Advertisement

Merkez Bankası'nın perşembe günü piyasadan alım-satım yoluyla doğrudan Dövize müdahale etmesine rağmen dolar ve euro Cuma günü de rekor kırdı. Dolar/TL 2.31’in üzerine çıkarken, euro ise 3.16’nın üzerini gördü ve birçok insanın kafasında kurdaki bu yükselişin, sektörlere nasıl etki edeceği soruları belirmeye başladı.

Reel sektör ve finansal sektör olarak ayrıldığında, imalata dayalı olan reel sektör, daha çok kalemi etkileyeceğinden ötürü, hiç şüphesiz kurun yükselişini daha çok hissedecek. İhracat ve ithalata dayalı reel sektöre bakıldığında, ithalat, giren malların bedelinin dövizle ödeniyor olmasına bağlı olarak, daha maliyetli hâle gelecek. Kurdaki yükselişin rekabetliliği artırdığı ihracatçılarda ise, işlenmiş ara malı ithalatına bağlı olarak girdi maliyetleri artacak ve büyümek için ham madde ithal etmek zorunda olan ihracat sanayî de olumsuz etkilenecek.

TÜİK verilerine göre, 2013 Ocak-Kasım döneminde 228 milyar 511 milyon dolar hacme sahip olan toplam ithalatın, 167 milyar 324 dolarlık kısmını ara malı ithalatı oluşturuyor ve ara malı ithalatının büyük kısmı da ihracat sanayînde en çok kullanılan işlenmiş ham madde ithalatından kaynaklanıyor. Ara malı ithalatının, 138 milyar 710 milyon dolara ulaşan ihracatın yüzde 120.6’sına karşılık geliyor. İhracatın, ithalatı karşılama oranı Kasım ayı rakamlarıyla yüzde 66.6'da, ara malı ithalatını karşılama oranının %82.9’da seyretmesinden ötürü ihracatçılar, kurdaki yükselişten avantaj sağlayamıyor.

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mehmet Büyükekşi de, son değerlendirmelerinde “Yüksek kurun ihracatçılar için doğrudan bir avantaj sağlamadığını, tam tersine kurdaki dalgalanmanın fiyatlama dengesini olumsuz etkilediğini” söyleyerek bunu doğrulamış oldu.

Otomotiv sektöründe, kura bağlı olarak artan otomobil fiyatları, perakende müşterilerini zorlayarak, satışları düşürüyor. İnşaat sektöründe, demir ve çelik gibi girdi maliyetlerinin yükselmesi, fiyatlar üzerinde yukarı yönlü baskı yaparak, yerli alıcıları zorluyor. İnşaatçılar, konut fiyatlarının yaklaşık yüzde 15-20 artmasını bekliyor, ancak bunun satışları baskılayacak olmasından ve konut balonunu şişirmek istememelerinden ötürü, fiyatları aynı oranda artıramayacaklarını dile getiriyor. Öte yandan yabancılara satışların artması, inşaatçılar üzerindeki baskıyı bir nebze azaltıyor.

Enerji tarafında ise hem üretici hem de tüketici, kurun fizibilite üzerindeki etkisi ve maliyetlere bağlı olarak olumsuz yansımaları hissedecek.

Hizmet sektöründeki turizmde ise kur yükselişi, tıpkı ihracatçılar için olduğu gibi çift yönlü etki ediyor. Yerli turiste yapılan yurt dışı tatil satışları, artan fiyatların ve TL'nin değersizleşmesinden ötürü düşerken, Türkiye'ye gelecek olan turist sayısının artacağı beklentisi, turizm sektöründekilere umutlanma imkânı tanıyor.

Sektörlerde maliyetlerin artmasının beraberinde gelecek zam ortamının hanehalklarını da olumsuz etkilemesi bekleniyor. Sektör uzmanları, enerjiden, konuta birçok kalemde en az yüzde 5’lerden başlayan fiyat artışlarının görüleceğini dile getiriyor.

Finans sektöründe ise döviz cinsinden geliri olmayan ticari kuruluşları sıkıntıda bırakarak, dövizle borçlanan banka ve kurumların kârlılığı için risk teşkil ediyor.

Deniz Portföy Yönetimi Araştırma Müdürü Ahmet Levent Alkan, kurdaki yükselişin bankacılık sektörü üzerindeki etkilerini şöyle sıraladı:

1) Bankaların toplam sermayelerinin net değerini hızla aşağılara doğru itecektir.

2) Net özsermaye büyüme hızında görece bir kan kaybı yaşanacaktır.

3) Sermayenin artan maliyeti karşısında görece daralan bir kar marjı yaşanacaktır.

4) Faizlerde artış kaçınılmaz bir gerçeğe dönüşecektir.

5) Artan faizler karşısında hızla daralan bir "faiz marjı" 2014 genelinde hakim olacaktır.

6) Faiz gelirleri daralan Bankacılık faiz dışı operasyonlarına ağırlık verecek bu alandan pay edinmeyi deneyecektir

7) Ülke risk primi yeni sendikasyon ve securitizasyon maliyetlerine eklenecektir.

