Advertisement

TCMB Başkanı Durmuş Yılmaz, Merkez Bankası Genel Kurulu'nda konuştu. Yılmaz, gelişmiş ekonomilerdeki toparlanmanın, gelişen ülkelere kıyasla çok daha yavaş ilerlediğine dikkat çekerek, "gelişen ekonomilerde görünüm hızla iyileşti" dedi.

Özel tüketimin gelişen ekonomilerin büyümesine katısının zayıf olduğuna dikkat çeken Yılmaz, küresel ekonomideki toparlanmanın emtia fiyatlarına yansıdığını, bunun da fiyat artışını hızlandırdığını belirtti.

Merkez Bankası Başkanı, toparlanmanın emtia fiyatlarındaki artış eğilimi belirginleştiğini ifade ederek, bunun enflasyon beklentilerine de yansıdığını ve belirleyici bir etken olduğunu savundu.

Emtia fiyatlarındaki artışın enflasyon baskısını artırdığını söyleyen Yılmaz, "emtia fiyatlarındaki yükseliş eğilimi yukarı yönlü enflasyonu yarattı" dedi. Yılmaz, emtia kaynaklı arz şoklarına karşı uyarıda da bulundu.

BÜYÜME HIZLARINDAKİ FARK, FARKLI POLİTİKALARI BERABERİNDE GETİRDİ

Dünya genelinde merkez bankalarının adımlarına değinen Başkan Yılmaz, ülkelerin büyüme hızlarındaki ayrışmanın merkez bankası politikalarına yansıdığını belirtti.

Durmuş Yılmaz, sıcak para girişi hakkında ise şu yorumları yaptı:

"Miktarsal genişleme riskli varlıklara yönelime hız verdi. Gelişen ekonomiler lehine gözlenen ayrışma, sermaye girişlerini artırdı. Pek çok ülke, para politikasında sıkılaştırma uygulamalarına hız verdi."

Yılmaz, gelişen ülkelerde yaşanan parasal sıkılaştırmanın da süreceğini aktardı.

Gelişmiş ülkelerdeki duruma ilişkin ise ilk sıkılaştırma adımının Avrupa Merkez Bankası'ndan geldiğini hatırlatan Yılmaz, Euro Bölgesi'nden kaynaklanan risklerin endişe verici olduğunu belirtti.

RİSK PRİMLERİ KRİZ ÖNCESİNİN ALTINDA

Türkiye'nin risk primi göstergelerine ilişkin yorumda bulunan Durmuş Yılmaz, not artırımları ve güncellenen orta vadeli programın Türkiye'nin gücünü artırdığını belirtmesinin ardından, "Ortadoğu'da krizin genişleyeceği beklentisi risk primlerini artırdı" dedi.

Merkez Bankası Başkanı, istihdama ilişkin ise şöyle konuştu:

"İşgücü piyasasındaki olumlu görünüm devam ettirilmeli. Reel işgücü maliyeti son çeyrekte yatay seyretti. Tarımdışı istihdam 2010 yılında hızla toparlandı."

Yılmaz, ithalat ve ihracattaki artışa değinerek,  cari açıktaki artış eğiliminin de devam edeceğini öngördü.

Mali teşvik paketlerinin küresel ekonomiye etkilerini yorumlayan Yılmaz, teşvik paketlerinin küresel bazda borç stoklarını artırdığını ifade etti.

Kredi genişlemesi ve Merkez Bankası'nın faiz kararlarına ilişkin, "tedbirlerin kredilere etkisinin geciklemeli olarak gerçekleştiğine" dikkat çeken Yılmaz, faiz giderlerinde azalma beklendiğini söyledi.

Yılmaz, kamu borcunda 2010'da gerileme olduğunu belirterek, vergi gelirlerinin bu konuda iyileştirici bir unsur olduğunu savundu. Durmuş Yılmaz, açıklanan verilerin de bunu desteklediğini söyledi.

"ENFLASYON, ORTA-UZUN VADELİ BEKLENTİLERİMİZLE UYUMLU"

İşlenmemiş gıda fiyatlarındaki artışın enflasyonist baskıyı artırdığını belirten Yılmaz, 2011'in ilk çeyreğinde çekirdek enflasyonun düşük seyrini sürdürdüğünü, 2 yıl sonra içinde beklentinin yüzde 5'lik hedef enflasyonun bir miktar üzerinde olacağını belirtti.

24 ay sonrası için enflasyon beklentisi yüzde 6.29 olarak gösteriliyor.

"ALINAN ÖNLEMLER BİLANÇONUN YAPISINI BOZMADI"

TCMB Başkanı, krize karşı alınan önlemlerin bilançonun yapısını bozmadığını belirterek, şöyle konuştu:

"Piyasa ihtiyacından fazla likidite kademeli olarak azaltıldı. Zorunlu karşılıkların daha etkin kullanımı için faiz uygulamasına son verildi. Alınan önlemlerin yılın ikinci çeyreğinden itibaren etkisini göstermesi bekleniyor."

Yılmaz, zorunlu karşılık artırımlarıyla piyasadan toplamda 38 milyar TL çekileceğini aktardı.

2010'daki Döviz ihaleleriyle alınan döviz tutarının ise 14.9 milyar dolar olduğunu söyleyen Yılmaz, ortaya çıkacak ihtiyaçlara göre stratejide değişikliğe gidilebileceğini belirtti.

"PARA POLİTİKASI FİYAT İSTİKRARINA ODAKLANMAYI SÜRDÜRECEK"

Yılmaz, para politikası için fiyat istikrarının önemine dikkat çekerek, bunun kalıcılığı için çalışılacağını ifade etti ve fiyat istikrarının yanısıra finansal istikrarın da gözetildiğinin altını çizdi.