Advertisement

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, mevduat garantisinin yükseltilmesi konusunda herhangi bir değişiklik yapılmayacağını bildirerek, ''TMSF'nin böyle bir adım atması söz konusu olmayacak'' dedi.

Babacan, İstanbul Finans Zirvesi sırasında gazetecilerin sorularını yanıtladı. OVP'nin tarihini, ''17 Ekim'den önce'' olarak açıklayan Babacan, OVP açıklandıktan sonra not artışı bekleyip beklemediğine ilişkin soruyu şöyle yanıtladı:

''Kredi notu kararları kredi derecelendirme kuruluşlarının kendi bileceği iş. Onlar maalesef çok geriden geliyorlar. Normalde kredi derecelendirme kuruluşları, yatırımcılara yön vermesi, yol göstermesi ve bir ülkeyle ilgili önceden bilgi vermesi gereken kuruluşlar iken, olup biteni izah eden kuruluşlar durumuna düştüler şu anda. İş olup bittikten sonra, olanı biteni anlatmaya çalışıyorlar, geriden geliyorlar. Şu anda G-20'de de 'kredi derecelendirme kuruluşlarına duyulan ihtiyaç nasıl azaltılabilir, alternatif mekanizmalar nasıl oluşturulabilir' konusunda bir çalışma var. Biz kendi işimize bakıyoruz, yolumuza devam ediyoruz, onlar da bizi arkadan izliyor, takip ediyor. Olan bu...''

''Artık vatandaş yavaş yavaş harcasın mı?'' sorusu üzerine Babacan, ''Biz hep şunu söylüyoruz; herkes ayağını yorganına göre uzatsın. Herkes ödeyebileceği kadar borçlansın, aşırı borçlanmasın. Bunları biz söyledik, hala tavsiyelerimiz aynı'' dedi.

Babacan, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) Başkanı Şakir Ercan Gül'ün ''bankacılık sektöründe mevduat sigortasına ek yeni yüklerin getirileceğine'' ilişkin açıklamasına yönelik bir soru üzerine, bu konuların Finansal İstikrar Komitesinde ele alındığını belirterek, şöyle devam etti:

''Şu anda G-20 bünyesinde kurulan Finansal İstikrar Kurulu çerçevesinde bankaları büyüklüklerine göre farklılaştırıp, ayrı ayrı politikalar uygulanması yönümde bir eğilim var. Genel eğilim içerisinde de TMSF bankaların büyüklüklerine göre ayrı ayrı sigorta primi uygulamayla ilgili bir teknik hazırlık yaptı, bize de sundu. Biz de uygun gördük. Bunlar çok büyük farklar değil, çok küçük küçük farklar getiriyor. Toplamda da bu 16 milyon gibi... Yanılmıyorsam 200 milyon gibi büyüklük içerisinde falan 16 milyon gibi bir şey ekleniyor. Yani yüzde 7-8-10 mertebelerinde bir şey. Yeni, ciddi bir yük değil. Zaten dönem dönem bunlarla ilgili ayarlamalar yapılıyor. Dolayısıyla G-20 Finansal İstikrar Kurulu çerçevesinde banka büyüklüklerine göre ayrı politikalar uygulamanın bir ilk küçük adımı olarak belki bunu görmekte fayda var. Kısa vadede bunun ötesinde bir şeyler de olmayacak. 'Büyük bankalara bir şeyler mi geliyor' diye soru işaretleri oluşabilir. Öyle bir şey yok. Bunun ötesinde bir şey yok şu an için programımızda. İlk etapta bankaların büyüklüklerini tanımlayıp, belki 2-3 gruba ayırıp, o gruplara da ayrı ayrı sigorta primi uygulama, ama küçük küçük farklılaştırmalar bunlar, büyük şeyler değil. Böyle bir ortamda bizim atacağımız adımlara çok dikkat etmemiz gerekiyor, itinalı, özenli tedbirler almamız gerekiyor.''

''50 bin lira olan mevduat garantisinin 100 bin liraya çıkarılabileceği'' açıklamasına ilişkin de Babacan, 5 Temmuz 2004'te belirlenen rakamın geçerli olduğunun altını çizerek, ''Bununla ilgili herhangi bir değişiklik söz konusu değil. Avrupa genelinde farklı ülkelerde farklı uygulamalar oldu 2009 krizinden bu yana. Biz Türkiye'de herhangi değişiklik yapmadık. Değişiklik yapma niyetimiz de şu an için yok. TMSF öyle bir hazırlığı, bir fikir jimnastiği olsun diye bize sundu. Ama biz bunu uygun görmedik. Biz derken diğer kurumlarımız da uygun görmedi. Dolayısıyla TMSF'nin böyle bir adım atması söz konusu olmayacak'' diye konuştu.

Babacan, cari açığın bu yıl yüksek çıkacağını belirterek, ''Yüzde 9-10 mertebelerinde bir şey olabilir. Gelecek yıl daha düşük, ondan sonraki yıl daha düşük bir cari açık rakamını göreceğiz'' dedi.