Advertisement

Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, "Türkiye'nin geleceği çok parlak. Açık ve net konuşuyorum; önümüzdeki 20-30 yıl sonra bugün, şu anda yaptıklarımızın sonuçlarını görecekseniz ve Türkiye o zaman inanılmaz bir noktaya gelecek. Onun için hiç kaygılanmanıza gerek yok. Kötümser olmayın, uzun vadeli düşünün, Türkiye çok daha iyi bir noktada olacak" dedi.

Şimşek, Bursa Valiliğinin, Capital ve Ekonomist dergilerinin iş birliğiyle düzenlediği "Uludağ Ekonomi Zirvesi"nde yaptığı konuşmada, milletin kaynaklarını tekrar milletin hizmetine sunduklarını söyledi.

Bundan 11-12 yıl önce Türkiye'de vergi gelirlerinin yüzde 86'sının faize harcandığını hatırlatan Şimşek, bugün bunu yüzde 15'e kadar indirdiklerini vurguladı.

Mali disipline devam etmelerinin hem siyaseten hem de ekonomik olarak doğru olduğunu anlatan Şimşek, "Türkiye'nin yumuşak karnı yok mu? Var. Kırılganlığımız var. Boşu boşuna bizi kırılganlar arasında zikretmiyorlar ama biraz haksızlık yapıldığı kanısındayım. Olsun, kırılganlığımız bizim cari açığımız. Bizim tasarruflarımız düşük" ifadesini kullandı.

Cari açığın son yıllarda sürdürülemez yüksek düzeylere vardığını belirten Şimşek, şöyle devam etti:

"Şimdi bunu daha yönetilebilir seviyelere çekiyoruz. Geçtiğimiz sene cari açıkta altının etkisi çok büyük. Yaklaşık 12 milyar dolarlık net altın ithalatı yapmışız. Son birkaç yıla baktığınız zaman cari açık çok yüksek. Bunda bence yapısal boyutu kadar geçici faktörlerin etkisi de var. Mesela iç talep çok güçlüydü, biz şimdi kalıcı şekilde iç talebi yönetilebilir düzeyde tutuyoruz. Avrupa Birliği (AB) yani avro krizi bizim cari açığı yükseltti. Niye? Basit bir şey, bizim en büyük ticaret ortağımız krizdeydi. Bizim oraya olan ihracatımız göreceli olarak kötü gitti. Enerji fiyatları son yıllarda inanılmaz arttı, sağ olsun Çin. Bu böyle gitmeyecek. AB krizden çıkıyor. İç talep daha yumuşak. Arap Baharı... Bu faktörler, Türkiye'nin cari açığını olması gerekenin çok ötesine taşımıştır. Şimdi bütün bu faktörler, Türkiye'nin cari açığını sizin belki de de hiç de düşünmediğiniz seviyelere indirebilir. Özü itibarıyla böyle."

Zaman içinde yaşanan sıkıntıların son bularak cari açığın çok daha yönetilebilir bir noktaya geleceğini söyleyen Şimşek, bunun sorun olmaktan çıkacağını bildirdi.

Devletin şu an net bazda dış dünyaya bir borcunun olmadığını dile getiren Şimşek, "Bunu söyleyince sanıyorlar ki siyaset yapıyoruz. Yok, hakikaten öyle. Türkiye şu an dünyadan alacaklı. Çünkü Türkiye'nin rezervleri ile Türkiye'nin borçlarını karşılaştırdığınızda Türkiye'nin rezervleri daha fazla" değerlendirmesinde bulundu.

Şimşek, hükümet olarak katma değer zincirinde yukarı çıkmaları, sermaye piyasalarını derinleştirmeleri, kayıt dışı ekonomiyle güçlü bir şekilde mücadele etmeleri, altyapıyı iyileştirmeleri gerektiğine değindi.

