Advertisement

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, muhalefet partilerini eleştirirken, ''ben Türkiye adına üzülüyorum... Neden daha aklı başında, daha dürüst çalışan, aldatmayan muhalefet partileri yok. Keşke muhalefet partileri de gerçekten ayağı yere basan programlarla ortaya çıkabilseler'' dedi.

Babacan Kanaltürk Televizyonunda katıldığı programda soruları yanıtladı.

Hükümetleri dönemde Türkiye'de gelir dağılımının düzeldiğini satın alma gücünün arttığını, halkın beklentilerinin yükseldiğini belirten Babacan, asgari ücretli bir işçi 2002 Aralık ayında aylığıyla 183 kg ekmek alabilirken bugün 294 kg ekmek alabildiğini, asgari ücretin satın alma gücünün, temel ihtiyaç maddelerinde ikiye katlandığını söyledi.

Babacan, 2002 yılında 129 aylık asgari ücretle ancak bir otomobil alınabiliyorken bugün için bu sürenin 4 yıl 4 aya düştüğünü anlattı. Babacan, bu verilerin Türkiye'de 8,5 yıl içinde satın alma gücünün arttığını gösterdiğini, aynı zamanda halkın artık çok daha yeni ve modern ürünleri görmeye başladığını ifade etti.

Türkiye'nin topyekün daha da kalkınmasını, satınalma gücünün daha da artmasını istediklerini dile getiren Babacan, 2023 hedeflerinin de buna yönelik olduğunu dile getirdi.



-''DÜZ YOLDA OTOBÜSÜ DEVİRDİLER''-



Babacan, 2001 krizi yaşanmasıydı, anılan rakamların hangi seviyede olacağına dair soruyu yanıtlarken de geçen Ekim ayı itibariyle 2001 krizinin doğurduğu bütün borçları bitirdiklerini, çıkan total rakamın ''ürkütücü'' olduğunu söyledi. Babacan, ''Hazineden borçlanma özel tertip senetleri için ödediğimiz rakamın toplamını bugüne kadar faizi de güncelleyerek getirdiğinizde 381 milyar Türk lirası ediyor'' dedi.

Babacan, bu parayla tanesi 38 bin liradan 10 milyon adet satın alınabileceğini ya da her biri 76 bin lira değerindeki sosyal konutlardan 5 milyon adet alınabileceğini ifade etti.

''Onlar, dünyada birşey yokken otobüsü düz yolda deviriyor, biz bütün dünya karmakarışıkken Türkiye'yi krizden sapasağlam ve daha da güçlenmiş şekilde çıkarıyoruz'' diyen Babacan, bulundukları noktada güven ve istikrarın çok önemli olduğunu, iş başındaki kişilerin dürüst olması ve çok çalışması gerektiğini söyledi.

Bu çerçevede muhalefet partilerini eleştiren Babacan, şunları kaydetti:

''Anamuhalefet partisine bakıyorsunuz Genel Başkan Kılıçdaroğlu sürekli söylediğinden geri dönüyor, bir şey söylüyor ertesi gün cayıyor. Sonra da (benim adım Kemal diyor). Biz hiçbir zaman böyle bir tavır ortaya koymadık. Başbakanımız (adım Recep Tayyip Erdoğan onun için bunu yapacağım) dememiştir hiçbir zaman. (Halkımızla beraber çalışırsak başarı gelecektir) demiştir.

Ben Türkiye adına üzülüyorum... Neden daha aklı başında, daha dürüst çalışan, aldatmayan muhalefet partileri yok. Keşke muhalefet partileri de gerçekten ayağı yere basan programlarla ortaya çıkabilseler. Lafa değil işin özüne bakmak lazım. Ona göre siyasi partileri kıyaslamak lazım.''



