Advertisement

TCMB açısından 75 baz puanlık ilave bir indirimin daha cepte olduğunu tahmin ediyoruz.

Faiz indirimleri Türk Lirası’nın koruma kalkanını gevşeterek olası bir risk ortamında değer kaybı ihtimalini de kuvvetlendiriyor.

Bugün bültenimize TCMB’nin Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısında aldığı kararları değerlendirip mali piyasalar üzerindeki olası etkilerini analiz ederek başlamayı uygun buluyoruz. İlk olarak, TCMB’nin aldığı kararları somut olarak sıralamak gerekirse:

a) Politika faizi olarak nitelendirilen 1 haftalık repo faizi 75 baz puanlık indirimle %8.75’e çekildi. Piyasa beklentisi 50 baz puanlık bir indirim üzerinde yoğunlaşıyordu.

b) Faiz koridorunun alt ve üst kısmı, yani gecelik borçlanma ve borç verme faiz oranlarında herhangi bir değişikliğe gidilmedi. Piyasa beklentisi bu oranlarda da 50 baz puan civarında indirim yapılabileceği yönündeydi.

c) Döviz kurundaki gelişmeler kaynaklı enflasyonist baskıların azalmaya başladığı, baz etkisinden dolayı Haziran’dan itibaren yıllık TÜFE enflasyonunun düşüşe geçeceği vurgulandı.

d) Enflasyon görünümünde belirgin bir iyileşme sağlanana kadar getiri eğrisinin yataya yakın tutulmak suretiyle para politikasındaki sıkı duruşun sürdürüleceği ifade edildi.

Karara ilk bakışta, beklentilerin üzerinde bir faiz indirimine gidildiği görüşü çıkıyor. Ancak, daha detaya girildiğinde ve TCMB yetkilileri tarafından son dönemde yapılan açıklamalarla da birleştirildiğinde daha derin bir analiz imkanı olduğunu görüyoruz. Buna göre,

   1-    TCMB’nin aldığı kararı “tedbirli faiz indirimi” olarak nitelendirmeyi
      tercih ediyoruz. Zira, politika faizinin indirilmesine karşın faiz
      koridorunda, tıpkı geçen ay olduğu üzere, herhangi bir değişikliğe
      gidilmedi. Küresel likidite koşullarında meydana gelen rahatlama ile
      Amerikan Merkez Bankası (FED) ve Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB)
      gevşek politika duruşları nedeniyle TCMB’nin kısa vadede faiz
      indirimleri hususunda ikna olduğunu düşünmekle birlikte, orta ve uzun
      vadede önemli riskler gördüğü kanaatindeyiz. TCMB Başkanı Başçı’nın
      daha önce işaret ettiği üzere FED’in faiz artırımlarına başlamasının
      muhtemel görüldüğü bir dönem öncesinde TCMB’nin agresif faiz
      indirimlerine gitmesi büyük riskler taşıyor. Son günlerde Irak ve
      Suriye kaynaklı gelişmeler nedeniyle petrol fiyatlarında yaşanan
      yükseliş de benzer riskler taşıyor. TCMB bu nedenden ötürü politika
      faizini indirmesine rağmen faiz koridoruna dokunmayarak emniyet
      kemerini pek de çözmek istemiyor. Yani, konjönktürde bozulma olması
      durumunda likidite araçlarını kullanmak suretiyle kısa vadelik
      faizleri %12’ye yaklaştırmak arzusunda olduğunu hissediyoruz. Bu
      nedenle de atılan adımları “tedbirli faiz indirimi” şeklinde
      değerlendirmeyi uygun görüyoruz.

   2-    Likidite koşullarının mevcut görünümünü koruması ve petrol
      fiyatlarındaki artışın kontrolden çıkmaması durumunda TCMB’nin
      önümüzdeki aylarda da ölçülü faiz indirimlerine gideceğini
      öngörüyoruz. Geçen ayki karar sonrasında da belirttiğimiz üzere
      TCMB’nin kısa vadede politika faizi ile faiz koridorunun alt kısmını
      eşitleme yönünde bir stratetisi olduğunu tahmin ediyoruz. Bu bağlamda
      da 75 baz puanlık bir faiz indiriminin daha cepte olduğu
      kanaatindeyiz. Bunun bir seferde ya da birkaç aya yayılarak mı
      yapılacağı hususunu gelişmeler gösterecektir. Öte yandan, TCMB
      geçmişte yaptığı açıklamalarda faiz koridorunun geniş olmasının
      olağanüstü koşullara özgü olduğunu belirtmiş ve daraltılmasını da
      normalleşme adımı olarak dile getirmişti. Bu paralelde TCMB’nin
      önümüzdeki birkaç ayda faiz koridorunu ölçülü anlamda daraltıcı
      şekilde adımlar atabileceğini de tahmin ediyoruz.

