Advertisement

Merkez Bankası Para Politikası Kurulu, mevcut konjonktürde iç ve dış talep arasındaki ayrışmaya bağlı olarak artan cari açığın getirdiği risklerin sınırlanması bakımından kamu tasarruflarının artırılması, dolayısıyla mali disiplinin sürdürülmesinin büyük önem taşıdığını bildirdi.

Merkez Bankası Para Politikası Kurulu, 23 Haziran'da yaptığı toplantıya ilişkin ''Para Politikası Kurulu Toplantı Özeti''ni yayımladı.

Enflasyon gelişmeleri, istihdam, para politikası ve risklerin değerlendirildiği özette, Kurul'un, Mayıs ayında sıçrama gösteren işlenmemiş gıda fiyatlarının Haziran ayında belirgin bir düşüş göstereceğini ve bu düzeltmeyle yıllık enflasyonun, Enflasyon Raporu'nda öngörülen seviyelere döneceğini not ettiği belirtildi.

Hizmet ve temel mal gruplarındaki görünüm çerçevesinde temel fiyat göstergelerinin yıllık artış oranları Mayıs ayında yükselse de söz konusu göstergelerin mevsimsellikten arındırılmış eğilimlerinde yavaşlama gözlendiği ifade edildi.

Dış talebe duyarlı sektörlerdeki yavaşlamanın daha belirgin olduğunun not edildiği, dış talebin zayıf görünümünü koruduğu, yakın döneme ilişkin verilerin ihracatta ikinci çeyrekte sınırlı bir toparlanmaya işaret ettiği vurgulandı.

Gelecek üç aya ilişkin sipariş beklentilerindeki yatay seyrin dış talep koşullarında kısa dönemde güçlü bir iyileşme olmayacağı yönünde sinyal verdiği, dış talebe ilişkin aşağı yönlü risklerin arttığı vurgulanarak, bu çerçevede Kurul'un ihracattaki toparlanmanın yavaş ve kademeli gerçekleşeceği öngörüsünü yinelediği belirtildi.

Yılın ilk çeyreğinde beklenenin üzerinde gerçekleşen istihdam artışının Mart döneminde yavaşlayarak devam ettiği hatırlatılarak, öncü göstergelerin artış eğiliminin kısa vadede hız keserek süreceğine işaret ettiği bildirildi. Kurul'un, istihdam koşullarındaki iyileşmenin yurt içi talebe destek verdiğine ancak güçlü verimlilik artışlarının da katkısıyla birim işgücü maliyetlerinin azaldığına dikkati çektiği kaydedildi.

-''TOPLAM TALEP KOŞULLARI, AŞIRI ISINMAYA İŞARET ETMİYOR''-

Özette Kurul'un, toplam talep koşullarının aşırı ısınmaya işaret etmediği yönündeki değerlendirmesini yinelediği, son dönemde iç talep ılımlı bir görünüm izlerken zayıf dış talebin etkisiyle imalat sanayinde kapasite kullanım oranlarının düşük düzeylerini koruduğu belirtildi. Sipariş ve satış göstergeleri ile güven endekslerinin de ikinci çeyrekte iç talebin büyüme hızının yavaşladığını gösterdiğine vurgu yapıldı.

İthalat fiyatlarındaki birikimli artışların gecikmeli yansımalarına ve baz etkisine bağlı olarak kısa vadede temel (çekirdek) enflasyon göstergelerindeki sınırlı yükselişin süreceğinin tahmin edildiği, söz konusu yükselişin genel fiyatlama davranışlarındaki bir bozulmadan ziyade dış ticarete konu olan malların göreli fiyat değişimlerinden kaynaklandığını, dolayısıyla ikincil etkilerin henüz gözlenmediği ifade edildi.

Son dönemde Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun tüketici kredilerine yönelik olarak aldığı önlemlerin hızlı kredi büyümesinin kontrol altına alınmasına destek vererek iç ve dış talebin dengelenmesine katkıda bulunacağı, bu önlemlerin, aynı zamanda zorunlu karşılık oranlarında ilave artışlara duyulabilecek ihtiyacı da azalttığı kaydedildi.

Bu çerçevede Kurul'un, geçen yılın Kasım ayından bu yana uygulanan politikalar sayesinde yılın son çeyreğinden itibaren cari dengede iyileşmenin gözlenmeye başlayacağını teyit ettiği belirtildi.

