Advertisement

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Türkiye'nin de Almanya'nın da vasıflı eleman ihtiyacı olduğunu belirterek, ''Dolayısıyla kimse şöyle düşünmesin: Türkiye'den kapıları açarsak herkes koşup Almanya'ya gelecek. İnanın ki böyle bir şey söz konusu değil, olamaz'' dedi.

Cumhurbaşkanı Gül ve Almanya Cumhurbaşkanı Christian Wulff, Ritz Carlton Otel'de gerçekleştirilen Türk-Alman İş Forumu'na katılarak birer konuşma yaptılar.

Toplantıda konuşan Cumhurbaşkanı Gül, programın sunucusunun hem Türkçe'yi hem de Almanca'yı güzel bir şekilde konuştuğunu dile getirerek, ''Bizim istediğimiz de bu. Kendi ana dilini de öğrenebilir, diğer dili de aksansız konuşabilir. Bir insanın iki ana dili olabilir. Almanya'da bütün Türklerin yapması gereken bu'' diye konuştu.

Gül, Türk ve Alman taraflarının bu konuda teşvik edici olması gerektiğine dikkati çekti.

Resmi ve gayri resmi temasların güzel geçtiğini belirten Gül, bu pozitif iklimin iş dünyasında da olumlu yansımalarının olacağını söyledi.

Almanya Cumhurbaşkanı Wulff ile dün akşam Türk mahallesine gittiklerini hatırlatan Gül, ''Orada da herkesin ne kadar mutlu olduğunu gördük. Bizlerin görevi bu, liderlik yapıp iki ülke arasındaki dostuluğu pekiştirmek, işbirliğini geliştirmek, çevremize faydalı olmak. Bu doğrultuda baktığımızda Türkiye ve Almanya arasında çok büyük potansiyel var'' diye konuştu.

Türklerin ve Almanların tarihi müttefik olduğunu vurgulayan Gül, Avrupa'da bütün milletlerin bir dönem birbirleriyle mücadele ettiğini, ancak birbiriyle savaşmayan nadir milletlerin Türkler ve Almanlar olduğunu söyledi.

Bu işbirliğinin çok güçlü bir şekilde devam ettiğini belirten Gül, ''Bize düşen bu pozitif, sağlam zemin üzerinde somut neticeler ve yeni işbirliği alanlarını bulmak ve çıkartmak'' dedi.

İki ülke arasındaki ticari ilişkilerin çok eskiye dayandığını vurgulayan Gül, Türkiye ile Almanya arasında ilk ticaret anlaşmasının 1840'ta yapıldığını, o yıllarda Türkiye'nin dış ticaretinin yüzde 42'sinin Almanya ile yapıldığını anlattı.

Gül, ''Bugün de baktığımızda Türkiye'nin en büyük ticaret ortağı yine Almanya. Bu, şunu gösteriyor; ilişkilerimiz geçici ve konjonktürel değil. İlişkilerimiz geçmişten geliyor ve sağlam bir mecrada devam ediyor. O bakımdan, ben gelecek ile ilgili atıflar yaparken bunu hayali olarak söylemiyorum, inanarak söylüyorum'' diye konuştu.



-''NASIL BU NOKTAYA GELİNMİŞ, İNSAN HAYRET EDİYOR''-



Türkiye'nin daha önceki yıllarda şartlarının çok müsait olmamasının bir sorun teşkil ettiğini dile getiren Gül, ancak son 10 yılda siyasi, hukuki ve ekonomik alanda çok köklü reformlar yapıldığını, Türkiye'yi bunların çok değiştirdiğini söyledi.

Bugünün 10, 20 sene önceye göre çok farklı olduğunu belirten Gül, İstanbul, Ankara gibi şehirlerin aynı durumda olduğunu, ancak buralardaki yolların, insanların hayat seviyesinin çok değiştiğini kaydetti.

Gül, bugünkü Türkiye'nin bazı AB üyesi ülkelerden altyapı bakımından ve sağlam ekonomi açısından çok daha ileride olduğuna inandığını söyledi.

Cumhurbaşkanı Gül, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Büyük bir kıvançla şunu da söylemek istiyorum ki: Bugün Avrupa'nın iki tane sağlıklı ekonomisi var, iki sağlıklı ekonomisi var, Almanya ile Türkiye Cumhuriyeti. Rakamlara baktığımızda bunu açıkça görüyoruz. Avrupa Birliği, bugün niçin büyük krizlerle karşı karşıya. Birçok üye ülke niçin büyük problemler çekiyor. Gayet açık. Çok büyük borçlanmalar var. Gayri Safi Milli Hasılaları'nın yüzde 100'ü, yüzde 120'si büyüklüğünde borçları olan ülkeler var. Nasıl bu noktaya gelinmiş, insan hayret ediyor. İnanılmaz büyük bütçe açıkları var. Faizleri baktığımızda yine aynı şekilde.''

