Advertisement

Başbakan Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Türkiye'nin ilk 6 ayda yüzde 3,1'lik büyümesi olduğuna dikkati çekerek, "Bütün bir yıl boyunca yüzde 3 civarında bir büyüme olacağını söyleyebilirim. Ama kesin bir rakam söylemek için Orta Vadeli Programı beklemekte fayda var" dedi.

AA Editör Masası'na konuk olan Yılmaz, gündemdeki konulara ilişkin soruları yanıtladı.

Son birkaç yıldır Türkiye'ye ve AK Parti hükümetlerine dönük "kötü haber verme yönünde" seçici bir yaklaşım olduğunu anlatan Yılmaz, "İçeride ve dışarıda birtakım kanallar, Türkiye'yi olduğundan daha kötü gösterme yönünde ciddi bir gayret içinde. Buradaki en önemli hedeflerden biri de Türkiye'nin ekonomisine darbe vurmaktır. 'Türkiye'yi nasıl olur da daha gölgeleriz ve ekonomik olarak darbe vururuz' diye bir çaba içinde olunduğunu da görmemiz lazım" diye konuştu.

Dünya şartları, Türkiye'nin etrafındaki jeopolitik riskler ve ülke içindeki terör olaylarına dikkati çeken Yılmaz, tüm bunlara rağmen ülke ekonomisinin büyümeye devam ettiğini kaydetti. Yılmaz, "İkinci çeyrek büyüme rakamımız yüzde 3,8. İlk 6 ayı aldığınızda yüzde 3,1. Bu, bütün bu şartları dikkate aldığınızda hiç küçümsenecek bir büyüme rakamı değil. Finansal piyasalardaki çalkantılara, birtakım hareketliliklere rağmen reel ekonominin yolunda devam ettiğini gösteriyor" değerlendirmesinde bulundu.

- Büyüme ve istihdamda imrendiren performans-

Büyüme ve istihdama ilişkin gelişmelerin yolunda gitmesinin önemine işaret eden Yılmaz, Türkiye'nin bir yıl içinde 534 bin yeni istihdam yarattığını söyledi.

Krizin tepe noktasından itibaren bakıldığında Türkiye'nin yaklaşık 6,5 milyon yeni istihdam oluşturduğunun altını çizen Yılmaz, "Büyüme ve istihdam bakımından birçok ülkeyi imrendirecek performans sergilediğimizi rahatlıkla söyleyebilirim" şeklinde konuştu.

Finansal piyasalarda dalgalanmalar yaşandığını anımsatan Yılmaz, gelişmiş ülkelerde henüz normalleşmenin gerçekleşmediğini, dünyada belirsizliklerin arttığını söyledi.

Büyüme rakamlarını da yorumlayan Yılmaz, "Dünyada bir dengesizlik var. ABD'de toparlanma varken, Çin'de büyüme hızında bir düşüş görüyoruz, Avrupa tam arzu edilen noktada değil. Emtia üreticisi gelişmekte olan ülkelerde sorunlar yaşanıyor. Bu ortamda Türkiye'nin büyüdüğünü görmek gerçekten sevindirici. İnşallah daha yüksek büyüme hızlarını da görürüz" ifadelerini kullandı. Bu noktada Türkiye'nin içinde bulunduğu siyasi ortamın önemine dikkati çeken Yılmaz, ülkenin son 13 yıldaki başarısını siyasi ortam ve güvenle elde ettiğini dile getirdi.

- "1 Kasım sonrasını parlak görüyorum"-

Türkiye'nin siyasi belirsizlik ortamında bulunmasının ekonomiyi olumsuz etkilediğini vurgulayan Yılmaz, şöyle konuştu:

"Ancak bunu çok da abartmamak gerekir. Çünkü kısa süre içinde bir seçime gideceğiz. 1 Kasım seçimlerinden sonrasını ekonomik açıdan baktığımda çok daha parlak görüyorum. Bir defa siyasi belirsizlik ortadan kalkacak, vatandaş son sözünü söyleyecek."

Ülkede 2019 yılına kadar da yeni bir seçim olmayacağının altını çizen Yılmaz, gelecek 4 yılın Türkiye'nin altın değerinde yılları olacağını kaydetti.

Gelecek 4 yılın bir fırsat penceresi olarak görülüp, söz konusu dönemin reformlar yapmak, ülkeyi dönüştürmek ve çok daha ileri bir ülke haline getirmek adına iyi değerlendirilmesi gerektiğini belirten Yılmaz, "Güçlü ve reform iradesi olan bir hükümetle Türkiye çok iyi noktalara gidecek" diye konuştu.

Türkiye'nin yapısal reformlar konusunda dünyadaki en hazırlıklı ülkelerden biri olduğunu vurgulayan Yılmaz, reformların gerçekleşmesinin güçlü ve iradesi olan hükümetlerin varlığını gerektirdiğini dile getirdi. Yılmaz, "1 Kasım seçimlerinden sonra Türkiye, inşallah, güçlü ve reformcu bir hükümetle büyüme hızını ve istihdamı çok daha farklı noktalara taşıyacak" dedi.

