Advertisement

İSTANBUL (A.A) - 11.03.2011 - İstanbul Sanayi Odası (İSO) Yönetim Kurulu Başkanı Tanıl Küçük, ''Yasalara, direktiflere uymayalım, denetlenmeyelim, ceza ödemeyelim demiyoruz. Sadece maksadı aşan, rekabet gücümüzü azaltan uygulamalara karşıyız. Zira, zaman zaman ülkemizde denetim, adeta bir ceza yazma fırsatı olarak görülebilmektedir'' dedi.

Küçük, İSO'nun ''AB ve İklim Değişikliği Müzakereleri Sürecinde Sanayinin Çevre ile İlgili Sorunları ve Çözüm Arayışları'' gündemiyle düzenlenen ''1. Meslek Komiteleri Ortak Toplantısı''nda yaptığı konuşmada, iklim değişikliği ile mücadele süreci ve benimsenecek yöntemlerin, sanayiyi doğrudan ilgilendirdiğini söyledi.

Bu konuda başından itibaren, sorunun çözümünde Türkiye'nin de sorumluluk almasının kaçınılmaz olduğunu ifade ettiklerini anımsatan Küçük, ''Ancak, sanayileşme ve kalkınma süreci halen devam eden bir ülke olmamızdan hareketle, alacağımız sorumluluklar konusunda ihtiyatlı olmalı ve gerekçelerimizi iyi anlatabilmeliyiz görüşünü savunduk. Bu bağlamda, ülkemizin müzakerelerde ortaya koyduğu yaklaşımı gerçekçi buluyor ve destekliyoruz'' dedi.

1992'den bu güne iklim değişikliği ile mücadele sürecine bakıldığında sera gazı azaltım maliyetinin çok yüksek olduğunun anlaşılarak, azaltım yerine iklim değişikliğine uyum yaklaşımının öne çıktığını hatırlatan Küçük, yeni yaklaşımın, düşük karbonlu ekonomi veya düşük karbonlu kalkınma stratejisi olarak ifade edildiğini anlattı.

Türkiye'de tüketilen enerjinin önemli bir bölümünün sanayide kullanıldığı, toplam sera gazı emisyonununda da sanayinin önemli bir payı olduğu düşünüldüğünde iklim değişikliği ile mücadele sürecindeki yeni yaklaşımın da sanayiyi doğrudan ilgilendirdiği söyleyen Küçük, ''Şimdi, hep birlikte, önümüzdeki bu dönüşüm sürecini iyi anlamak, sanayimizi, ekonomimizi ve ülkemizi bu sürece iyi hazırlamak sorumluluğu ile karşı karşıyayız. Her zaman olduğu gibi bu aşamada da işbirliğine ve elimizden gelen katkıyı vermeye hazır olduğumuzu ifade etmek istiyorum'' dedi.

Tanıl Küçük, iklim değişikliği müzakereleri yanında, Türkiye'nin, AB'ye tam üyelik hedefi çerçevesinde, AB çevre mevzuatına da uyum sağlamak durumunda olduğunu hatırlatarak, müzakere başlıkları içinde, en kapsamlı ve işletmeleri doğrudan etkileyen başlıklardan birinin çevre olduğunun altını çizdi.



-ÇEVRE YATIRIMLARI İÇİN TEŞVİK-



Çevre yatırımları ve işletme giderleri için çeşitli teşvik ve desteklere ihtiyaç bulunduğunu dile getiren Küçük, şunları kaydetti:

''Enerji verimliliğinin artırılması için teşvik gereklidir. AB ile çevre faslına baktığımızda, yönetmeliklerle ilgili sıkıntılar olduğunu görmekteyiz. Biliyoruz ki mevzuat düzenlemek tam uyum için yeterli olmamaktadır, mevzuat yayımlanmadan önce altyapının tamamlanması, gerekli teknik ve kurumsal kapasitenin artırılması gerekmektedir. Sanayicimiz, direktiflerin birebir tercüme edilip, ülkemizde uygulama alt yapısı olup olmadığına bakılmaksızın, birebir uygulanmaya çalışılmasından rahatsızdır, şikayetçidir, gerekli alt yapı tam anlamıyla oluşturulana kadar, bir geçiş süreci tanınmasını ve uygulamanın biraz yumuşatılmasını talep etmektedir. Alt yapı eksikliklerimizden kaynaklanan sıkıntılar nedeniyle sanayicimiz büyük cezalara maruz kalabilmektedir.

Şunun altını ısrarla çizmek isterim ki, bizler, yasalara, direktiflere uymayalım, denetlenmeyelim, ceza ödemeyelim demiyoruz, yanlış anlaşılmasın, biz sadece maksadı aşan, rekabet gücümüzü azaltan uygulamalara karşıyız. Zira, zaman zaman ülkemizde denetim, adeta bir ceza yazma fırsatı olarak görülebilmektedir. Oysa, denetimler, caydırıcılık yanında, özendirici ve eğitici de olabilmelidir. Gerekli alt yapı oluşturulduktan sonra, sanayicimiz cezaya maruz kalmalıdır.''

Tüm sektörleri olumsuz etkileyen, ortak sorun alanlarından birinin de tehlikeli endüstriyel atık bertarafı olduğuna dikkati çeken Küçük, endüstriyel atık geri kazanım tesislerinin sayısının artmasına rağmen Türkiye'de bertaraf tesislerinin sayısının hala yetersiz olduğunu söyledi.

Küçük, bertaraf tesisi sayısının artmasında en etkili yöntemin, Çevre ve Orman Bakanlığı'nın bir program dahilinde, süreci bütün halinde organize ederek, çeşitli destek mekanizmalarıyla yatırımcıları teşvik etmesi olacağı görüşünü dile getirdi.

Ambalaj atıklarının, belediyelerin anlaşmış olduğu geri kazanım tesislerine bedelsiz olarak verilmesinin, uygulamanın başladığı 2007 yılından bu yana sanayicileri mali açıdan olumsuz etkilediğini belirten Küçük, geçen yıl hazırlanan yönetmelik taslağında, bu uygulamanın kaldırılmasının öngörüldüğünü ancak, yönetmeliğin halen hayata geçmediğini söyledi.

Tanıl Küçük, özel sektörün, çevre ile ilgili tüm konularda teşvik edilmeye ihtiyaç duyduğunu vurgulayarak, ''Burada mesele, teşvikleri doğru yönlendirebilmektir. Bu noktada, yerel yönetimlerle ilişkiler de gerçekten büyük önem taşıyor'' dedi.