Advertisement

Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, ''Benim özellikle vermek istediğim mesaj; mutlaka kişilerin, vatandaşımızın, sanayicilerimizin borçlanmalarını, mutlaka gelir çeşidine göre yapması, gelire göre borçlanmasını gerçekleştirmesidir. Bu, ekonominin temel kuralıdır'' dedi.

Çağlayan, İstanbul Finans Zirvesi sırasında gazetecilerin sorularını yanıtlarken, dolardaki dalgalanmaya ilişkin sorular üzerine, hükümet olarak kur rejimini çok net şekilde belirlediklerini, Türkiye'nin serbest dalgalı bir kur rejimine sahip olduğunu söyledi.

Uluslararası konjonktürel gelişmeler, özellikle Avrupa'da yaşanan gelişmeler, Yunanistan'ın borç yükümlülüklerini yerine getirip getirmeyeceği, borç yükümlülüklerini yerine getiremezse Yunanistan'ı geçmişte finanse etmiş, elinde çok önemli Yunanistan'ın kamu kağıtlarının bulunduğu ülkelerde olabilecek bazı ekonomik gelişmeler dikkate alındığında Avrupa'nın ve dünyanın içinde bulunduğu ortamda ciddi sıkıntılarla karşıya karşıya olduğunun görüldüğüne dikkati çeken Çağlayan, şöyle konuştu:

''Böyle bir ortamda da dünya ekonomisinin önemli bir oyuncusu olan, küresel bir oyuncu olan Türkiye'nin tabii ki ekonomik değerlerinde zaman zaman dalgalanmalar olacaktır. Serbest dalgalı kur rejimi yaşayan ülkemiz de dolarda bu gelişmelerden öyle veya böyle etkileniyor, etkilenmektedir. Ancak Türkiye açısından panik oluşturacak, herhangi bir sıkıntıya sokacak durum mevcut değildir. Türkiye, stabil bir şekilde seyrine devam etmektedir. Bu konuyla ilgili gerektiğinde müdahaleyi yapacak olan kurullarımız, kurumlarımız iş başındadır. Gerek Merkez Bankamız, gerek BDDK bu konuda alınabilecek tüm tedbirleri gerektiği hallerde, gerek gördüğü hallerde alıyor, almaya devam ediyor. Bu çerçevede benim özellikle vermek istediğim mesaj; kişilerin, vatandaşımızın, sanayicilerimizin borçlanmalarını, mutlaka gelir çeşidine göre yapması, gelire göre borçlanmasını gerçekleştirmesidir. Bu, ekonominin temel kuralıdır. İster şahıs olsun, ister aile bütçesi olsun, ister şirket bütçesi, ister devlet bütçesi... Mutlaka girdiye göre siz çıktılarınızı ayarlamak durumundasınız.''

Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, ''Sanıyorum önümüzdeki 10-15 gün içinde bir ticaret ve müteahhitlik heyeti ile birlikte Libya'da önemli bir ziyaret gerçekleştireceğiz'' dedi.

Çağlayan, İstanbul Finans Zirvesi sırasında gazetecilerin sorularını yanıtlarken, son 7 yıldır Türkiye'deki Döviz rakamlarının herkesçe görüldüğünü, TL'nin aşırı değerlenmesi kadar aşırı değer kaybetmesinin de ekonomi açısından istenen durumlar olmadığını söyledi.

Avrupa'da yaşanan krizde tedbir almakta geciken Avrupa'da Almanya ve Fransa'nın belirleyici konumda olduğunun altını çizen Çağlayan, AB ülkeleri ve IMF'nin alacağı, vereceği somut kararların büyük önem taşıdığını ifade etti.

Yunanistan Hükümetinin bu konuda alacağı somut önerilerle beraber bu işin düzelme seyrine girmesi gerektiği temennisinde bulunan Çağlayan, şöyle devam etti:

''Bu, çok kolay, çok çabuk çözülecek bir problem gibi gözükmüyor. Avrupa ekonomisi bir dönem daha bu sıkıntıları yaşamaya devam edecektir. Bugün yaşanan aslında bir ekonomik tsunamidir. Bugün yaşanan, dünyada 2008'de ABD'de konut piyasasında başlayan krizin hala Avrupa'da devam ettiğinin göstergesidir. Sayın Başbakanımızın 2009 yılında söylemiş olduğu, 'küresel kriz Türkiye'yi teğet geçecek' ifadesi bugün Türkiye tarafından, dünya tarafından tescil edilmiştir. Bakın Avrupa'nın birçok ülkesinde hala kriz devam ederken, bugün Türkiye şükürler olsun, bir taraftan işsizliğini yüzde 9,2'ye kadar düşüren, ilk yarıda yüzde 10,2 büyüme gerçekleştiren dışarıdan doğrudan sermaye girişlerini alan önemli bir ülke haline gelmiştir.''

