdeki süreç çok daha önemli.

İçeriden, dışarıdan üzerimizde oynanan oyunları herhalde hissediyorsunuz ki bunu en iyi hissetmesi gereken kurum bana göre TOBB'dur. Niye? Çünkü ülkenin dört bir yanında yayılmış ağı var. İnsanla ru be ru ilişkisi olan bir ağı var. Yanınızda çalıştırdıklarınızla beraber baktığınız zaman, adeta bu milletin her şeyisiniz. Öyleyse bunu, çok iyi değerlendireceğiz.

Bu buluşma vesilesiyle bir hususun altını da özellikle çizmek arzusundayım: Türkiye her alanda olduğu gibi sermaye noktasında da ayrımcılığın çok ağır bedellerini ödemiş bir ülkedir. Burada bulunan birçok arkadaşımın 12 Eylül döneminde olsun, 28 Şubat döneminde olsun ne tür sıkıntılar, ne tür sorunlar yaşadıklarını çok iyi biliyorum. Cadı avlarının yapıldığı, kredilerde ayrımcılığın uygulandığı, teşviklerde bazılarının kayrıldığını, baskıların, zulümlerin açıkça işletmelerimizi, işverenlerimizi yıldırdığı dönemlerden geçtik. Türkiye'de ne bugün ne de bundan sonra bu tür hukuksuzlukların yaşanmasına asla rıza göstermeyiz."

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, sermayenin renklere, kategorilere ayrılmasına asla göz yummayacaklarını belirterek, "Biz 76 milyonun, her bir ferdine olduğu gibi iş dünyamızın her bir kurumuna da eşit mesafede olduk. Böyle olmaya da devam edeceğiz. Türkiye ekonomisi için taş üstüne taş koyanın bizim gönlümüzde müstesna yeri vardır ama birileri de yolsuzluk yapıyorsa kusura bakmasınlar orada da herhangi bir ayrıma gitmeden gereğini yaparız. Kimse de onu farklı yere çekmesin. Varsa bir yanlış gereği yapılır" dedi.

Başbakan Erdoğan, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinin (TOBB) yarın yapılacak 69. Genel Kurulu öncesinde delegelere hitaben yaptığı konuşmada, faizin artırılmasına her zaman karşı olduğunu söyledi.

"Faiz dışı gelirlerde oynanan oyunlara da hele hele çok karşıyım. Faiz lobisi uyanık. Sadece faizle yetinmiyor, bir de komisyonlar adı altında da kendi pazarını, piyasasını artırıyor. Orada da o garibim tüketicileri de o komisyonlarla çökertiyor" değerlendirmesinde bulunan Erdoğan, elde edilen rantın çok büyük rakamlara ulaştığını ifade etti. Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Zaten bakıyorsunuz böyle karınca yazısıyla bir şeyler yazmışlar, kredi talebinde bulunan geliyor, bunlara müracaatını yapıyor, hemen altına imzayı çakıyor, başına belayı alıyor. Hep bu tezgah böyle çalışmadı mı? Hala böyle çalışıyor. Onun için bu konuda da sizlerin duruşu çok önemli. Hep beraber bu konuda da tavrımızı ortaya koyacağız. En ufak bir sallantıda, pat, krediyi geriyi çağrıyor. Dur ya, belki atlatacağız. Niye? Yaptığı iş hukuki mi? Değil. Ondan sonra bakıyorsunuz iş adamı ağlamaya başlıyor. Bunlar hep yaşandı. Hala da yaşanıyor. Onun için buralardaki duruşumuzu da çok iyi koruyacağız. Sizlerin de duruşu burada çok önemli. Yeri geldiği zaman bunları terbiye mekanizması sizsiniz, aslında. Bankalara ihtiyacımız yok mu, finans kuruluşlarına ihtiyacımız yok mu? Var. Onların da sizlere ihtiyacı var. Bu böyle iç içe geçmiş bir şey. Bu mekanizmayı değerlendireceğiz. Bu bir zulüm aracı olmamalı.

