Advertisement

Döviz piyasasındaki sağlıksız fiyat oluşumu ve TL'deki hızlı değer kaybı karşısında TCMB olağanüstü toplantı kararı aldi.

Dün Türk mali piyasaları tarihi günlerinden birini yaşadı. Döviz piyasasında yaşanan sert hareketler baş döndürücü nitelikte oldu. Sabah saatlerinde 2.32'li rakamlardan işlem gören USDTRY kuru sonrasında çok sert bir yükseliş kaydederek kısa sürede 2.39'lu rakamlara çıktı. Bu hareket, düşük bir işlem hacmiyle birlikte olurken yatırımcıların panik niteliğinde işlem yapmalarının belirleyici olduğu gözlemlendi. Son dönemde sıklıkla belirttiğimiz üzere "satan Merkez, alan herkes" şeklinde geçen işlemler sayesinde arz/talep koşullarında oluşan dengesizliğin temel unsurvolduğu hissedildi. Oldukça ivme kazanan yükseliş, sağlıklı bir fiyatlama eğiliminin olmadığını açık bir şekilde gösteriyordu zira kısa bir zaman diliminde Türk Lirası, döviz sepeti karşısında %2.5 civarında değer kaybediyordu. Piyasadaki hava, dışarıdan herhangi bir müdahale olmaması durumunda, kaybolan derinlikle birlikte çok daha yüksek kur seviyelerinin kolaylıkla görülebileceği idi. Tam bu noktada, TCMB'den bir süredir beklenen açıklama geldi: Para Politikası Kurulu (PPK), Salı akşam saatlerinde olağanüstü toplanip son dönemde meydana gelen gelişmeleri ve fiyat istikrarı için gerekli tedbirleri görüşecek ve karar 24.00 gibi alışılmadık bir saatte açıklanacaktı.

Öncelikle bu noktaya nasıl gelindiğini kısaca hatırlatmakta fayda var.
FED'in tahvil alımlarında azaltıma gidebileceği açıklaması ile başlayan, yüksek dış finansman ihtiyacı ile desteklenen ve 17 Aralık süreci ile ivme kazanan TL'deki değer kaybı, Türkiye ekonomisinin kısa vadeli görünümünde büyük bir bozulmaya yol açmıştı. TCMB'nin döviz piyasasına yönelik ihale ve doğrudan satım müdahalelerine rağmen önü alınamayan bu yükseliş, fiyat istikrarını tehdit etmeye başlamıştı. TCMB, Ocak ayı olağan PPK toplantısında bu riske açık bir şekilde işaret çekiyordu. Gelinen noktada Türkiye ekonomisi, Arjantin ve Ukrayna gibi oldukça zayıf ekonomilere sahip ülkelerle karşılaştırılmaya başlanmıştı. Türkiye'nin makro ekonomik gerçeklerinin bu tarz piyasa hareketlerini hakketmediğini, TL'deki değer kaybının kendi kendini besleyen bir olguya dönüştüğünü, bunun ardındaki temel nedenin derinliğin kaybolması olduğunu dile getirmiş ve zaafın TCMB'nin faiz silahını kullanmayacağını açıklamasından kaynaklandığına vurgu yapmıştık. Geçen haftaki PPK toplantısı sonrası yaşanan gelişmeler de bu görüşümüzü destekler nitelikteydi. Örtülü de olsa faiz artırımı olduğuna ikna olan piyasalar olumlu tepki vermiş, sonrasında bunun sıklıkla uygulanmayacağının anlaşılması kurların hızla yükselmesine yol açmıştı.
Piyasalar, TCMB'nin en önemli silahı olan faizleri kullanmasını beklerken TCMB'nin ısrarla bundan imtina etmesi, politika zayıflığı olarak kabul ediliyor ve spekülatif nitelikteki hareketlerin güç kazanmasını beraberinde getiriyordu.

