Advertisement

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Bizim arzumuz; Kıbrıs'ta yeşerecek barış ortamının, bölgesinin çok daha ötesinde, çok daha büyük ve kapsamlı bir barışın, kalkınmanın, işbirliğinin yolunu açmasıdır. Ancak, mevcut fırsat penceresinin sonsuza kadar açık kalamayacağı herkes tarafından artık idrak edilmelidir'' dedi.

Kıbrıs Barış Harekatı'nın 37. yıl dönümü nedeniyle Barış ve Özgürlük Bayramı kutlamaları çerçevesinde Dr. Fazıl Küçük Caddesi'nde düzenlenen resmi geçit törenine katıldı.

Başbakan Erdoğan, törende yaptığı konuşmada, her zaman Türkiye Cumhuriyeti'nin temel ilkeleri istikametinde bölgede güvenlik ve refahı hedeflediklerini, barış için, adalet için ellerini herkese uzattıklarını söyledi.

Bu hedefe ancak hukuk, adalet ve eşitlik çerçevesinde ulaşacaklarına inandıklarını dile getiren Erdoğan, şunları kaydetti:

''Anavatan ve garantör bir ülke olarak, gelecek vizyonumuzu, Kıbrıs sorununun adil ve kalıcı bir çözümle sona ermesinin sadece Ada'da değil, Doğu Akdeniz'de de güvenlik, istikrar, işbirliği ve refaha katkıda bulunacağından, yeni bir dönemi başlatacağından hareketle şekillendirdik. Kıbrıs Türk tarafıyla, ortak milli dava etrafında tam bir fikir ve gönül birliği içinde ve samimiyetle çözüm için çaba sarf ettik. Bu dayanışmadan kuvvet alarak, tüm ezberleri bozduk. Artık ortada tüm dünya kamuoyunun gördüğü bir gerçek vardır. Kıbrıs meselesi, tam yarım asırdır BM Teşkilatının gündemindedir. Bu süreçte sorunun çözümüne ilişkin parametreler ortaya çıkmış ve yerleşmiştir. Kıbrıs sorununda geçmişte de günümüzde de güçlü çözüm iradesi gösteren taraf, Kıbrıs Türk halkı ve garantör Türkiye'dir. Nitekim, Kıbrıs Türk halkı, tüm güçlükleri göze alarak ve fedakarlıkla 2004 yılında yapılması istenen referandumda barış ve uzlaşmaya yüzde 65'le 'evet' demiştir. Güney Kıbrıs yüzde 75'le 'hayır' demiştir. Uzlaşmaya ve barışa yüzde 75 ile 'hayır' diyen Güney Kıbrıs ödüllendirilmiş, 'evet' diyen Türk halkı cezalandırılmıştır ve hala bu süreç devam etmektedir. Bunu kabul etmemiz mümkün değildir. Onun için bugün biz daha güçlüyüz.

Kıbrıs Türkü'ne hiçbir meşru temeli olmadan maruz kaldığı kısıtlamaların ortadan kaldırılacağı sözü verilmiş, ancak bu sözler tutulmamıştır. Bütün bu haksızlıklara, adaletsizliklere rağmen Kıbrıs Türkü barış ve çözüm için çaba göstermeye devam etmiştir. Biz, çözüm hedefine samimiyetle inanıyoruz. Fakat şunu da unutmayalım, artık bıçak kemiğe dayanmıştır. Bu yolda üzerimize düşeni yaptık, yapmaya da hazırız. Diğer tüm ilgili tarafları da barışa destek vermeye ve bu yolda adım atmaya davet ediyoruz. Hazırlık dönemiyle beraber üç yılı aşan mevcut görüşme sürecinde nihai aşamaya gelinmiştir.''



-''HAKSIZLIK ARTIK TAHAMMÜL SINIRLARINI ZORLAMAKTA''-



Görüşmelerden netice alınması beklentisi içinde olduklarını anlatan Erdoğan, çözüm yolunda tüm tarafların sorumluluğu bulunduğuna ve elden gelenin en iyisinin yapılması gerektiğine inandıklarını ifade etti. Erdoğan, şöyle devam etti:

''Şunda hiç bir tereddüt yoktur ki BM parametreleri çerçevesindeki çözüm, mevcut müzakere sürecinde liderlerin Ortak Açıklamalarındaki mutabakatlarına uygun biçimde bulunacaktır. Bu çerçevede yeni ortaklık, 'iki kesimli, iki toplumlu ve ilgili Güvenlik Konseyi kararlarında tanımlandığı şekliyle siyasi eşitlik temelinde bir federasyon olacak, bu ortaklığın, tek uluslararası kimliğe sahip bir Federal Hükümetinin yanı sıra, eşit statüye sahip bir Kıbrıs Türk Kurucu Devleti ve bir Kıbrıs Rum Kurucu Devleti bulunacaktır'. Bu çözüm çerçevesi ve Kıbrıs Türk tarafının yeni nesillere huzurlu ve güvenli bir geleceğin miras bırakılmasına yönelik içten ve yapıcı çabaları tam desteğimizi vermeye hazırız. Aksi istikamette zorlamalar içine girmek ise çözüm iradesini sabote etmekten başka bir işe yaramayacaktır.

Bizim arzumuz; Kıbrıs'ta yeşerecek barış ortamının, bölgesinin çok daha ötesinde, çok daha büyük ve kapsamlı bir barışın, kalkınmanın, işbirliğinin yolunu açmasıdır. Ancak, mevcut fırsat penceresinin sonsuza kadar açık kalamayacağı herkes tarafından artık idrak edilmelidir. Arzumuz, bugüne kadar sarf edilen çabaların heba edilmemesi, zamanın boşa harcanmamasıdır. Zira, yarım asırlık Kıbrıs sorununa çözüm bulunması için daima yapıcı ve dinamik açılımlar ortaya koyan Kıbrıs Türk tarafının maruz kaldığı haksızlık artık tahammül sınırlarını zorlamakta, vicdanları sızlatmaktadır. Böylelikle, AB açısından da mevcut çarpık durumun giderilmesi ve kapsamlı çözümle Kıbrıs'ta kurulacak yeni ortaklığın 2012'nin ikinci yarısında dönem başkanlığını deruhte etmesi de mümkün olabilecektir.''

Başbakan Erdoğan, bu hedefe ulaşılabilmesi için kapsamlı çözüm anlaşmasının referandumlara sunulması ve onay süreçlerinin de tamamlanarak, yeni ortaklık devletinin dönem başkanlığı sırasında hayata geçirilmiş olması gerektiğini vurguladı. Bunun ise ancak yıl sonuna kadar mevcut süreçte anlaşmanın sağlanmasıyla mümkün olabileceğini kaydeden Erdoğan, ''2012'nin ikinci yarısında Kıbrıs Türkleri'nin de yer alacağı ve bunun sonucunda Türkiye'nin de muhatap kabul edeceği bir dönem başkanlığı sadece Türkiye-AB ilişkilerinde yeni bir olumlu ivme yakalanmasına değil, Avrupa'nın siyasi ve stratejik açılardan daha etkin bir konuma yükselmesine de katkıda bulunabilir. Aksi takdirde, buradan bir kez daha seslenmek istiyorum; Kıbrıs sorunu çözülmeden Rum tarafının 2012'de AB Dönem başkanlığını üstlenmesi halinde, açık net söylüyorum, Türkiye'nin AB ile ilişkileri tamamen donacaktır. 6 aylık Güney Kıbrıs Rum yönetiminin dönem başkanlığında bizim AB ile herhangi bir görüşme yapmamız söz konusu olmayacaktır. AB Dönem Başkanı da olsa Rum tarafıyla aynı masaya oturmamızı hiç kimse bizden beklemesin'' diye konuştu.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Barış harekatıyla Anavatan Türkiye, Kıbrıs Türkünün yok edilmesine yönelik çabaları akim bırakmış, Kıbrıs Türklerinin hak ve hukukunu koruma mücadelesine destek olma azim ve kararlığını ortaya koymuştur'' dedi.

Başbakan Erdoğan, Kıbrıs Barış Harekatı'nın 37. yıl dönümü nedeniyle Barış ve Özgürlük Bayramı kutlamaları çerçevesinde Dr. Fazıl Küçük Caddesi'nde düzenlenen resmi geçit törenine katıldı.

Erdoğan, törende yaptığı konuşmada, Kıbrıs Barış Harekatı'nın 37. yıl dönümü olan bu anlamlı günde Kıbrıs'ta vatandaşlarla birlikte olmaktan büyük mutluluk duyduğunu belirterek Kıbrıs halkını selamladı.

