Advertisement

Ünlü fon yöneticisi ve Allians SE'nin baş ekonomi danışmanı Muhammed El-Erian, Yunanistan'ın borç krizine ilişkin gelişmeleri ve bu görüşmelerde Uluslararası Para Fonu'nun (IMF) rolünü Bloomberg News'a değerlendirdi.

El-Erian'ın değerlendirmesi şöyle;

Tüm taraflar Yunanistan'ın IMF'ye borç yükümlülüklerini yerine getirmesinde temerrüte düşmesini önlemek için çok sıkı çalışıyor ve bunun oldukça iyi bir nedeni var: Böyle bir sonuç, yani Yunanistan'ın temerrüte düşmes, yalnızca Yunanistan ve Avrupa için değil, aynı zamanda uluslararası para sistemi için de sıkıntılı sonuçlar yaratabilir.

IMF'nin "tercih edilen kreditör statüsü", Fon'un büyük güçlüklerle karşı karşıya bulunan ülkelere (özellikle diğer tüm kreditörler ya donmuş durumdayken ya da çıkış aradığı dönemde) kredi verme yeteneğini destekliyor. Ancak bu kredi sağlayıcı nitelikteki son kaynak olarak hareket etme kapasitesi şimdilerde daha önce görülmemiş ölçüde tehdit altında.

Resmi yasal bir kavram olmamasına karşın tercih edilen kreditör statüsü, IMF'nin neredeyse diğer tüm borç veren kaynaklardan daha önce geri ödemenin yapılacağı kurum olması yolundaki genel bir kabule dönüşmekte. Ve eğer borç alanlar ödemeleri kaarşılayamazsa, Fon'un diğer 187 üye ülkesinin birçoğundan önemli bir baskı görmeyi bekleyebilirller. Bu nedenle, Fon'a borç bırakan ülkelere örnekler, özellikle Afrika'daki kırılgan ve başarısız ülkelerle sınırlı.

Yunanistan'ın Mali Yolculuğu

IMF, tüm diğerleri aksi yönde kaçtığında, yanan binaya girme istekliliği göstererek, dünyanın itfaiyecisi rolünü oynayabilir. Defalarca, IMF'nin ulusal finansal krizlere çözüm getirmede ve diğer ülkeleri etkilemesini sınırlamada yer alması kritik önemdeydi.

Az bir zaman önce, IMF'in Avrupa'nın gelişmiş ekonomilerine büyük çaplı kredi açması pek beklenen bir hareket değildi (Euro krizinden önce böyle bir hareket en son 1970'lerde İngiltere için olmuştu). Ve Fon için, borçlu bir Avrupa ülkesinin geri ödeme yapamayacağına ilişkin bir endişe düşünülemez bir durumdu. Şimdi Yunanistan olayında her ikisi de oluyor. Dahası, diğer kreditörlerin (Avrupa Merkez Bankası (AMB) ve diğer Avrupa kurumları) Yunanistan'a IMF'ye borcunu geri ödeyebilmesi için para yardımı sağlama durumunda olması, Yunanistan olayının daha önce rastlanılmayan doğasına daha da katkıda bulunuyor. Ancak böyle bir yardımın sağlanması, yalnızca tutarlı ve sürdürülebilir bir şekilde uygulanacak bir politika pğaketi konusunda anlaşmaya varılması durumunda gerçekleşecek.

Eğer Yunanistan IMF'ye borcunu ğdeyemez ve temerrüte düşerse, ülke bankalarını ayakta tutan AMB'nin acil dlikidite desteği dahil diğer fonlamalara girişinin hızlı ve sert bir şekilde etkilendiğini görecek. Bunun sonucu ülkenin kredi daralmasının yoğunlaşması, ekonomiyi daha da derin bir resesyona itecek, zaten alarm vermekte olan işsizliğina rtmasına neden olacak, sermaye kaçışlarını hızlandıracak, sermaye kontrollerini kaçınılmaz hale getirecek ve en muhtemeli, ülkeyi Avrupa'nın ortak para biriminden çıkmaya zorlayacak.

Öte yandan, IMF'in de durumu kötüye gidecek. Bir Yunanistan temerrütü, Fon'un kurulduğu 1945'ten bu yana en büyük geri ödeme yapılamama durumu olacak. Bu, Fon'un Avrupalı politikacılar tarafından yönlendirildiği yolundaki iç ve dış eleştirileri artıracak ve modası geçmiş yönetişim, temsil ve bazı uygulamalarda (kurum başkanının daima bir Avrupalı olması "geleneği" dahil) reforma gidilmesinde yavaş ilerlemeye ilişkin uzun süredir devam eden endişelere katkıda bulunacak.Ve ayrıca u durum IMF'yi diğer krizlerde agresif ir şekilde kredi verme konsuunda daha isteksiz hale getirecek.

Neyse ki, Eğer Yunanistan ve kreditörleri içinde bulundukları sıkıntılı müzakereleri tamamlama başarısı gösterebilirse, böyle bir kaderden hala kaçınılabilir. Aksi halde, bu durum milyonlarca Yunan vatandaşının acı çekmesine neden olan krizin kayıplarına ilişkin IMF'in ününe katkıda bulunacaktır.