TCMB'nin neden faizleri artırması gerektiğini olağan PPK toplantısı öncesi yazdığımız değerlendirme notunda detaylı bir şekilde belirtmiştik. Bunları bugün tekrar etmeyeceğiz. Ancak bir ilave yapmakta yarar var. Son günlerde Türk mali piyasalarında spekülatif atak şeklinde işlemlerin olduğunu net bir şekilde gözlemliyorduk. Spekülatif işlem ifadesi kulağa pek hoş gelmese de finansal piyasaların bir parçası olduğu not edilmelidir. Dahası, kendisinden ziyade ona imkan sağlayan unsurların daha önemli olduğunu vurgulayarak... TCMB'nin kati bir şekilde faizleri artırmayacağını taahhüt etmesi ve uzun bir süre de bu paralelde adımlar atmasını, spekülatif atak niteliğindeki işlemlere olanak sağladığını belirtmek zorundayız. Dün TCMB'nin yaptığı olağanüstü toplantı açıklaması bu imkanı devreden çıkardı ve sonucunu da net bir şekilde gördük: Rekor miktarda döviz satmasına rağmen kurun tansiyonunu bir türlü düşüremeyen TCMB, güçlü bir faiz artırım sinyali ile kurda ciddi bir düzeltme hareketine önayak oldu. USDTRY kuru yarım gün içerisinde 2.39'dan 2.2850'ye dogru hızlı bir geri çekilme gerçekleştirdi.


Gelelim TCMB'nin bugün ne yapacağına yönelik öngörülerimize... Öncelikle, PPK toplantısına ilişkin tahminlerimize geçmeden önce sabah saatlerinde açıklanacak olan Enflasyon Raporu'na biraz değinmekte fayda var. Başkan Başçı'nın yapacağı sunum ile duyuracağı raporda, enflasyon tahminlerindeki bozulmanın hangi boyutta olduğunu göreceğiz. Ancak, son günlerdeki kur hareketlerini büyük bir olasılıkla içermeyen bu analizler aynı zamanda da kurun bu seviyelerde kalıp kalmayacağını da kestiremiyordur. Üstelik, raporda yer alan tahminler, üç aşağı beş yukarı geçen haftaki kararda da belirleyici olmuştur. Bu nedenle enflasyon tahminlerinde çok keskin bir bozulma beklenmemeli. Ayrıca, olağanüstü toplantı kararının enflasyon raporunda yer alan ifadelere dayanmadığı, döviz kurlarındaki rasyonel olmayan yükselişin neticesinde hayata geçtiğini düşünüyoruz. Bundan dolayı da raporun piyasalar açısından çok önemli olmadığı kanaatindeyiz. Dahası, Başçı'ya yönelecek olası soruların beklediği cevaplar da akşam saatlerinde yapılacak PPK toplantısıyla ilgili olacaktır ki, Başçı'nın bunları cevaplaması mümkün değil. Sadece satır aralarında olabilecek sinyallere odaklı bir takip söz konusu olabilir.


TCMB'nin PPK toplantısında alacağı ana kararın faiz artırımı şeklinde olacağı çok net. Geçen haftaki toplantıda alınan örtülü 125 baz puanlık faiz artırımının yetersiz kaldığı dün sabah test edildi. Bu nedenle artırım miktarının daha fazla olması ve sadece koridorun üst kısmında değil, bizzat politika faizinde de olması gerekir. Ancak bundan daha da önemlisi, alınacak kararın olabildiğince açık ve basit olması gerekir. Geçen haftaki gibi yorumlanması güç, finansal mühendisliğin parçası gibi olacak bir karar hayal kırıklığı yaratabilir. TCMB'nin 2006 yılındaki olağanüstü toplantıları veya 2011 sonunda alınan kararları referans aldığımız zaman,