Çağlayan, Libya ile ilgili bir soru üzerine, Libya'nın çeşitli ülkelerdeki bankalarda yaklaşık 170 milyar dolar nakit parası bulunduğunu hatırlattı.

BM'nin aldığı karar ve yaptığı uygulama neticesinde Libya devletinin artık bu paranın kendilerine verilmesini istediğini belirten Çağlayan, şöyle devam etti:

''Çünkü Libya'nın yeniden altyapı ve üst yapı yatırımlarına ihtiyacı var. Gıda konusunda ciddi alımlara ve desteklere ihtiyaç var. Bugün Libya devletinin 168 milyar dolar parasını bloke eden bu Avrupa'nın güya medeni ülkeleri, bu paraları kendileri kullanıyor. Bunlardan elde etmiş oldukları nemaları hiçbir şekilde Libya devletine ve halkına vermeden topu taca çıkartıyorlar. Yani zaman kazanmaya çalışıyorlar. Çünkü bu 168 milyar dolar bir kaldıraç etkisiyle 1 trilyon dolarlık bir kredi pastasını oluşturan bir yapıya sahiptir. Libyalılar'ın alın teri olan bu paralar geri verilmeli.''

Libya devletinin Türkiye'de son derece az parası olduğunu bildiren Çağlayan, ''Ki biz bırakın bu paranın geri verilmesini, biliyorsunuz en zor zamanlarında Libya'daki kardeşlerimize sıkıntılarının bertarafı için 300 milyon dolarlık finansman desteği verdik. 100 milyon doları geçen bayramda nakit olarak bizzat Libya'ya götürerek oradaki insanlara verdik'' dedi.

Libya'da ulusal geçici konseyin kurulduğunu anımsatan Çağlayan, yapılan temasları hatırlattı. Türkiye'nin Libya'ya olan ilgisinin halen sürdüğünü de ifade eden Çağlayan, Libya'nın yeniden yapılanmasında Türkiye'nin önemli rol üstleneceğini anlattı.

Bu konuda Başbakan Erdoğan'ın talimatıyla başlayan çalışmalara değinen Çağlayan, Libya'da 8 ayrı şehirdeki okulların onarımlarına başlayacaklarını, hastanelerin onarımlarının da devam ettiğini söyledi.

Çağlayan, ''Sanıyorum önümüzdeki 10-15 gün içinde de bir ticaret ve müteahhitlik heyeti ile birlikte Libya'da önemli bir ziyaret gerçekleştireceğiz'' dedi.

Küresel ekonomide durgunluk yaşanırken Türkiye'nin büyümesine ilişkin bir soruyu da Çağlayan, şöyle cevapladı:

''Türkiye son derece güçlü ve dinamik bir ülke. Bir taraftan iç pazarıyla büyürken bir taraftan da ihracatı artan ve gelişen bir ülke. Bu yıl dünyadaki birçok olumsuzluğa ve Avrupa pazarında yaşanan birçok sıkıntıya rağmen ihracatımızda bir Cumhuriyet tarihi rekoru kıracağız. Bu yıl ihracatımız 135 milyar dolar seviyesinde olacaktır.''

Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, ''Türkiye'yi AB'ye üye yaptırmak için 99 takla attıran, vize uygulayan, haksız rekabet yaratan, mallarınızın girişini engelleyen ve Türk iş adamının serbest dolaşma hakkını gasp eden, bugün hala 'ucu açık', 'ucu kapalı' gibi safsatalarla Türkiye'nin AB'ye girmesini engelleyen AB, bugün ektiğini biçiyor'' dedi.

Kocaeli Sanayi Odasının (KSO) Meclis Toplantısında konuşan Çağlayan, Türkiye'nin Cumhuriyet tarihinde görülmediği kadar, dünya üzerinde önemli bir başarı hikayesi olan, rol model olan ülke haline geldiğini söyledi.

Bunu bir siyasetçi olarak değil, sanayici, mühendis, sanayi odası başkanlığı yapmış biri olarak söylediğini dile getiren Çağlayan, Türkiye'nin 10 yıl öncesiyle kıyasla bugün sağlam yapıya kavuştuğunu kaydetti.

Dünyanın bir çok ekonomisinde ciddi krizlerin yaşandığını hatırlatan Çağlayan, ''Avrupa ekonomisi ne yapacaksa bir an önce yapmalıdır? Ama Avrupa şu anda ne yapacağını, bu işin nereye gideceğini bilmiyor. Alışkın olmadıkları, görmedikleri bir krizle karşı karşıyalar'' diye konuştu.