-''YÖK DAR BİR GÖMLEK DİKİP HERKESE GİYDİRİYOR''-



Ülkede kişilerin eğitimde geçirdikleri sürecin 6,5 yıl olması nedeniyle dünyada 16. büyük ekonomi olan Türkiye'nin insani gelişmişlik endeksinde ancak 83. sırada yer alabildiğini ifade eden Babacan, YÖK'ü eleştirdi.

YÖK'ün ilerideki yapısını sadece bir ''akreditasyon kurumu'' olarak düşündüklerini bildiren Babacan, üniversitelerde merkezi planlamanın başarı getirmediğini, üniversiteleri biraz daha serbest bırakmak ve birbirleriyle rekabet etmelerini sağlayacak ortamı oluşturmak gerektiğini kaydetti.

Babacan, ''YÖK dar bir gömlek dikiyor herkese veriyor. (Al bunu giyeceksin, bunun dışında hiçbir şeye izin vermem) diyor, ondan sonra dünyanın en büyük 500 üniversitesi arasına en fazla 5 üniversiteyle giriyorsunuz'' diye konuştu.



-KANAL İSTANBUL-



Ali Babacan, Kanal İstanbul Projesi ve projeye yönelik eleştirileri nasıl değerlendirdiğinin sorulması üzerine de Kanal İstanbul'un büyük bir vizyon projesi olduğunu söyledi. ''Daha önce açıklanmıştı... onların projesi değil'' gibi eleştirilerin dile getirildiğini hatırlatan Babacan, şöyle dedi:

''Bu, lafla olmuyor. Bir tarih bir hedef koyacaksın, yoksa herkesin aklına güzel şeyler gelir. Bunu gerçekleştirecek güce ve kararlığına sahip olmak önemli olan. Dolayısıyla çıkan tepkileri kulak ardı ediyoruz. Tabi ki bunun teknik projelendirmesi gerekiyor. Çevreye etkileri, ekolojik etkileri değerlendirilecek. Geçeceği bölgedeki çevresel şartlar dikkate alınacak. Bunların hepsi aşılabilecek konular. Bunu yaparken olabildiğince çevresel olumsuz etkileri asgariye indirip aksine (çevreye olumlu katkı sağlayacak neler eklenebilir) diye düşünülerek projenin gerçekleştirilmesi gerekir.

Etüt çalışması 2 yıl süreceği için toplam maliyet rakamı telaffuz etmiyoruz ama illa kamu kaynaklarından ya da devletin borçlanarak yapacağı gibi bir alternatif söz konusu değil. Pek çok finansman alternatifi düşünülebilir. Özel sektörün içinde olduğu pek çok model olabilir. Bu projeyi sadece kaynak tüketen değil kaynak üreten bir proje olarak görmek lazım.''



-ANKARA'DAKİ PROJELER-



Ali Babacan ''Sayın Başbakanın Ankara ile ilgili de bir projesi olduğu söyleniyor. Bu doğru mu?'' diye sorulması üzerine de daha önce ilan ettikleri çerçevede Ankara'ya yönelik çok önemli projeleri bulunduğunu söyledi.

Babacan, başkentte ulaşımın daha da iyi olması için metro projelerini hızlandırma kararı aldıklarını ve Keçiören'e kadar ulaşacak metro hattını, Batıkent'ten devam edip Sincan-Eryaman'a ulaşacak metro hattını ve Kızılay-Çayyolu arasındaki metro hattını belediye eliyle değil merkezi hükümet eliyle yapmaya karar verdiklerini hatırlattı. Babacan, toplam yaklaşık 3 milyar liralık ilave bir kaynağı merkezi hükümetten ayırarak bu metro projelerini 2 yılda tamamlayacaklarını bildirdi.

Türkiye'de bazen projelerin önüne yargı engeli çıktığına işaret eden Babacan ,''Türkiye'de yargı bağımsız biliyorsunuz. Bir yargı sorunu karşımıza çıkmadığı sürece finans açısından da teknik açıdan da hiçbir problem gözükmüyor. Ankara 44 km'lik ilave metro hattına kavuşacak'' dedi.