a) faiz koridoru uygulamasına sadık kalınıp basit ve anlaşılır bir şekilde uygulanacağını, b) koridorun alt kısmının %7 civarında oluşturulacağını, c) politika faizinin %9'lu rakamlara oturtulacağını, d) koridorun üst kısmının ise 'ler gibi ikna edici bir düzeyde tutulacağını tahmin ediyoruz.
Toplantı kararını dün açıklayıp piyasa tepkisini test etme imkanı bulan TCMB'nin agresif bir adım atıp piyasaların önünde gitmesi gerektiği sinyalini yeterince aldığını düşünüyoruz. Bu tarz agresif bir adım, döviz piyasasının dengeye gelmesine yardımcı olacak ve bu da Türkiye ekonomisinin görünümünü olumlu etkileyecektir. Ancak, aksi yönde alınacak, dağ fare dogurdu yorumlarına neden olabilecek her türlü adım, daha büyük bir kredibilite kaybına neden olup piyasaları daha da bozucu bir etki doğurabilir. TCMB’nin alacağı karara ilave olarak bunu nasıl duyuracağı, başka ne tür araçlarla (ofansif müdahale?) destekleyeceği de izlenecektir. Kararı yayımlandığı gibi sizlerle paylaşmaya çalışacağız.


Uyarı Notu:
----------------------------------------------------------------------------------
Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeler yatırım danışmanlığı kapsamında değildir.  Yatırım danışmanlığı hizmeti, yetkili kuruluşlar tarafından kişilerin risk ve getiri tercihleri dikkate alınarak kişiye özel sunulmaktadır.  Burada yer alan yorum ve tavsiyeler ise genel niteliktedir.

Bu tavsiyeler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. HSBC bu dokümanda yer alan menkul kıymetler, finansal enstrümanlar veya benzeri bir yatırım enstrümanının kendi adına ve hesabına ticari amaçla alım/satımını yapabilir; son 36 ay içerisinde bu enstrümanları satın almayı taahhüt etmiş olabilir; veya yöneticiler ile çalışanlarla birlikte alış ya da satış yönünde bir pozisyon almış bulunabilir. Bu dokümanda yer alan menkul kıymetler veya finansal enstrümanların tamamı veya bir kısmının alış/satışından doğan komisyon veya masraflar HSBC tarafından veya onun adına görevli şahıslar tarafından alınabilir.

HSBC bu dokümanı, güvenilir olduğunu düşündüğü fakat bağımsız olarak doğrulanmamış kaynaklardan alınan bilgilere dayandırmaktadır.  İfade edilen fikirler ve tahminler istendiği anda bildirim yapılmaksızın değiştirilebilir. Sunulan göstergesel alım/satım bilgilerini, gerçekte HSBC'nin alım/satım yaptığı/yapabileceği alım/satım bilgileri olarak yorumlanmamalıdır. Sunulan tüm tablo ve grafikler halka açık kaynaklardan ya da kurumumuzca hazırlanmış tablolardan alınmıştır. Bu dokümanda yer alan rakamlar geçmiş performansla ya da modellenmiş geçmiş performansla ilişkili olabilir. Geçmiş performans gelecek performansın güvenilir bir göstergesi değildir.

Bu dokümanın tamamen veya kısmen çoğaltılması ya da içeriğinin HSBC'nin önceden izni olmaksızın ifşa edilmesi  kesinlikle yasaktır.

Bu doküman, dağıtımının hukuka ve ilgili mevzuata aykırı olan herhangi bir ülkedeki herhangi bir kişi veya kuruma dağıtılmak ya da bunlar tarafından kullanılmak amacıyla oluşturulmamıştır.Bu dokümanda atıfta bulunulan ürünler, yatırımlar ve işlemlerle ilgili bağımsız bir değerlendirmede bulunmak ya da araştırma yapmak tamamen kullanıcının sorumluluğunda olup, bu dokümandaki herhangi bir bilginin yatırım tavsiyesi teşkil ettiği düşünülmemelidir. HSBC size yasal, vergiyle ilgili ya da diğer uzman tavsiyeler sağlamaktan sorumlu değildir. HSBC ya da herhangi bir HSBC görevlisi, yöneticisi, çalışanı ya da acentesi işbu dokümanın tamamen ya da kısmen kullanılmasından doğan herhangi bir kayıp ya da zararla ilgili yükümlülük kabul etmez.