Advertisement

Yaşar Holding İcra Başkanı Mehmet Aktaş, geçen yıl bütün sektörlerde konsolide olarak yüzde 15 büyüdüklerini, bu yıl da yüzde 15 büyümeyi hedef aldıklarını belirterek, ''Bizim sektörlerin krizle olan irtibatı daha esnek. Büyüme, gelişme ve yatırım yapma potansiyeli açısından olumlu beklentimiz devam ediyor. Ekonomik açıdan endişemiz yok'' dedi.

Aktaş, gazetecilerle sohbet toplantısında, Türkiye'nin küresel kriz sonrasında en hızlı büyüyen 10 ülke arasında yer aldığını ve büyümesi devam edecek ülkelerden biri olduğunu söyledi.

Ciddi likidite çeken bir ülke olan Türkiye'yi nüfusunun gençliği ve büyüme potansiyelinin cazip hale getirdiğini anlatan Aktaş, AB'de yaşlanmış nüfus ve daha durağan bir ekonomi olduğunu kaydetti.

Çin, Hindistan, Türkiye, Brezilya, Endonezya gibi ülkelerin büyümeye devam edeceğini belirten Aktaş, Türkiye'nin krize rağmen küçülmediğini, yüzde 5 büyüdüğünü anımsattı.

''Türkiye'nin böyle bir şansı var'' diyen Aktaş, Türkiye'nin büyüyen ekonomisi içinde bulundukları sektörlerin de çok stratejik olduğunu, tarımsal sanayi ve gıdanın, genç nüfus nedeniyle devamlı büyüme eğilimi içinde olan sektörler olduğunu söyledi.

Aktaş, bir gazetecinin ''Yaşanan ekonomik ve siyasi sorunlar büyüme hedefinizi etkiledi mi, risk görüyor musunuz?'' sorusu üzerine, geçen yıl bütün sektörlerde konsolide olarak yüzde 15 büyüdüklerini ifade ederek, şöyle konuştu:

''Bu yıl da yüzde 15 büyümeyi hedef olarak aldık. Biz sektörler açısından ve ülke için bir büyüme riski görmüyoruz ama Türkiye'nin kırılgan cari açık sorunu var. Ama şu ana kadar finansman problemi olmadı. Tartışılan 'kısa vadeli sermaye hareketleriyle finanse edildiği için dünyada bir olağanüstülük olursa dengesizlik olabilir, bu da büyümeyi yavaşlatabilir' diye bir risk var. Ama alınan tedbirlerle ekonomiyi frenlemeye, soğutmaya çalışan bir ekonomi politikası var. Bizim sektörlerin krizle olan irtibatı daha esnek, yani daha dayanıklı sektörler. Tüketiciyle ilişkisi daha sağlam sektörler. Büyüme, gelişme ve yatırım yapma potansiyeli açısından da olumlu beklentimiz devam ediyor. Ekonomik açıdan bir endişemiz yok.''



-''SEKTÖR AÇISINDAN HALA YAPILACAK ŞEYLER VAR''-



Yaşar Holding Yönetim Kurulu Başkanı İdil Yiğitbaşı da bir soru üzerine, Pınar Süt'ün 1970'lerdeki kuruluş öyküsünü anlattı.

O dönemde sanayi olmadığı için köylülerin sağdıkları ve satamadıkları sütü derelere döktüğünü ifade eden Yiğitbaşı, o dönemlerden bugünlere gelindiğini söyledi.

Pınar Süt'ün Ege Bölgesi'nde kurulduğunu, köylünün elindeki sütleri alarak bölgede hayvancılığın gelişmesine de katkıda bulunduklarını anlatan Yiğitbaşı, grubun et ve süt sektörüne girdiği ilk yıllarda zorluklar da yaşadığını dile getirdi.

Türkiye'nin önünde sektör açısından büyüme potansiyeli olduğunu ifade eden Yiğitbaşı, şöyle konuştu:

''Sektör açısından hala çok yapılacak şey var. Çok da önemli aşamalar kaydedildi. Düşünün 1974 yılında ambalajlı süt sadece tek bir firma tarafından sunuluyordu, o da 2-3 gün raf ömrü olan süttü ve her yerde yoktu. Ben 10 yaşındayken, 1975 yılında evlere hala sokak sütü alınıyordu. Ne kadar yakın bir zaman. 1974 yılında Türkiye'de böyle olduğuna insan inanamıyor. Türkiye'de hala yasak olmasına rağmen sokak sütü satılıyor. Bizim önümüzde inanılmaz gidilecek bir yol var. Çünkü sokak sütü içmek çok iyi bir şey değil. Türkiye'de açık ürünler ve sağlıksız gıda tüketiminin azalması gerekiyor. Yine de önemli bir aşama kaydettik.''

Yiğitbaşı, Türkiye'de yapılan pastöritazyon sisteminin yurt dışındaki sistemlerle aynı olduğunu belirtti. Yiğitbaşı, Türkiye'de cam şişede süt satışının az olmasının gerekçesini şöyle açıkladı:

''Türkiye sıcak bir ülke ve sıcak bir ülkede şeffaf bir şişeye süt koyarsanız, daha çabuk bozulma riski var, vitaminlerini kaybetme riski var. İngiltere'de evin kapısının önüne şişe sütü koyarsanız bir şey olmaz ama Türkiye'de koyarsanız bozulur. Türkiye çok büyük bir ülke. Soğut dağıtım çok maliyetli bir şey. Bunlar ekonomik de kararlar. Herkesin süt içmesi çok önemli. Cam şişe çok maliyetli. Kimse buna bulaşamıyor. Pınar Süt, ülkeye ambalajlı sütü ilk getiren firmadır. O dönemde herkes 'Bu dayanıklı süt nasıl oluyor' diye şaşırdı. O dönemde bunun sağlıklı olduğu, içinde koruyucu madde olmadığının anlatılması da kolay olmamıştır. Kutu, Türkiye ve çevre ülkeler için uygun bir ambalaj.''