   3-    Siyasi anlamda TCMB’den faizleri 28 Ocak öncesine çekmesi yönünde
      taleplerin olduğu bir ortamda TCMB’nin bu hususu biraz netleştirmesi
      gerektiği kanaatindeyiz zira TCMB dünkü adım ile efektif faiz
      oranlarını 28 Ocak öncesine oldukça yaklaştırdı. Hatırlanacağı üzere,
      28 Ocak öncesinde politika faizi %4.5’te olmasına rağmen
      kullanılmıyordu ve ortalama fonlama maliyeti %7.0-7.5 aralığında
      salınıyordu. TCMB’nin inovatif olarak adlandırdığı bu politikanın tam
      olarak anlaşılamaması, şu an siyasi cepheden gelen tepkilerin de ana
      nedeni gibi duruyor. Bu belirsizlik, piyasa fiyatlamalarında bir
      miktar haber kirliliğe neden oluyor.

   4-    TCMB hem politika metinlerinde hem de sunumlarda faiz eğrisinin şekli
      ile ilgili son dönem içerisinde sıklıkla yorumlarda bulunuyor.
      Öncelikle, dik faiz eğrisinin yüksek enflasyon beklentilerini
      gösterdiğini ve göreceli olarak güvercin bir para otoritesine işaret
      ettiğini; yatay faiz eğrisinin nötr enflasyon beklentisi ve nötr para
      otoritesine vurgu yaptığını; negatif eğimli faiz eğrisinin ise
      enflasyona karşı savaşan şahin bir para otoritesini gösterdiğini
      vurgulamakta yarar var. TCMB’nin, 2012 yılındaki şahince para
      politikası sonrasında faiz eğrisinin uzunca bir süre ciddi anlamda
      negatif eğimli kalmasına neden olması ekonomik büyüme üzerinde önemli
      bir baskı oluşturmuştu. Bu nedenle TCMB’nin negatif eğimli bir faiz
      eğrisinin tercih etmediğini görüyoruz. Dik bir faiz eğrisinin mevcut
      konjönktür ile uyumlu olmadığını açıkça biliyoruz. Geriye kalan yatay
      eğimli faiz eğrisi ise TCMB’nin şu an ki tercihi ve bunu sıkı para
      politikası duruşu olarak değerlendiriyor! Bu bağlamda, uzun vadeli
      faizler aşağı geldikçe TCMB’nin kısa vadeli faizleri de aşağı çekme
      yönünde bir strateji izlediğini öngörüyoruz. Bu yorum paralelinde
      faiz eğrisinin orta ve uzun vadesinin aşağı gelmesi (%8’e doğru)
      TCMB’nin politika faizinde de benzer yönde bir indirime gitmesini
      beraberinde getirebilir.

Türk mali piyasalarının PPK toplantısına tepkisi karışık oldu ve bir süre yön bulmakta zorlandı. Ancak, Irak ve Suriye’deki gelişmeler ile petrol fiyatlarındaki yukarı yönlü eğilim de dikkate alınınca kar satışı yönünde bir strateji izlemeye karar verdiğini gözlemliyoruz. Ayrıca, kredi derecelendirme kuruluşu Fitch’in bazı büyük Türk bankalarının kredi notunda indirime gitmesini de bu eğilimi destekleyen bir adım olarak öngörüyoruz.

Karar sırasında 2.13 civarında olan USDTRY kuru kararın ardından 2.1250-2.1350 bandında salındıktan sonra akşam saatlerinde yönünü yukarı çevirerek 2.1450’ye varan bir yükseliş kaydetti. Dün de belirttiğimiz üzere, TCMB’nin faiz indirimi kısa vadede piyasalarda olumlu bir hava yaratsa da orta ve uzun vadede Türk Lirası’nın koruma kalkanını gevşetiyor.

Yani, TL’yi olası risklere savunmasız hale getiriyor. Bundan dolayı da TCMB’nin faiz indirimlerinin USDTRY kurunda yukarı yönlü bir eğilimi desteklediği aşikar. Hisse senedi piyasası da kar satışlarına sahne olurken BİST-100 endeksi günü %0.4 oranında kayıpla tamamladı. Bono ve tahvil piyasasında ise faiz indiriminin 10-15 baz puan civarında aşağı yönlü bir etki yarattığını gözlemledik.

TCMB’nin bir süredir merakla beklenen toplantısı sonrasında gözler somut anlamda petrol fiyatları ile Amerikan makro ekonomik verileri üzerinde olacaktır. Petrol fiyatları ile ilgili olarak Irak’taki gelişmeler yakından izlenecektir. Irak petrol arzının yaklaşık 2/3’ünün güneyden elde edildiği düşünülürse mevcut ortamda arz ile ilgili büyük endişelerin olmaması gerektiğini düşünüyoruz. Ancak, beklenti faktörü Brent cinsi varil fiyatının 120 dolara gidebileceğini hissettiriyor. Yüksek petrol fiyatları, Türkiye başta olmak üzere Kırılgan 5’li ülkelerin piyasaları üzerinde satış baskısına yol açabilir. Bu ihtimal son günlerde uluslararası bankaların yatırım önerilerine de yansımış durumda. Alternatif olarak, kısa Türkiye-uzun Rusya pozisyon önerilerine de önayak oluyor. ABD’de ise FED’in gevşek politika duruşuna rağmen güçlü makro ekonomik verilerin devam etmesi gelişmekte olan ekonomilere yönelik fon akışlarında etkili olabilir. Bu kapsamda bugün açıklanacak olan nihai GSYH büyümesi ve fiyat deflatörü ile dayanıklı tüketim malı siparişleri yakından izlenecektir.

