Advertisement

Bugün yoğun veri akışı dikkat çekiyor.

Artan siyasi riskler nedeniyle hafta başında satıcılı bir eğilime bürünen Türk mali piyasaları dünkü işlemlerde bir yandan FED Başkanı Yellen'in açıklamaları, diğer yandan Rusya-Ukrayna kaynaklı risklerin azaldığına ilişkin haberler ile sakinleşti. Amerikan Merkez Bankası (FED) Başkanı Yellen, olumsuz hava koşulları nedeniyle ertelenen Senato konuşmasında, iki hafta öncesinin aksine tahvil alımlarında yapılan azaltımın gözden geçirilebileceğini vurguladı. Buna neden olarak ise son haftalarda ekonomik tabloda gözlenen yavaşlamanın ne kadarının kış koşullarından kaynaklandığına ilişkin emin olmadığını belirtti. Yani, Yellen'in zihninde kış koşullarından bağımsız bir ekonomik yavaşlama endişesi belirdiğini söyleyebiliriz. Bu endişe, ya da belirsizliğin netlik kazanması için en azından Mart ayı sonunun beklenmesi gerektiği kanaatindeyiz. Yellen'in bu açıklaması sonrasında Amerikan 10 yıllık tahvil faizleri %2.63'e kadar geriledi. Küresel risk iştahı olumlu anlamda etkilenirken hisse senedi piyasaları ile gelişmekte olan ülkelerin para birimleri değer artışları kaydetti.

Türkiye cephesinde uzunca bir süredir siyasi gelişmeler belirleyici oluyor.
Ancak, bu hafta içinde sosyal medyada yayımlanan ses kayıtları ile bu etki daha da belirginleşmişti. Ses kayıtlarının süreceği ve siyasi ortamı daha da gelebileceği algılamaları ise Türk mali piyasalarının negatif anlamda ayrışmasına yol açıyordu. Dün bu etki bir miktar da olsa hafifledi.

USDTRY'deki uzun pozisyonların kapanmasını müteakiben FED Başkanı Yellen'in ılımlı açıklaması gece saatlerinde 2.2100 seviyesine varan bir düşüşe sebebiyet verdi. Sosyal medyada yeni ses kayıtlarına ilişkin olarak yaratılan beklentilerin karşılanamaması da bu eğilimi destekledi. Düzeltme hareketi sadece Döviz piyasası ile sınırlı kalmadı ve bir miktarda hisse senedi ve faiz cephelerine de yansıdı. BİST100 endeksi günü %0.45 oranında yükselişle tamamladı. Faiz cephesi hem bu haftaki ihraçlar hem de önümüzdeki hafta düzenlenecek olan 5 ayrı borçlanma ihalesi nedeniyle yönünü bir türlü olumluya çeviremiyor. Dün en azından ilave bir satis baskısına şahit olmadık. Türkiye'nin kredi riskini göstermesi açısından yakından takip ettiğimiz 5 yıl vadeli CDS primi yaklaşık 8 baz puan gerileyerek 235'e indi. Türk Lirası volatilitesindeki düşüş de düzeltme eğilimini destekledi. Ancak, görünen o ki, en azından 30 Mart seçimlerine kadar siyasi risk primi yüksek seyretmeye ve piyasaları baskılamaya devam edecek.

Dün açıklanan Türkiye tüketici güven endeksi son dört yılın en düşük seviyesinde gelerek ekonomik tabloya ilişkin olumsuz bir sinyal verdi. Bunu sürpriz olarak nitelemiyoruz zira bir yandan siyasi riskler, öte yandan kısmen bunun sonucu olarak döviz kurlarında ve faizlerde yaşanan sert yükselişin tüketim eğilimini frenlemesi bekleniyordu. Dahası, taksitli kredilere getirilen sınırlamaların da bu etkiyi pekistirdiğini düşünüyoruz.

Bu tablo, %4'lük büyüme hedefinin oldukça uzağında kalınabileceğinin de güçlü bir sinyali... Büyümede ortaya çıkacak bu olumsuzluğa karşın bunun cari işlemler ve enflasyon üzerindeki tamir edici etkileri de gözardı edilmemeli. Birkaç ay içerisinde cari işlemler açığının azalmaya başladığını ve enflasyondaki yönün aşağı döndüğünü görebilirsek Türkiye ekonomisinin görünümünü olumlu etkilenebilir. Ancak, bunun için bir süre beklememiz gerekiyor zira iç talep düzeyi ile enflasyon/cari açık arasındaki aktarım en az 3-5 ay sürebiliyor. Bu ara dönemde siyasal riskin daha da artmaması gerekiyor.

Yurtdışı piyasalarda ABD ekonomisinden gelen yavaşlama sinyalleri olumlu bir etki yaratsa da bunun kalıcı mı ya da kış koşullarından mı kaynaklandığı hususu net değil. Bu kapsamda haftaya Cuma açıklanacak Şubat ayı istihdam raporu önemli olabilir. ABD'yi şimdilik bir kenara bırakırsak sanki Çin ve AB cepheleri yakın gelecekte daha belirleyici olacak gibiler.