Sermayenin renklere, kategorilere ayrılmasına asla göz yummayız. Biz 76 milyonun, her bir ferdine olduğu gibi iş dünyamızın her bir kurumuna da eşit mesafede olduk. Böyle olmaya da devam edeceğiz. Türkiye ekonomisi için taş üstüne taş koyanın bizim gönlümüzde müstesna yeri vardır ama birileri de yolsuzluk yapıyorsa kusura bakmasınlar orada da herhangi bir ayrıma gitmeden gereğini yaparız. Kimse de onu farklı yere çekmesin. Acaba neden? Varsa bir yanlış gereği yapılır."

Demokrasi için, büyük Türkiye hedefi için emek sarf eden, ter döken bütün vatandaşların nazarlarında özel bir yeri olduğunu dile getiren Erdoğan, şunları kaydetti:

"Biz hükümet olarak yolları açarız, yollardaki engelleri temizleriz, iş dünyasının da o yolda rahatlıkla güvenle ilerlemesi için reformalarımızı birlikte yaparız. Türkiye bir hukuk devletidir ve her adım hukuk içinde atılmak zorundadır. Her adım hukuk içinde atılır. Hukukun dışına çıkılmasının önünde en önce biz dururuz. Hepimiz, ortak bir gaye için, Türkiye'yi büyütmek için çalışıyoruz. Biz hükümette ve siyasette, sizler iş dünyasında Türkiye için daha fazla üretmenin, daha fazla istihdam sağlamanın, refahı, huzuru, hak ve özgürlükleri daha fazla artırmanın ortak mücadelesini veriyoruz. Bunu bir şekilde kararlılıkla sürdüreceğiz. Ama birbirimize inanacağız, güveneceğiz. İnşallah daha güzel başarıları Türkiye'ye hep birlikte yaşatacağız."

-"TOBB ile işbirliğimiz artarak devam edecek"-

2023'ün kendileri için önemli bir hedef olduğunu belirten Başbakan Erdoğan, "İstiyoruz ki dünyada ilk 10 içinde bir Türkiye'yi hep birlikte inşa edelim" ifadesini kullandı. Küresel krize, olumsuzluklara ve saldırılara rağmen Türkiye ekonomisinin sarsılmadan, kararlı, istikrarlı ve güvenli şekilde yolunda ilerlediğine işaret eden Erdoğan, bu büyüme trendini devam ettireceklerini söyledi. Gelecek nesillere, dünden çok çok daha iyi, bugünden de daha iyi bir Türkiye emanet etmeyi ümit ettiğini belirten Erdoğan, Türkiye'nin büyük bir ülke olduğunu vurguladı. Başbakan Erdoğan, "Allah'ın izniyle her hedefe de ulaşacağız. Allah'ın izni, milletimizin desteğiyle her sorunu aşar, Türkiye'yi çok daha ileri seviyelere birlikte taşırız" diye konuştu.

Hayal görünen nice hedefi gerçeğe dönüştürdüklerini, bugün de hayal gibi görünen nice hedefe ulaşılacağına inandığını kaydeden Erdoğan, "Umutsuzluğa asla prim vermeyeceğiz. Olumsuzluklara, psikolojik saldırılara asla boyun eğmeyeceğiz. Türkiye ekonomisi üzerinde, demokrasimiz üzerinde oynanan oyunlara asla aldanmayacağız. Fitneyi, nifakı, ayrışmayı, çatışmayı asla ve asla yanımıza yaklaştırmayacağız. Bizim bütün farklılıklarımız zenginliğimizdir. Tüm bu farklılıkları zenginlik olarak görecek, Türkiye'yi bu zenginlikle inşallah daha da büyüteceğiz" değerlendirmesinde bulundu.

TOBB'un 69. Genel Kurulu'nun hayırlı olmasını dileyen Erdoğan, "Bugüne kadar birlikte, uyumla çalıştığımız, her an istişare halinde olduğumuz, Türkiye'yi birlikte büyüttüğümüz TOBB'a teşekkür ediyorum, işbirliğimizin artarak devam edeceğini özellikle ifade ediyorum" sözleriyle konuşmasını bitirdi.

Toplantıya, Başbakan Yardımcıları Bülent Arınç, Beşir Atalay ve Ali Babacan, Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı, İçişleri Bakanı Muammer Güler de katıldı.