Advertisement

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, ''Biz, 'siyasi görüşü bizden farklı olan şirketlerin işini zorlaştırırız, o patronlara gününü gösteririz, canlarına okuruz', böyle bir şey kesinlikle yok'' dedi.

Babacan, TV Net televizyonunda katıldığı bir programda soruları yanıtladı. Babacan, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, Kenan Evren'in sorgulanmasını ''demokrasinin kudreti, hukuka tam teslimiyet'' şeklinde değerlendirdiğinin hatırlatılması üzerine, iyi işleyen demokrasilerde darbelerden ya da muhtıralardan söz etmenin mümkün olmadığını, sivil-asker ilişkilerinin belli bir çerçevesi olduğunu belirtti.

Bu son yaşananların, bir hata yapılırsa bunun 30 yıl sonra bile sorgulanabileceği, 30 yıl sonra bile masaya yatırılıp bu konuyla ilgili girişimlerin olabileceğini ortaya çıkardığını ifade eden Babacan, ''Bugün hala aklının kıyısından, köşesinden bunları geçiren varsa, hala bir hazırlık, bir hayal, bir gıpta, o eski günleri özleyenler, darbe dönemlerini özleyenler varsa, günü geldiğinde bunların mutlaka hesaplaşıldığı, mutlaka sorgulandığı ve karşılığını bulduğu, bulacağı aslında tescil edilmiş oluyor. Bu da, bizim demokrasi tarihimizde aslında bir ilktir'' dedi.

''12 Eylül darbesi, 12 Eylül referandumu, Evren'e 12 soru. 12'lerle gidiyoruz'' ifadesi üzerine de Babacan, ''Onlar denk geliyor, nasıl oluyor bilmiyorum. O sayılar enteresan ama tabii her dönemi de kendi içindeki şartlarla değerlendirmede de ben büyük fayda görüyorum. Önemli olan daha çok önümüze bakmak. Geçmişle hesaplaşma, geleceğe mesaj açısından çok önemlidir, geleceğe ibret açısından çok önemlidir'' diye konuştu.

Babacan, normal olmayan bir dönemden gelindiğini ancak normalleşildiğini belirterek, bundan sonraki dönemde herkesin, sivil olsun, asker olsun hukuka saygılı olacağını, demokrasiyi yüceltmek için çalışacağını kaydetti.

Bunun, AK Parti iktidarı olarak demokrasiye olan gönülden bağlılıklarının bir neticesi olduğunu belirten Babacan, tamamen sadece ve sadece halkın desteğiyle iş başına geldiklerini, dolayısıyla da kendilerini sadece ve sadece halka sorumlu olarak gördüklerini söyledi.

Bakan Babacan, demokratikleşme adına attıkları adımların sancılı olduğunu, daha küçük adımlarla başladığı ve arkasından Anayasa değişlikleriyle daha köklü bir sürece girdiğini belirtti.

Kimsenin dokunulmazlığı, kimsenin özel bir pozisyonu olmadığını ifade eden Babacan, ''Son Anayasa değişikliğine kadar Genelkurmay Başkanının yargılanacağı bir mekanizma, bir makam yoktu, çok enteresandır. Yani kanunları açın bakın, Anayasa değişikliğinden önce, Anayasada, kanunlarda hiçbir yerde yok, orada bir boşluk var. Yani bu ne demek? 'Genelkurmay Başkanı hiçbir şekilde yargılanamaz' demek, zımnen bunu diyor. Şimdi bu tabii normal bir durum değil. Yani herkes bu kurala uygun davranacak, kurallara uygun davranacak, Anayasa'ya uygun davranacak. Davranmayanların da yaptırımı olacak ki bundan sonraki dönemler için bir mesaj olsun doğrusu'' şeklinde konuştu.



-''BUNUN DEĞİŞMESİ KOLAY DEĞİL''-



Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, bir başka soruya yanıt verirken de şöyle konuştu:

''Şunu çok gördük, CHP zihniyeti seçim dönemlerinde herkese mavi boncuk dağıtır, herkese bir şeker dağıtır. Herkes neyi duymak istiyorsa onu duymak istediğini söyler. Ama asıl kendi iç politikaları, iç duruşlarının değişmesi mümkün değil. Bunlar, Cumhuriyetin ilk döneminden bu yana bir azınlık, bir elit kesim ve 'Cumhuriyetin sahibi biziz, Cumhuriyeti biz kurduk, dolayısıyla bu cahil halkın, bu kafası çalışmayan halkın, bu işte bidon kafalıların, bu göbeğini kaşıyanların seçtiği hükümetlerle bu memleket nasıl yönetilecek? Tabii ki yanlış yaparlarsa biz yapacağız darbeyi geçeceğiz ya da yargıyı sokacağız devreye onlara engel olacağız'. Bunların kodlarında var, bunun değişmesi kolay değil. Ve şunu da asıl çekirdek taban biliyor, 'Kılıçdaroğlu diyor bunu şey yapsın, biraz oyunu toplasın, ondan sonra biz zaten yapacağımızı yapacağız' diyor. Ama şimdi Meclis aritmetiğinde hani daha kötüye gitmemek ve muhalefetteki belli bir sandalye sayısını orada koruyabilmek.''



-''HERHALDE PÜRÜZ-KRİZ BİRAZ KARIŞMIŞ, BASINA KRİZ DİYE YANSIMIŞ''-



Anayasanın, kısa, özlü, kolay anlaşılır olması gerektiğini belirten Babacan, Başbakan Erdoğan'ın, ''Ben bugünkü Anayasayı okuduğum zaman anlamıyorum, tercüman çağırmam gerekiyor'' sözlerini hatırlattı.

''Peki TÜSİAD'ın önerisini nasıl buldunuz, sizinle bağlantılı olarak'' sorusu üzerine Babacan, şöyle devam etti:

''TÜSİAD'ın önerisinin ne olduğunu anlamadık ki... Bir öneride bulundular, ondan sonra hemen U dönüşü yaptılar.

CHP'nin hani kilitlenmiş bir çekirdek, nasıl bir ideolojisi, bir yapısı varsa TÜSİAD için de o kadar olmasa da bir ölçüde bunu söylemek mümkün. TÜSİAD oldukça eski bir kuruluş. Ve o kuruluşun içerisinde askeri rejimlerin, o darbe dönemlerinin içinde bulunanlar, daha doğrusu o dönemi yaşayanlar var. Ve yine koalisyon hükümetlerinin zayıf olduğu dönemlerden çok ciddi istifade edenler var. Çünkü güçlü bir hükümet işbaşında olduğu zaman eşitlik oluyor, fırsat eşitliği oluyor, haksız kazanç sağlamak kolay olmuyor. Birdenbire hiç kimse aşırı zengin olamıyor eğer iyi işleyen bir rekabet varsa, fırsat eşitliği varsa ekonomide. Ben TÜSİAD'ın üyelerinin tümünü kastetmiyorum ama üyelerin içerisinde böyle yaklaşan, bu zihniyette olan, ideolojik olarak bizimle problemi olanlar olabilir yani.''

''Krize TÜSİAD neden oluyor, her konuda konuşmaları kriz yaratıyor'' şeklindeki açıklamasının hatırlatılması üzerine Babacan, ''Ben pürüz kelimesini kullanmıştım, herhalde pürüz-kriz biraz karışmış, basına kriz diye yansımış... Ya tamamen iş dünyası, ekonomide, kendi alanlarında kalacaklar. Ama siyaset sahnesine, o ringe çıktıklarında, o müsabaka sahasına girdiklerinde tabii diğer oyuncular tarafından biraz hırpalanma da normal yani. Tamamen bir siyasi duruş, bir partiye açıkça destek anlamına gelebilecek ifadeler söz konusu olunca bunun karşılığı olur. Yani, öbür taraftaki de siyasetçi yani. O durmaz, sessiz kalmak mümkün değildir. Gönül arzu eder ki iş dünyamız gerçekten toplumun farklı katmanlarını daha iyi anlayan bir anlayışla hareket edebilsin. Biz, siyasi görüşü bizden farklı olan şirketlerin işini zorlaştırırız, o patronlara gününü gösteririz, canlarına okuruz, böyle bir şey kesinlikle yok.''



-''YAPMAMIZ GEREKEN NEYSE ONU YAPIP, GEÇİYORUZ''-



Bakan Ali Babacan, ''Seçimden sonra zam var mı?'' sorusuna da şöyle yanıt verdi:

''Ben şunu söyleyeyim, zam yapmamız gerektiği halde seçimden sonraya ertelediğimiz hiçbir konu yok. Yani bir adımı diyelim ki atmamız gerekiyor ama sırf seçim var diye bekliyoruz, böyle bir şey yok. Biz bütün ekonomi politikalarımızı seçim yokmuş gibi sürdürüyoruz, seçim olsa da olmasa da ne yapacaksak, yapmamız gereken neyse onu yapıp geçiyoruz. Aksi halde yani seçime bu kadar yaklaştığımız bir dönemde bankalara kredileri frenleyin demek, bunlarla ilgili tedbirler almak yani bunlar kolay işler değil. Çok az ülke bu cesareti gösterip bu adımları atabilir, kolay değildir.''