- Ar-Ge destekleri

Ar-Ge'yi de artırmaları gerektiğine işaret eden Şimşek, şöyle konuştu:

"Yanlış şeyler yapıyoruz. Ar-Ge'nin yüzde 98'i araştırma, yüzde 2'si geliştirme. Bunu geliştirmemiz lazım. O nedenle geçen hafta ya da iki hafta önce Meclis'te bir sürü kanun çıktı. Çoğu hakkında olumsuz değerlendirmeler yapıldı. Yaptığımız doğru şeyler hiç gündeme gelmedi. Yaptığımız doğru şeylerden biri şuydu; iş alemine diyoruz ki 'Sizin patentiniz varsa bunu ticarileştirirseniz, oradan elde ettiğiniz gelirin yüzde 50'sini vergiden indirebilirsiniz. Bir de bunun üzerine Ar-Ge sonucunda faydalı bir şey yaptıysanız, bunu da ticarileştirirseniz alın size yüzde 50 daha indirim.' Yani inanılmaz bir şey. Görmedim ben konuşan, tartışan ama doğru şeyler yapmaya devam edeceğiz. Endüstriyel tasarımlarda Türkiye, artık dünya sahnesine çıkmış durumda. Avrupa'da 3'üncüyüz, markalaşmada Avrupa'da birinciyiz. Yani küçümsemeyin, patentte dünyada hiç iyi yerde değiliz ama çok hızlı çıkıyoruz. Bunlar önemli konular. Yani özetle katma değer zincirinde yukarı çıkmak için doğru şeyler yapıyoruz ama gideceğimiz daha çok mesafe var. Çok güçlü destek veriyoruz. Özel sektörün bu konudaki farkındalığının artması lazım. Özel sektör bu konuda üzerine düşeni henüz yapmıyor ama gelecek burada."

Şimşek, devletin yaptığı Ar-Ge'de sonuç aldıklarını, savunma sanayinde Ar-Ge'ye ağırlık verdiklerini anlattı.

Savunma sanayinde geçen sene Türkiye'nin ihracatının 1,4 milyar dolar olduğu bilgisini veren Şimşek, "Birkaç yıl içinde 3-5 milyar hatta daha fazla ulaşırsa hiç şaşırmam. Diyeceksiniz '3-5 milyar dolar nedir?' Daha 10 yıl önce Türkiye, bütün askeri teçhizatının, ekipmanının yüzde 75'ini ithal ediyordu. Şimdi bunu yüzde 40'a düşürdük. Onunla da kalmadık, ihracatçı noktasına geldik. Devlet şu an Ar-Ge çalışmalarında fena değil. Çünkü odaklanmış durumda" görüşlerini iletti.

- Kayıt dışı ekonomiyle mücadele ve beşeri sermaye

Kayıt dışı ekonomiyle mücadele ettiklerini ve bunda da başarı sağladıklarını bildiren Şimşek, kayıt dışı istihdamın yüzde 52'den yüzde 35 civarına düştüğüne işaret etti.

Şimşek, beşeri sermayeye de değinerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Danimarka'dan geliyorum. Danimarka sonrası Batman'daydım. Batman nüfusunun yüzde 60'ı 24 yaş altı. İnanılmaz bir şey fakat 'Bu nüfus nitelikli mi' diye sorsanız, Batman için aynı cevabı veremem. Danimarka ayrı bir noktada. Kişi başına 41 bin doları beşeri sermaye ile yakalamışlar. Bizim petrolümüz yok, doğalgazımız yok. Komşularımız kadar şanslı değiliz ama olmamıza da gerek yok. Nasıl ki Tayvan, kumunu dahi ithal ediyor. Dünyanın en önemli sanayi üretim üslerinden biri İsrail, aynı şekilde İsviçre. Şimdi beşeri sermaye çok önemli ve şu an bizim en temel önceliğimiz; beşeri sermaye. 'Bizim şu an nüfusun yüzde 39'u öğrenci' desem inanır mısınız? Pek inandırıcı gelmez ama hem örgün hem yayın eğitimi kapsıyor. Muazzam bir rakam, Avrupa'nın iki katı. Bütçe'nin şu an yüzde 18'ini, vergi gelirlerinin yüzde 23'ünü eğitime harcıyoruz. Hiçbir dönemde böyle bir şey yapılmamış. Şu an gelişmekte olan ülkelerde bunun benzerini, eşini göremezsiniz. Şu an Türkiye, dünyada istisnai bir şeyi yapmaya çalışıyor kendi ligimizde. Vergi gelirlerinin yüzde 23'ünü eğitime harcıyor. Gelecek parlak."