- "Yüzde 3 civarında büyüme olacağını söyleyebilirim"-

Yılmaz, bir soru üzerine büyümenin kompozisyonunu da değerlendirerek, iç talep ağırlıklı bir büyümenin gerçekleştiğini, dış talepteki daralmanın bütün dünyayı olduğu gibi Türkiye'yi de etkilediğini bildirdi.

İç talebin içinde sadece tüketim ağırlıklı değil, yatırım ağırlıklı da büyümenin yaşandığını aktaran Yılmaz, uzun bir aradan sonra büyümeye özel sektör yatırımlarının büyük katkı verdiğini, bunun artık gelecekte daha fazla kapasitenin oluşacağına, özel sektörün daha fazla üretim kapasitesi oluşturma eğiliminde bulunduğuna işaret ettiğini söyledi.

Yılmaz, yatırım malları ithalatında pozitif gelişme yaşandığını, bunların özel sektörün Türkiye'nin geleceğine duyduğu güveni gösteren önemli somut eğilimler olduğunu belirterek, "Biz daha fazla yatırım, daha fazla dış taleple dengeli bir şekilde büyümeyi başaracağız inşallah" şeklinde konuştu.

Geçen yılın şartları içerisinde OVP'de bu sene için büyüme hedefinin yüzde 4 olarak tespit edildiğini hatırlatan Yılmaz, şöyle devam etti:

"IMF, en son yaptığı tahminlerde dünya büyümesini yüzde 3,3 şeklinde ifade ediyor. Kaldı ki bunun da biraz yüksek olduğunu söylüyorlar. Aşağı yönlü riskler var diyorlar. Yani 3 civarında bir dünya büyümesinden bahsediyorlar. Bunun içinde Çin var, Hindistan var. Bizdeki büyüme hızının ise bu son gelen verilerle birlikte teknik olarak çalışmasını yapacağız. Yeni orta vadeli programımızı hazırlama çalışmalarını başlatmış durumdayız. Biz bir seçim hükümetiyiz ama herhangi bir hükümetin yapması gereken şeyler, yaptığı şeyler ne ise aynısını hiçbir kesintiye uğratmadan gerçekleştiriyoruz. Orta vadeli programımızı hazırlama çalışmalarını başlatmış durumdayız. Burada bütün verileri tekrar ele alacağız. Şimdiden kesin bir şey söylemek mümkün değil. Ancak şunu ifade edebilirim, gelen bu göstergelerden Türkiye'nin ilk 6 ayda yüzde 3,1'lik büyümesi var. Bütün bir yıl boyunca yüzde 3 civarında bir büyüme olacağını söyleyebilirim. Ama kesin bir rakam söylemek için Orta Vadeli Programı beklemekte fayda var. Bu ortamda yüzde 3 büyümek önemli bir performanstır, önemli bir başarıdır."

-"Cari açığın 40 milyarın altına doğru gerileyeceğini düşünüyoruz"-

Yılmaz, cari işlemler konusunun sevindirici gelişmelerden biri olduğunu dile getirdi. Türkiye'nin birkaç yıl önce yüzde 10'lara ulaşan cari açığa sahip olduğunu anımsatan Yılmaz, aldıkları yapısal tedbirlerle cari açığı düşürdüklerini ve yüzde 5-5,5 seviyesine gerilettiklerini bildirdi.

Son yıllarda olumlu gelişme yaşanmasına rağmen cari açığın henüz arzu ettikleri seviyede olmadığını kaydeden Yılmaz, bu rakamın daha da aşağıya inmesi için politikaları ve yapısal reformları, enerji sektörü başta olmak üzere gündemlerinde tuttuklarını söyledi.

Yılmaz, cari açıkla ilgili şunları kaydetti:

"Bu yıl için bakıldığında cari açığımızın 40 milyar doların altına doğru gerileyeceğini düşünüyoruz. 40 milyara ulaşmayacak diye görüyoruz. Ama bu rakamları yine orta vadeli programımızda tekrar ele alacağız, revize edeceğiz. Rakam olarak baktığımızda cari işlemler açığımızda belli bir azalma olacak. Aynı dönemde doğrudan sermaye yatırımlarında, dış dünyadan gelen yatırımlarda geçen yıla benzer bir seviyeyi korumayı başarırsak ki onu hedefliyoruz... Bu durumda cari işlemlerin finansmanının kalitesinde de bir düzelme olacağını ifade edebilirim. Ama cari işlemler orta vadede bizim en temel meselelerimizden bir tanesi. Orta vadeli programımızda üç konu üzerinde hassasiyetle duruyoruz. Cari işlemlerin azalma eğiliminde olduğu, enflasyonun azalma eğiliminde olduğu bir ortamda büyümeyi artırmak. Bütün bunların sonunda da istihdamı artırmak. Türkiye'nin temel politikası budur. Bütün bunlar bizim makro çerçevemizi oluşturuyor. Yeni orta vadeli programımızda da bu çerçevemiz devam edecektir."

AA