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, seçimlerden sonra uygulanması planlanan bakanlıkların yeniden yapılandırılmasıyla ilgili ''hayırlı olsun'' dileğinde bulunarak, ''Türkiye'nin 2023 hedefleri için, o arzu ettiğimiz, hayal ettiğimiz Türkiye'ye hep beraber ulaşmamız için vesile olsun diyorum'' dedi.

Babacan, Ankaralı Sanayici ve İşadamları Derneği'nde (ASAD) yaptığı konuşmada, Devlet Planlama Teşkilatının (DPT) Kalkınma Bakanlığı olarak yapılandırılacağını, DPT'nin mevcut birimlerinin ise önemli ölçüde korunacağını söyledi. Babacan, ''Ama partimizin de adında olduğu gibi (Adalet ve Kalkınma Partisi) Kalkınma Bakanlığı adını verip kalkınma konularına geniş bir perspektiften bakan bir bakanlık olarak devam etmesi bu yapılan düzenlemelerden bir tanesi'' diye konuştu.

Sanayi ve Ticaret Bakanlığının ticaretle ilgili birimlerinin, Gümrük Müşteşarlığıyla birleştirilerek Gümrük ve Ticaret Bakanlığı şekline dönüştürüldüğünü belirten Babacan, bakanlığının ticaret bölümünün dışında kalan birimlerine Bilim ve Teknolojinin de ekleneceğini anlattı. Babacan şunları söyledi:

''Çünkü bilimsel araştırmaların, bilimsel çalışmaların neticesinin ekonomiye dönmesi, sanayimize dönmesi Türkiye için son derece önemli. Yani birbirinden kopuk bir bilimsel araştırma ve sanayi Türkiye için fazla faydalar getirmeyebiliyor. 'Bilim, bilim içindir' deriz. Ama bilim ekonomi içindir, bilim üretim içindir, sanayi içindir perspektifini de orada korumamız büyük önem taşıyor. Dolayısıyla Bilim Teknoloji ve Sanayi Bakanlığıyla buradaki amaç, daha yüksek katma değer üreten bilimsel araştırmalarda yenilikçiliği, inovasyonu ve üretimi daha tek bir perspektifle ele alan bir yaklaşım ki bunu da açıkçası biz önemsiyoruz.

Türkiye'nin ilerideki cari açık sorununu aşabilmesi, Türkiye'nin daha yüksek katma değer üretmesi bilim ve araştırmanın yenilikçiliğin, inovasyonun ve sanayi üretiminin beraberce tek bir perspektiften bakarak olabileceği konusunda güçlü bir kanaatimiz var. Yeni yapılanmada aslında bizim bu yaklaşımımızın doğal bir tezahürü.''

Devlet bakanlıkları sisteminin de önemli ölçüde kaldırılarak yerine her birinin adı belli olan bakanlıkların kurulacağını anlatan Babacan, bu konuda yapılan reformun ana özelliğinin bu olduğunu kaydetti. Maliye Bakanlığında fazla bir değişiklik olmadığını belirten Babacan, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Bunun dışında Dış Ticaret Müsteşarlığımız var. Şu an Dış Ticaret Müsteşarlığımızda ağırlıklı konu ihracat ve ithalat. Oraya Yabancı Sermaye ve Teşvik uygulama fonksiyonu da ekleyip adına Ekonomi Bakanlığı diyoruz. yani Dış Ticaret Müsteşarlığına iki genel müdürlük ekleniyor. Bunlar Teşvik Uygulama ve Yabancı Sermaye ve bu birimin adına da Ekonomi Bakanlığı diyoruz. Ağırlıklı olarak yapı böyle.

Onun dışında iş dünyasını biraz uzaktan da ilgilendirse Bayındırlık Bakanlığımız ile Çevre ve Orman Bakanlıklarımız var. Bunları bir araya getirip Çevre Orman ve Şehircilik Bakanlığı haline getiriyor ki çevre meseleleri, ormanlarımızla Türkiye'nin doğal kalkınma ihtiyacı olan şehirleşmeyi bir denge içerisinde ele alabilelim. Aksi halde tamamen çevre perspektifinden baktığımızda kalkınmada güçlükler yaşıyoruz. Tamamen kalkınma perspektifinden baktığımızda gelecek nesillere yaşanabilir bir Türkiye bırakma konusunda sorunlarımız olabiliyor. İşte bu dengeyi kuran çevre, orman ve şehircilik ihtiyacı arasında dengeyi kuran ve çirkin yapılaşmadan öte daha planlı yapılaşmayı merkezden bir bakıma daha dikkatli şekilde koordine eden bir yapı olacak.''