61. Hükümetin Başbakanı olarak ilk dış ziyaretini Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne (KKTC) gerçekleştirmekten memnuniyet duyduğunu anlatan Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:

''Kıbrıs'ın ve Kıbrıslı Türk kardeşlerimizin her zaman gönlümüzde müstesna bir yeri vardır. Sizlere, Kıbrıs Türkünün sevincini her zaman yürekten paylaşan Anavatandaki kardeşlerinizin selam ve sevgilerini getirdim. Bu topraklarda şehit düşen ve gazi olan kardeşlerimizin aziz hatıralarını da bu vesileyle saygıyla ve minnetle yad ediyoruz. Şehitlerimizin ruhları şad olsun, mekanları cennet olsun. Bize kanlarıyla, canlarıyla emanet bıraktıkları bu vatan toprağını sonuna kadar korumak, burada sadece Kıbrıs Türklerinin değil aynı zamanda insanlığın onurunu ve izzetini sonuna kadar savunmak boynumuza borç olsun. Bir kez daha bütün dünya bilsin ki, Kıbrıs Türkleriyle ebedi kardeşliğimiz ve dayanışma ruhumuz ilk günkü kadar taze ve diridir. Sonsuza kadar da böyle devam edecektir.''

Kıbrıs Türkünün hür yaşamak için Ada'nın eşit sahibi olarak varlığını sürdürme hakkı için verdiği mücadelenin dönüm noktasını teşkil eden şerefli bir günü anmak üzere burada bulunduklarını dile getiren Başbakan Erdoğan, ''Barış Harekatıyla Anavatan Türkiye, Kıbrıs Türkünün yok edilmesine yönelik çabaları akim bırakmış, Kıbrıs Türklerinin hak ve hukukunu koruma mücadelesine destek olma azim ve kararlığını ortaya koymuştur'' dedi.



-''KIBRIS TÜRKLERİNİN EŞİTLİK, ÖZGÜRLÜK VE VAR OLMA MÜCADELESİ...''

Kahraman Türk Ordusunun uluslararası antlaşmalardan kaynaklanan hakları kullanarak gerçekleştirdiği Barış Harekatı'nın, Türk Milletinin ayrılmaz bir parçası olan Kıbrıs Türklerinin eşitlik, özgürlük ve var olma mücadelesini Anavatanın her zeminde destekleyeceğini tüm dünyaya gösterdiğini anlatan Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Barış ve Özgürlük Bayramı olan bugünde yaşanan acıları ve ödenen bedelleri unutmadan Ada'nın eşit ortağı olarak Kıbrıs Türk halkının hakkını, hukukunu korumaya devam edeceğimizi ilan ederken barışa olan inanç ve irademizi bir kez daha bütün dünyaya ilan ediyoruz.

Kıbrıs Türkü, Mücahitlerimizden devraldığı kararlılıkla, hür yaşama iradesini ortaya koyarak, insan hakları, hukukun üstünlüğü gibi evrensel değerler üzerinde yükselerek dünya sahnesindeki onurlu yerini almıştır.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti; Hükümetiyle, Meclisiyle, tüm kurum ve kuruluşlarıyla, çağdaş bir devlet olarak bölgesinde barış ve istikrara önemli katkı sağlayacak bir konuma yükselmiştir.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti siyasi ve ekonomik alanlarda bugüne kadar kat ettiği mesafeyi misliyle aşabilecek birikimi ve donanımıyla bizim için de iftihar kaynağıdır. Kıbrıs Türk halkı bu günlere, birlik ve beraberlik içinde milli değerlerine sahip çıkarak gelmiştir.

Herkes emin olsun ki, gönül birliğimizi, dayanışma ruhumuzu ve bu asil milli davaya olan inancımızı muhafaza ettiğimiz sürece aşamayacağımız hiçbir engel yoktur. Türkiye nasıl ki gücünü birleştirerek, omuz omuza vererek yüzyılın en büyük refah ve kalkınma hamlesini, başardıysa Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin vatandaşları da tarih sahnesindeki izzetli yerini alacaktır. Yeter ki, arızi sorunlara takılıp kalmayalım, yeter ki dönemsel sorunları aşabilmek için büyük fotoğraftan, milli davamızdan gözümüzü bir an ayırmayalım.''

-Bıçak kemiğe dayanmak üzere

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Artık bıçak kemiğe dayanmak üzere, kemiğe dayanırsa Türkiye o zaman tavrını oturur Kuzey Kıbrıs ile konuşur, net olarak ortaya koyar ve adımını atar'' dedi.