Avrupa'nın yaşamış olduğu bu sıkıntının, kolay kolay çözülecekmiş gibi gözükmediğine dikkati çeken Çağlayan, özellikle Yunanistan'ın borç batağı içinde bulunduğunu, diğer taraftan Portekiz, İspanya, İtalya ve İrlanda'nın da zor durumda olduğunu vurguladı.

Bunun aslında hovardalığın bir bedeli olduğunu dile getiren Çağlayan, şöyle devam etti:

''Türkiye'yi AB'ye üye yaptırmak için 99 takla attıran, vize uygulayan, haksız rekabet yaratan, mallarınızın girişini engelleyen ve Türk iş adamının serbest dolaşma hakkını gasp eden, bugün hala 'ucu açık', 'ucu kapalı' gibi safsatalarla Türkiye'nin AB'ye girmesini engelleyen AB, bugün ektiğini biçiyor. İspanya'ya, Portekiz'e, Yunanistan'a 40-50 milyar Avro'lar verenler, bugün bunu nasıl geri alacağının, bundan nasıl sıyrılacağının hesabını yapıyor. Borç yiyen kesesinden yer. Şimdi herkes yediğinin faturasını ödüyor. 1 milyon dolar için IMF kapısında bekledik, bekletildik. Avrupa, Yunanistan'da kriz başladığı dönemde, krizle ilgili tedbir almak yerine sadece konuşmuştur. Almanya, Fransa bu işi sadece konuşan, tedbir almakta geciken ülkeler olmuştur. Şimdi gelinen noktada Yunanistan'ın borçlarını ödeyip, ödeyemeyeceği konusu yoğun tartışma içindedir. Yunanistan'ın iflas edip etmeyeceği yoğun tartışma içindedir. Yunanistan'ın yaşadığı sıkıntıyı, Yunanistan'ın kağıtlarına yatırım yapan Fransa gibi ülkeler daha fazla yaşıyor. ABD'de 2008 yılında emlak piyasasında ortaya çıkan krizin etkisini tüm dünya yaşıyor.''

-KÜRESEL EKONOMİK KRİZ-

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın 2009'da ''Küresel kriz Türkiye'yi teğet geçecek'' dediği zaman bıyık altından gülenleri çok iyi hatırladığını ifade eden Çağlayan, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Bununla alay edenleri çok iyi hatırlıyorum. Bir ülkenin Başbakanı 'eyvah batıyoruz mu' diyecek. Demeyecek ama biz Türk ekonomisinin nerede olduğunu, hangi değerlere sahip olduğumuzu, ne yaptığımızı ve neyi ne zaman devreye sokacağımızı bilen bir yapı içindeyiz. Bunun rahatlığı içindeydik. Bugün Türkiye, küresel krizin teğet geçtiği ama bunun yanı sıra Avrupa ülkelerinde hala bu krizin devam ettiği bir ortamda bulunuyor. 2008 yılında başlayan kriz hala Avrupa'da, Amerika'da devam ediyor ama buna karşılık şükürler olsun Türkiye 2010 yılının ilk çeyreğinde dünyada büyüme şampiyonu oldu.''

-TÜRKİYE'NİN BÜYÜME ORANI-

Türkiye üzerinden hesap yapan, Türkiye üzerinden faizle beslenenlerin Merkez Bankası'na farklı taktiklerle baskı yapıp faizleri artırma çabası içinde olduklarını dile getiren Çağlayan, ''büyümeyi durdurun yoksa iflaslarınız artar'' çığırtkanlığına rağmen Türkiye'nin ilk çeyrekte yüzde 11,6'lık büyüme oranını yakaladığını söyledi.

İkinci çeyrekte ise büyüme oranının yüzde 8,8 olduğunu hatırlatan Çağlayan, şöyle konuştu:

''Üçüncü çeyrek için ön görüm, 2011 sonu itibariyle Türkiye'nin yüzde 8'e yakın bir büyüme rakamı elde edeceğidir. Aynı IMF çıkıp, Türkiye ile ilgili 2012 büyüme tahminini yüzde 2,5 ön gördüğünü ifade ediyor. Yanılacağını hep beraber göreceğiz. Türkiye'nin 2012'deki büyümesi, 2011'e nazaran azalma yaşayabilir ama Türkiye ekonomisi dinamik, canlı bir ekonomi. 74 milyon nüfus, yaş ortalaması 28 olan çok önemli bir coğrafi ve stratejik kalıba sahip bir ülke Türkiye... Böyle bir ülke büyümeye devam edecek, bundan hiç bir endişeniz olmasın. Türkiye ekonomisinin her yıl ortalama yüzde 7 büyümesi zorunlu. 2023 hedeflerimiz var. 2023'de Türkiye'yi dünyanın ilk 10 ekonomisi içine sokmak istiyoruz.''