Advertisement

-BDDK BANKACILIK SEKTÖRÜ BASEL II İLERLEME RAPORU



ANKARA (A.A) - 20.09.2011 - Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), Eylül-2011 Bankacılık Sektörü Basel II İlerleme Raporu'nda, bankacılık sektörünün yüzde 99'unun CRD/Basel II çalışmalarını yürütecek üst yönetimini ve birimlerini oluşturduğu kaydedildi.

BDDK, Basel II uygulamalarına yönelik olarak bankaların çalışmalarını izlemek amacıyla düzenlenen anketlere verilen cevaplar esas alınarak hazırlanan, Bankacılık Sektörü Basel II İlerleme Raporu-Eylül 2011'i yayımladı.

Bankaların CRD/Basel II'ye Geçişine İlişkin İlerleme Anketine bankalarca Haziran 2011 dönemi baz alınarak verilen cevaplar kullanılarak hazırlanan rapora göre, Türk bankacılık sektörü toplam aktif büyüklüğünün yüzde 46,2'sini oluşturan bankaların bireysel bazda, yüzde 27,9'unu oluşturan bankaların ise konsolide bazda CRD/Basel II'ye geçişe ilişkin strateji ve politikalarını yönetim kurullarının onayına sundukları veya söz konusu strateji ve politikaları yönetim kurullarına onaylatarak uygulamaya koydu. Bankacılık sektörünün yüzde 99'u CRD/Basel II çalışmalarını yürütecek üst yönetimini ve birimlerini oluşturdu, yüzde 79'u sorumlu personelini, yüzde 65'i ise komitelerini belirledi.

Bankaların CRD/Basel II'ye uyum durumu anketler üzerinden incelendiğinde kredi riskinde bankaların yüzde 54'ü temel içsel derecelendirmeye dayalı yaklaşıma ve yüzde 46'sı ileri içsel derecelendirmeye dayalı yaklaşıma yüzde 50-100 arasında uyum sağlarken, bankaların hemen hemen tamamı menkul kıymetleştirmede (ileri yöntemler) yüzde 50'den düşük uyum sağladı. Piyasa riskinde içsel ölçüm yöntemlerinde büyük ölçüde (yüzde 75-yüzde 100) uyumlu olan bankaların oranı yüzde 94 olurken, operasyonel riskte standart yaklaşımda yüzde 75-100 arasında uyum sağlayan bankaların oranı yüzde 36'da kaldı.

CRD/Basel II ile ilgili karşılaşılan sorunlara ve kısıtlara bakıldığında bankaların öncelikli engelinin veri eksikliği olduğu belirtilen raporda, şöyle denildi:

''Bu kısıtı, mevzuattaki belirsizlikler ve teknolojide karşılaşılan sorunlar takip etmektedir. CRD/Basel II uygulamasına ilişkin olarak son altı aydaki gelişmelerin nasıl değerlendirildiğine bakıldığında, en olumlu olarak değerlendirilen gelişme Basel II düzenleme taslaklarının ve raporlama formlarının yayımlanması, en olumsuz olarak değerlendirilen gelişme ise Basel II'ye geçiş sürecinde derecelendirme kuruluşlarına ilişkin belirsizlikler olmuştur.

Kredi riskinin hesaplanmasında, bankaların büyük bir kısmı uygulamanın başlamasını takip eden 2 yıl içerisinde farklı portföyler bazında ileri yöntemlere geçmeyi planlamakta, bu çalışmalar kapsamında veri biriktirmekte, yine büyük kısmı stres testleri uygulamakta ve bankaların tamamına yakını kredi riski analiz sonuçlarını karar alma süreçlerinde kullanmaktadır. Operasyonel risk hesaplamasında bankaların büyük çoğunluğu nihai olarak ileri ölçüm yaklaşımını hedeflemekte ve bu kapsamda veri biriktirmektedir. Piyasa risklerinin ölçümünde bankaların tamamına yakını içsel modeller kullanmakta, stres testleri uygulamakta, analiz sonuçlarını karar alma süreçlerinde kullanmakta ve sektörün yüzde 83'ü yasal sermaye hesaplamalarında içsel model kullanımını planlamaktadır''

Raporda, CRD/Basel II ile ilgili olarak, bankacılık sektörü toplam aktif büyüklüğünün yüzde 1,6'sını oluşturan bankaların ekonomik sermaye tahsisi uygulamasına gerek görmediği, yüzde 4'ünün ekonomik sermaye tahsisini uyguladığı, kalan kısmın ise konuya ilişkin çalışmalarını sürdürdüğü ifade edildi. Bankaların ikinci yapısal blok kapsamında ele alınan yapısal faiz oranı riski, likidite riski ve yoğunlaşma risklerini çoğunlukla tanımladıkları, karşı taraf kredi riski ve spesifik riske ilişkin çalışmalarına devam ettikleri belirtilen raporda, Basel III konusunda ise bankaların uluslararası gelişmeleri takip ettiği belirtildi.