Türkiye'nin bütçe açığının 2.8 seviyesinde olduğunu ve bunun Maastrich Kriteri'nin altında olduğunu vurgulayan Gül, Türkiye'nin borç yükünün yüzde 40, borç faizinin ise yüzde 8 olduğunu anlattı.

Türkiye'de hızlı büyümeden dolayı işsizlik rakamlarının düştüğünü ifade eden Gül, Almanya'da da bu rakamların pozitif olduğunu kaydetti.

İki ülke arasındaki işbirliği imkanının, hukuki altyapının birbirine uygun hale getirilmesi sonucu daha da fazla olduğuna işaret etti.

''Onun için işbirliğinin bugün daha büyük olduğunu söylüyorum. Bunu söylerken sadece arzu olarak ifade etmiyorum. Ticaretimizin ne kadar geliştiğini de memnuniyetle görüyoruz. Geçen seneye göre ticaretimiz yüzde 38 artmış. Bu, şu demektir ki ileride daha da çok artacak'' diye konuşan Gül, bugün imzalanan Çifte Vergilendirmenin Önlenmesi Anlaşması'nın da bu artışa katkı sağlayacağını ifade etti.

İşadamlarından, sadece sanayi, turizm gibi alanlarda değil, geleceğin iş alanları ile ilgili de yatırım yapılmasının düşünülmesini isteyen Gül, teknoloji, bilim, kültür, araştırma gibi alanlara yoğunlaşılması gerektiğine işaret etti.

Cumhurbaşkanı Gül, şöyle konuştu:

''Enerji bizim için çok önemli, stratejik bir alandır. Çünkü Türkiye, petrol ve gazda tamamen dışarıya bağımlı. Onun için güneş enerjisi ve alternatif diğer enerjilere çok önem veriyoruz. Almanya'nın güneş enerjisine ne kadar çok yatırım yaptığını, ne kadar araştırmaları olduğunu biliyoruz. Halbuki Almanya'nın bildiğim kadarıyla güneş enerjisi potansiyeli Türkiye'nin dörtte biri kadardır, coğrafi şartlardan dolayı. Siz eğer bu kadar yatırım yapıyorsanız demek ki bizim bununla daha çok ilgilenmemiz gerekir, daha çok potansiyel olduğu için. Bütün bu alanlarda hep beraber çalışmamız gerektiğine inanıyorum.''



-TÜRK-ALMAN ÜNİVERSİTESİ-



Alman Cumhurbaşkanı Wulff ile Türk-Alman Üniversitesi'nin temelini attıklarını anımsatan Gül, üniversitenin önümüzdeki yıl öğrenci almaya başlayacağını belirtti.

Bu üniversitenin Almanya'nın en iyi üniversitelerinden birisi olmasına özellikle önem verdiğini söyleyen Gül, Türk ve Alman iş adamlarından bu üniversitenin başarılı olması için gayret göstermelerini istedi.

Bu üniversitenin mezunlarından en çok iş adamlarının faydalanacağını hatırlatan Gül, iş adamlarının, öğretim üyelerinin desteklenmesi konusunda katkı sağlayabileceğini söyledi.

İşbirliği alanlarının çok olduğunu tekrarlayan Gül, hükümet ile yaptığı görüşmelerin de çok olumlu olduğunu ifade etti.

Gül, ''Şimdi bunun üzerinden yürümek gerekiyor. Yürümek için de yapılacak iş nedir? Sizlerin daha çok çalışması. Bunun sadece Türkiye'de ya da Almanya'da olması şart değildir. Türkiye'de 4 bin 500 Alman şirketin olduğunu biliyorum. Almanya'da da Türklerin şirketlerinin cirolarının 35 milyar avroya ulaştığını biliyorum ama Almanya'da Türklerin daha çok yatırım yapabileceğine inanıyorum'' dedi.

Berlin Eyalet Başbakanı Klaus Wowereit ile yaptığı görüşmede, Wowereit'ın ''Türklerin daha fazla yatırım yapma imkanlarını neden harekete geçirmediklerini'' sorduğunu belirten Gül, herkesin yatırım yapılan alanların dışındaki konuları da düşünmesi gerektiğini ifade etti.