Başbakan Erdoğan, TRT Haber ve BRT'de canlı yayınlanan programa katılarak, gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Avrupa Birliği sürecine ilişkin bir soru üzerine Erdoğan, Yunanistan'da Karamanlis işbaşında olduğunda bir süreç yaşandığını hatırlattı. Erdoğan, ''Sayın Annan ile bu işi bizim başlatmamız Davos'ta olmuştu. Davos'ta benim kendilerine bir ricam olmuştu. 'Bunu burada başlatalım' diye. Dedi ki, 'Ben bugüne kadar bu işte muvaffak olamadım. Tekrar başlamak istemiyorum. Ne zaman başladıysam hep bu iş geri tepti.' Dedim ki, 'Bakın siz bu işi başlatın göreceksiniz biz Türkler olarak her zaman bir adım önde olacağız.' Öyle deyince, şaşırdı. 'O zaman ben görüşeceğim' dedi. Görüştü ve bize tekrar döndü. 'Başlatalım bu süreci' dedi. Süreç başladı.''



-''DÜRÜSTLÜĞÜMÜZÜN KARŞILIĞINI GÖREMEDİĞİMİZ İÇİN ÜZÜNTÜLÜYÜZ''-

Sürecin Bürgenstock ayağında yapılan çalışmaları anımsatan Erdoğan, şunları kaydetti:

''En son öyle bir noktaya geldik ki, Sayın Annan beraber 'Tamam mı?' dediğinde, biz tabi görüşmeleri falan yaptık, biz 'Tamam' diyoruz, ama karşımızda Karamanlis ve Papadopulos var. Onlar ertelemekten yana. Orada bile kaçamak oynuyorlar. Ben o zaman Sayın Annan'a şunu söyledim. 'Size Davos'ta ne söz verdiysem. O sözün arkasındayım' dedim. Bir adım önde olacağız dedim, bakın bu kadar görüşme yaptık, şu anda imzalar atılacak erteleyelim diyorlar. Türkler ile Rumların ne konumda olduğunu göstermesi bakımından bu çok önemli. Karşımızda Yunanistan ve Güney Kıbrıs var. Bu tarafta da Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti var. Böyle deyince, Sayın Annan 'Bunu imzalamamız gerekir' dedi. İmzalar atıldı. Referandum süreci başladı.''

Referandum sürecinde Türkiye'nin sözünde durduğunu, Güney'in durmadığını belirten Erdoğan, ''Yüzde 75 'Hayır' dediği halde ödüllendiriliyor Avrupa Birliği'ne alınıyor. Yüzde 65 burada 'Evet' dediği halde Avrupa Birliği müktesebatının gereğini yerine getirdiği halde Kuzey Kıbrıs burada dışlanıyor. İşte bizim kanımıza dokunan bu. Biz dürüstlüğümüzün karşılığını göremediğimiz için özellikle bundan dolayı üzüntülüyüz, şuradan da memnunuz, biz haklıyız. Hangi platformda olursa olsun Güney Kıbrıs Rum yönetiminin tek avantajı Avrupa Birliği'ne girmek olmuştur. Ama bunun dışında hiçbir avantajı yoktur'' diye konuştu.

Erdoğan, ''Kuzey Kıbrıs o dik duruşunu aynen devam ettirdiği sürece, Türkiye Kuzey Kıbrıs el ele vermek suretiyle Kuzey Kıbrıs bugün bulunduğu konumdan çok daha güçlü konuma gelecektir. Bunu siyasi, askeri, ekonomik, kültürel, ticari yönden söylüyorum'' dedi.

''Güney Kıbrıs her yönden, gelip gidenler olabilir, şu olur, bu olur, hepsi olabilir, ama bilesiniz ki sırtındaki bu küfeyi hiçbir zaman atamayacaktır'' diyen Erdoğan, ''Schröder'in hatıratındaki küfeyi atamayacaktır; Merkel'in 'Avrupa Birliği'ne Güney Kıbrıs'ı alışımız bir hata olmuştur' tespiti atamayacaktır'' diye konuştu.