Çin, bir yandan bankacılık sektörüne ilişkin endişeler diğer yandan ise düşük faiz ortamının neden olduğu yüksek fiyat artışları ile boğuşuyor. Ne yazık ki, bu iki endişe arasında gidip geliyor. Konut fiyatlarındaki artışı frenlemek adına likiditeyi kestiği zaman bankacılık sektöründen kötü sinyaller geldiğini görüyor. Tam tersine likidite sağlayıp faizleri indirdiği zaman ise konut balonu riski artıyor. Çin'in bu ikilemini uzunca bir süre daha konuşabiliriz ve sonucu itibariyle önemli riskler taşıdığını da belirtmemiz gerekiyor. Bu arada Çin'in para birimi Yuan'ın işlem bandını iki katına çıkarabileceği ifade ediliyor. Bunun sadece Çin ekonomisine değil dünya piyasalarına etkisi de yakından izlenecektir. Euro Bölgesi'nde ise ekonomik gidişatta bir türlü istenen tablonun oluşmaması moralleri bozuyor. Dün Almanya'da enflasyon tahminlerin altında kaldı. Avrupa Merkez Bankası (ECB) Başkanı Draghi, deflasyon riski yok dese de ECB'nin yakın gelecekte ilave bir adım ya da adımlar atmasi kuvvetle muhtemel. Bu yönde atılacak bir adımın hem Avrupa ekonomisine hem de dünyanın geri kalanına etkileri önemli olacaktır. Mesela, niceliksel genişleme ya da negatif faiz, TRY gibi yüksek getirili para birimlerine olan ilgiyi artırabilir. Tabii ki siyasi risklerin azalması durumunda...

Şubat ayının son gününde küresel bazda veri akışı oldukça yoğun olacak.
Almanya'da perakende satışlar, Euro Bölgesi TÜFE enflasyonu, ABD'de GSYH büyümesi,  Chicago PMI endeksi, Mich tüketici endeksi ve konut satışları yakından takip edilecek. Türkiye'de ise Ocak ayı dış ticaret rakamları izlenecek. Dün Amerikan hisse senedi endeksleri tarihi rekorlarını bir adım daha ileri taşıdıktan sonra bu sabah Asya'da daha yatay bir hareket dikkat çekiyor. Amerikan vadelileri ile Avrupa açılış sinyalleri de benzer.

Türkiye cephesinde gerek fiyatlamalar gerekse de makro dinamikleri yeni para girişleri için uygun bir ortam yaratsa da yüksek siyasi risk nedeniyle bu bir türlü gerçekleşemiyor. 30 Mart seçimlerine kadar da bu tablonun sürmesi ve mali piyasaların dalgalı bir görünüm arzetmesi olası görünüyor.


Uyarı Notu:
----------------------------------------------------------------------------------
Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeler yatırım danışmanlığı kapsamında değildir.  Yatırım danışmanlığı hizmeti, yetkili kuruluşlar tarafından kişilerin risk ve getiri tercihleri dikkate alınarak kişiye özel sunulmaktadır.  Burada yer alan yorum ve tavsiyeler ise genel niteliktedir.

Bu tavsiyeler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. HSBC bu dokümanda yer alan menkul kıymetler, finansal enstrümanlar veya benzeri bir yatırım enstrümanının kendi adına ve hesabına ticari amaçla alım/satımını yapabilir; son 36 ay içerisinde bu enstrümanları satın almayı taahhüt etmiş olabilir; veya yöneticiler ile çalışanlarla birlikte alış ya da satış yönünde bir pozisyon almış bulunabilir. Bu dokümanda yer alan menkul kıymetler veya finansal enstrümanların tamamı veya bir kısmının alış/satışından doğan komisyon veya masraflar HSBC tarafından veya onun adına görevli şahıslar tarafından alınabilir.

HSBC bu dokümanı, güvenilir olduğunu düşündüğü fakat bağımsız olarak doğrulanmamış kaynaklardan alınan bilgilere dayandırmaktadır.  İfade edilen fikirler ve tahminler istendiği anda bildirim yapılmaksızın değiştirilebilir. Sunulan göstergesel alım/satım bilgilerini, gerçekte HSBC'nin alım/satım yaptığı/yapabileceği alım/satım bilgileri olarak yorumlanmamalıdır. Sunulan tüm tablo ve grafikler halka açık kaynaklardan ya da kurumumuzca hazırlanmış tablolardan alınmıştır. Bu dokümanda yer alan rakamlar geçmiş performansla ya da modellenmiş geçmiş performansla ilişkili olabilir. Geçmiş performans gelecek performansın güvenilir bir göstergesi değildir.

Bu dokümanın tamamen veya kısmen çoğaltılması ya da içeriğinin HSBC'nin önceden izni olmaksızın ifşa edilmesi  kesinlikle yasaktır.

Bu doküman, dağıtımının hukuka ve ilgili mevzuata aykırı olan herhangi bir ülkedeki herhangi bir kişi veya kuruma dağıtılmak ya da bunlar tarafından kullanılmak amacıyla oluşturulmamıştır.Bu dokümanda atıfta bulunulan ürünler, yatırımlar ve işlemlerle ilgili bağımsız bir değerlendirmede bulunmak ya da araştırma yapmak tamamen kullanıcının sorumluluğunda olup, bu dokümandaki herhangi bir bilginin yatırım tavsiyesi teşkil ettiği düşünülmemelidir. HSBC size yasal, vergiyle ilgili ya da diğer uzman tavsiyeler sağlamaktan sorumlu değildir. HSBC ya da herhangi bir HSBC görevlisi, yöneticisi, çalışanı ya da acentesi işbu dokümanın tamamen ya da kısmen kullanılmasından doğan herhangi bir kayıp ya da zararla ilgili yükümlülük kabul etmez.