TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım

Tüketiciye var üreticiye yoksa eti pahalı yersin

 

YILIN İLK YARISINDA BÜTÇEYİ BOZAN TEŞVİKLERDEN TARIMIN PAYINA BİR ŞEY DÜŞMEDİ

12.8 milyar liralık tarımsal teşvik 2.950 milyar liralık GSYH içinde yüzde 0.43 pay demektir. Milli gelirin yüzde yarımını bile bulmayan bir teşvikle tarımda kendi kendine yeterli olamayız. Üstelik su, toprak fakiri ülke olarak

Bütçede asıl bozulma yılın ilk yarısındaydı. Temmuz ayı rakamları ise yeniden yapılandırmanın etkisiyle bozulmanın durduğunu gösteriyor. Bütçe giderlerinin yüzde 19 arttığını, bütçe gelirlerinin yüzde 10.7’de kaldığını görüyoruz. Bu durumda bütçe dengesi 1.3 milyar fazladan 24.3 milyar lira açığa döndü. Yıl sonu için açık hedefi 47 milyar lira ama bunun tutmayacağı ve 60 milyar liranın aşılabileceği ve GSYH’ye oranının yüzde 2 civarına çıkacağı tahmin ediliyor.

- Bütçenin gelir tarafında vergileri artırmak açısından yapılabilecek fazla bir şey yok. Çünkü 7 ayda vergi gelirleri yüzde 15.6 artarak enflasyonun üzerinde gerçekleşti. Dahilde alınan KDV’de sorun var. Artış sadece yüzde 5’le sınırlı. Ya iç tüketim canlı değil ya da tahsilat yapılamıyor ki, ikincisi doğru. Özel Tüketim Vergisi ise yüzde 14.4 yükseldi. Bunun içinde petrol ve doğalgazdan, motorlu taşıt araçlarından, alkol ve tütünden alınan vergiler var. 7 aylık artış 9.2 milyar lirayla 73 milyar liraya çıktı.

- Bütçe gösteriyor ki, tüketim üzerinden alınan vergilerin bir miktarı yeniden tüketiciye iade edilmiş. Hanehalkına yapılan yardımlar, sağlık, sosyal güvenlik ve emeklilik yardımlarındaki yüksek artış, sosyal güvenlik açıklarının finansmanı da bunlar arasında. Hepsinin yer aldığı ana kalem “Cari transferler”. Bu kalemde 7 aylık artış 34 milyar lirayla yüzde 26.6’ya vararak 161 milyar liraya yükseldi.

- Bu kalemin altında yer alan sağlık, emeklilik ve sosyal güvenlik ödemeleri 23 milyar lira artışla 84.5 milyar liraya çıktı ve yüzde 38 arttı. Sosyal güvenlik açık finansmanı ise ertelemenin de etkisiyle yüzde 118 büyüdü. Bu yardımların hemen hepsi kentli tüketicilere yönelik.

- Yine cari transferlerde yer alan bir kalem daha var ki, orada yüzde 4.1 ile reel artış yok. Bu kalem tarımsal destekleme ödemeleri. 7 aylık toplam tutarı 8.3’ten 8.6 milyar liraya çıktı. Yılın tümünde bütçeden yapılacak yardım hedefi ise 12.8 milyar lira. Yıllardır bu rakam küçük oranlı artışlar kaydediyor. Yani tarımsal destekler reel anlamda artmıyor, düşüyor.

************

GSYH’nin % 0.43’ü teşvikle tarımda kendi kendine yeterli olamayız

- Halbuki bütçe geçmiş yıllarda yapısal bir değişime uğradı. Faiz ödemeleri milli gelirin yüzde 10’unun üzerinden yüzde 3’ünün altına indi. Tasarruf edilen kısım faiz dışı harcamalara gidiyor. Ancak eksikliğini hissettiğimiz tarıma, tarımsal üretime gitmiyor.

- En önemli sorunumuz kırmızı etteki üretim ile tüketim açığımız. Her yıl ortalama 750 milyon dolarlık et ve canlı hayvan ithal ediyoruz. Avrupa’nın en çok ithalat yapan ülkesi haline geldik. ABD’den sonra da dünyada ikinciyiz. Kırmızı eti dünya ortalamasının iki katı, hatta üç katı daha pahalı yiyoruz. Enflasyon kalemleri arasında kırmızı et fiyat artışları 10 yıllık dönemde genel enflasyonu ikiye katlıyor.

- Teşvikler ve bütçe yardımları tüketiciye, şehirliye giderken, üretici tarım kesiminin ihmal edilmesinin bedeli ağır oluyor. Faturayı nihayetinde yine tüketici taraf yüksek fiyatlarla ödüyor.

- Durumu düzeltmek faizden sağlanan tasarrufun faiz dışı harcamalara yönlendirilirken daha adaletli davranılması, tarımın yıllar içinde küçülen yardım payının artırılması gerekiyor. 12.8 milyar lira 2.950 milyar liralık büyük içinde yüzde 0.43 pay demektir. Milli gelirin yüzde yarımını bile bulmayan bir teşvikle kendi kendine yeterli bir tarım ülkesi olamayız. Her ülke tarımını teşvik eder.

- Toprak, su ve bitki yönünden zaten şansımız olmadığından bu teşvikleri daha yüksek tutmak zorundayız. Aksi ise uzun vadede gıda yetersizliğidir ve gıda güvenliğinin tehlikeye atılmasıdır.

SONUÇ: “Yaralar deşilmeden iyi edilmez.” Bacon

ÖNE ÇIKAN HABERLER
Yukarı