Esenboğa Havaalanından şehre kadar raylı ulaşımın sağlanacağını belirten Babacan, Türkiye''nin ilk ''sağlık şehrini, hastane şehrini'' de Ankara'da kuracaklarını söyledi.

Babacan, Etlikte bin 300 - bin 400 dönümlük arazinin bu işe tahsis edildiğini, özel sektörün yapacağı bu kompleksin işletmesinin de özel sektörde olacağını, Sağlık Bakanlığı'nın da personel ve sağlık hizmetini sağlayacağını dile getirdi. Babacan, söz konusu projenin kamu ile özel sektörün ortak olduğu ''devasa bir proje'' olduğunu kaydetti.



-VERGİ İNDİRİMİ-



Başbakan Yardımcısı, daha önce yaptığı bir açıklamaya atıfta bulunularak hükümetin gündeminde vergi indiriminin olup olmadığının sorulması üzerine de şunları söyledi:

''Türkiye'nin kamu finansman yapısı çok güçlü. Avrupa'nın pek çok ülkesinde ise kamu açığı büyük ve Avrupa ülkeleri bütçe dengelerini tutturmak için mecburen vergi artışlarına gitmek zorunda kalacaklar. Dolayısıyla Türkiye göreceli olarak finans sektöründe vergilerin avantajlı olduğu bir ülke haline gelecek. Onlar yükseltirken biz yükseltmeyeceğiz. Hatta finans sektörüyle ilgili seçici olarak bazı vergilerde indirime gidebileceğimizle ilgili de eylem planına yazdığımız adımlar var, ama toplam kamu dengesini etkilememek ve toplam vergi tahsilatımızı bozmamak şartıyla.

Bu planın 5 yıllık uygulama süresi var. Dolayısıyla finas sektörüyle ilgili bazı vergilerde küçük küçük ayarlamalar olabilir, ama henüz 2011 yılı için verilmiş bir karar yok. Zaten 2011 yılı bütçemiz de böyle bir şeyi öngörmüyor. Geniş çaplı bir vergi indirimi gündemimizde değil. Çünkü mali disiplini korumak ülke kaynaklarını etkin kullanmak zorundayız.''

Babacan, işsizlik rakamları ve çalışma saatlerinin düşürülmesi tartışmalarıyla ilgili soruya cevap verirken de Türkiye bundan sonraki dönemde ne kadar hızlı büyürse büyüsün bazı alanlarda reformlar gerçekleştirmezse işsizlik rakamının yüzde 10'un altına indirilmesinin mümkün görünmediğini söyledi. Babacan, reform yapılması gereken alanları eğitim, işgücü piyasasına esneklik kazandırılması ve dezavantajlı grupların işe girişlerinin kolaylaştırılması olarak sıraladı.

Akaryakıt ürünleri üzerindeki vergilere ilişkin soru üzerine de Babacan, tamamen dışardan ithal edilen bir üründe fiyat artışlarının pompa fiyatlarına yansımasının kaçınılmaz bir gerçek olduğunu söyledi. Altın fiyatlarının da sürekli arttığını ama kimsenin ''hükümet altına zam yaptı'' diye haber yapmadığını ifade eden Babacan, akaryakıt fiyatlarına gelince bunun hep hükümetin yaptığı bir zammış gibi algılandığını ifade etti.

Akaryakıt ürünleri üzerinde sabit bir vergi olduğunu ve bu vergiyi yıl sonuna kadar da artırmayacaklarını ilan ettiklerini anlatan Babacan, 2012'de de bütçe yapılırken o günün koşullarında tekrar bu oranlara bakılacağını söyledi.

BU HABERE YORUM YAZ
 
01 Mayıs 2011 Pazar, 18:45 Misafir sayın babacan 2006 senesinde başka vergi affı beklemeyin dediniz, 2010'da yapılandırma diye af çıkardınız. şimdi bu tutarsızlık değildir de nedir?