- "Beşeri sermayenin kalitesi yükselecek"

Türkiye'de okullaşma oranlarında da inanılmaz hızlı bir artış olduğuna dikkati çeken Şimşek, "Yakında zaten herkesi üniversite mezunu yapacağız ama herkesi devlete almayacağız. Onu da buradan söyleyeyim. Öyle bir beklenti var, kesinlikle mümkün değil. Öyle bir beklenti içine girilmemesi lazım. Herkesi üniversiteleştireceğiz. Herkes lise mezunu olacak, herkes üniversite mezunu olacak. Bu, Türkiye'nin beşeri sermayesini, kalitesini yükseltecek" diye konuştu.

Şimşek, Türkiye'de şu anda 25 yaş üstü nüfusun okulda geçirdiği sürenin 6,5 yıl olduğu bilgisini vererek, şunları söyledi:

"Türkiye ortaokul terk bir beşeri sermayeye sahip. Yani biz ortaokul terkiz. OECD ülkelerinde ise bu rakam 11,5 yıl. Neredeyse bizim iki katımız. Biz bu ülkelerle yarışıyoruz. Buyurun, nasıl yarışacaksınız? İşte o nedenle eğitim çok önemli ama ilginç bir şey var Türkiye'de. Bu, mucizevi bir şey. 6,5 yıllık eğitim ile bu kişi başına milli gelirine hiç ulaşamazdık. Bizim şu an kişi başına milli gelirimiz 9,5 yıllık ortalama örgün eğitimle eş değerdir. Bir mucizedir, olmuş gitmiş. Kişi başına milli gelirde Türkiye şu anda hakikaten 9,5 yıllık eğitime eş değer bir beşeri sermayelik seviyededir. Şimdi bunu 12 yıla çıkardık. Hatta okul öncesiyle 13-14 yıla çıkardık. Türkiye'nin geleceği çok parlak. Açık ve net konuşuyorum; önümüzdeki 20-30 yıl sonra bugün, şu anda yaptıklarımızın sonuçlarını görecekseniz ve Türkiye o zaman inanılmaz bir noktaya gelecek. Onun için hiç kaygılanmanıza gerek yok. Kötümser olmayın, uzun vadeli düşünün, Türkiye çok daha iyi bir noktada olacak. Daha da iyi olacak. Özetle böyle. Kızlar çok önemli, kadınların eğitimi çok önemli. Nüfusumuzun yarısını ihmal etmişiz uzun bir süre. Bunları iş gücüne katmamız, bunları eğitimle katmamız çok çok önemli. O konuda da bayağı mesafe alıyoruz."

Şimşek, Türkiye'nin eğitimde kalite konusunda şu anda zayıf olduğunu ancak OECD ile arayı kapatmaya başladığını, aradaki 75 puanlık farkın şimdi 40'lı puanlara kadar indiğini bildirdi.

Eğitimde yapacak daha çok şey olduğunu ve bu konuda da reformlara ihtiyaç duyulduğunu belirten Şimşek, sağlık alanında da önemli aşama kaydettiklerini, ortalama yaşam yılı beklentisinin 72'den 77'ye çıktığını, bebek ve doğum sırasında kadınların ölüm oranlarının ise büyük ölçüde düştüğünü anlattı.

Türkiye'nin sağlıkta büyük ihracatçı konumuna gelebileceğine dikkati çeken Şimşek, "Diyoruz ki 'Sağlıkta hizmet ihracatı yapın, biz size yüzde 50 vergi indirimi yapalım.' Özellikle burada Sayın Konukoğlu'na (Sanko Holding Yönetim Kurulu Başkanı Abdülkadir Konukoğlu) söylüyorum; Suriyelileri, Ortadoğu'dakileri siz tedavi edin, biz size vergi indirimi sağlıyoruz" ifadesini kullandı.