Kur yükselişine karşı bankacılık sektörünün atılabileceği ya da atacağı adımlar arasında, "Para Politikası Kurulu'nun genel seyri üzerinde bilinçlenme" ve "Hedge işlemleri için İstanbul Vadeli İşlemler Borsası'nı dikkatli izleyerek, volatiliteye oynamak yerine, stabiliteye oynayan stratejilerin benimsenmesi"ni sayan Alkan, olumlu konjonktürlerde yapılması gerekenlerin, dalgalı konjonktür için oldukça yüksek risk ve maliyet anlamına geleceğine dikkat çekti.

Alkan, reel sektör şirketlerinin kârlarının, enflasyon oranının birkaç katı hızla erimesiyle, temel göstergeler üzerinde bazı kırılmalar yaşayacağının altını çizerek, bu kırılmaları, "Net döviz pozisyon fazlası olanlar ile açığı olanların ayrışması", "Satışlarında yurtiçi-yurt dışı dengesi yüzde 60-40 şeklinde açmış bankaların avantajlı hâle gelmesi" ve "Net çalışma sermayesi yönetiminin öne çıkmasıyla, bankaların donuk aktiflere yoğunlaşması" şeklinde özetledi.

Bazı kişiler tarafından bankaların özellikle KOBİ'lerden istenebileceği söylenen ek teminat önlemlerinin alınıp alınmayacağına ilişkin ise Alkan, şimdiye kadar yaşanan örneklerde "Ek teminat olgusunun Türkiye'de çok başvurulan bir yöntem olmadığını", ancak bankaların doğal olarak çok daha seçici davranacağını belirtti. Alkan,  maliyetleri yükselten sadece kredi faizlerinin değil,"ekspertiz masrafı, sigorta gibi giderlerin de ek yük getireceğini" söyledi.



Tuğçe Özsoy (tozsoy@bloomberght.com)
Bloomberg HT.com Editörü


Merkez Bankası'nın perşembe günü piyasadan alım-satım yoluyla doğrudan dövize müdahale etmesine rağmen dolar ve euro Cuma günü de rekor kırdı. Dolar/TL 2.31’in üzerine çıkarken, euro ise 3.16’nın üzerini gördü ve birçok insanın kafasında kurdaki bu yükselişin, sektörlere nasıl etki edeceği soruları belirmeye başladı.

Reel sektör ve finansal sektör olarak ayrıldığında, imalata dayalı olan reel sektör, daha çok kalemi etkileyeceğinden ötürü, hiç şüphesiz kurun yükselişini daha çok hissedecek. İhracat ve ithalata dayalı reel sektöre bakıldığında, ithalat, giren malların bedelinin dövizle ödeniyor olmasına bağlı olarak, daha maliyetli hâle gelecek. Kurdaki yükselişin rekabetliliği artırdığı ihracatçılarda ise, işlenmiş ara malı ithalatına bağlı olarak girdi maliyetleri artacak ve büyümek için ham madde ithal etmek zorunda olan ihracat sanayî de olumsuz etkilenecek.

TÜİK verilerine göre, 2013 Ocak-Kasım döneminde 228 milyar 511 milyon dolar hacime sahip olan toplam ithalatın, 167 milyar 324 dolarlık kısmını ara malı ithalatı oluşturuyor ve ara malı ithalatının büyük kısmı da ihracat sanayînde en çok kullanılan işlenmiş ham madde ithalatından kaynaklanıyor. Ara malı ithalatının, 138 milyar 710 milyon dolara ulaşan ihracatın yüzde 120.6’sına karşılık geliyor. İhracatın, ithalatı karşılama oranı Kasım ayı rakamlarıyla yüzde 66.6'da, ara malı ithalatını karşılama oranının %82.9’da seyretmesinden ötürü ihracatçılar, kurdaki yükselişten avantaj sağlayamıyor.

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mehmet Büyükekşi de, son değerlendirmelerinde, “Yüksek kurun ihracatçılar için doğrudan bir avantaj sağlamadığını, tam tersine kurdaki dalgalanmanın fiyatlama dengesini olumsuz etkilediğini” söyleyerek bunu doğrulamış oldu.

Otomotiv sektöründe, kura bağlı olarak artan otomobil fiyatları, perakende müşterilerini zorlayarak, satışları düşürüyor. İnşaat sektöründe, demir ve çelik gibi girdi maliyetlerinin yükselmesi, fiyatlar üzerinde yukarı yönlü baskı yaparak, yerli alıcıları zorluyor. İnşaatçılar, konut fiyatlarının yaklaşık yüzde 15-20 artmasını bekliyor, ancak bunun satışları baskılayacak olmasından ve konut balonunu şişirmek istememelerinden ötürü, fiyatları aynı oranda artıramayacaklarını dile getiriyor. Öte yandan yabancılara satışların artması, inşaatçılar üzerindeki baskıyı bir nebze azaltıyor.