Özette, Kurul üyelerinin, küresel konjonktürden kaynaklanan belirsizliklerin yüksek olması nedeniyle, politika bileşiminin içeriği konusundaki esnekliğin önümüzdeki dönemde de korunması gerektiğini düşündükleri, küresel ekonomiye dair kırılganlıklar dikkatle izlenmekle birlikte, bu aşamada Enflasyon Raporu'nda yer alan temel risk senaryolarının geçerliliğini sürdürdüğü kaydedildi.

Bu değerlendirmeler doğrultusunda Kurul'un, iktisadi faaliyetteki yavaşlamayı ve son dönemde küresel ekonomideki artan belirsizlikleri de göz önüne alarak politika duruşunu koruduğu, fiyat istikrarına ve finansal istikrara ilişkin risklerin azaltılması açısından, mevcut politika bileşiminin sıkılaştırıcı yöndeki etkilerinin yakından izlenmeye devam edilmesinin ve gerekli görüldüğü takdirde aynı doğrultuda ilave tedbirler alınmasının uygun olacağını belirttiği bildirildi.

-SERMAYE AKIMLARININ SEYRİ-

Özette, toplantıda sermaye akımlarının seyri ve Döviz alım ihalelerinin de değerlendirildiği ifade edilerek, şöyle denildi:

''Kurul üyeleri, bazı avro bölgesi ülkelerinde kamu borcunun sürdürülebilirliğine dair endişelerin artarak devam etmesi sonucu gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye akımlarındaki nispi zayıflamanın sürdüğüne dikkati çekmiş ve şartlara bağlı olarak düzenli döviz ihaleleri ile alınan tutarın tekrar gözden geçirilmesinin faydalı olabileceği değerlendirmesinde bulunmuştur. 

Söz konusu zayıflamanın devam etmesi halinde, günlük döviz ihalelerinde alımı yapılacak tutarın kademeli olarak azaltılmaya devam edilebileceği hatırlatılmıştır. Kurul, bu durumda piyasaya bu kanaldan arz edilecek Türk lirası likidite tutarı da azalacağından kredi büyümesi açısından 2011 yılının ikinci yarısında zorunlu karşılık oranlarında ilave artışlara duyulabilecek ihtiyacın da azalacağını teyit etmiştir.''

-CARİ AÇIK-

Özette, Merkez Bankasının, para politikası stratejisini oluştururken maliye politikasına ilişkin gelişmeleri yakından takip etmeye devam edeceği belirtilerek, mevcut konjonktürde iç ve dış talep arasındaki ayrışmaya bağlı olarak artan cari açığın getirdiği risklerin sınırlanması bakımından kamu tasarruflarının artırılması, dolayısıyla mali disiplinin sürdürülmesinin büyük önem taşıdığı ifade edildi.

Orta Vadeli Program (OVP) projeksiyonlarından daha güçlü seyreden iktisadi faaliyetin sağladığı ek vergi gelirlerinin tasarruf edilmesinin, fiyat istikrarına ve finansal istikrara dair riskleri azaltacağı gibi uygulanan politika bileşiminin etkinliğini de artıracağı kaydedildi.

Önümüzdeki dönemde para politikasının fiyat istikrarının kalıcı olarak tesis edilmesine odaklanmaya ve finansal istikrarı gözetmeye devam edeceğine vurgu yapılarak, bu süreçte Merkez Bankası ve diğer kurumlarca finansal istikrara yönelik alınan önlemlerin enflasyon görünümü üzerindeki etkilerinin de dikkatle değerlendirileceği bildirildi.

Orta vadede mali disiplinin sürdürüleceğine dair taahhütlerin yerine getirilmesi ve yapısal reform sürecinin güçlendirilmesinin, ülkenin kredi riskindeki göreli iyileşmeye katkıda bulunarak makroekonomik istikrarı ve fiyat istikrarını destekleyeceği, mali disiplinin devamının aynı zamanda para politikasının hareket alanını genişleteceği ve faizlerin düşük düzeylerde kalıcı olmasını sağlayarak toplumsal refahı destekleyeceği belirtildi.

Bu çerçevede, OVP'nin ve Avrupa Birliği müktesebatının gerektirdiği yapısal düzenlemelerin hayata geçirilmesi konusunda atılacak adımların büyük önem taşıdığına dikkati çekildi.