Advertisement

Dünyaca ünlü fon yöneticisi Muhammed El-Erian, ABD istihdam verilerinin Fed'in faiz kararına olası etkilerini Bloomberg News'a değerlendirdi.

El-Erian'ın değerlendirmesi şöyle;

Cuma günü açıklanan Ekim ayı istihdam raporu, politika yapıcı komitesi 15-16 Aralık'ta toplandığında, Fed'e faiz artırımına gitmesi için bir iç yeşil ışık yaktı. Bu kararının alınıp alınmaması iki faktörün bir fonksiyonu olacak: Önümüzdeki altı haftalık dönemdeki ABD verilerinin dengesinin bu istihdam raporu ile uyumlu olup olmayacağı (uyumlu olacağını dünüyorum) ve uluslararası koşullar sakin ya da bugünkünden daha sakin olup olmayacağı (Fed faydalı bir etkiye sahip olabilecek olmasına karşın, soru işaretinin büyük bölümü burada).

Üç veri noktası dikkatleri çekti ve bunlardan ikisi çok olumluydu.

Birincisi, ABD ekonomisi Ekim ayında etkileyici bir şekilde 271,000 istihdam yarattı ve bu rakam beklentilerin üzerindeydi. Önceki rakamlara yönelik pozitif revizyonlar ve işsizliğin yüzde 5'e inmesi ile birlikte, bu rapor Amerika'da istihdam yaratma makinasının, en güçlüsü değilse bile dünyanın en güçlülerinden biri olarak kalmaya devam ettiğini teyit etti.

İkincisi ve aynı zamanda cesaret verici olanı, özellikle ücretlerde üzüntü yaratan uzun durgunluk döneminin ardından, ortalama saatlik ücretler gayet sağlam bir şekilde, 9 sent yükselerek 25.20 dolara çıktı vebunun sonucu bir yıllık büyüme rakamı yüzde 2.5'e yükseldi.

Ancak üçüncüsü, katılım oranı, güçlülüğü işaret etmede başarısız olan önemli bir istihdam göstergesi oldu. Sivil işgücü katılım oranı tarihi düşük seviye olan yüzde 62.4'e sıkıştı. Bununla birlikte, yarı zamanlı ve marjinal olarak eklemlenmiş işçiler olarak da adlandırılan çalışanların sayısı düştü ve bu durum, işgücü piyasasındaki sıkıntının azalmakta olduğu görüşünü destekliyor.

Fed'in, fiyatlarda istikrarı korurken, maksimum istihdamı sağlama şeklindeki çifte görevinin bir parçası olarak dikkate aldığı faktörlerden dolayı, bu istihdam raporu, merkez bankasının yaklaşık 10 yıl sonra yapacağı faiz artırımı ile uyumlu. Ancak Fed'in politika yapıcı yetkililerinin önümüzdeki altı hafta boyunca toplanmayacak olmasından dolayı, bu süre boyunca olanlar önem taşıyacak.

Söylemeye gerek yok, ancak Fed, elbette bir ay sonra açıklanacak olan Kasım ayı istihdam raporu dahil, açıklanacak verileri çok dikkatle inceleyecek. Bu rakamların Ekim ayındakiler kadar güçlü çıkmayacak olmasına karşın, muhtemelen ABD ekonomisinin iyileşmeye devam ettiği yolundaki algılamaları güçlendirecek.

Fed'i şimdi faiz artırımından alıkoyabilecek yegane faktör, özellikle gelişen piyasalardaki gelişmeler ve sıkıntılı piyasa likiditesinden dolayı uluslararası piyasalarda Ağustos ayında görülen kargaşaya geri dönülmesi olacaktır. Bu, gelişen dünyada büyümedeki yavaşlamanın devam ettiği dikkate alıdığında, açık bir şekilde risk oluşturuyor ve bu piyasalarda henüz yeterince çözülmemiş finansal sorunları ve piyasa likidistesini düşüren broker-dealerların riskli varlıklara olan yatırımlarını azaltmalarını içeriyor.
Fed burada olduğu ölçüde gelişen ekonomilerde etkili değil, ancak güçsüz de değil. Fed'in ülke içinde karşı karşıya olduğu iletişim zorluğunu yenme ile uyumlu olarak, yapılması gereken, Fed Başkanı Janet Yellen'ın geçen haftanın başında yaptığının daha fazlasının yapılması.

Diğer Fed yetkililerinin, Yellen'ın Fed ilk faiz artırımına gittiğinde, ABD ekonomisi ve piyasalar (ve bundan dolayı, bir bütün olarak küresel sistem) için nelerin sorun oluşturmadığını, ancak faiz artırımı çevriminin nerede durduracağı ve o noktaya nasıl gelineceğinin yeniden teyidine, kendi seslerini eklemeleri gerek. Bu mesaj, yani yaklaşan faiz artırımı çevriminin Fed'in modern tarihinin en gevşet sıkılaştırması olacağı mesajının önümüzdeki altı hafta boyunca tekrar tekrar dile getirilmesi gerek. Fed bunu yalnızca piyasaları ve firmaları hazırlamak için değil, aynı zamanda, buralardaki finansal volatiliteyi ve ekonomik hasarı azaltmak ve bununla birlikte uluslararası kargaşanın tekrar ABD ekonomisine bulaşma olasılığını azaltmak için yapmalı.