Advertisement

Başbakan Yardımcısı Nurettin Canikli, Türkiye'nin önündeki atılım döneminde yeni üretim modeli hedeflerinin yakalanması noktasında uzun vadeli, makul maliyetli ve kolay erişilebilir finansmanın sağlanmasının çok kritik hale geldiğini bildirdi.

Canikli, Finansal Kurumlar Birliğinin 5. Olağan Genel Kurul Toplantısının açılışında yaptığı konuşmada, modern ekonomilerde en büyük problemlerden birinin kaynak ve bununla bağlantılı finansman olduğunu söyledi.

Kaynağın dengeli dağılımı ve özellikle reel sektör için makul maliyetle finansmana erişimin ekonomilerin düzenli gelişebilmeleri için kaçınılmaz bir gereklilik olduğunu belirten Canikli, Türkiye'nin bu açıdan bakıldığında biraz sıkıntılı olduğunu dile getirdi.

Türkiye'nin özellikle tasarruf açığı ve kaynak yetersizliği nedeniyle sürekli olarak içeriden ve dışarıdan yeni kaynak sağlaması gerektiğini anlatan Canikli, tasarruf açığının cari açığın nedeni değil sonucu olduğunu ifade etti.

Canikli, Türkiye'nin kaynak açığını, ihtiyacını karşılayacak şekilde gidermesi gerektiğini aktararak, "Bu temin normal şartlarda olmalı ve makul maliyetle gerçekleştirilmeli. Erişimde adalet de sağlanmalı. Özellikle reel sektörün rekabet gücünü olumsuz etkileyecek şekilde yüksek maliyetle finansman ekonominin gelişmesine fayda sağlamaz, hedeflerimize ulaşmamıza yardımcı olmaz." dedi.

Bu açıdan bakıldığında finansman yükünün bankacılık sektörünün üzerinde olduğunu anlatan Canikli, şunları kaydetti:

"Son yıllarda banka dışı finansman yapıları da gelişiyor, çeşitleniyor. Bu çeşitlilik, sadece yükün büyük oranda bankacılık sisteminin üzerinden alınması değil aynı zamanda sistemde daha düşük maliyetle finansmana erişimin önünü açacak rekabetin sağlanması açısından da önemli. Ama Türkiye'de durum bu mu, ondan çok emin değiliz. Banka dışı finansman modelleri ve araçlarındaki gelişmeye paralel olarak finansmanın maliyetinde bu yapının ortaya çıkaracağı rekabet özelliği nedeniyle biraz düşüş söz konusu mu? Bu çok kritik bir soru. Rekabet ortamının sağlanması, çeşitlendirilmesi gerekiyor. Bu yapılar geliştikçe beklediğimiz rekabet ortaya çıkıyor mu? Rakamlara baktığımızda çıkmıyor."

"Finansmanın maliyeti önemli bir sorun"

Nurettin Canikli, rekabetin finansman maliyetinin düşürülmesi üzerinden yürütülmesi gerektiğini belirterek, "Finansman sağlayan organizasyon sayısı arttıkça, araçlar çeşitlendikçe, bunların finansman imkanı genişledikçe normalde finansman maliyetinin, fiyatının düşmesi beklenir ama bu maalesef istediğimiz seviyede değil. Ekonominin ihtiyacı olan, bizim esas istediğimiz husus gerçekleşmedi. Burada durup düşünmemiz gerekiyor. Bu sağlanamıyorsa demek ki bir yerde bir sıkıntı var." diye konuştu.

Finansal kurumların, sistemi destekleyici bir unsur olarak modele dahil olduktan sonra bankacılık sistemi üzerinde maliyetlerin düşürülmesi noktasında bir baskı oluşturulması ve bunun maliyetlere yansıtılmasının beklendiğini belirten Canikli, "Ama yok. Hatta belki tam tersi. En iyimser değerlendirmeyle maliyet yapısı aynen kalmaya devam ediyor. Bu yapının, bu işleyiş biçimi, modeli, anlayışının değişmesi gerekiyor." dedi.

Canikli, Türkiye'nin en önemli sorunlarından birinin finansmanda maliyet sorunu olduğunu ifade etti.