Enerji tarafında ise hem üretici hem de tüketici, kurun fizibilite üzerindeki etkisi ve maliyetlere bağlı olarak olumsuz yansımaları hissedecek.

Hizmet sektöründeki turizmde ise kur yükselişi, tıpkı ihracatçılar için olduğu gibi çift yönlü etki ediyor. Yerli turiste yapılan yurt dışı tatil satışları, artan fiyatların ve TL'nin değersizleşmesinden ötürü düşerken, Türkiye'ye gelecek olan turist sayısının artacağı beklentisi, turizm sektöründekilere umutlanma imkânı tanıyor.

Sektörlerde maliyetlerin artmasının beraberinde gelecek zam ortamının hanehalklarını da olumsuz etkilemesi bekleniyor. Sektör uzmanları, enerjiden, konuta birçok kalemde en az yüzde 5’lerden başlayan fiyat artışlarının görüleceğini dile getiriyor.

Finans sektöründe ise döviz cinsinden geliri olmayan ticari kuruluşları sıkıntıda bırakarak, dövizle borçlanan banka ve kurumların kârlılığı için risk teşkil ediyor.

Deniz Portföy Yönetimi Araştırma Müdürü Ahmet Levent Alkan, Kur yükselişinin bankacılık sektörü üzerindeki etkilerini şöyle sıraladı:

1) Bankaların toplam sermayelerinin net değerini hızla aşağılara doğru itecektir.

2) Net özsermaye büyüme hızında görece bir kan kaybı yaşanacaktır.

3) Sermayenin artan maliyeti karşısında görece daralan bir kar marjı yaşanacaktır.

4) Faizlerde artış kaçınılmaz bir gerçeğe dönüşecektir.

5) Artan faizler karşısında hızla daralan bir "faiz marjı" 2014 genelinde hakim olacaktır.

6) Faiz gelirleri daralan Bankacılık faiz dışı operasyonlarına ağırlık verecek bu alandan pay edinmeyi deneyecektir

7) Ülke risk primi yeni sendikasyon ve securitizasyon maliyetlerine eklenecektir.

Kur yükselişine karşı bankacılık sektörünün atılabileceği ya da atacağı adımlar arasında, "Para Politikası Kurulu'nun genel seyri üzerinde bilinçlenme" ve "Hedge işlemleri için İstanbul Vadeli İşlemler Borsası'nı dikkatli izleyerek, volatiliteye oynamak yerine, stabiliteye oynayan stratejilerin benimsenmesi"ni sayan Alkan, olumlu konjonktürlerde yapılması gerekenlerin, dalgalı konjonktür için oldukça yüksek risk ve maliyet anlamına geleceğine dikkat çekti.

Alkan, reel sektör şirketlerinin kârlarının, enflasyon oranının birkaç katı hızla erimesiyle, temel göstergeler üzerinde bazı kırılmalar yaşayacağının altını çizerek, bu kırılmaları, "Net döviz pozisyon fazlası olanlar ile açığı olanların ayrışması", "Satışlarında yurtiçi-yurt dışı dengesi yüzde 60-40 şeklinde açmış bankaların avantajlı hâle gelmesi" ve "Net çalışma sermayesi yönetiminin öne çıkmasıyla, bankaların donuk aktiflere yoğunlaşması" şeklinde özetledi.

Bazı kişiler tarafından bankaların özellikle KOBİ'lerden istenebileceği söylenen ek teminat önlemlerinin alınıp alınmayacağına ilişkin ise Alkan, şimdiye kadar yaşanan örneklerde "Ek teminat olgusunun Türkiye'de çok başvurulan bir yöntem olmadığını", ancak bankaların doğal olarak çok daha seçici davranacağını belirtti. Alkan,  maliyetleri yükselten sadece kredi faizlerinin değil,"ekspertiz masrafı, sigorta gibi giderlerin de ek yük getireceğini" söyledi.



Tuğçe Özsoy (tozsoy@bloomberght.com)
Bloomberg HT.com Editörü
BU HABERE YORUM YAZ
 
26 Ocak 2014 Pazar, 18:47 Misafir merkez bankasi yine yanlis yönetti. piyaseyle kavga haline girdi, ve kaybedecegi belliydi. simdik vatandat ve sirektler ödesin zamlari , zarari
26 Ocak 2014 Pazar, 12:11 Misafir ara malı ithal edip işleyip satan firma sahibiyim, üretim yapan ihracatçı için kur yükselişi işçilik, kira, yerli üretimdeki mal fiyat artış oranları nispeten daha az olacağından faydalı oluyor ancak yaklaşık 8 yıldır baskılanmış döviz sebebi ile yurtdışından ucuz dolar borçlanıp tl ile halka yüksek faizle borç verenlerin ekmeği kesildi şikayetler tabi ki çoğalacak uzun bir sürede zamanla olması gereken kur 1,2 ay içerisinde yükseldiğinde dengeleri bozdu, rahatsız olanlarda paradan para kazanıp reel üretmeyenler. bizler reel üreten ihracatçının rekabet gücü artıyor yaşıyoruz, yorum yapmıyoruz