Advertisement

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Suriye'nin parçalanmasını, bölünmesini asla istemediklerini belirterek, ''Suriye, özellikle de bu bölünmeye fırsat verecek herhangi bir çıkışa müsaade etmemeli'' dedi.

AK Parti İstanbul İl Başkanlığında Show TV'de yayınlanan ''Siyaset Meydanı Seçim Özel'' programına katılarak, Ali Kırca ve Tuba Atav'ın sorularını yanıtlayan Erdoğan, Suriye'deki olaylara ilişkin yöneltilen soru üzerine, Suriye olayına Libya olayı gibi bakmadığını, Libya olayını daha dış olay gibi gördüğünü söyledi.

Suriye'nin Türkiye ile tarihi birlikteleri çok ileri düzeyde olan, akrabalık ilişkileri yoğun bir ülke olduğunu belirten Erdoğan, ''Kuzey Afrika'daki gelişmelerden sonra bunun bir domino etkisi olarak buralara da sirayet eder mi endişesini hep taşıdık. Bunun için de son Şam seyahatinde kendileriyle (Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esad) görüşme imkanımız oldu. Bu endişelerimizi orada da kendilerine dile getirdik'' diye konuştu.

Suriye'de 40 yılı aşkın süredir var olan olağanüstü halin kalkması gerektiğini, bunu çok daha önceki görüşmelerde de hep konuştuklarını, ayrıca tek parti dönemini aşmaları gerektiğini, bu gücün kendilerinde olduğunu ilettiklerini bildiren Başbakan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

''Bakın dedim. 'Şoför olarak arabayı kullandınız, ben yanınızda oturdum. Beraberce Suriye caddelerinde dolaştık. Bu, bana ayrı bir mutluluk verdi.' Kendisine çok açık, net bir şey de söyledim. Beşşar'ın kendisi Nusayri, eşi Sünni'dir. Böyle bir özellik, kendisini aslında Suriye'de güçlü kılan bir yapı. Şu anda muhalefet edenlerin ciddi bir kısmı aslında başta Beşşar'a karşı çıkmıyorlardı. 'Bizim Beşşar'dan sıkıntımız yok' diyorlardı. 'Bizim sıkıntımız burada' diyorlardı. Burada rejimle ilgili olarak... 'Biz de partimizi kuralım, biz de bu yarışın içinde yerimizi alalım.' Siyasi tutuklulular noktasında ciddi sıkıntılar vardı, bunları ortadan kaldıralım. Samimiyet içerisinde de şunu söyledim, 'Siz Cumhurbaşkanı olmayın, ben de Başbakan olmayayım. Bir kardeş olarak birlikte konuşalım, birlikte dertleşelim.' Bu anlayış içinde bunları görüştük. Hatta bizim parti çalışmalarının ne boyutta olduğunu, nasıl olduğunu da inceletti. Dedik 'Bunları daha ileri aşamalara birlikte taşıyabiliriz. Gerekirse ekipler gönderirsiniz, bizim ekiplerin çalışmalarıyla birlikte buralarda paneller, sempozyumlar yapılır, burada bir yetişme fırsatı olur. Bunun demokratik parlamenter sistem için müşterek yaparız. Yeter ki siz bizden böyle bir desteği isteyin. Bu konuda deneyimlerimizi sizinle paylaşırız.' Tabii olumsuz bir bakış getirmedi, ama adımı da atmadı. Şimdi bu iş patladı.''



