Advertisement

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Türkiye'nin bu yılın sonunda yüzde 7,5, 2012 yılında yüzde 4, 2013 ve 2014 yıllarından itibaren de nisbi bir toparlanmayla yüzde 5'lik büyümesini beklediklerini söyledi.

Babacan, Orta Vadeli Programı açıkladığı basın toplantısında, dünya ticaretindeki artış hızının 2011 ve 2012 yıllarında yavaşlayacağını, dünya ekonomisindeki büyüme yavaşlarken petrol fiyatlarında gevşeme öngörmediklerini belirtti. Türkiye'nin tüm dünyada yaşanan olumsuz tabloya rağmen istikrarlı bir büyüme trendi sürdürdüğünü anlatan Babacan, Orta Vadeli Programın da Türkiye'de refah seviyesinin yükseltilmesi ve istihdamın artırılması amacıyla hazırlandığını kaydetti.

Türkiye'nin kamu borç stoğunun 2009 yılında ekonomideki daralmanın ve bütçe açığının artmasının etkisiyle yüzde 46,1'e çıktığını, geçen yıl ise bu oranın yüzde 42,2 olduğunu belirtti. Kamu borç stoğunun bu yıl sonunda yüzde 39,8'e ineceğini öngördüklerini ifade eden babacan, program dönemi sonunda yani 2014 yılı sonunda bu rakamın yüzde 32'ye inmesini öngördüklerini bildirdi.

Büyümenin, bu yılın sonunda yüzde 7,5, 2012 yılında dünyadaki ve Avrupa'daki büyüme oranlarındaki düşüşe paralel bir şekilde Türkiye'de de yüzde 4 olarak gerçekleşmesini beklediklerini anlatan Babacan, ancak 2013 ve 2014 yıllarından itibaren de nisbi bir toparlanmayla yüzde 5'lik büyüme öngördüklerini kaydetti.

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, cari işlemler açığının ise bu yıl milli gelirin yüzde 9,4'üne ulaşmasını beklediklerini bildirdi. Cari açıkta artık azalış trendinin başladığını vurgulayan Babacan, gelecek yıl yüzde 8'e, 2013 yılında yüzde 7,5'a, 2014 yılında yüzde 7'ye düşmüş bir cari açık öngördüklerini kaydetti.

Merkezi yönetimin bütçe açığının bu yılın sonu itibariyle milli gelire oranının yüzde 1,7'ye düşmesini beklediklerini ifade eden Babacan, 2012'de bu düşüşün devam ederek, yüzde 1,5'a, 2013'de yüzde 1,4'e, 2014'e de yüzde 1'e inmesini öngördüklerini kaydetti.

Babacan, işsizlik oranının bu yıl yüzde 10,5, program döneminde de yüzde 10'un altına düşmesini beklediklerini bildirdi.

Babacan, faiz dışı dengenin de mali politikalarla alakalı 2002 yılından bu yana kullandıkları en temel gösterge olduğunu belirterek, kamu maliyesi performansının en temel göstergesi olduğunu söyledi.

Faiz dışı fazlanın yıl sonu itibariyle yüzde 1,2'ye ulaşacağını düşündüklerini belirterek, ''Yüzde 1,2 faiz dışı fazla vereceğiz. Bu yüzde 1,2'nin yaklaşık 0,8'i yeniden yapılandırma gelirlerinden oluşuyor. Yani biz eğer yeniden yapılandırma yapmasaydık, sosyal güvenlikte, vergi tarafında bu tahsilatları bu sene gerçekleştirmiş olmasaydık, faiz dışı fazlamız yüzde 0,4 olarak gerçekleşecekti. Kaldı ki biliyorsunuz bu yılın hedefi yüzde 0,3 idi'' dedi.

Yeniden yapılandırma gelirlerinin önümüzdeki yıl bu yılki kadar yüksek olmayacağını belirten Babacan, şunları kaydetti:

''Yüzde 0,33... Yani 2012 yılındaki 1,1 faiz dışı fazla rakamının içinde 0,33'lük bir yeniden yapılandırma geliri söz konusu. Yani yeniden yapılandırmayı yapmasaydık, gelecek sene de bizi faiz dışı fazla hedefimiz yüzde 0,8 olacaktı. Geçen yıl bunu 0,7 olarak açıklamıştık. Yani 0,7'den 0,8'e çıkıyoruz. Üzerine bir de yeniden yapılandırma gelirini eklediğimizde 1,1'e ulaşıyoruz. 2013 yılında ise yeniden yapılandırma gelirlerinin etkisi iyice azalıyor. Dolayısıyla bu yılın artık 'yeniden yapılandırmanın etkisinin ortadan kalktığı bir yıl olarak' kabul edebilirsiniz ve 2014'te de yüzde 1,5... Dolayısıyla bu, bizim kamu maliyesindeki sıkı duruşumuzun korunarak, devam etmesi hatta bir miktar daha güçlendirilmesi olarak yorumlayabileceğimiz bir hedef.''

