Advertisement

(A.A.) Dünya genelinde pekçok markanın ürünlerini dokuyarak markaların arkasındaki gizli kahramanlar haline gelen Türk tekstilcisi, fason üretici olmaktan kurtularak kendi markasını oluşturmak istiyor.

Denizli Sanayi Odası (DSO) Yönetim Kurulu Başkanı Müjdat Keçeci, uzun süredir dünya çapında adını duyuran markaların arkasındaki imzanın Türk tekstilcisine ait olduğunu söyledi.

Dünyaya ismini duyuran birçok şirketin, markayı yarattıktan sonra üretim aşamasında Türk tekstilcisini tercih ettiğini belirten Keçeci, şunları söyledi:

''Yaşadığımız dünya, marka dünyası. Elle McPherson, hamilelik döneminde aldığı kilolardan kurtulur kurtulmaz, çok sevdiği Gucci marka kemer kullanmaya başlıyor. Elle MacPherson, Gucci'den asla vazgeçemeyeceğini söylüyor. Caprice'in giysilerinin hepsi Dolce-Gabbana etiketini taşıyor. Normal vatandaşların ünlülerden pek farkı yok, onlar da markaların yer aldığı kıyafetleri giymeye özen gösteriyor. Böyle olunca da markalar para kazanıyor. Markalar ismini oluşturduktan sonra üretimini devam ettirecek işçiler arıyor. İşçi arayışında güven önemli, eğer isminize leke getirecek bir ürüne imza atarsanız, bir daha güven sağlamak güç. Onun için markalar yetenek avcısı olarak işi doğru yapabilecek ustalar arıyor. Ünlü markaların isimsiz güvenilir ustaları da Türkiye'den çıkıyor.''

Türkiye'de çok ünlü marka bulunmadığını ifade eden Keçeci, ''Markalarımızı yaratmamız lazım. Ama bu da hemen 'Hadi marka çıkaralım' demekle olmuyor. Belli bir birikim, incelik ve farklılık gerekiyor. İyi bir fason üreticisi olduğumuz kesin, yalnız bizi böyleyken kimse tanımaz, bilmez. Acilen adımızı dünyaya duyuracak markalar oluşturmamız lazım. Ünlü markaları inceleyerek, kendi kültürümüzü katarak, yeni markalar çıkarabileceğimize inanıyorum'' diye konuştu.

Denizli Tekstil ve Giyim Sanayicileri Derneği (DETGİS) Başkanı İsa Dal ise Türk tekstilinin, ihracatta yüksek nitelikli fason konumunda olduğunu belirterek şunları söyledi:

''Baktığımız zaman birçok firmanın havlusunu, bornozunu, bezini dokuyoruz ama çok bilinen markalarımız yok. Biz markların mutfağı konumundayız. Adımızı duyurmak için tasarım ve modada etkin bir hale gelmemiz gerekiyor. Tasarım ve modada adımızı duyuramadığımız müddetçe, uluslararası platformda nitelikli fason üretim merkezi olarak değerlendirilmeye devam edeceğiz. Biz uluslararası alıcıların, moda olan tasarımları satın almaya gelecekleri, moda kümelenmesini tamamlamış bir endüstri olmaya çalışmalıyız. Tekstil üretiminin en küçük birimi olan fason atölyesine varıncaya kadar, tasarım bilincini yerleştirmek için çalışmalıyız. Böylelikle Pakistan'ın Lahor kentiyle değil, İtalya'nın Milano kentiyle eşdeğer niteliğe kavuşmuş olacağız.''

Dal, ABD, İngiltere, Fransa, Almanya, Hollanda, İtalya'da Victoria Secret, Diesel Christian Dior, Champion, Calvin Klein, Donna Karan, Esprit, Giorgio Armani, Gucci, Gianni Versace, Lacoste, Laura Ashley, Adidas, Nike, Puma, Pierre Cardin, Tommy Hilfiger, Yves Saint Laurent, Mango, Zara gibi ünlü markaların birçok ürününün Türk tekstilcisinin elinden geçtiğini sözlerine ekledi.