-''BİZ DE, SİZ DE VASIFLI ELEMAN İHTİYACI ÇEKİYORUZ''



Üçüncü ülkelerde yapılacak yatırımların çok iyi bir alan olduğuna inandığını dile getiren Gül, Türkiye ve Almanya'nın Orta Doğu ve Orta Asya'daki tarihi ilgisinin malum olduğunu söyledi. Hicaz Demiryolunu, Haydarpaşa Garı'nı Almanlar ve Türkler'in birlikte yaptığını belirten Gül, Türkiye ile Çin'i bağlayacak, İstanbul'dan Körfez ülkelerine ulaşacak projelerin olduğunu, bunların Alman yatırımcıların ilgisini çekebileceğini söyledi.

Gül, sözlerini şöyle sürdürdü:

''İlişkilerimizde büyük düşünmeniz gerekir. Göçün ortaya çıkarttığı 3 milyon insanın yaşadığı bir ortamda bazı negatif olaylar da olacaktır. Uyumla ilgili çeşitli karşılıklı şikayetler de vardır. Ama bu olumlu ortam ve yapıcı bakış içerisinde bütün bunların çözülebileceği inancındayım.

Türkiye, göç almaya başlayan bir ülke. Biz Türk üniversitelerini herkese açtık. Türkiye'de her meslekten insan dışarıdan da gelerek çalışabiliyor. Bildiğim kadarıyla Almanya'dan Türkiye'ye geri dönüş başladı. Biz de, siz de vasıflı eleman ihtiyacı çekiyoruz. Dolayısıyla kimse şöyle düşünmesin, belki daha önceki yıllarda böyle düşünülebilirdi. 'Türkiye'den kapıları açarsak herkes koşup Almanya'ya gelecek.' İnanın ki böyle bir şey söz konusu değil, olamaz ama pozitif, yapıcı baktığımızda mevcut problemleri de çözme konusunda karşılıklı irademiz olduğunu görüyorum. Bunun için biz ilişkilerimize çok daha büyük işbirliği imkanları ve çıkarlar zemini içerisinde yaklaşırsak bunun neticesinin iyi olacağına inanıyorum.''



-TÜRKİYE'NİN AB ÜYELİĞİ-



Türkiye'nin AB'ye üyelik sürecine de değinen Gül, Türkiye'nin kendi üzerine düşenleri bitirdikten sonra, AB üyeliğinin söz konusu olacağını belirtti.

Cumhurbaşkanı Gül, ''Bu konuda da hiçbir endişe ve korkuya gerek kalmadığı kanaatindeyim. Belki şöyle de olabilir, ileride bu gün karşı çıkanlar 'Türkiye Avrupa Birliği'ne aman üye olsun' diyebilirler. Türk halkı farklı düşünebilir. Zorlama ile hiçbir şeyin olacağına inanmıyorum. Verilen sözlerin yerine getirilmesi bizim için yeterli şarttır. Tam üyeliği günü geldiğinde konuşuruz. Türkiye eğer Avrupa için gerçekten bir değerse o zaman Avrupa Birliği devletleri ve halkları 'evet' der. Eğer, değer ifade etmiyorsa biz de onu saygıyla karşılarız ama bugünkü süreci çeşitli vesilelerle yavaşlatmak veya durdurmak çok samimi bir davranış olmuyor ve bizi rencide ediyor'' diye konuştu.

Almanya'ya Türkiye'nin AB'ye üyelik süreciyle ilgili desteğinden dolayı teşekkür eden Cumhurbaşkanı Gül, en çok faslın Almanya'nın dönem başkanlığında açıldığını söyledi. Gül, ''Bazı üye ülkeler var ki onlar açıkça bir gerekçe göstermiyorlar, farklı gerekçelerin arkasına sığınarak engellemeler yapıyorlar. Bu bizi açıkçası rencide ediyor'' dedi.

Cumhurbaşkanı Gül, sözlerini sonlandırırken, geçmişten gelen dostluğu olan ve bugün yakın işbirliği içinde bulunan iki ülke olarak Türkiye ve Almanya'nın geleceğinin de çok sağlam olacağına inandığını belirtti.

Konuşmaların ardından, Türk Alman Ticaret ve Sanayi Odası tarafından hazırlanan ve başarılı Türklerin öykülerinin yer aldığı ''Zirvedekiler'' kitabı Cumhurbaşkanı Gül ve Alman Cumhurbaşkanı Wulff'a takdim edildi.