Advertisement

Türkiye bu yıl kuraklık ve buna bağlı olarak gıda fiyatlarında yaşanacak olası artışları çok konuşacağa benziyor. Ancak burada uzmanlar olumsuz iklim koşullarından doğacak üretim sıkıntısı kadar konunun piyasadaki spekülatif yanına da dikkat çekiyor.

Türkiye, başta et ve süt olmak üzere gıda ürünlerinde spekülasyonlara oldukça açık bir ülke.

Aslına bakarsanız değişen iklim koşulları, ekilebilir tarım arazilerinde yaşanan kayıplar, nüfus artışı gibi konular gıdayı gelecekte küresel anlamda stratejik bir konuma getiriyor.

Konunun Türkiye boyutuna değinen Uludağ Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Hasan Vural, gıda ürünlerinde yaşanan spekülasyonların nedenleri ve olası etkilerine yönelik dikkat çekici açıklamalarda bulundu.

Prof. Dr. Hasan Vural, Türkiye'deki tarım pazarına ve gıda ekonomisine bakıldığında gıda fiyatlarındaki artışları tamamen kuraklık ve buna benzer iklimsel nedenlere bağlamanın doğru olmadığı görüşünde.

Türkiye'de üretici ve tüketici fiyatları arasındaki marjın çok büyük olduğunu dile getiren Prof. Dr. Vural, “Bu marj yüzde 20 ile yüzde 80 arasında değişiyor. Yani çiftçinin elinde 50 kuruş-1 lira olan bir ürün pazarda 3-5 lira arasında son tüketiciye ulaşıyor. Bu sadece olumsuz iklim koşullarıyla bağlantılı bir durum değil, her yıl yaşanan bir gerçek” dedi.

Prof. Dr. Vural'a göre şu an mevcut koşullarda büyük bir rekolte kaybı yaşanmasa dahi üreticiden çıktıktan sonra gıda sektöründe oligopolist veya tekelci bir piyasa hakim olduğu için fiyatlar bir şekilde artıyor.

Pazarlama yapısındaki bozukluğun altını çizen Prof. Dr. Vural, “Kuraklık olmadığı dönemlerde de fiyatlar düşmüyor ya da zaman zaman artış gösteriyor. Bu durum piyasa yapısının bozukluğundan kaynaklanıyor. Bakkal, manav, kasap kalmadı, piyasaya artık toptancılar hakim ve hipermarketler kaldı. Bundan sonra verim çok iyi olsa da gıda fiyatları yüksek oluyor. Gıda piyasalarının kuraklığı bahane ederek spekülatif hareketlere girmemesi gerek” dedi.

Aslında Prof. Dr. Vural'ın dikkat çektiği konu büyük ve zincir marketlere karşı birer birer yok olan bakkal, manav gibi esnafın piyasalar açısından nasıl bir denge unsuru olduğunun da açık kanıtı.

Prof. Dr. Vural'a göre ticarette küçük esnafın olmaması, hipermarket ve bölgesel marketlerin gittikçe artan hakimiyeti gıda fiyatlarında artıcı etkilerin başında geliyor.

Özetin özetini Prof. Dr. Vural şöyle açıklıyor: “Pazarlama marjı çok yüksek olduğu için ekonomide etkinlik sağlanamıyor ve bu yüzden üretimde etkinliği sağlayamıyorsunuz. Pazarlama yapısında maalesef üretici söz konusu değil. Norveç'te Finlandiya'da Almanya'da üreticiden tüketiciye giden zincirde aracı yok denecek kadar azdır. O yüzden yüksek fiyat artışları, dalgalanmalar bu kadar çok yaşanmaz.”


Bloomberg HT Editörü İrfan Donat

idonat@bloomberght.com