Advertisement

Küresel piyasalar ABD Merkez Bankası Fed'in faiz artışının zamanlamasına kilitlenmiş durumda. Ancak eninde sonunda gerçekleşecek sıkılaşmanın zamanlaması, Türkiye için ekonomik temellerden daha önemli değil.

Dün gerçekleşen Federal Açık Piyasa Komitesi'nde yetkililer, faiz oranlarında beklendiği üzere değişikliğe gitmezken, 2015 yıl sonu federal fonlama oranı tahminlerini bu yıl iki faiz artışı yapılacak şekilde sabit bıraktı. Ancak bazı yetkililerin Mart'taki tahminlerini revize ederek bu yıl sıkılaşma beklentilerini azaltması, piyasalar tarafından faiz artışının kademeli ve yavaş olacağı şeklinde yorumlandı. Ancak Fed'in açıklamasında faiz artışının verilere göre belirleneceğini ve enflasyonda yüzde 2 hedefine doğru artış yaşanacağından emin olunduğu takdirde harekete geçileceği ifadeleri yeniden yer aldı.

Uluslararası piyasalar Fed'den dün gelen haberleri genelde olumlu karşılasa da, Başkan Janet Yellen'ın da dikkat çektiği üzere faiz artışının zamanlaması gereğinden fazla büyütülüyor olabilir. Fed'in ve belli başlı diğer merkez bankalarının uyguladığı gevşek para politikaları ve parasal genişleme (QE) tedbirleri, tüm dünyada likidite bolluğuna alışılmasına yol açtı. Ancak Fed'in geçtiğimiz yılın Ekim ayında tahvil alımlarını sonlandırması ve bu yıl da faiz artışına yaklaşması, bilhassa cari açığını dış finansmanla fonlama ihtiyacındaki gelişen piyasa ülkeleri açısından "oyunun sona erdiği" şeklinde yorumlanıyor ve olumsuz bir etki yapıyor.

Bol likidite gelişen ülkeleri uyutuyor mu?

Bazı analistler parasal genişleme gibi gevşek politikaların, gelişen piyasa ülkelerini asıl sorunlardan uzaklaştırarak, kısa süreli bir sarhoşluk yaşattığını düşünüyor.

HSBC Küresel Piyasalar Direktörü Fatih Keresteci, Fed'in gevşek para politikasının siyasi otoriteleri yapısal reform konusunda tembelleştirdiğini söyledi. QE, faizlerin ultra düşük seviyelere gerilemesi ve finansal sistemde sağlanan aşırı likidite ortamının, borç sorunu, verimlilik eksikliği, kar edememe ve zayıflık gibi birçok akut sorunun göz ardı edilmesine yol açtığını belirten Keresteci ''Paranın bu kadar bol ve ucuz olmadığı bir dönemde, ev ödevini yapmayan bir şirket, banka ya da devletin borçlanma maliyeti çok yükselir ve bu da ciddi ekonomik sorunlara yol açmak suretiyle otoriteleri yapısal önlemler almaya zorlardı. Ancak, mevcut ortamda para bol ve faizler çok düşük'' diye konuştu.

Genişlemeci politikalar fırsata dönüştürülebilir

Uzmanlar Türkiye gibi ülkelerdeki politika yapıcıların, uzun vadeli düşünerek ekonomilerindeki yapısal sorunlara eğilemeleri gerektiğini belirtiyor. Bazı analistler ise, bol likitide ortamı sürerken, reform yapmak için bir fırsat olarak görülmesi gerektiğini aktarıyor.

Odeabank Araştırma Müdürü Erkan Dernek, ABD ekonomisi ve merkez bankasının politikalarının kısa dönemli verebileceği rahatlamaların Döviz ihtiyacı olan gelişmekte olan ülkeler için reformları ve istikrarlı ekonomi programlarını uygulamak için fırsat olarak görülmesi gerektiğini söyledi. Dernek "Bu dönemde yılın son çeyreğinden itibaren daha uzun sürede ve daha fazla güçlenme ihtimali olan dolara karşı etkili programlar uygulanmaya başlayarak piyasaların güveninin kazanılması gerekiyor" diye konuştu.

Azimut Portföy Stratejisti Yiğit Arslan da, Fed'in faiz artışının üçüncü çeyreğinde başında veya dördüncü çeyrek sonunda gerçekleşmesinin kısa vadeli bir fark yaratacağını, uzun vadede makroekonomik resmi değiştirmeyeceğini söyledi.

Gelişmekte olan ülkeler faiz artışına hazırlıksız mı yakalanacak?

Fatih Keresteci, zayıf yapıların dahi bol likitide ortamında borçlanma imkanına sahip olduğunu ve göreceli olarak düşük maliyetle borçlanabildiklerini ifade etti. Bu durumun Fed faiz artırmaya başladığında kademeli bir şekilde bozulmaya başlayacağını kaydeden Keresteci ''Bu süreçte, yapısal önlem almayıp zayıf kalanların zorlanması kuvvetle muhtemel'' diye konuştu.

Erkan Dernek ise kısa dönemli yatırımcı ilgisi çekecek gelişmeler ve para politikası araçlarının kısa dönemli sonuçlar verebileceği bu koşullarda daha çok orta ve uzun vadede istikrarlı ve kalıcı yatırım için ekonomi politikaları geliştirilmesi gerektiğini ifade etti.

ABD ekonomisindeki toparlanma beklendiği üzere yılın geri kalanında devam ederse, Fed'in bu yıl Eylül veya en geç Aralık'ta faiz artışına gideceğine kesin gözüyle bakılıyor. Ancak küresel piyasalar bu duruma takıntı derecesinde ilgi gösterse de, Türkiye gibi gelişmekte olan ekonomilerin yapısal reformlara odaklanması gerektiği belirtiliyor. Zira analistlere göre Fed'in faiz artışına er ya da geç gideceği kesin olsa da, gevşek para politikaları yalnızca yapısal sorunların üstünü geçici olarak örtmeye yaradı.

BloombergHT.com Editörü
Enes Tunagür
etunagur@bloomberght.com

ABD ekonomisi ve merkez bankasının politikalarının kısa dönemli verebileceği rahatlamalar döviz ihtiyacı olan gelişmekte olan ülkeler için reformları ve istikrarlı ekonomi programlarını uygulamak için fırsat olarak görülmeli. Bu dönemde yılın son çeyreğinden itibaren daha uzun sürede ve daha fazla güçlenme ihtimali olan Dolar’a karşı etkili programlar uygulanmaya başlayarak piyasaların güveni kazanılmalı. Kısa dönemli yatırımcı ilgisi çekecek gelişmeler ve para politikası araçlarının kısa dönemli sonuçlar verebileceği bu koşullarda daha çok orta ve uzun vadede istikrarlı ve kalıcı yatırım için ekonomi politikaları geliştirilmeli diye düşünüyorum.
BU HABERE YORUM YAZ
 
18 Haziran 2015 Perşembe, 17:50 Misafir eabd dünyayı aklı sıra ufak oyunlarla dize getirmeye çalışıyor biz nezaman aklımız başımıza gelecekte tl kullanmaya dvam edicez