Advertisement

İstanbul 5. Asliye Hukuk Mahkemesindeki duruşmada, davacı Defne Joy Foster'ın eşi İlker Yasin Solmaz ile taraf avukatları hazır bulundu.

Hakim Nesrin Merih Göçer, davacılardan İlker Yasin Solmaz'ın Defne Joy Foster'ın eşi, Hatice Foster'ın ise annesi olduğunu, davalı Hıncal Uluç tarafından yazının Foster'ın ölümünden henüz iki gün geçtikten sonra acının en yoğun zamanda kaleme alındığını belirtti.

Dava konusu yazıda, evli ve çocuklu olan Defne Joy Foster'ın, başka bir erkeğin evinde ölmesi nedeniyle ahlaki sorgulama yapıldığını belirten hakim Göçer, ''Su testisi su yolunda kırılır'' denilerek, Foster'in, sürekli böyle bir hayat sürdüğü imasıyla bütün geçmişinin zan altında bırakıldığını, oysa özel hayatın gizli olduğunu söyledi.

Hakim Nesrin Merih Göçer, ölen kişinin tanınan biri olması, özel hayatın ve ahlaki değerlerinin kamuoyu ile bu şekilde paylaşılması ve tartışılmasının gerekmediğini, bu olaydan en olumsuz şekilde etkilenecek ilk kişinin davacı eş olduğunu, davalı yazarın yaşı, mesleki kıdemi ve yaşam tecrübesi göz önüne alındığında, dava konusu yazıda, Defne Joy Foster için kullandığı ifadelerin, eş ve anne olan davacıları incitebileceğini düşünmesi gerektiğini ifade etti.

Yazıda 18 aylık bebeğin, babasından annesini anlatmasını istediğinde, babasının ona ne anlatacağı konusunda kaygı dile getirilmesine rağmen bu yazının o bebeğe annesiyle ilgili bırakılan en ağır yazılı belgelerden biri olduğunun da bir gerçek olduğunu dile getiren hakim Göçer, ölüm olayının meydana geldiği evde bulunan dava dışı üçüncü şahıs için kullanılan, ''sor bakalım kerataya evli barklı ve çocuklu kadını niye götürmüş evine'' biçimindeki üçüncü şahıs için belli belirsiz bir sempati, olayı hafifseme ve ayrımcılık içeren ifadelerle birlikte yazının bir bütün halinde değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.

Hakim Nesrin Merih Göçer, Defne Joy Foster'ın aşağılandığını ve eş ile anne olan davacıların en yakınlarına yapılan bu ithamlar nedeniyle Hıncal Uluç'un, Hatice Foster'a ve İlker Yasin Solmaz'a 10 biner liralık manevi tazminat ödemeye mahkum edilmesine karar verdi.

BU HABERE YORUM YAZ
 
13 Eylül 2011 Salı, 14:59 Misafir bir insan başka bir erkeğin evinde öldü diye bu kadar ağır bir ithamı hak etmiyor kanımca. böyle bir yazı mahalle kadınlarının dedikodusundan öte geçememiş. ayrıca o kişinin ölmüş olması ve bizim toplumuzda ölüye saygı duyulması ve arkadasından konuşulmasının hoş bir davranış olmadığını düşünürsek hıcal uluç başkasının ahlakını eleştirirken kendisi pekde ahlaklı davranamamış
13 Eylül 2011 Salı, 13:30 Misafir hıncal uluç un o yazısını okuduğumda çok şaşırmıştım. bu kadar doğru şeyler yazabileceğini zannetmiyordum. demek ki tanıyamamışım.