Babacan, otomobilde ÖTV oranlarındaki artış ile ilgili olarak da ''Motor hacmi 1,6 litrenin altındaki araçlarda hiç bir şey yok. 1,6 ile 2 litre arasındaki araçların anahtar teslim fiyatlarına yüzde 12,5, 2 litrenin üzerindeki araçların anahtar teslim fiyatlarına da yüzde 25'lik bir etkisi olacak'' diye konuştu.

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, ''Orta Vadeli Programımızın öncelikleri kuşkusuz ülkemizin refah seviyesinin yükseltilmesi gibi bir ana şemsiye altında topladığımız bazı öncelikleri içeriyor'' dedi.

Orta Vadeli Programın önceliklerinin Türkiye'nin refah seviyesinin yükseltilmesi gibi bir ana şemsiye altında toplayacakları bazı öncelikleri içerdiği anlatan Babacan, programın temel önceliklerinin ''istikrarlı büyüme sürecinin devam edebilmesi, istihdamın artması, mali disiplininin sürmesi, yurtiçi tasarruf seviyesinin artırması, cari açığın azaltılması böylece makro ekonomik istikrarın güçlendirilmesi'' olduğunu vurguladı.

2012-2014 program döneminde maliye ve para politikaları ile makro ihtiyati düzenlemelerin ekonomimizin dış şoklara karşı dayanaklılığı artıracak bir çerçevede uygulanmaya devam edeceğini bildiren Babacan, şunları kaydetti:

''Önümüzdeki dönemde ticaret ortağı olduğumuz ülkeler başta olmak üzere, dünya ekonomisindeki gelişmeleri yakından izleyeceğiz ve orta vadeli programımızın temel çerçevesini korumak şartıyla gerekli olabilecek politika uyarlamalarını hızlı ve kararlı bir şekilde gerçekleştireceğiz. Biliyorsunuz şu anda ileriye doğru tahmin yapmanın zor olduğu bir dönemdeyiz. Bu sadece bizim için değil Avrupa için, Amerika için geçerli, küresel pek çok ekonomik gösterge için geçerli... Tahmin yapmanın zor olduğu bir dönemdeyiz. Biz ner ne kadar bu Orta Vadeli Programımızla bazı hedefler, tahminler öngörüler ortaya koyuyorsak da zaman içerisinde dünyadaki ve özellikle Avrupadaki gelişmelere bakarak, bu öngörülenin ve bazı politika alanlarının uyarlanmasında günün şartları neyi gerektiriyorsa, bu şekilde hareket edilmesinde de büyük fayda olacak.''



-Statik değil, önümüzde dinamik bir süreç var

Burada konulara statik olarak bakmamak gerektiğini,önümüzde bir dinamik bir süreç bulunduğunu belirten Babacan, ''Bu dinamik sürecin gerektirdiği tutum tüm ekonomi yönetimimiz tarafından ortaya konulacak. Hep söylüyoruz otomatik pilot dönemi değil, manuel, mutlaka günlük, haftalık, aylık kararlarla politika araçlarıyla yürütülmesi gereken bir dönemdeyiz'' diye konuştu.



-Temel politikalar

Temel politikalara bakıldığında, Orta Vadeli Programla ilgili gerek ekonominin genelinde ve hane halkı düzeyinde gelirlerin artırılması gerekse de tüketimin de dengeli bir şekilde gelişmesi yoluyla tasarrufların artırılmasının önemli olduğunu vurgulayan Babacan, temel politikalar arasında kamuda ve özel kesimde israfı azaltmaya yönelik politikalar, tasarruf bilincinin artırılmasına yönelik çalışmaların da bulunduğunu söyledi.

Babacan, ''Sayın Başbakanımızın da hep vurguladığı gibi bir israf ekonomisi olmayacağız, bir verim ekonomisi olacağız. Tabi ki ihtiyaçlarımızı karşılayacağız. Tabi ki günlük alışverişimiz devam edeceğiz, ama israfa kaçanla gerekli olanı ayırt etmeyi de bilmemiz gerekiyor'' dedi.



-Yatırımlar ve ihracatı artırmaya yönelik politikalar

İstikrarlı büyüme için özel kesim yatırımlarını, uluslararası doğrudan yatırımları ve ihracatı artırmaya yönelik politikaların devam edeceğini vurgulayan Babacan, temel altyapıda ve insan kaynaklarını geliştirme yoluyla ekonomik büyümeyi, destekleyici nitelikteki kamu yatırımlarını sürdüreceklerini kaydetti.