- "Emeklilikte yaş bekleyenler sokaklarda sürekli karşıma çıkıyor"

İş gücü piyasası reformunda iyi bir noktada olmadıklarını söyleyen Şimşek, şöyle devam etti:

"Açık konuşayım; bu konuda ilerleme sağlayamadık, bu konuda başarısızız, iş gücü piyasası esnekliğini sağlayamadık. Bu maalesef bizde gereksiz yere işsizlik oranlarını yüksek, istihdam oranların düşük tutuyor. Tasarrufları düşük ve cari açığı yüksek tutuyor. Şimdi diyeceksiniz ki 'Ne alakası var.' İnanın bunların hepsi birbiriyle ilişkilidir. Aslında bizim reformumuz hazır, inşallah bir gün bu reformu da yapacağız. Ortalama emeklilik yaşı, OECD ile karşılaştırıyorsunuz, maşallah bizde çok iyi, hem de sokaklarda sürekli karşıma çıkıyorlar, emeklilikte yaş bekleyenler. 'Emekli olmak için prim gün sayısını tutturmak yetmiyor, bir de yaş tutturmak lazım. Avrupa'nın da 20 yıl altındayız' diyorum, inanmıyorlar ama gerçek bu."

- "Sendikaların işsizlerle fazla bir alakası yok"

Şimşek, kadınların iş gücüne katılım oranının çok düşük olduğunu ancak üniversite mezunu kadınların iş gücüne katılım oranının Avrupa'dan daha yüksek olduğunu vurguladı.

Herkesi üniversiteli yapmaları gerektiğine işaret eden Şimşek, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Haydi Kızlar Okula Kampanyası çok çok önemliydi. Açıkça söyleyeyim; başörtülü kızlarımızın üniversitelere erişmesinin önünü açmak, inanın kişi başına milli geliri ciddi bir şekilde artıracak. Şimdi bunu söyleyince diyecekler ki 'Ne diyor bu adam?' Gerçekten, hakikaten böyle. Üniversiteli kadınlar arasında arasında iş gücüne katılım yüzde 72. OECD ortalaması yüzde 62'ler civarı. Onun için bizim herkesi üniversiteli yapmamız lazım. Türkiye'de işverenler, işçilerini imalat sanayinde ortalama 49 saat çalıştırıyor. Halbuki iş gücü piyasası esnek olsa işe almak, işten çıkartmak kolay olsa Türkiye'de bugün işsizlik çok çok düşük düzeylerde olurdu. Çünkü biz var olanı aşırı çalıştırıyoruz ama işe almak zor, işten çıkarmak çok daha zor. Dolayısıyla problemimiz var, bunları çözmemiz lazım. Maalesef işsizlerin sahibi biziz, sendikaların işsizlerle fazla bir alakası yok."

- "Nükleer kaçınılmazdır"

Türkiye'nin enerjide dışa bağımlı olduğunu, bunun büyük bir ayak bağı haline geldiğini belirten Şimşek, enerji ithalatının 9 milyar dolar civarından 60 milyar dolarlara çıktığını, ülkenin bütün enerjide yüzde 72 dışa bağımlı olduğunu bildirdi. Şimşek, bunu çözmek için ülkenin suyunu, rüzgarını, güneşini, jeotermalini enerjiye dönüştürmek gerektiğine dikkati çekerek, Türkiye'de kurulu enerji gücünün 64 bin megavat olduğunu, bunun sadece yüzde 40 civarının yerli, yenilenebilir olduğunu, inşa halindeki santrallerin ise yüzde 75'inin yenilenebilir özellik taşıdığını anlattı.

Dünyada, 2018'e kalmadan güneş enerjisinin kilovat/saat maliyetinin muhtemelen 6 sente ineceğini, bugünden hazırlık yapılması gerektiğini dile getiren Şimşek, şunları kaydetti:

"Zamanında biz teşvik vermedik, 'başka ülkelerin Ar-Ge'sini finanse etmeyelim' diye. Artık teşvikler yeterli olacak. Ben inanıyorum ki Türkiye, güneş enerjisiyle ayrı bir noktada olacak. Belki Amerikalılar bu buldukları gazı ihraç etmeye başlarlar. Kim bilir? Belki Rusya, fiyatını daha da indirmek zorunda kalabilir, bu son gelişmelerden sonra ama biz onlara bakmıyoruz, enerji verimliliğini artırmamız lazım. Nükleer kaçınılmazdır. Çünkü biz sadece yenilenebilir enerjiye sırtımızı dayayamayız. Bu sene kuraklık var, fazla kar yağmadı, barajların hali ortada. Bu sene hidroelektrik santrallerinden elde ettiğimiz enerji, geçen senenin 3'te biri düzeyinde. Şimdi, 'Biz bunu istemiyoruz' diyebilir misiniz? Diyemezsiniz. Fransa, bugün elektrik enerjisinin yüzde 80'ini, Avrupa yüzde 35'ini nükleerden elde ediyor. 'Biz kenarda duralım' demek, doğru, sağlıklı bir yaklaşım değil. İyisini yapalım ama mutlaka yapalım."