Bu sorunun 2002'den sonra ciddi anlamda azaldığını ama finansman maliyetinde istenen düşüşün sağlanamadığını anlatan Canikli, şöyle devam etti:

"Banka dışı finansman kuruluşları da bankacılık sisteminin gölgesinden kurtulamıyor. Onlardan arta kalanlarla yetinmek gibi ve aşağı yukarı aynı modeli kullanmak suretiyle hayatlarını devam ettirmek gibi bir yöntem izleniyor. Özgün olmalı. Rekabet edememesinin temel nedeni bu. O gölgede kalmaktan kurtulamazsa rekabet etme imkanı da yok. Özgün modellerini geliştirebilmeli, alternatif olabilmeli. Rekabet ortamını sağlayarak alternatif oluşturulmaya başlasa talep de buraya kayacaktır. Bu, işlem haciminin büyümesini de beraberinde getirecektir. Ama maliyetler noktasında bir alternatif oluşturulmaması burada büyümeyi sınırlandıran en önemli faktör olarak karşımıza çıkıyor."

Canikli, yeni dönemde finansal kurumların bu konu üzerine çok kafa yorması gerektiğini belirterek, "Bankacılık sistemine kendinizi alternatif olarak görmeniz gerekiyor. Ama eğer zihniniz bankacılığın yanında, gölgesinde devam ederse, onlardan kalanları da biz toplayalım gibi bir yaklaşım olursa kesinlikle gelişme olmaz." yorumunu yaptı.

"Reel sektöre katkı sağladığınız ölçüde görevinizi yapmış olursunuz"

Son dönemde finansman modellerinde, finansal ürünlerin çeşitlenmesinde önemli adımlar atıldığına değinen Canikli, ana yapılar itibarıyla dünyada olup da Türkiye'de olmayan regülasyon bulunmadığını söyledi.

Konvansiyonel finansman modeliyle Türkiye'nin kesinlikle orta gelir tuzağından çıkamayacağını, üretimde yeni kulvara geçemeceğini ve istediği sıçramayı yapamayacağını belirten Canikli, şöyle konuştu:

"Bu finansman maliyetleriyle firmalarımızın uluslararası alanda rekabet edebilme şansı yok. Önümüzdeki yeni dönem atılım dönemi. Üretim anlamında bu cendereden çıkmamız gerekiyor. Bunun için de uzun vadeli, teknoloji yoğun, katma değerli yatırımları ve üretimi hayata geçirmeliyiz. Buna mecburuz. Onun için finansman sistemimiz de buna ayak uyduracak şekilde her alanda çalışma yöntemi ve hedeflerini gözden geçirmek zorundadır. Aracı kurumlar da temel amaçlarının reel sektöre, üretime destek olduğunu hiç unutmamalı. Kendilerini amaç olarak görmemeliler. Finansman açısından reel sektöre katkı sağladığınız ölçüde görevinizi yapmış olursunuz."

Nurettin Canikli, Türkiye'nin yeni üretim modelini, üretimde yeni hedefleri mutlaka yakalaması gerektiğini vurgulayarak, bu noktada uzun vadeli, makul maliyetli ve kolay erişilebilir finansmanın sağlanmasının çok kritik hale geldiğini bildirdi.

Canikli, son dönemde kaynak ve tasarruf açığının kapatılması noktasında reform mahiyetinde düzenlemeler yaptıklarını aktardı.

"Gündem ekonominin büyütülmesi ve geliştirilmesi"

Canikli, son bir yıllık dönemde bütün badirelere rağmen reform gündeminden asla taviz vermediklerini söyledi.

Bugüne kadar çok sayıda reformu hayata geçirdiklerini bazı düzenlemeleri ise kamuoyuna dahi anlatamadıklarını ifade eden Canikli, reform sürecinin kesintisiz ve artarak devam edeceğine dikkati çekti.

Canikli, 2019'daki seçimlere 2-2,5 yıllık seçimsiz bir dönem olduğunu, bu dönemin en iyi şekilde değerlendirileceğini belirterek, "Gündem ekonomi, ekonominin büyütülmesi ve geliştirilmesi." dedi.