İstanbul'un uluslararası bir finans merkezi olması için çalışmalara yoğunluk kazandıracaklarını anlatan Babacan, enerjide dışa bağımlılığı azaltıcı politikalara devam edeceklerini de bildirdi.



-İşgücü piyasası

İşgücü piyasasının esnekliğini ve işgücünün niteliğini yükseltecek düzenlemeleri hayata geçireceklerini belirten Babacan, aktif işgücü politikalarıyla ekonominin istihdam oluşturma kapasitesini artıracaklarını ifade etti.

Rekabet gücünü ve istihdamı artırma hedefi doğrultusunda, KOBİ'lerin desteklenmesine devam edeceklerini belirten Babacan, bölgelerdeki potansiyelin ve dinamiklerin ulusal büyüme ve kalkınmaya sağladıkları katkıyı artırmak için politikalar uygulayacaklarını bildirdi.



-Mali disiplinden taviz yok

Sosyal yardım sisteminden işgücü piyasasına geçişleri kolaylaştıracak ve özendirecek çalışmalara hız vereceklerini vurgulayan Babacan, şöyle devam etti:

''Kamu maliyesinde mali disiplinden asla taviz vermeyeceğiz. Yatırım ortamının iyileştirilmesiyle ilgili eylem planının uygulamaya devam edeceğiz ki bu daha önce açıkladığımız bir plan bu. Bununla ilgili yasal düzenlemeyi de en kısa zamanda TBMM'ye göndereceğiz. İhracata dönük üretim ve girdi tedarik stratejilerini, ihracat pazarlarının çeşitlendirilmesiyle alakalı stratejilerimizi kararlılıkla devam ettireceğiz.

İhracatta firmalarımızın rekabetin gücünü artırmak amacıyla yenilikçiliğe ve ar-ge'ye dayalı katma değeri yüksek markalı ürün ve hizmetlerinin üretim ve pazarlama süreçlerinin desteklenmesine devam edeceğiz. Üretim ve ihracatın ithalata olan yüksek oranlı bağımlılığını azaltmak amacıyla özellikle ara malı ve yatırım malında yurtiçi üretim kapasitesini artıracak ve ölçek ekonomisini sağlayıcı politikalara ağırlık vereceğiz. Ülkemizin ikili ve çok taraflı işbirliği kapsamında ihracatın artırılması amacıyla küresel ölçekli ve bölgede etkinliğini güçlendireceğiz, yakın coğrafyamızdaki iktisadi refah pazarının oluşturulması konusundaki gayretlerimize de ağırlık vereceğiz.''

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, para politikasının fiyat ve finansal istikrarın sağlanması ve korunması temel amaçları çerçevesinde yürütülmeye devam edeceğini belirtti.

Kamu yatırımlarında eğitim, sağlık, teknolojik araştırma, ulaştırma, içme suyu ile bilgi ve iletişim teknolojilerinin geliştirilmesine yönelik alt yapı yatırımlarına öncelik vereceklerini belirten Babacan, şunları kaydetti:

''Kamu yatırımları; başta GAP, KOP ve DOKAP kapsamındaki yatırımlar olmak üzere, bölgeler arası gelişmişlik farklarını azaltmayı ve bölgesel gelişme potansiyelini değerlendirmeyi hedefleyen ekonomik ve sosyal alt yapı projelerine yoğunlaştırılacak. Gelir Vergisi Kanunu ve Vergi Usul Kanunu başta olmak üzere temel vergi kanunlarının gözden geçirilmesi çalışmaları tamamlanacak. Başta yurt içi tasarruf yetersizliği ve cari açık olmak üzere büyüme ortamının sürdürülebilirliğini tehdit eden unsurlarla mücadelede vergi politikası, gerektiğinde etkin bir şekilde kullanılacak. Kamu taşınmazlarını etkili, ekonomik, verimli şekilde kullanılması ve ekonomiye kazandırılması için gerekli tedbirler alınacak, yine önümüzdeki dönemde eğitim politikalarımız büyük önem taşıyacak. Türkiye'nin uzun vadede cari açığının makul seviyelere inmesi, sıfırlanması hatta artıya geçmesi, ancak ve ancak doğru eğitim politikalarıyla mümkün. Çünkü Türkiye ancak, yüksek katma değer üretebilirse, daha yüksek katma değer üreten yapıya ulaşırsa, bu sorunu kalıcı olarak çözebilecek. Modern ekonomimizin gereği olan bilgi, becriyle donatılmış genç nesiller bizim uzun vadede mücadelemizde en önemli varlığımız olacak.''

Devam edecek...