-YAYLADAĞI'NDAN TÜRKİYE'YE GİRİŞLER-



Suriye Devlet Başkanı Esad ile sürekli telefon irtibatı halinde olduğunu, kendisine özel temsilcisini gönderdiğini ifade eden Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:

''Yapmayacağım, hayır demiyor, 'Yapacağım' diyor, ama bir yerden veya birileri tarafından bir engeller mi var, bir tereddüt içinde mi, bir kararsızlık mı yaşıyor, bunu doğrusu çözmekte sıkıntı yaşıyorum. Çünkü sonunda bu bizi vuracak. Yayladağı çıktı ortaya. Şimdi Yayladağı'ndan girişte insanlara kapılarımızı kapatamayız. Kapılarımızı açtık. Tedbirlerimizi aldık. Tedbirlerimizi daha da geliştiriyoruz, genişletiyoruz. Çünkü bunun devamı gelecek gibi görünüyor şu anda. Kendileriyle de irtibatlarımızı yine devam ettiriyoruz. Çünkü biz Suriye'nin parçalanmasını, bölünmesini asla istemiyoruz. Suriye, özellikle de bu bölünmeye fırsat verecek herhangi bir çıkışa müsaade etmemeli. Burada insanların özgürlükleri söz konusu. Bu özgürlük mücadelesinde de değerli dostumuz Beşşar Esad'ın tavrını çok kararlı koyması lazım. Bunlardan bir tanesi, 'Olağanüstü hali kaldırdım' dedi. Şimdi bunun fiili uygulamasını yapmalı. Nedir bu uygulama? İnsanlara kurşun sıkılmasın. Artık bunlar aşıldı. Bakıyorsunuz gaz bombası ve saire bunlarla birçok şeyler çözülebiliyor, ama sen kurşun sıkarsan bu olmaz.''



-SURİYE'DEKİ YOLSUZLUK OLAYLARI-



Suriye'deki yolsuzluk olaylarına da işaret eden Erdoğan, yolsuzlukla mücadele için ellerinden gelen her türlü desteği verebileceklerini söylediklerini anlattı.

Erdoğan, ''Biz 8,5 yıl içinde eğer yolsuzlukla mücadelede başarılı olamasaydık ne devlet bankaları şu anda geldiğimiz noktaya gelebilirdi, ne merkez bankamız Döviz rezervini bu noktalara getirebilirdi, ne biz IMF'nin borçlarını bu kadar rahat ödeyebilirdik. Türkiye'nin geldiği konum ortada. Kendi de bunu söylüyor. 'Türkiye'nin şu andaki kalkınması, gelişmesi bize gerçekten model' diyor'' dedi.



-''BİR DAHA HAMU HUMUS YAŞAMAK İSTEMİYORUZ''-



Başbakan Erdoğan, ''Suriye'deki olaylara Batı müdahale eder mi?'' sorusunu da şöyle yanıtladı:

''Önümüzde bir Libya olayı var. Amerika'nın, batının açıklamaları var. Sonunda BM Güvenlik Konseyi bunu da masaya yatıracak büyük ihtimalle. BM Güvenlik Konseyi bunu masaya yatırdığı zaman, bu gelişmeler karşısında tabii ki burada en büyük rol Türkiye'nin üzerinde. Çünkü bizim gibi sınırı, bizim gibi ilişkileri olan yok. Onun için biz önümüzdeki günler içindeki ilişkileri çok daha ileri noktalara taşımak durumundayız. Çünkü biz bir daha Hama, Humus yaşamak istemiyoruz. Bunu da özellikle söyledik. Yani bir Hama katliamını Suriye bir daha görmemeli, bir daha yaşamamalı. Bu konuda çok titiz olmalısınız, çok hassas olmalısınız.' Bunların hatırlatmasını kendilerine yaptık. Eğer böyle bir şey tekrar yapılacak olursa, Suriye bunun altından zor kalkar diye düşünüyorum. Çünkü o zaman ister istemez insanlık burada tabii ki tavrını koyacaktır. Türkiye olarak biz üzerimize düşeni yapmak durumunda kalacağız.''

İktidara geldiklerinde Irak olayının olduğunu hatırlatan Erdoğan, ''Irak'taki bütün olaylara rağmen Türkiye gayet kararlı, ciddi şekilde bu süreci yönetmesini başardı. Irak orada bu şekilde devam ederken, Türkiye devamlı kalkınma istikametinde yolunu aldı. Suriye de tabii ki bize sıkıntı olacaktır'' diye konuştu.