-''BUNDAN SONRAKİ SÜREÇ SIFIRLANMIŞTIR''-

''Müzakereler hızlandı, özellikle 2012'nin ikinci yarısı bir milat olacak. O zamana kadar Kıbrıs sorunu çözülmezse, ondan sonrasında ne olacak? Avrupa Birliği Türkiye'yi kaybetme riskini göze alabilir mi?'' sorusu üzerine Erdoğan, kendisinin zamanla ilgili bir açıklamasını olmadığını belirterek, ''Bizim zamanla ilgili açıklamamız... Güney Kıbrıs'ın dönem başkanlığını Avrupa Birliği uygulamaya koyarsa, biz o 6 aylık süreçte her şeyi buzdolabına koyarız. Hiçbir görüşme kesinlikle yapmayız. Çünkü biz hiçbir zaman Güney Kıbrıs Rum yönetimini kendimize muhatap kabul etmiyoruz. Ta ki iş neticelenene kadar. Tavrımız buna yöneliktir'' dedi.

Erdoğan, ''Avrupa Birliği bu konuda yanlışını bildiği halde burada ısrar edişinin altında yatan gerçekleri de biliyoruz. Bu bir zihniyet meselesidir. Bu zihniyetten Avrupa Birliği, dönememenin şu anda bana göre ezikliğini yaşıyor'' diye konuştu.

''Sayın Hristofyas Kıbrıslı gazetecilere dün Ankara'da yaptığınız açıklamaları 'Tehditkar olarak, tahrik edici olarak niteledi. Böyle giderse çözüm olmaz' dedi. Buna bir yanıt vermek istersiniz. Rum tarafına bir mesajınız var mı?'' sorusu üzerine Erdoğan, şöyle konuştu:

''Rumlara mesajım açıkça ortada. Önce sormak lazım, 'Siz Annan Planı'nı kabul ettiniz mi etmediniz mi?' O kadar basit. Onlar Annan Planı'nı reddettiler. Yüzde 75 ile. Şimdi siz bunu reddediyorsunuz, bizden ne bekliyorsunuz? 'Kuzey Kıbrıs'ın tamamını alın' dememizi mi bekliyorsunuz? Çok açık şunu söylüyorum, artık bütün her şey geride kalmıştır. Bundan sonraki süreç sıfırlanmıştır, dolayısıyla bir milattır. Bu görüşmelerde Kuzey ile Güney görüşmelerini yapar, nereye varırlar bilemem. Biz daha önce de kendilerine biliyorsunuz, Kuzey Kıbrıs olarak, gerekli olan başlıkları, hepsini verdik. Ona cevap vermediler. Yine oyaladılar. Şimdi yine oyalama taktiği yapıyorlar. Biz kendilerine her halükarda, oturup bunları konuşabiliriz diyoruz. Garantör ülkelerle beraber konuşalım, beraber oturup konuşalım, ama bizi oyalamayın. Bak devamlı bizi oyalıyorsunuz. Artık bıçak kemiğe dayanmak üzere, kemiğe dayanırsa Türkiye o zaman tavrını oturur Kuzey Kıbrıs ile konuşur, net olarak ortaya koyar ve adımını atar.''



-''BİZ ÇÖZÜM PEŞİNDEYİZ, ONLAR İSE TIKAMA PEŞİNDE''_

Bir gazetecinin ''Eğer iki lider müzakere masasında ortak bir sonuca varırlarsa Türkiye bunun arkasında olacak, bunu söyleyebilir miyiz?'' demesi üzerine Erdoğan, ''Tabi, ne ala. Yeter ki anlaşsınlar'' dedi.

Erdoğan, ''Bizim dediğimiz ne? Adil, kapsamlı, eşit statüde, burası çok önemli, iki kurucu devlet esasına dayalı federatif yapı. Kıbrıs Türk devleti kurucu devlet, Kıbrıs Rum Devleti kurucu devlet. Böyle olmaması halinde kimse bizden herhangi bir şey beklemesin. Onlar kendilerine göre güdecekleri bir Kuzey Kıbrıs bekliyorlar. Yok öyle bir şey, mümkün değil. O zaman biz kendi varlığımızı inkar ederiz'' diye konuştu.

Bu konuda bir şeyin iyi tespit edilmesi gerektiğinin altını çizen Erdoğan, ''Güney Kıbrıs'ın çözüm diye bir derdi var mı? Böyle bir dertleri yok. Biz çözüm peşindeyiz, onlar ise tıkama peşinde. Bakın şimdi önümüzde 19 görüşme yapacaklar. Belki de bu 19 görüşmeyi yapamayacaklar. Niye? Çünkü kendi iç dertleri bu işi yapmaya müsaade etmeyecek. Çünkü, onlar bir şeylere rağmen masaya geliyorlar. Ama biz Kuzey Kıbrıs'ın hukukunu koruma adına masadayız'' dedi.