TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım

2018’in içerideki düğümü seçimdir

 

Küresel ekonomide ve finansal piyasalarda iyi bir yılı geride bıraktık. Bunun Türkiye’ye yansımasını, TL’nin değer kaybetmesi kısmen önledi ama dünya ortalamasının iki katına yaklaşan büyüme oranını tutturmamız, durumu kurtardı. Dünya ile birlikte Türkiye de son yılların en iyi ekonomik performansını yaşadı.

- TL’nin daha fazla değer kaybını önlemek ve yükselen enflasyonu kontrolde tutmak için faizleri artırdık. Enflasyon yine de çift haneye yükseldi ya da faiz artışı bu kadar yetti. Bugün açıklanacak aralık ayı rakamları ile baz etkisinden dolayı yıllık enflasyonda gerileme başlayacak. Bu gerileme mayıs ayına kadar da devam edebilir. Belki buna da güvenilerek yeni yıla girerken kamusal zamlar arka arkaya yapıldı.

- Sadece kamusal ürünlere zam değil aynı zamanda yeni yılla asgari ücret de artırıldı. Artış oranı yüzde 14.2 ve enflasyonun oldukça üzerinde. Hükümet sadece kamu zamlarını yüksek tutmuyor aynı zamanda geniş kitlelerin gelirlerini artırmada da cömert davranıyor.

- Asgari ücretteki yüksek artışın yanına, taşeron olarak çalışanlara kamuda 110 bin kalıcı kadronun açılmasını, istihdam teşviklerinin esnaf kesimini de kapsayarak artırılmasını, Kredi Garanti Fonu’ndan bu yıl da 140 milyar liraya varan tutarla kredi kullanmaya devam edilmesini eklemek gerekir. İşveren, çalışan ve esnaf gibi geniş kesimleri kapsayan bu kamusal teşvikler bize seçime hazırlık yapıldığını gösteriyor.

- Zaten Cumhurbaşkanı Erdoğan yeniden AK Parti genel başkanlığına seçildiğinde partililere 2019 seçimlerine bugünden ve sıkı bir şekilde hazırlanmalarını söylemişti. Gerçi Cumhurbaşkanı Erdoğan yeni yıla girerken erken seçimin olmayacağını bir kez daha vurguladı. Ama bütçe elverişli olmamasına, hatta kaynak yaratmak amaçlı olarak kamusal ürünlere zam ve vergi artışlarına gidilmesine rağmen, harcamaların artırılması seçime işaret ediyor. 2018’de ya seçim vardır ya da seçim yapılmasa dahi yılın bütünü seçime hazırlıkla geçmeye adaydır.

- Yerel seçimlerin tarihi değiştirilemeyeceğine göre, genel seçimler öne çekilirse ekonomiye maliyeti de azalabilir. Harcamalardan çok seçimin ekonomiye en önemli maliyeti karar alıcıları bekle gör dönemine sokmasıdır. Dolayısıyla 2018 başından başlayıp 2019’un kasım ayına kadar sürecek iki yıllık seçim süreci ve bekleme dönemi ekonomik faaliyetleri zayıflatabilir. Seçim öncesi sürenin kısaltılması maliyetin azaltılması sonucunu doğurur.

- Ancak 2018’de alınacak bir seçim kararı ve seçim sürecinin de, ekonomiyi ve piyasaları etkilemesi doğaldır. Seçimin öne çekilmesi veya öne çekilip çekilmeyeceğinin beklenmesi ya da bütün bir yılın seçime hazırlıkla geçirilmesi 2018’in en önemli siyasi belirsizliği ve iç kaynaklı riskidir. Bu yılın Türkiye kaynaklı düğümü genel seçimlerin beklenmesidir. Çözümü de seçimlerin yapılmasındadır.

*********** 

VARLIK BALONUNA İĞNEYİ ÜCRET ARTIŞLARI BATIRACAK

- 2018’i dışarıdan etkileyecek gelişme sermaye hareketlerini zayıflatacak küresel bir kâr realizasyonudur.

- Küresel risk alma iştahının ve sermaye hareketlerinin yüksek seyretmesi, Türkiye’ye dış kaynak akışını hızlandırdı. Bitişikteki grafikten görülebileceği gibi, 2017 son 10 yılın ortalamasının üstündedir. 2018’de performansın sürmesi, öncelikle dışarıdan gelen kaynağın devamına bağlıdır.

- Küresel merkez bankaları en son 2016 başında piyasaları rayına soktular, sonuçta mevcut parlak tabloyu yarattılar. Ancak 2018’de strateji değiştirmeye yönelebilirler.

- Bunun da en büyük nedeni enflasyonun başkaldırması olur. Ortada henüz bir tehlike yok ama ABD ve dünya büyümesi artıyor, işsizlik azalıyor. Buna bağlı emtia fiyatları yükseliyor. Petrol fiyatları yüzde 17 arttı. Dünya ekonomisinin canlanmakta olduğunun göstergeleri geçen yıl yüzde 30-40 arasında yükseldi. Geriye sadece ücretlerdeki artış kaldı. ABD’den başlayarak ücretlerde artış görülmesi merkez bankalarını strateji değişikliğine itebilir.

- Faizlerdeki tırmanışa geçmesi önce tahvil piyasasını karıştırabilir, tahvildeki karışıklık ise diğer bütün piyasaların başını döndürür. Zaten son 10 yılın en yüksek kârlılığını yakalamış olan para sahipleri ise kâr realizasyonunu kaçırmak istemez. Sonuçta kapıya yığılma olur.

- Böyle bir tablo, küresel risk iştahını düşürerek sermaye hareketlerini tersine çevirir veya azaltır. Süreçten en olumsuz etkilenecekler dış fonlamaya bağımlı ekonomiler olur. Türkiye’de bunlar arasında. Hatta ekonomi için en büyük risk unsuru budur. Ancak böyle bir durum 2018’de mi yaşanır, merkez bankaları ve ekonomi yönetimleri nasıl bir performans ortaya koyar, bilinmez.

- O dönem dünyayı yönetenler 2008 krizine bir yıl süreyle müdahale edecek yöntem bulamadılar. Belki bu kez oradan da kazanılan tecrubenin etkisiyle daha hızlı davranabilir ya da merkez bankaları strateji değişikliğini öyle ayarlar ki, treni raydan çıkarmadan bunu gerçekleştirirler.

- Ama varlık balonunun iyice şiştiği, enflasyonun eli kulağında olduğu ve bunun da önümüzdeki dönemde bir aşamada balonu patlatabileceğini hesaba katmak gerekiyor.

SONUÇ: “Başarı kadar başarısızlığa uğrayan bir şey yoktur.”

G.K. Chesterton

 

ÖNE ÇIKAN HABERLER
Yukarı