Advertisement

İSTANBUL (A.A) - İktisat Fakültesi Mezunları Cemiyeti'nin (İFMC) ''Geçmişin Mirası Geleceğin Beklentisi Arasında Türkiye'' başlığıyla düzenlediği ''35. İktisatçılar Haftası'' İstanbul Üniversitesi'nde başladı. Lewis, haftanın açılış konuşmalarının ardından gerçekleştirilen ''Küresel Kriz Sonrası Değişen Dünya Dinamikleri'' başlıklı oturumda katılımcıların sorularını yanıtlarken, son dönemdeki kriz ve alınan derslere ilişkin, dönüp baktıklarında neyi kaçırdıklarını görebildiklerini ve neyi daha iyi yapabileceklerini idrak edebildiklerini söyledi.

Lewis, ''IMF açısından konuştuğumuz zaman, bu derslerden pay aldığımızı düşünüyoruz. Daha teknik ve analitik açıdan bakıldığı zaman farkında olduğumuz şöyle bir gerçek var; finansal piyasalara baktığımız zaman burada önemli olan daha iyi bir finansal sürdürülebilirliğin entegrasyonunu sağlamanız gerekiyor. Finansal sürdürülebilirliği yapabilmek için bunu politika ile entegre etmek gerekiyor. Çünkü burada sistemik riskler var'' diye konuştu.

Döviz kuru politikasına ilişkin soru üzerine, Lewis, ''Hepimizin burada biraz oturup düşünmesi gerekiyor. Yani en uygun döviz kuru politikası nedir? Bu ülkenin kendi has özelliklerine bağlı. Yani ekonomik yapısı önemli, buradaki şoklara, ticari ilişkilerine bağlı. Sizin doğru döviz kuru sisteminizi belirleyen sistemin en çok ülkenin kendi özellikleriyle şekillendiğini biliyoruz. Belki dalgalı kur uygundur, belki sabit kur uygundur. Bu tamamen buradaki ülkenin yapısıyla alakalı bir konu'' değerlendirmesinde bulundu.

Lewis, ''TL'nin değerlenmesi acaba bir krize neden olabilir mi?'' sorusu üzerine, döviz kurlarının pazar şartlarına, piyasaya göre değiştiğini ifade ederek, ''Orta vadede bakıldığı zaman mutlaka ekonominin ana temelleriyle birlikte ilerler ve denge oluşmaya başlar. Ben şu anda bunun burada olduğunu düşünmüyorum. Yani Türkiye için geçerli olduğunu düşünmüyorum. Özel borcun ve kamu borcunun son yıllarda düştüğünü düşünüyorum. Özellikle GSMH'ye bakıldığı zaman o kadar da yüksek bir oran olmadığını düşünüyorum'' şeklinde konuştu.

İşsizliğin birçok ülkede sorun olduğuna işaret eden Lewis, Türkiye'de işsizlik oranının aşağıya doğru indiğini, bazı işler ve istihdam alanları yaratılmaya çalışıldığını, bu nedenle de genel olarak olumlu bazı işaretler olduğunu, bu işsizlik oranının daha da aşağılara ineceğini düşündüğünü kaydetti.

Lewis, Merkez Bankasının son dönemde aldığı kararları değerlendirirken de küresel bir sorun bulunduğunu, şu anda Türkiye gibi birçok ülkenin bunu yaşadığını, Merkez Bankasının da bununla ilgili politikalar yaratmaya çalıştığını ifade ederek, ''Zorlu zamanlar yaşıyoruz. Türkiye gibi büyük, gelişen pazarlar bu sorunu yaşıyor. Maalesef buradaki emtia fiyatları da bu duruma çok fazla yardımcı olmuyor. Ama benzer sorunlar diğer büyük, gelişen pazarlarda da yaşanıyor. Özellikle finansal stabilite bağlamında bunu değerlendirebiliriz'' dedi.

ewis, küresel ekonomideki gelişmelere değinerek, global ekonominin iyileştiğini ancak bunun farklı açılardan olduğunu, yeni ve gelişmekteki ekonomiler arasında farklılık bulunduğunu dile getirdi. Lewis, ''Ekonomi şu anda biraz yavaş olarak ilerliyor, gelişmiş olan ekonomilerin içerisinde. Bunun siyasetle çok alakası var. Ancak gelişmekte olan piyasalarda çok daha hızlı bir şekilde iyileşme meydana geliyor. Riskler şu anda olumsuz bir şekilde hala yüksek'' diye konuştu.

Gelişmekte olan ülkelerde işsizlik oranlarında çok düşük bir artış olduğunu, bunun da büyüme açısından büyük potansiyel taşıdığını kaydeden Lewis, emtia fiyatları ile ilgili, birçok malın fiyatının değiştiğini, enflasyonun yukarı çıktığını, bunun da emtia fiyatları tarafından direkt olarak yönetildiğini söyledi.

ABD'de istihdam konusunda yıllar içerisinde 6 tane durgunluk olduğunu anlatan Lewis, ''Şu andaki istihdam pek gelişmeyecek, hatta daha da aşağı doğru düşecek. Bu da bize potansiyel büyüme ve işgücü ile ilgili bazı ipuçları veriyor. Şu anda potansiyel büyüme gerçekleşmediği için istihdam da ilerlemeyecek diye söyleyebiliriz'' dedi.

-''ÜLKELER ÜZERİNDEKİ FONLAMA BASKISI HALA DEVAM EDİYOR''-

Mark Lewis, ABD, Japonya, İngiltere ve Avrupa bölgesindeki finansal kurumların bilançolarını güçlendirmeye çalıştığını ifade ederek, bankaların finansal yapılanması içerisinde bir güçlenme olduğunu, diğer taraftan bankalar ve finansal kurumların daha az borç, kredi verdiğini, bu gibi problemlerin gelişmiş ekonomilerde sorunlar yarattığını söyledi.

Ülkeler üzerindeki fonlama baskısının sürdüğünü belirten Lewis, bazı ülkelerin de borç baskısı altında bulunduğunu, birçok gelişmiş ülke hükümetinin büyük borç problemine sahip olduğunu ve bunu yönetmeye çalıştığını, bu nedenle büyümeyle ilgili iyimser imalarda bulunamadıklarının altını çizdi.

-JAPONYA'DAKİ DEPREM-

IMF Türkiye Temsilcisi Lewis, Japonya'daki depreme değinerek, ''Bunun dünya üzerinde çok önemli bir etkisi olduğunu düşünüyorum ve yaşadığımız krizin üzerinde de büyük bir trajedi yarattı. Umut ediyorum ki kısa dönemde bunu atlatacağız. Yine fiziksel kapitalde ve tedarik dağılımında da büyük bir parçalanma meydana geldi. Kişi başına düşen milli hasılada da olumsuz manada bir etkisi oldu. Sonuç olarak bazı olumsuz riskler hala devam ediyor'' dedi.

Gelişmekte olan ülkelerin hikayelerinin farklı olduğunu dile getiren Lewis, ''Riskler de ısınarak devam ediyor. Daha düşük faiz, yüksek kredi büyüme oranları var. Bunun yanı sıra güçlü nakit akışları bulunuyor'' diye konuştu.

Türkiye ve bölgesindeki gelişmelere değinirken Lewis, bazı özel yatırımlarda artma meydana gelebileceğini, bu bölgelerin çoğunda nakit akışı gerçekleşeceğini, bazı özel kurumlardan buralara destek geleceğini, Doğu Avrupa'da güçlü bir iyileşme olacağını söyledi.