Olumlu küresel likidite koşullarının piyasalarda bir miktar duyarsızlık yarattığı aşikar... Türk sivillerin Irak’ta rehin tutulmalarında üçüncü haftaya girilirken, petrol fiyatları TCMB’nin tahmininin yaklaşık 10 dolar üzerinde seyrederken sırf küresel likidite koşulları nedeniyle Türk mali piyasaları olumlu eğilim kaydediyor. TCMB’nin bu nedenle faiz koridorunda değişikliğe gitmemesini makul bir adım olarak görüyoruz. USDTRY kurundaki gelişime yönelik görüşlerimizde hiçbir değişiklik yok. 2.10 düzeyinin altından alım yönünde uzunca bir süre görüş bildirmiştik. Son dönemde, aşağıda 2.1100 civarında bulunan 200 günlük ortalama ile yukarıda 2.1490’dan geçen 100 günlük ortalama arasındaki dengelenme (ya da sıkışma) hareketin yukarı yönde kırılması ihtimalini kuvvetli görüyoruz. Kurdaki bu hareket alternatif piyasalarda da kar realizasyonlarını beraberinde getirebilir.

Uyarı Notu:
----------------------------------------------------------------------------------
Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeler yatırım danışmanlığı kapsamında değildir.  Yatırım danışmanlığı hizmeti, yetkili kuruluşlar tarafından kişilerin risk ve getiri tercihleri dikkate alınarak kişiye özel sunulmaktadır.  Burada yer alan yorum ve tavsiyeler ise genel niteliktedir.

Bu tavsiyeler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. HSBC bu dokümanda yer alan menkul kıymetler, finansal enstrümanlar veya benzeri bir yatırım enstrümanının kendi adına ve hesabına ticari amaçla alım/satımını yapabilir; son 36 ay içerisinde bu enstrümanları satın almayı taahhüt etmiş olabilir; veya yöneticiler ile çalışanlarla birlikte alış ya da satış yönünde bir pozisyon almış bulunabilir. Bu dokümanda yer alan menkul kıymetler veya finansal enstrümanların tamamı veya bir kısmının alış/satışından doğan komisyon veya masraflar HSBC tarafından veya onun adına görevli şahıslar tarafından alınabilir.

HSBC bu dokümanı, güvenilir olduğunu düşündüğü fakat bağımsız olarak doğrulanmamış kaynaklardan alınan bilgilere dayandırmaktadır.  İfade edilen fikirler ve tahminler istendiği anda bildirim yapılmaksızın değiştirilebilir. Sunulan göstergesel alım/satım bilgilerini, gerçekte HSBC'nin alım/satım yaptığı/yapabileceği alım/satım bilgileri olarak yorumlanmamalıdır. Sunulan tüm tablo ve grafikler halka açık kaynaklardan ya da kurumumuzca hazırlanmış tablolardan alınmıştır. Bu dokümanda yer alan rakamlar geçmiş performansla ya da modellenmiş geçmiş performansla ilişkili olabilir. Geçmiş performans gelecek performansın güvenilir bir göstergesi değildir.

Bu dokümanın tamamen veya kısmen çoğaltılması ya da içeriğinin HSBC'nin önceden izni olmaksızın ifşa edilmesi  kesinlikle yasaktır.

Bu doküman, dağıtımının hukuka ve ilgili mevzuata aykırı olan herhangi bir ülkedeki herhangi bir kişi veya kuruma dağıtılmak ya da bunlar tarafından kullanılmak amacıyla oluşturulmamıştır.Bu dokümanda atıfta bulunulan ürünler, yatırımlar ve işlemlerle ilgili bağımsız bir değerlendirmede bulunmak ya da araştırma yapmak tamamen kullanıcının sorumluluğunda olup, bu dokümandaki herhangi bir bilginin yatırım tavsiyesi teşkil ettiği düşünülmemelidir. HSBC size yasal, vergiyle ilgili ya da diğer uzman tavsiyeler sağlamaktan sorumlu değildir. HSBC ya da herhangi bir HSBC görevlisi, yöneticisi, çalışanı ya da acentesi işbu dokümanın tamamen ya da kısmen kullanılmasından doğan herhangi bir kayıp ya da zararla ilgili yükümlülük kabul etmez.