Yeni kurulacak bakanlıklardan bir diğerinin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı olduğunu anımsatan Bakan Babacan, aile kurumunun Türkiye'nin sosyal yapısının temel taşı, temel direği olduğunu, ilk kez adında açıkça ''aile'' sözünün yer aldığı tüm sosyal politikaları birlikte koordine edecek bir bakanlık olacağını anlattı. Daha önceden bu konudaki birimlerin devlet bakanlıkları arasında dağıtılabildiğini belirten Babacan, ancak artık bu birimlerin tümünün tek bir bakanlık çatısı altında birleştirildiğini söyledi. Babacan, ''Daha hedef odaklı, bir yandan yoksullukla mücadele ederken öte yandan her türlü sosyal projemizin tek bir çatı altında iyi bir eşgüdümle sağlanabilmesini bu yeni yapıyla kurmuş olacağımızı düşünüyoruz'' dedi.

Babacan, Çocuk Esirgeme Kurumunun farklı illerde bulunan birimlerinin o ilin özel idaresine bağlanacağını belirterek, bununla bulundukları illerde vatandaşla birebir temasta bulunan valilerin daha iyi bir hizmet üretmesinin sağlanacağını kaydetti. ''Çünkü Ankara'dan bu teşkilatın tek bir noktadan kontrolü, iyi bir hizmet üretmesinin biraz zor olduğunu gördük'' diyen Babacan, bunun da sosyal politikaların yapılandırılmasında yeni bir perspektif olduğunu söyledi.

Başbakan Yardımcılıklarının sayısının dörde çıkarıldığını ve bakan sayısının, Başbakan dahil 27'den, 25'e indirildiğini ifade eden Babacan, ''Ben şimdiden hayırlı olsun diyorum ve Türkiye'nin 2023 hedefleri için o arzu ettiğimiz, hayal ettiğimiz Türkiye'ye hep beraber ulaşmamız için vesile olsun diyorum. Ve seçimlerden sonra inşallah kurulacak yeni hükümetle beraber yeni görevlendirmelerle beraber, Türkiye'nin 61. hükümeti bizim partimizin de 4. hükümeti inşallah halkımızın pazar günkü seçimlerde desteğini, teveccühünü ortaya koymasından sonra kurulur ve görevine başlar'' diye konuştu.



-KILIÇDAROĞLU'NA ELEŞTİRİ-



Bakan Babacan, konuşmasında dünyada yaşanan global krizle ilgili değerlendirmelerde de bulundu. Türkiye'de ileriye dönük hedefler koyduklarını, 2023 hedeflerinin çok tuttuğunu belirten Babacan, bunun nedeninin sağlanan güven ve istikrar ortamı olduğunu ifade etti. Babacan, diğer partilerinin 2023 hedeflerinin Ak Parti'nin söylediği rakamların üzerine 3-5 rakam daha eklenmesiyle oluşturulduğunu belirtti.

Konuşmasında CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nu da eleştiren Babacan, Kılıçdaroğlu'nun Sosyal Sigortalar Kurumu Genel Müdürlüğü yaptığı dönemdeki icraatlarından hiç söz etmediğini, bu nedenle özgeçmişinin bulunmadığını söyledi. Özgeçmişi bulunmayan birisine Türkiye'nin emanet edilemeyeceğini belirten Babacan, Kılıçdaroğlu'nda seçimden sonra genel başkanlığını nasıl koruyacağı endişesinin bulunduğunu kaydetti.

Muhalefetin açıkladığı projelerin kaynağını da açıklaması gerektiğini ifade eden Babacan, Kılıçdaroğlu'nun kaynak olarak Merkez Bankasındaki rezervleri gösterdiğini, bunun söylemenin karşılıksız para basılacağı anlamına geldiğini bildirdi.

Konuşmasında Ankara'nın ekonomideki yeri ve ekonomik göstergeleri hakkında da bilgiler veren Babacan, Ankara'da yapılması gereken projelerle ilgili de görüşlerini dile getirdi.

Konuşmasının sonunda ASAD Başkanı Şahin Altuntaş tarafından Bakan Babacan'a bir plaket verildi.