Ar-Ge'nin son 15 yılın konusu olduğunu, önceden Ar-Ge kavramının lügatlarda bulunduğunu dile getiren Canikli, şöyle devam etti:

"Günlük hayatımızda birkaç istisna dışında hiçbir firmanın Ar-Ge diye bir sevdası, hassasiyeti yoktu. Bizim verdiğimiz teşviklerle bu gelişti. Finans dünyasına çok iş düşüyor. Klasik finansman anlayışımızı sorgulamamız gerekiyor. Yeni dönemde hedeflerimize ulaşmak için özgün araçlar geliştireceğiz. Kopyanın gelişmeye hiçbir katkısı yok. Bu gelişim her zaman kamunun iteklemesi ile olmaz. İç dinamiklerin devreye girmesiyle bu sistemler oluşturulur. Kamunun vazifesi müteşebbisin önündeki engelleri kaldırmak, ayaklarındaki prangalardan kurtarmaktır. Devlet yük olmasın, ön açsın bu yeterlidir. Şirketin kendini geliştirme yeteneği varsa geleceği olur. Yoksa dışarıdan verilen desteklerle onun hayatta kalma ihtimali azdır. Tabi bunda geçmiş yıllardaki ithal ikamaci anlayış etkili olmuştur. Sanayi ve üretim hep devlet destekleriyle yapılmış. Tabi finansman yapısı da buna göre şekillenmiş. Bu yapı bizim dönemimizde değişiyor. Dışa açıldık ve her alanda kendimize güveniyoruz."

"Müthiş müteşebbis ruhumuz var"

Canikli, bu milletin mayasında müthiş bir müteşebbis ruh olduğunu belirtti ve devletin görevinin insanların önünde ve zihninde olan engelleri kaldırmak olduğunu söyledi.

Aralık 1999'da Kanada'da başından geçen bir anekdotu anlatan Canikli, "Kanada'ya bir ziyarete gittim. Görüşmelerimi tamamladıktan sonra dört arkadaş alışveriş merkezde geziyoruz ve biraz yüksek sesle Türkçe konuşuyoruz. Arkadan birisi Türkçe seslendi. Seslenen kişi Oflu, adı da Yunus'du. O tarihten 16 yıl önce gemiden atlayarak karaya çıkıyor ve Kanada'ya iltica ediyor. Yunus, ilkokul mezunu ve tek bildiği dil Türkçe. Daha sonra mülkiyeti kendisine ait olan ve kendi yaptırdığı iş ve alışveriş merkezlerini gezdirdi. Türkiye'ye gelince de kendisiyle hala görüşürüm. İşte Türk insanındaki müteşebbis ruhuna bakar mısınız. Kendisini hayatta tutacak ne bir dil ne de bir eğitim var. Bu insanın 17 yıl sonra nerelere geldiğini görüyoruz." ifadelerini kullandı.

Canikli, finansman açısından kaynak çeşitliliğin artırılması adına çok sayısa projeyi devreye aldıklarını dile getirdi.

Türkiye'nin hedeflerine ulaşması için yönetim anlamında 16 Nisan sonucuyla birlikte önünde engel kalmadığını ve bu modelin güçlü siyasi istikrarı beraberinde getirdiğini belirten Canikli, Türkiye'nin bundan sonra önünün çok açık olduğunu ve toplumun beklentisinin çok yükseldiğini vurguladı.

"3-4 ayda 1,2 milyon istihdam sağladık"

Nurettin Canikli, istihdamda düşük olan kadınların iş gücüne katılımının yükselmesiyle ortaya çıkacan ileve istihdam talebi ile tarımdaki gizli işsizlerin tarım dışında istihdam edilmesi taleplerinin karşılanması gerektiğini ifade etti.

Kırsal alanda istihdamın azaldığını, bunun artırılması için cazibe merkezleri projesi başta olmak üzere çok sayıda projeyi hayata gerçirdiklerini belirten Canikli, OECD verilerine bakıldığında kırsal alandaki istihdam oranının tüm istihdam içindeki payının yüzde 5-6 civarında olduğunu, Türkiye'de bu oranın ise yüzde 24'ler seviyesinde bulunduğunu söyledi.

Canikli, her yıl net 1 milyonun üzerinde net istihdam oluşturulması gerekliliğine işaret ederek, "Son 14 yılda 9 milyonun üzerinde net istihdam gerçekleştirdik. Cumhurbaşkanımızın çağrısıyla son 3-4 ayda 1 milyon 200 bine ulaşan ilave istihdamımız var. Bu muazzam bir başarıdır." diyerek sözlerini tamamladı.

AA