- "Batıdan Güneydoğu'ya göç başlayacak"

Mehmet Şimşek, dünyanın gelecek 40-50 yılda en büyük probleminin, gıda güvenliği olacağını, Türkiye'nin burada devreye gireceğini belirterek, bu konuda çok ümitli olduğunu, milletvekili olduğu bölgede inanılmaz yatırımlar yapıldığını ancak henüz geri dönüşünün görülmediğini söyledi.

Burada endüstriyel tarım yapılacağını belirten Şimşek, "Bu, inanılmaz şekilde o bölgeyi ayağa kaldıracak. Batıdan Güneydoğu'ya göç başlayacak. çünkü oradaki personel yetmeyecek. O kadar çok istihdam talebi olacak ki yetmeyecek" görüşlerini iletti.

- "Çok fazla horlamayın bu ülkeyi"

Türkiye'nin uzun vadedeki geleceğine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Şimşek, şunları dile getirdi: 

"Özü itibarıyla son 10 yıl çok iyiydi. Avrupa'yla, Amerika'yla arayı kapattık, kapatıyoruz. Gelecekte belirleyici olan; kurumların kalitesidir, demografik yapıdır, verimliliktir. Çok fazla horlamayın bu ülkeyi, kurumların kalitesinde ilerleme, iyileşme var. Arzuladığımız yerde değiliz. Bakın AB müktesebatı, süreci önemli ama bunun yanında bütün diğer alanlarda ilerleme var. Bakın yolsuzluk algı endeksinde, Türkiye birçok ülkenin gerisindeydi, sadece 37 ülkeden daha iyiydi, 11 yıl önce 64 ülkenin gerisindeydi. Bugün Türkiye 124 ülkeden daha şeffaf, daha hesap verebilir durumda. Birçok rekabette olduğumuz ülkeden daha şeffaf, yolsuzluk algısı daha düşük."

- "Fazla kura kafayı takmayın"

Şimşek, Dünya Ekonomik Forumunca yapılan "Global Rekabet Gücü ve Endeksi"ne de değinerek, şu ifadeleri kullandı:

"Birkaç yıl önce 117 ülke arasında 71'inci sıradaydık, şimdi 148 ülke arasında 44'üncü sıradayız. Çin hariç bizimle rekabet halindeki birçok gelişmekte olan ülkeden daha iyiyiz. İş yapma kolaylığı endeksinde ilerleme var. Arzuladığımız yerde değiliz ama hepsinde ilerleme var. Demografik yapı son derece elverişli, bizim çalışma çağındaki nüfus yüzde 2, Avrupa'da 0,3 artıyor. Yatırımcılar geliyor, inanın her şeye rağmen yatırımcı ilgisi devam ediyor. Bütün tartışmalara rağmen, küresel yatırımcı sayısı 2002'de 3 bin 200'dü, şimdi 37 bine çıktı. Bunun 100-150 bine çıkması bekleniyor. Çıkacak hiç merak etmeyin. Bu herkes için iyi olacak, rekabet için, teknoloji için medya için reklam için herkes için iyi olacak. Yatırımlar artıyor, arzuladığımız yerde değiliz ama bayağı bir ilerleme var, daha da artırmamız lazım. Fazla kura kafayı takmayın. Geçmişte de çok ufak tefek kalp krizi geçirmişiz ama sonunda toparlanmışız. Güçlüyüz, trend yukarı doğrudur. Ben bunu bütün samimiyetimle söylüyorum."

AA

BU HABERE YORUM YAZ
 
22 Mart 2014 Cumartesi, 21:59 Misafir sayin bakan kendi durumuyla ulkenin durumunu karistiriyor galiba.